Asya’da Yükselen Türk Yıldız: U.Rıfat KARLOVA

0
149

2006 yılında yapımcılar tarafından Tayvan’da yolda yürürken keşfedilmesi ile birlikte, 2009 yılında Tayvan’da Tayvan Star yarışmasında birincilik ödülünü almasının ardından yine aynı yıl RTI Çince konuşma yarışmasında en yaratıcı sahne ödülünü alan UĞUR RIFAT KARLOVA; Asya’nın en aranan yabancı komedyeni, oyuncusu, showman’i ve sunucusu olmuştur. Her geçen gün Asya’da yıldızı daha da çok parlayan Karlova; sahneye her çıkışında Türkiye’yi ve Türk Kültürünü tanıtmayı kendisine adeta bir görev edinmiştir. Asya gibi büyük coğrafyada ekibi ile yaptığı çalışmalarda ülkemize önemli bir katkı sağlamaktadır. Bizde okuyucularımız için kendisinin bilinmeyen yanlarını, daha önce medyaya yansımayan düşüncelerini, yaptığı ve yapacağı çalışmaları kapsayan bir söyleşi gerçekleştirdik. Kendisine keyifli ve bilgilendirici söyleşi için cafebabel ailesi olarak teşekkürlerimizi iletiyor ve başarılarının devamını diliyoruz.

Uğur BAKICI: Rıfat Karlova’nın Tayvan’da keşfediliş hikâyesini okuyucularımız ile paylaşabilir misiniz? Sokakta reklam teklifi geldiği yönünde haberler çıkmıştı. Daha sonrasında neler oldu da kendinizi bir anda set ve sahnelerde buldunuz?

Rıfat KARLOVA: 2006 senesinde sokakta bir ajans tarafında çevrilmiştim ve bu sayede ilk olarak bir belgesel filminde rol aldım. Aslında bu tür bir teklifin sokak ortasında geleceği hiç aklıma gelmemişti çünkü daha Tayvan’da yeniydim ve çevremi henüz tanıyordum. Bu teklifin ardından geçmişte olan eğlence endüstrisi ve turizm gibi bir dünyadan geliyor oluşum sayesinde kendime yavaş yavaş yer açmaya başladım. İlk adımı attıktan sonra Asya eğlence sektörünün yapısına uyum sağlamam ile birlikte diğer sahne ve televizyon adımlarını daha sağlam atabildim. Kameraya uzak olsam da aslında şov ve sahneye yakın bir yaşamım olduğu için özellikle Televizyon kısmında kendimi daha rahat gösterme fırsatı buldum ve iyi ki de buldum. Sonrasında zaten içine çekildiğiniz bu dünyada yok olmak ya da silinmek seçeneklerini seçmek durumunda kalıyorsunuz. Bende yok olmak istemediğim için daha fazla kendimi göstermeye başladım ve bugüne kadar birçok şovda yer aldım.

Uğur BAKICI: Siyaset Bilimi üzerine eğitim alırken stand up’ı seçme nedenleriniz nedir?

Rıfat KARLOVA: Stand up’ın herhangi bir bölüme bağlı olduğunu düşünmüyorum açıkçası. Ben ciddi bir eğitim altyapısından gelsem de hikâyelerim ve bunları paylaşabileceğim doğru ortamı Tayvan’da bulduğum için açıkçası bir meydan okumaya giriştim. Çünkü bir yabancının başka dilde ciddi anlamda sahne alması çok kolay değil. Bu yüzden ilk başlarda alışmak için kısa sürelerle insanların karşısına çıktım. Uzun seneler aslında Stand Up’a benzer Almanca gösterileri turistlere yapıyordum ve genelde doğaçlama olarak insanları güldürüyordum. Tayvan ise yaşadığım yerde bir Komedi Kulübünün olması sayesinde beni sahneye doğru çekmeye başladı ve ben de tüm eski yeni birikimlerimi, hikâyelerimi bu sahneden insanlarla paylaşmaya başladım. Zamanla hem kendim hem de oyunların içerikleri geliştikçe ortaya çok zevkli işler çıkmaya başladı. Şimdi Çin’de yüzlerce hatta bazen Tv’de milyonlarca izleyeni güldürebilecek bir dünyaya açıldım.

