2011 Yılı Türkiye Ekonomisi: Makroiktisadi Değerlendirme

0
911

Küresel kriz sonrası Türkiye ekonomisi,  yüksek büyüme oranı, istihdam artışı, sürekli iyileşen kamu finansman dengeleri ve güçlü bankacılık yapısı ile birçok ülkeden pozitif yönde ayrışmıştır.

İktisadi Büyüme

Türkiye ekonomisi ise 2010 ve 2011 yıllarında yüksek büyüme oranlarını gerçekleştirmiştir. 2010 yılında yüzde 9 büyüyen Türkiye ekonomisinin 2011 yılının 9 aylık göstergelerine göre yüzde 9,6 büyümüştür.

Türkiye ekonomisi kriz sonrası dönemde özel sektör dinamizmi ile çok güçlü bir büyüme sürecine girmiştir. 2010 ve 2011 yıllarında özel sektör sabit sermaye yatırımları ve özel tüketim büyümenin motoru olmuştur. Küresel krizin etkisiyle 2009 yılında daralan Türkiye ekonomisi 2010 yılında yüzde 9, 2011 yılının I. çeyreğinde yüzde 12, II. Çeyreğinde yüzde 8,8 ve III. çeyreğinde ise yüzde 8,2 büyümüştür. 2011 yılının IV. Çeyrek büyüme oranı ise Nisan 2012’de açıklanacaktır. 2011 yılının Ekim ve Kasım ayları sanayi üretim endeksi ve kapasite kullanım oranlarına bakıldığında 2011 yılının son çeyreğinde de yüksek büyüme oranının gerçekleşmesi beklenmektedir.

2010 yılında büyümeye, özel tüketim ve özel yatırımlar 10,1 puan, stoklardaki artış 2,4 puan, kamu ise 0,8 puan katkıda bulunmuştur. Net ihracat büyümeyi 4,4 puan aşağıya çekmiştir. Dış ticaret dengesindeki iyileşme büyümeyi de olumlu etkileyecektir. 2011 yılının ilk 9 ayındaki büyümeye özel tüketim, özel sektör sabit sermaye yatırımları, kamu yatırım ve tüketimi olumlu katkı yaparken net ihracat negatif etki yapmıştır. Özel sektörün sabit sermaye yatırımlarının yüzde 70 den daha fazla artış göstermesi büyümeye ve istihdama olumlu katkı gerçekleştirmiştir.

Enflasyon Oranı

Küresel kriz sonrasında ki ekonomik toparlanma ve yüksek emtia fiyatlarıyla beraber gelişmekte olan ülkelerde enflasyonda artırmıştır. Türkiye’ de 2011 yılının üçüncü çeyreğinde özellikle doviz kuru gelişmelerine bağlı olarak temel enflasyon göstergeleri yükseliş göstermiştir. Bu gelişme esas olarak temel mal fiyatlarındaki artıştan kaynaklanırken, hizmet enflasyonunun ana eğilimi göreli olarak daha ılımlı seyretmiştir. Türk lirasındaki değer kaybının temel mal fiyatlarının bütün alt gruplarını etkilerken, hizmet grubunda sadece ulaştırma hizmetleri üzerinde etkili olmuştur. 

Grafik 1: Enflasyon Oranları

Kaynak: www.tuik.gov.tr 

Enflasyon oranındaki artışa emtia fiyatlarındaki artışla beraber güçlü iç talep, Türk Lirası’ndaki değer kaybı ve yılın son çeyreğinde yapılan vergi artışları etkili olmuştur.

2011 yılında yüzde 10,45 olarak gerçekleşmiş ve hedeflenen oranın üzerinde kalmıştır.  

İstihdam

Tüm dünyada küresel krizin en yıkıcı etkisi istihdam üzerinde gerçekleşmiştir. Uluslararası İş Kurumu (ILO)  istatistiklerine göre, 2007 yılı sonunda dünya ki işsiz sayısı 177 milyon iken 2011 yılında ise 203 milyon kişi işsizdir. Türkiye istihdam konusunda da diğer ülkelerden ayrışma göstermiş ve işsizlik oranları azalmıştır. 

Kamu Dengesi

2002 yılından günümüze kadar süren ve devam eden mali disiplin ve etkin kamu borç yönetimi sayesinde AB tanımlı brüt kamu borç yükü, AB-27 ortalamasının altına çekilmiş, net kamu borç stokunun milli gelire oranı azalmış, faiz harcamalarının vergi gelirlerine oranı düşmüş ve borcun vade ve döviz kompozisyonunda önemli iyileşmeler sağlanmıştır. Bu iyileşme, 2009 yılında krizin etkisi ile bozulmuş genel bütçe açığının GSYH’ya oranı yüzde 5,5’e yükselmiştir. Alınan tedbirler ile 2010 yılında bütçe açığının GSYH’ya oranı yüzde 2,9’a gerilemiştir. 2011 yılında ise bu oran yüzde 1 civarındadır. Kriz öncesi yüzde 39,9 olan brüt kamu borç stokunun GSYH’ye oranı krizle beraber 2009 yılında yüzde 46,1’e yükselmiştir. Bütçe disiplini ile 2010 yılında brüt borç stokunun GSYH’ya oranı yüzde 42,2’ye gerilemiştir. Bu oran 2011 yılında yüzde 39’lara inmiştir.

Cari Açık

2011 yılında da ülkemizde cari işlemler açığı önemli bir sorun olmaya devam etmektedir. 2010 yılında GSYH’nin yüzde 6,5’i olan cari açık, 2011 yılında daha da artmıştır. Yüksek cari işlemler açığının konjonktürel ve yapısal nedenleri bulunmaktadır. Konjonktürel sebepler arasında, Arap Baharı nedeniyle dış ticaret fazlası verdiğimiz bazı ülkelerde yaşanan siyasi sorunlar ve Euro bölgesindeki borç krizidir.

Global emtia fiyatları 2011 yılında yüzde 26 artış göstermiştir. Özellikle enerji fiyatlarındaki yüksek artışlar Türkiye’nin dış ticaret dengesini olumsuz etkilemektedir. Petrol varil fiyatı 2009 yılında ortalama 61,1 dolarken 2010 yılında 77,2 dolara çıkmış ve 2011 yılında da ortalama petrol fiyatı 115 dolara yükselmiştir. Enerji konusun da dışa bağımlı olan Türkiye için bu durum dış ticaret dengesini olumsuz etkilemiştir. 

Sonuç

2011 yılı dünya ekonomisi için belirsizlikler ve risklerin yoğun yaşandığı bir yıl olmuştur. 2011 yılı Türkiye ekonomisi için büyüme, istihdam, bütçe dengesi ve bankacılık sektörün de olumlu gelişmeler yaşanmışken enflasyon ve cari açık konusunda problemli bir yıl olmuştur. 

 

Dr.Nazende Özkaramete Coşkun

Bilkent Üniversitesi

 

Kaynak: SDE

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.