Arap Baharı! Mı?

0
66

Ne baharmış? Tüm dünya da, dengeleri değiştiren ve taşları yerinden oynatan, bambaşka mevsimleri getiren Yalancı Arap Baharı…

Tunus’da başladı her şey. Yaşanılanların dayanılmaz olduğu ve halkın yıllardır ateş üstünde olduğu, kıvılcımın çakmasını beklenen an gelmişti. Atılan tek kıvılcımın sonuçlarının böyle olacağını bilememişti 26 yaşındaki Tunuslu Muhammed Buazizi…

Kendisi gibi yüzbinlerce gencin yapmak isteyip de bugüne kadar yapmaya cesaret edemediği kıvılcımı çakmış ve hayatına son vermişti. Ülkesinde şehit ünvanını almış ve o günden sonra Mısır, Libya, Yemen, Suriye ve dahası…

Şimdi sorulmalı. Bu kıvılcım gerçekten neleri değiştirdi?

Baharın yaşandığı denilen ülkelere gerçekten demokrasi ve özgürlük geldi mi?

Diktatörlerin devrilmesiyle, yeni hükümetlerin ya da Geçici Konseylerin söyledikleri ya da vaad ettikleri, insanları ne kadar memnun etti ya da edecek?

Mutlu olmak isterken özgürlükleri uğruna kanlarını döken binlerce insandan geride kalanlar, şimdi mutlular mı? Huzur içindeler mi? Diye sormak mı gerek…

Libya’da hemen herkes de, her ev de, genci yaşlısında küçük – büyük çaplı silahlar var. Ve şu anda Libya’nın geçici Hükümeti öncelikli çalışmalarının haddinden fazla olan silahların toplatılmasının planladıklarını söylüyorlar. Ama gelin görün ki, bu sadece söylemde kalıyor ve uzun bir süre de öyle kalacak gibi. Zira şu anda insanların güvendikleri tek şey birkaç kilogramlık teneke parçası silahlar. Yönetilmelerinden şikâyetçi olan halkın dikta rejimini yıllarca sürdürdüğü Muammer Kaddafiyi hunharca katledilmesini şimdi kendileri kabul edemiyorlar. Yönetme şeklini şikâyet edenler, kabul etmedikleri o rejim sahibini öldürme biçimleri şimdi kendi içlerinde sorguluyorlar. Ve uzun zaman da bu unutulmayacak ve sorgulanacak bir mesele olacaktır.

Mısır…

Koca Tahrir Meydanını dolduran yüzbinler aradıkları özgür Demokrasi’yi yılların köhnemiş sistemini sonunda zaferle ilan ederek Mübarek’i devirmenin getirdiği heyecanı, yine aynı meydan da milyonlara gösterdiler.

Aradan çok da uzun zaman geçmeden, bu defa beğenmedikleri rejimin başında askeri rejimi gören o yüz binler, bu defa da askeri yönetimin demokrasiye gölge düşürdüklerine inanarak tekrar Tahrir dediler…

Ve şimdi sonuçlar ortada. Mısır’da uzun yıllar kendilerine gelemeyecekleri yorgun ve bir o kadar da isyankâr bir yola koyuldular…

Hatırlıyorum da, yıllar önce Irak’ta Saddam Hüseyin Heykelini deviren ırak halkı sevinç çığlıkları içinde özgürlüklerini! günlerce kutlamışlardı. Kendilerine kucak açan şefkatli Amerikan Askerlerinin dağıttıkları Gıda Paketlerini bayram harçlığı almış çocuklar gibi sevinçler bağırlarına basıyorlardı. Onlara göre bu bir dostluk ve minnet göstergesiydi! Yıllar boyu kendilerini sömürecek ve binlerce insanın öleceği bir döneme girdiklerinden bihaber dardılar…

Sonuçları ise ortada.

Yetim kalmış yüz binlerce çocuk. Eşlerini kaybetmiş binlerce kadın.

Geri dönüşü olmayan bir daha toparlanmayacak ve o psikoloji ile büyüyecek, her gece başlarını yastığa koyduklarında akıllarından çıkaramayacakları, gözlerinin önünden bir film şeridi gibi geçecek kararmış zihinler…

Irak mevzusunu hatırlatmamın sebebi, aynı mantıkla yola çıkmış Arap Yarımadasının da sonlarının bu şekilde olmalarından korktuğumdur.

Tarih boyu Demokrasi özlemi yaşayan Arap Toplulukları, dönem dönem bu tür isyanlara sahne olmuş ancak her defasında dikta rejiminin uyguladığı asi politikalar ve yaklaşımlar yüzünden sonuç alamamışlardı. Şimdi yaşanılanların sonuçları ne yazık ki ciddi ağır kayıplar olmuş ve kendilerince Demokrasi Şehidi adlarına layık görülmüşlerdir.

Kapanması zor olan bu yaraların yıllar boyu konuşulacağını da göz önünde bulundurarak, aynı yaraların farklı zamanlarda tekrar açılıp deşilmemesi ve aynı yaraların yaşanmaması dileğiyle…

 

Akif ASLAN

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.