ABD ile Çin Arasındaki Ticaret Savaşı

Uluslararası Piyasalar Nasıl Etkilenecek?, Ticaret Savaşları ABD ve Çin’i Nasıl Etkileyecek

0
350

Araştırmacı Nurettin Akçay ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşlarını değerlendirdi.

ABD Başkanı Donald Trump’ın 8 Mart tarihinde “Ticaret savaşları iyidir” açıklaması ile başlayan Çin-ABD gerilimi, 6 Temmuz’da ABD’nin ithal ettiği 34 milyar dolar tutarındaki Çin ürününe ek gümrük vergisi getirildiğini ilan etmesiyle “Ticaret Savaşları”na evrildi.

Savaşa Doğru

Karşılıklı vergi artırımlarına giden iki ülkenin şu an itibariyle geri adım atma gibi bir niyetleri bulunmuyor. Çin tarafı arayı bulmaya çalışmakla birlikte, “tehditlerin işe yaramayacağını ve tarifelere aynı oranda ve aynı sertlikte karşılık vereceklerini” ifade ediyorlar.

Nisan ve Mayıs aylarında iki ülke gerilimi bitirmek için birçok kez bir araya gelirken, ABD tarafının sert istekleri nedeniyle görüşmeler tıkandı. Karşılıklı vergi artırımlarıyla ekonomileri zarar gören iki ülke Ağustos ayının son günlerinde uzlaşı sağlamak ümidiyle yeniden bir araya gelecek.

Savaşın Sebepleri

Çin dünyanın en büyük ikinci ekonomisi ve ABD hegemonyasını bitirebilme ihtimali görülen tek ülke.

Çin sadece ekonomik olarak değil, askeri, teknolojik ve politik güç olarak da ABD’nin karşısında durmaya çalışıyor. Sürekli geleceğe dair hedefler ortaya koyarak ileride ABD ve Çin arasında bir güç geçişi olacağının da işaretlerini veriyor.

Özellikle Çin’in yapay zeka alanında yaptıkları Çinlilerin yeni bir dünya oluşturmak istediklerinin en güzel örneklerinden biri. Fakat özel olarak baktığımızda ABD’nin ticaret savaşlarındaki şu anki hedefi 375.5 milyar dolar gibi devasa ve Çin lehine olan ticaret açığını düşürmek.

2017 yılında ABD’nin Çin’e ihracatı yaklaşık 130 milyar dolardı.

ABD’nin en büyük üç ihracat kategorisini; uçak (16 milyar dolar), soya fasulyesi (12 milyar dolar) ve otomobil sektörü (11 milyar dolar) oluşturmaktadır.

Çin’in ABD’ye ihracatı ise 506 milyar dolar civarında ve ihracatın çoğunluğunu elektronik, makine ve giyim sektörü oluşturmakta. ABD normal yollardan bu devasa ticaret açığını kapatamayacağını çok iyi bilmekte. Çünkü Amerikan şirketleri, Çin’in düşük maliyetleri ile mücadele edemez. Amerikalılar da “Made in USA” ye daha fazla para ödemeye istekli görünmezken, ABD yönetimi ek vergilerle bu açığı kapatmaya çalışmakta.

Öte yandan Çin’in 2015 yılında ilan ettiği “Made in China 2025” stratejik planı da ticaret savaşlarının en büyük sebeplerinden biri. 2025 planı Çin için çok önemli bir konu ve ABD de bu planın kendisi için hayati riskler taşıdığını düşünüyor. Stratejik plan Alman endüstrisi 4.0’dan esinlenerek “Çin sanayisini kapsamlı bir şekilde geliştirmeye yönelik bir girişim” olarak tanımlanmaktadır.

Çin’in amacı ülkeyi; robotik, ileri bilgi teknolojisi, havacılık ve yeni enerji araçları gibi gelişmiş endüstrilere hükmeden yüksek teknolojik bir güce dönüştürmek. ABD ise riskin farkında ve Çin’in emellerinin önüne geçmek için, yayınladığı gümrük tarifelerinde genellikle 2025 stratejik planı için önemli ürünleri hedef almakta.

Bunların da ötesinde en son ilan edilen ABD ulusal güvenlik stratejisi ile beraber ABD; Rusya, Kuzey Kore ve İran’ın dışında Çin’i de kendisine öncelikli tehdit olarak tanımlamıştı. ABD ulusal güvenlik stratejisi gereğince hedefe koyduğu 4 ülkeyi ya istediği çizgiye çekecek ya da bu ülkeleri kaosa sürükleyecek.

Çin ticaret savaşlarıyla, Rusya diplomatik baskıyla, Kuzey Kore müzakerelerle, İran ise ekonomik baskı ve iç sorunlarla yola getirilmeye çalışılıyor. ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford, Eylül 2017’de Senato Silahlı Kuvvetler Komitesi’ne yaptığı açıklamada Çin’in 2025 yılına kadar ABD için en büyük tehlike olmasını beklediğini söylemişti. Yine CIA’nın Doğu Asya Şefi Yardımcısı Michael Collins Aspen Güvenlik Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Çin ile mücadelemizi “Soğuk Savaş” olarak nitelendiriyorum ve Çin bizim için Rusya’dan çok daha büyük bir tehdit” demişti. Tüm bunları bir araya getirdiğimizde Çin’in ABD için nasıl bir tehdide dönüştüğünü anlamamız daha da basitleşecek ve ABD’nin Çin’i neden baskılamaya çalıştığını daha rahat anlayabileceğiz.