Uğur BAKICI: Eğitim olarak Avrupa’yı değil de Tayvan’ı seçmenizdeki etkenler nelerdir?

Rıfat KARLOVA: Açıkçası Avrupa’nın doyduğunu düşünüyorum. Türkiye olarak yılladır Avrupa etkisindeyiz ve Avrupa’da okuyan çok insanımız var. Avrupa her ne kadar kültürel ve ekonomik olarak güçlü bir gölge olsa da ben yeni adımlar atmak için Tayvan’ı seçtim.  2001 senesinde Uzakdoğu’yu ve Çin’i biz Türkler için halen tam olarak keşfedilmemiş bir dünya olarak gördüm ve ikinci üniversitemi Ankara’da Çince bölümünde okumaya karar verdim. Sonrasında da Tayvan bursu ile bu güzel adaya geldim ve Çinlilerin dünyasını yakından tanımaya başladım. Tayvan hem kaliteli eğitim sunması, hem de Kıta Çin’e olan yakınlığının yanında güvenli yaşamı ve kaliteli sosyal ortamı sayesinde beni kendisine çekti. Şu anda burada bulunmaktan ve eğlence dünyasında adım atmaktan inanılmaz mutluyum.

Uğur BAKICI: Rıfat Karlıova adı Çin’de giderek daha fazla tanınmasına, bilinmesine rağmen Türkiye’de neden çok bilinmiyor?

Rıfat KARLOVA: Bunun sebebi Türkiye olarak sürekli gözümüz batıda ve ne yazık ki doğu’da yaşananları ya hiç bilmiyoruz ya da çok geç haberimiz oluyor. Mesela ben Hollywood’da veya Avrupa’da bu kadar iş yapmış olsaydım şu anda medyamız yıkılıyor olurdu. Çin’in dünyanın yeni ekonomik ve siyasi gücü olma yolunda ilerlediği bir çağdayız ve bu dev ülkeye gereken önemi yeni yeni vermeye başladık.  Medyamız ve insanlarımız Doğu’ya daha yakından baktıkça hem Çin’i hem de beni daha yakından tanıyabileceklerini düşünüyorum.

Uğur BAKICI: Bir söyleşinizde; “Uluslararası işler başarmayı hedefliyorum” diye bir demeçte bulunmuştunuz. Başardığınız veya şuan üzerinde çalıştığınız çalışmalarınız var mı?

Rıfat KARLOVA: Küçüklüğümden beri hep daha yukarılara ulaşmak gibi bir hayalim var. Bu hayal aynı zamanda babam için de geçerli. Bu yüzden ben ne yaparsam yapayım sınırlarımın dışına çıkmak istiyorum. Elbette Türkiye’de de güzel işler yapmak isterim ama Türkiye’nin dışına taşan şovlarda ve projelerde olmak ülkemiz açısından da oldukça önemli, o yüzden hedefimi ne yaparsam yapayım kendimi ve ülkemi dünya platformuna çıkarmak olarak belirledim.

Yer aldığım çoğu şov çevre ülkelerde de izlenebiliyor ve bu bana diğer ülkelerdeki insanlara da ulaşmamı sağlıyor. Ayrıca gösterilerime birçok ülkeden seyirciler gelip izliyorlar. Amerika’da yayın yapan “In the Face Radio” ya bir kısa İngilizce oyun gönderdim. 2008 senesinde oynadığım “Faysal Ağabey” dizisi Kore’de en iyi yabancı diziler arasında aday gösterildi. Bunun yanında gösterilerim Kıta Çin’de YOUKU sitesi üzerinden izlenebiliyor.  Hong Kong’da Uluslararası Stand Up yarışmasında ikincilik aldım. Travel and Living kanalı ile bir program çektik ve Mart ayında yaklaşık 30 ülkede izlenebilecek. Ayrıca kısa ve küçük bir rol olmasına rağmen “Black and White” isimli filde oynadım. Bu filmde 2011 yazında Asya’da gösterime girecek.  Daha da güzel ve büyük işler yapılabilir ama gereken ortamın ve desteğin sağlanması gerekiyor. Çünkü ben tek başıma değil profesyonel bir ekibi ile ancak başarıya ulaşabilirim. Bu hedeflerimden bir tanesi çok kaliteli bir gezi programını Türkiye’ye kazandırmak. Ardından ise yeni program formatları ile Türk izleyicisini tanıştırmak. Zamanla çok fazla yabancı yıldızın ağırlandığı şov programlarına yönelmek istiyorum ve yabancı ülkelerdeki ünlü şovmenlerle ortak projelerde yer almak istiyorum. Unutmadan, yakında Türkiye’de “Çin’in Modern Tarihine Yolculuk” isimli kitabım okuyucularla buluşacak. Uzun zamandır üzerinde çalışıyordum, okuyanların beğeneceğine inanıyorum.

