Alevler Arasında İngiltere

0
73

İngiltere 6 Ağustos cumartesi gününden bu yana son 26 yıldır yaşamadığı türden bir çatışma ile karşı karşıya. Londra’nın kuzeyindeki Tottenham bölgesinde Mark Duggan adlı siyahî bir vatandaş 4 Ağustos Perşembe günü polis kurşunu ile öldürüldü. Bu olayı protesto etmek için Duggan’ın ailesi ve arkadaşlarından oluşan 300 kişilik bir grubun Tottenham Polis Karakolu önünde düzenlediği barışçıl protesto esnasında 16 yaşındaki bir genç kızın polis çizgisine yaklaşarak sorular sorması ve tepkisini dile getirmesi sonrasında yaklaşık 15 polis memuru tarafından dövülmesi ile göstericiler ve polis arasındaki çatışmanın fitili ateşlenmiş oldu. Londra böylesi bir olayı 1985 yılında yine Tottenham’da yaşamıştı, polisin bir eve operasyon düzenlediği sırada bir kadının kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmesi ile başlayan olaylarda bir polis bıçaklanarak ölmüş ve 60 polis yaralanmıştı.[1]

Polise ateş ettiği iddiası ile öldürülen Mark Duggan’ın bir çete lideri olduğu yönünde yapılan haberler ailesi ve arkadaşları tarafından reddedilirken, Polisin Duggan’ın kendilerine ateş ettiği iddiasının aksine olay yerinde yapılan balistik incelemenin sonucunda bulunan iki kurşununda polise ait silahtan çıktığı açıklanmıştır. Zaten olayın görgü tanıkları da Duggan’ın yere yatıp teslim olduğunu silahını hiç çıkarmadığı yönünde ifadelerde bulunmuşlardır. Duggan’ın yakın çevresi ile yapılan görüşmelerde onun dört çocuk babası birisi olduğu, şiddet yanlısı olmadığı ve hiç kimseyi incitmediği yönünde ifadeler kullanmaları ise dikkat çekici bir unsur olmuştur[2]. İngiltere’de polisin yabancı uyruklu vatandaşlara karşı uyguladığı sert tavır hemen hemen her kesim tarafından dile getirilmektedir. Londra’nın gettosu sayılabilecek Tottenham bölgesi ekonomik olarak oldukça zayıf ve işsiz sayısının oldukça yoğun yaşadığı bir bölge olarak dikkat çekiyor. Ayrıca göçmen nüfusun yoğun olarak yaşadığı bu semtte, sosyal yabancılaşma bu tür olayların yaşanmasının en büyük nedeni olarak görülüyor. Bu arada Tottenham’da tansiyonun yükselmesinin, Olimpiyat Oyunları’nın kentin birçok bölgesine getirdiği imkânların, Tottenham’dan esirgenmiş olmasıyla ilgili olabileceği de konuşuluyor. Bu semtin sakinlerinin haksızlığa uğramışlık hissinin bu nedenle daha da arttığı belirtiliyor. Tottenham, 2012 Olimpiyatları’nın yapılacağı yere yalnızca sekiz kilometre uzaklıkta bulunuyor.

Cumartesi gecesi başlayan olaylar neticesinde hükümetin geç harekete geçmesi İtalya’da tatilde olan İngiltere Başbakanı David Cameron’ın ancak olaylar başladıktan 2 gün sonra pazartesi günü Londra’ya dönmesi oldukça eleştirilmiştir.