Ticaret Savaşları ABD ve Çin’i Nasıl Etkileyecek

Çin’de muhalif basın dediğimiz olgu bulunmadığı için Çin-ABD ticaret savaşlarıyla ilgili Çin’in ne tür dezavantajları olduğuna dair yazı ve yorumlarla karşılaşamıyoruz. Öte yandan Çin’in Global Times, Xinhua, People’s Daily, CCTV gibi devlete ait yayın organlarında konu sürekli işleniyor. Buralarda yer alan eleştiriler ise genellikle ABD ve Trump’a yönelik eleştiriler oluyor. Çin tarafının olaya bakış açısı genellikle Çin’in Trump’ın baskılarına boyun eğmemesi yönünde. Xi Jinping’in ticaret savaşlarında elinin güçlü olduğunu ifade eden Çinli yazar ve akademisyenler Trump’ın ve ABD’nin de Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in duruşunu ciddiye alması gerektiğini belirtiyorlar. Çin halkı ise son yaşanan gelişmelerden dolayı ulusal anlamda gururlanıp kendilerine ciddi bir güven kazandılar. Fakat halk olası bir Ticaret savaşının Çin’in faydasına olmayacağını ve ülkelerinin ciddi kayıplar yaşayabileceğini de düşünmekte.

Kar zarar açısından baktığımızda ise son açıklanan rakamlar ile ABD ticaret açığının büyümeye devam ettiğini görmekteyiz.

Açıklanan verilere göre ABD’nin ticaret açığı Haziran ayında 43,3 milyar dolardan 46,3 milyar dolara yükseldi.

ABD’nin Çin’e olan ticaret açığı ise bir önceki aya göre 300 milyon dolar, Haziran 2017’ye göre ise 1 milyar dolar arttı.

2018’in ilk altı ayında Çin’le olan ticaret açığı ise bir önceki yılın ilk altı ayına göre 171.1 dolardan 185.7 milyar dolara yükseldi. Bu rakamlar ABD’nin tüm çabalarına rağmen hedefini gerçekleştiremediğini gösteriyor.

Öte yandan güçlü ekonomisine rağmen ticaret savaşından Çin’in de zarar gördüğünü biliyoruz. Örneğin Çin hisse senetleri geçtiğimiz 5 ayda piyasa değerinden yaklaşık 2 trilyon dolar kaybetti. Bu gelişmeler sonunda Çin dünyanın en büyük ikinci borsası olma unvanını kaybetti. Gelişmeler iki tarafın da bu savaştan zararlı çıkabileceğini iki tarafın da kayıplarının büyük olacağını gösteriyor. Bununla birlikte Çin pazarı çok uluslu şirketler için çok büyük ve önemli fırsatlar barındırıyor.

Birçok ABD’li firmanın Çin pazarını terk etme güçleri bulunmuyor. Örneğin General Motorsgeçen yıl Çin’de 4.04 milyon araç satarken Amerika’da sadece 3 milyon araç satabildi. Amerikan ekonomisi durgun seyrini sürdürürken, Çin ekonomisi hala çok hızlı büyüyor. Bu da Çin pazarının devasa şirketler için önemini daha da arttırıyor.

İki tarafın da bu savaşta avantajları ve dezavantajları bulunuyor. Örneğin iki ülkenin devasa şirketleri de ABD ve Çin pazarlarından çekilmek istemeyecektir. Özellikle Çin için ABD pazarı hayati öneme sahip bir pazar. Kamuoyunda her ne kadar Çin’in başka ülke pazarlarına yönelebileceği ifade edilse de böyle bir şey söz konusu olamaz. Dünya üzerinde Çin’in 506 milyar dolarlık ürününü ihraç edebileceği başka bir ülke bulunmuyor.

ABD’den Siyasi Riyakarlık: Bir yandan savaşıp diğer yandan Çin pazarını besliyor.