Uğur BAKICI:  Stand up üzerine gelecekteki hedefleriniz nelerdir?

Rıfat KARLOVA: Stand up gösteriler benim için bir çıkış noktası. Buradan aldığım elektrik ile diğer projelere daha farklı açıdan bakabiliyorum. Ayrıca stand up sahnesi yeteneklerinizi geliştirmeniz için gereken en önemli noktalardan bir tanesi. Kendinizi ve beyninizi canlı tutmanızı sağlıyor. Televizyon için çok iyi bir hazırlık aşaması ama bu sahneyi çok iyi Televizyona adapte etmeniz gerekiyor. Ben daha büyük Çinli kitlelere gösteriler yapmak istiyorum ve arkamdan gelecek yabancı şovmenler için bir alt yapının kurulmasını hedefliyorum. Benden sonra bu işe girecek kişilerin çok daha başarılı olmalarını ve seyircilerin onlara daha hazır olmalarını istiyorum.

Uğur BAKICI: Neden Çin’ce ve Çin’de mizah? Neden Türkçe ve Türkiye değil?

Rıfat KARLOVA: Daha önce dediğim gibi bu tamamen bir atmosfer meselesi. Ben Almanca çok sayıda komedi içeren şovlar yaptım ve şimdi sıra Çinceye geldi. Türkiye’de Türkçe olarak tam istediğim ortam oluşmadığı için daha önce Türkçe stand up denemedim. Türkiye’deki okul hayatım ve Uzakdoğu’ya gelme planlarım da araya girince açıkçası Stand Up yapmak için özel bir zamanım da yoktu. Ne demişler “Stand up Çin’de dahi olsa gidiniz ve yapınız.” Böyle değildi sanırım.

Uğur BAKICI: Anadilinizin dışında başka bir dilde mizah yapmak nasıl bir duygu?

Rıfat KARLOVA: Başka bir dilde mizah yapmak aslında bir nevi çılgınlık. Çünkü sonradan gelmiş olduğunuz bir ortamı keşfetmek ve bu ortamda insanların nelere güldüğünü çok iyi analiz etmek zorundasınız. Oldukça zor bir iş aslında, kendi dilinizin dışına çıkmak sizi ister istemez kısıtlıyor ama elbette ki yabancı olmanın avantajlarını da kullanabilirsiniz.  Kullanacağınız dilin mutlaka insanlar tarafından anlaşılır olması gerekiyor. En önemlisi ise duygularınızı ve samimiyetinizi kullandığınız dile katmanız lazım. Bunu başardığınız anda istediğiniz dili konuşun insanlar sizi kendilerine yakın bulacaklardır. Gerisi zaten sizin yetenek ve sahne ile olan uyumunuza kalıyor.

Uğur BAKICI: 4 yabancı dil biliyorsunuz, hiç sahnede bu diller karışmıyor mu?

Rıfat KARLOVA: Bazen Çince şovlarımda elbette ister istemez araya Türkçe kelimeler karışıyor, ya da Türkçe konuşurken araya istemeden İngilizce ve Çince kelimeler ekliyorum. Bu çok normal çünkü etrafımda her an bir yabancı dili konuşacak bir ortamım var, bir gün sahnede oyunumu izleyen Almanlar vardı ve ben Almanca konuşmaya başladım. Seyircilerin şaşkınlığı oldukça eğlenceliydi açıkçası.