Londra’ya döner dönmez güvenlik kabinesi toplayan Cameron 6 bin polisin görev yaptığı Londra’da polis sayısının 16 bine çıkarılacağını belirtirken, yaşanan olayları kanun ve nizam çerçevesinde sonlandırılacağını ve suçlularında muhakkak cezalandırılacağının da altını çizdi. Şiddet olaylarına karşı alınacak önlemlerin tartışıldığı güvenlik zirvesinde gösterilerin sürmesi halinde polisin plastik mermi ve tazyikli su kullanması, polisin yanı sıra askerin müdahalesi seçenekleri gündeme geldi. Ancak İngiltere İçişleri Bakanı Theresa May’in tazyikli su kullanımı ve askerin müdahalesi konularına şiddetle karşı çıktığı bilinmektedir. Şayet gerçekleşirse İngiliz polisi tarihinde ilk kez toplumsal olaylarda plastik mermi kullanmış olacak. 9 Ağustos akşamı itibariyle İngiliz polisi 525 kişinin gözaltına alındığını duyurdu.[3]

Londra’da kuzeyinde başlayan yağma ve kundaklama olayları dördüncü gününde Liverpool Manchester, Birmingham ve Bristol kentlerine de sıçradı. Gösterilerin başladığı ilk günlerde halkın ekonomik belirsizlik, işsizlik gibi nedenlerden dolayı tıpkı Arap ülkelerinde yaşanan olayların (Arap Baharı) bir benzerinin İngiltere’ye sıçradığı şeklinde yorumlar yapılmıştı. Ancak yağma olaylarının gittikçe yaygınlaşması, İngiliz gençlerin Arap yaşıtlarından farklı olarak kalıcı bir çözüm için reform istemek gibi bir amaçlarının olmadığı kaos ortamı oluşturup bundan faydalanmak istedikleri anlaşılmaktadır. Bu duruma dair dikkat çekici yorumlardan biri İngiliz gazeteci Toby Young tarafından yapıldı. Young, “Ortadoğu’nun gençleri özgürlükler için ayaklanıyor, Londra gençliği ise HD ready özellikli 42 inç plazma TV için” cümleleri ile İngiltere’nin Arap Baharı’nın fikri etkisinden ne kadar uzakta olduğunu çarpıcı bir şekilde ifade etmiştir. Yine bir Independent yazarının yaşananları özetlediği şu cümleleri de hayli dikkat çekici: “Bugünkü olaylar, fırsatçıların günümüzün manasız tüketim çılgınlığına uyan bir ölçüde yağmalamalarıyla tanımlanıyor. Yağmacıların girdikleri dükkânlarda kendi beden ölçülerine uyan ürünleri aldıkları, istedikleri markaları bulabilmek için raflar arasında gezindikleri de göze çarpıyor. Bu, yağmayla alışverişin buluştuğu nokta. Bir görgü tanığının tarif ettiği gibi, yoksul mahallelerin derinliklerinden gelen bir çığlıktan çok, yeni bir çift spor ayakkabıya sahip olma fırsatı.”[4]

İngiltere önümüzdeki günleri oldukça zor geçireceğe benziyor. Olayların seyrinin hükümetin tavrını belirleyeceği bu süreçte şiddetin dozunun artması şüphesiz gerçekleşmesi arzu edilen en son seçenek olacaktır. İngiliz polisinin ve hükümetinin sağduyulu davranarak çözüm için makul bir yöntem izlemesi gerekmektedir.

 

Amine Yazıcı

SDE Asistanı

 

Kaynak: Stratejik Düşünce Enstitüsü(SDE)

 


[1]BBC Arşivinden 1985 Tottenham Ayaklanması http://www.bbc.co.uk/turkce/multimedya/2011/08/110808_vid_london_riots_1985.shtml (09.08.2011)

[2]Mark Duggan: Gangster, Family man, or Both, http://www.thefirstpost.co.uk/82777,people,news,was-mark-duggan-the-man-whose-death-triggered-the-tottenham-riots-a-gangster-family-man-or-both (09.08.2011)

[3]İngiliz Polisinden Sert Tedbirler, http://www.ntvmsnbc.com/id/25240074/ (09.08.2011)

[4]İsyan Değil Yeni Bir Spor Ayakkabı Yağması, http://www.ntvmsnbc.com/id/25239862/ (10.08.2011)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.