Çin ve ABD arasındaki gerilim devam ederken, geçen haftalarda gündeme bomba gibi bir haber düştü. Çin’le olan devasa ticaret açığını bahane ederek Çin’e ticari savaş ilan eden Trump’ın bir anda 2020 seçimlerine ait kampanya bayraklarını dahi Çin’de hazırladığını gördük. Bu durum pek çok çevre tarafından siyasi riyakarlık olarak yorumlandı. Bayraklarını bile Çin’e hazırlatıp ticaret açığı için dünyayı iktisadi anlamda kaosa sürükleyen bir ABD yorumları yapıldı. Tartışmalara konu olan fotoğraf Çin’in Anhui Eyaletinde bulunan Jiahao Flag Co. Ltd. isimli bir şirkette çekildi. Bayrakların üzerinde ise “Trump 2020 Keep America Great” yazıları bulunuyordu. Konunun ajanslara ve sosyal medyaya yansıması sonrasında ciddi tartışmalar yaşandı. Trump’ın seçim kampanya şefi Michael Glassner daha sonra yaptığı açıklamada, bayrakların Çin’de üretildiğini reddederek bayrakların yüzde 100 USA malı olduğunu söyledi. Fakat ortada fotoğraflar vardı ve konu basit bir açıklamayla kapatılacak gibi değildi.                                                                                                                    Jiahao Flag’in yöneticilerinden biri ise bir açıklama yaparak, alıcılarının yurtdışında bulunduğunu fakat Trump’ın resmi kampanyası ile bağlantılı olup olmadıklarını bilmediklerini söyledi. Tüm yalanlamalara rağmen ortada fotoğraflar ve videolar bulunuyordu ve bu fotoğraf bile tek başına ABD’nin ne kadar bencil ve iki yüzlü ve kendinden başkasını düşünmeyen bir politikaya sahip olduğunu bizlere gösterdi.

Uluslararası Piyasalar Nasıl Etkilenecek?

Açıkçası tüm dünyayı etkileyecek büyük bir fırtına geliyor ve fırtınanın adı “Ticaret Savaşları”. Bu fırtına özellikle gelişmekte olan ülkeleri etkileyecek. Fitch tarafından yayınlanan raporda iki ülke arasındaki gerginliğin küresel büyüme hızı üzerinde daha önce tahmin edilenden daha fazla etki yapabileceği belirtildi.

ABD vergi vakfının hesaplarına göre ise eğer tüm tehditler hayata geçerse ABD ekonomisi uzun vadede büyümede yüzde 0.44 oranında ödün vermiş olacak. Bütün dünya ülkeleri şu an en az zararı nasıl görürüm hesabını yapıyor. Türkiye de dâhil Amerika ve Çin’le iş yapan bütün ülkelerin para birimlerini çok yakından ilgilendiren ve bunlar üzerinde olumsuz bir etki yaratacak çok önemli bir değişim döneminin başındayız. ABD’nin son hamleleriyle birlikte, Trump’ın hiç de blöf yapmadığını sözlerinin arkasında durduğunu, seçim meydanlarında söylediği her şeyi teker teker hayata geçirdiğini ve bundan dolayı da taraftar toplamaya başladığını gördük.

Trump giderek inandırıcılığını arttıran bir siyasi figüre dönmeye başladı. Özellikle Çin’e karşı duruşunda, hiç de şaka yapmadığını, ticareti ülkesinin lehine çevirecek adımları atmakta sakınca görmediğini bütün dünya anlamış oldu. Çin Trump’ın saldırgan tavırlarına karşılık daha itidalli davranmaya çalışıyor fakat eğer görüşmeler olumsuz geçer ve Çin de dozajı arttırmaya karar verirse o zaman kıyamet kopacak.

Sonuç olarak

ABD’li siyaset bilimci Graham Tillet Allison’ın geliştirdiği tezle meşhur olan “Tukidides Tuzağı” kavramını Çin-ABD gerilimine çok rahat uyarlayabiliriz. Yükselen bir güç sisteme barışçıl yollarla entegre edilmez ve pastadan gerekli payı alamazsa savaş kaçınılmazdır.

Son 500 yılda 16 kez yükselen güçlerle süper güçler karşı karşıya geldi. Bunların 12’si savaşla sonuçlandı.

İki dünya savaşı da Almanların güçlenmesi fakat sisteme entegre edilmemesi sonucunda ortaya çıkmıştı. ABD iki kez bu tehlikeyi savaşsız fakat sancılı bir süreç sonucunda engellemişti. İlkinde İngiltere’den süper güç sıfatı alınmış ikincisinde ise SSCB diskalifiye edilmişti. ABD ve dünya için yeni sınav Çin. Çin her geçen gün daha da güçleniyor ve gücü oranında siyasi imtiyaz istiyor. ABD ise Çin’e üst perdeden sesleniyor.

Ticaret savaşlarıyla Çin’i devre dışı bırakma girişiminin startı verildi.

Çin; Afrika, Ortadoğu, Latin Amerika ve Avrupa’da önemli hamleler yaptı. Teknolojik ve askeri açıdan rakibiyle arasındaki uçurumu kapatmaya çalışıyor. Çin, ABD’yi doğrudan karşısına almasa da birçok mecrada bilek güreşi halinde. ABD ise Çin’i sıkıştırıp hata yapmaya zorlayacak. Yeni soğuk savaş nereye varır kestirmek zor fakat Çin’in artık non-intervention policy’i revize etmesi gerekmekte. Zira Çin de bu politikanın sürdürülebilir olmadığını ve ABD ile savaşta bu kadar sessiz kalmanın iyi olmayacağını biliyor.

Kaynakça

Nurettin Akçay

http://www.diplomatikstrateji.com

Shanghai Üniversitesi Global Studies Phd/ Doktora Uzmanlık Alanı: Çin-Türk ilişkileri, Çin’in Dış Politikası ve Çin’in Ortadoğu Politikası

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.