Uğur BAKICI: Türk stand up çılar ile Çinli stand up çılar arasındaki benzerlikler nelerdir?

Rıfat KARLOVA: Çin’de Stand up komedi batıdaki şeklinden tamamen ayrılıyor. Çinliler daha geleneksel ve senaryo gibi uzun hikâyelere gülüyorlar. Seyirci ile oynamak yok ve komedyen sahnede uzun ve konulu bir hikâye anlatıyor. Seyirci ile bir etkileşim söz konusu. Türkiye’de ve diğer ülkelerde ise parça parça konular seyirciye aktarılıyor. Bel altı espriler hem yabancı ülkelerde hem de ülkemizde oldukça fazla fakat Çinliler özellikle Kıta Çin sahnesinde bu tür bir komedi üretmiyorlar. Hong Kong ve Tayvan ise bu konuda daha cesur. Türk komedyenlerin gözlem yetenekleri oldukça güçlü ve aynı zamanda Türkiye ortamı da oldukça komediye yatkın bir yaşam barındırıyor. Maraş dondurmacısı elindeki demir çubukla şaka yapıyor, lahmacun satan oklava ile. Anlayacağınız bizim için mizah her yere yayılmış durumda. Çinli ise ciddi, günlük hayatında işine konsantre olmuş durumda. Bizler gibi şakacı yapısı fazla yok Çinlilerin ama onları tanıdıkça Çinlilerin dünyasındaki şakalara alışıyorsunuz.

Uğur BAKICI: Size göre mizahta başarı nedir? Kendinizi başarılı buluyor musunuz?

Rıfat KARLOVA: Mizahta başarı aslında tamamen içinizdeki ruhu sahneye yansıtmaktan geçiyor. Doğal olmak, sahneyi hissetmek ve hikâyelerinizi etkili bir dilde kitlenize anlatmanız sizi bu işte bir adım öteye götürecektir. Ayrıca yabancı ülkeleri ve dünya mizahını da takip etmeniz lazım ki yeni hikâyeler üretebilesiniz. Sürekli beyniniz işlem halinde olmalı ve çevrenizde olan biteni her an not edecek bir şekilde hazır beklemelisiniz. Mizahçı hayata 24 saat bağlı ve seyircileri onu destekledikleri sürece başarı da onunla beraber gelecektir diye düşünüyorum. Daha sahneden kovulmadığıma ve Çinlilerden dayak yemediğime göre sanırım şimdiye kadar başarılıyım.

Uğur BAKICI: Türkiye’de tanınmak için yaptığınız veya yapacağınız çalışmalar var mı?

Rıfat KARLOVA: Türkiye’de şu anda bir çalışma grubumuz var ve başında değerli marka mühendisi Ömürden Sezgin bulunuyor. Bu grup ile ortak projeler düşünüyor ve bunları sektörden yapımcılara iletiyoruz. Türkiye’de Ömürden Sezgin’in kurmuş olduğu gruplar sürekli olarak yeni toplantılar yaparak güçleniyorlar. “Renkli Televizyon” isimli bir site kurduk ve buradan Televizyon ağırlıklı olmak üzere yazılar yazarak bu sektörde yer alanlara yabancı ülkelerde edindiğim tecrübeleri aktarıyorum.  Sürekli ne yapabiliriz ve insanlara ne tür yeni şovlar izletebiliriz diye çalışıyoruz. Şu anda demo olarak da elimizde gezi programına dair çalışmalar var. Aynı zamanda planlanmış program formatları ürettik. Fikir olarak yoğun bir paylaşım içerisindeyiz ve doğru kişilerle birlikte çalışmak için bağlantılımızı güçlendiriyoruz. Doğru zemin arayışı içerisindeyiz bunu yarattığımız anda çok güzel çalışmalar olacak.

Uğur BAKICI: Çok zor bir yoldasınız, “Ya başarısız olursam” diye bir korkunuz yok mu?

Rıfat KARLOVA: Eğlence endüstrisini seçiyorsanız bunu göğüslemelisiniz, o yüzden başarısız olmaktan korksanız dahi yılmadan çalışmanız gerekiyor.  Ben başarısızlığı çok aklıma getirmek istemiyorum ama ister istemez insanın ruhunda başarmak arzusu ile başarısızlık korkusu aynı anda geziyor. Belki de bu ikilinin zıtlığı sizi daha fazla işinize konsantre ediyor. Ben farklı bir yol seçtim ve belki de daha önce hiç denenmemiş bir şekilde adımlarımı atıyorum. Ailemin, dostlarımın ve sevenlerimin desteği ile başarısızlık korkusunu bastırıyorum.

Uğur BAKICI: Bu kadar büyük Asya yıldızlarının yanında çalışmak onlarla arkadaş olmak nasıl bir duygu?

Rıfat KARLOVA: Türkiye’de çok tanınmıyorlar ama dünya geneline baktığımız zaman çoğu Çinli olan 2 milyar insana yakın bir kitleye hitap eden isimlerle çalışmak inanılmaz bir duygu. Onların tecrübelerini dinlemek ve sahnede onlarla beraber yan yana olmak bile paha biçilmez. Hepsi çok mütevazi isimler, bazıları ile yakın arkadaşız ve setlerde sohbet ediyoruz. Bir yabancının yanlarında olması da onlar için farklı bir duygu.  Ben bu isimlerin sahnede ve TV’deki her hareketini yakından izliyorum ve onlardan daha fazla şey öğrenmek istiyorum. Benimde bu isimlere desteğim oluyor, programlarına renk getiriyorum ve batı eğlence endüstrisine daha yakınlaşmalarını sağlıyorum.

Uğur BAKICI: Sizin gösterilerinizi izlemek isteyenler ne yapabilirler?

Rıfat KARLOVA: Gösterilerim Çin’in YOUKU sitesinden ve YOUTUBE’dan izlenebilir. Sürekli olarak yeni paylaşımlar yapıyoruz ve bu sayede yeni şovlarımı insanlarla paylaşıyoruz. Ayrıca diğer ünlü siteler olan TUDOU, DAILY MOTION gibi yerlerde de şovlarım yayınlanıyor. Facebook ise diğer bir başka network. Burada hem fan grupları hem kendi profilim herkes tarafından görülebilir. İnsanları eklemekten korkmuyorum çünkü yaptıklarımı sürekli paylaşmayı ve herkesle bağlantımın olmasını seviyorum. Bu sayede beni destekleyen herkesle aramızda bir bağ kurduğuma inanıyorum. Tüm beğenen ve beğenmeyen herkese saygı duyuyorum.

Uğur BAKICI: Son olarak sahnede anlattığınız bir kaç komik hikâyeyi bizimle paylaşır mısınız?

Rıfat KARLOVA: Çinliler biz yabancıların hep birbirine benzediklerini söylerler ve sürekli “ Ya bu yabancılar hep aynı derler.” Biz de Çinlileri hep birbirine benzetiriz fakat sonuçta herkesin kendine has bir özelliği vardır. Ben sahnedeyken Çinlilere soruyorum. “Biz yabancıları hep birbirimize benzetiyorsunuz değil mi?” hepsi Evet diyor. Diyorum o zaman ben aynı Brad Pitt’in  Madem hepimiz aynınız o zaman sorun yok, diyorlar ama sen ona benzemiyorsun. E o zaman yabancılarda demek ki birbirine benzemiyorlar. J Gerisi sahnede. Hepinizi çok seviyorum. Dilerim başarıyı hep birlikte kucaklarız. Çok teşekkür ederim beni köşende konuk ettiğin için.

Uğur BAKICI: Keyifli ve bilgilendirici bir söyleşi için cafebabel ailesi olarak bende teşekkürlerimi iletiyorum.

 

Uğur BAKICI

Fudan Üniversitesi- Şanghay

Çin Politikası ve Diplomasi

Yüksek Lisans Öğrencisi

Cafebabel.com (Avrupa Magazin) Çin temsilcisi

http://china.cafebabel.com/tr/

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.