Bağdat’taki “Demokratik Irak Seçeneğine Bakış Konferansı”ndan Gözlemler I

0
63

30 Kasım – 1 Aralık 2011 tarihlerinde Bağdat’ta Irak Stratejik Çalışmalar Grubu tarafından düzenlenen uluslararası katılımlı “Demokratik Irak Seçeneğine Bakış” isimli konferansa ORSAM’dan Su Araştırmaları Programı Uzmanı Dr. Seyfi Kılıç ve Ortadoğu Uzmanı Bilgay Duman katılmıştır. Bilgay Duman, konferansta “Türkiye’nin 2003 Sonrası Irak’a Bakışı” başlık bir sunum yapmıştır. Türkiye’den 14 kişinin katıldığı konferansa Tunus’tan İran’a, Fas’tan Mısır’a kadar birçok Ortadoğu ülkesinin yanı sıra İngiltere, İrlanda, İsviçre gibi çok sayıda Iraklı mültecinin yaşadığı ülkelerden de katılım sağlanmış olması, değerlendirmeler açısından farklı bakış açılarını yansıtmıştır.

Irak’ta işgal sonrasında bir sivil toplum örgütü tarafından ilk kez bu çapta bir konferans düzenlendiği özellikle vurgulanırken, Irak tarafı konferansa çok büyük önem atfetmiştir. Yaklaşık 5 ay önce Vasık El-Haşimi tarafından kurulan Irak Stratejik Çalışmalar Grubu’nun Irak hükümeti tarafından desteklendiğini söylemek mümkündür. Zira konferans programında Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani, Irak Başbakanı Nuri El-Maliki ve Irak Parlamento Başkanı Usame El-Nuceyfi’nin de konuşma yapacağı belirtilmiş, ancak daha sonra Talabani bir temsilcisini göndermiş, Maliki de ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın ani Irak ziyareti dolayısıyla katılmayacağını bildirmiştir. Ancak daha sonra Nuri El-Maliki bütün heyeti Başbakanlığın konuk evinde ağırlamış, 1,5 saate yakın bir konuşma yapmış ve sonrasında yemek vermiştir. Maliki’nin konuşmasında özellikle Irak’ın tanıtılmasına vurgu yaparak, Irak Stratejik Çalışmalar Grubu’nun düzenlediği bu toplantının çok önemli olduğunu, bu tarz toplantıların ve Irak Stratejik Çalışmalar Grubu gibi kuruluşların Irak’ın gelişmesine büyük katkı yapacağını vurgulamıştır.

Öte yandan katılımcıların ulaşımı Irak İçişleri Bakanlığı’na bağlı birimler tarafından sağlanmış olmakla birlikte, konferans Bağdat’la sembolleşen ve devlete ait olduğu bilinen El-Reşit Otelinde düzenlenmiştir. Ayrıca katılımcılar da bu otelde konaklamıştır. Konferansın El-Reşit Otelinde düzenlenmesinin, Irak’ın yeni yüzünün ve gelecekteki umutlarının yansıtılması açısından katılımcılara bir mesaj niteliği taşıdığını söylemek mümkündür. 1983’te Saddam Hüseyin tarafından yaptırılan El-Reşit Oteli, girişinde yerdeki ABD’nin Eski Başkanlarından 1991’deki Körfez Savaşının mimarı George Bush’un mozaiğiyle ünlenmişti. Daha önceki dönemde Bush’un mozaiğine basılarak girilen El-Reşit Oteli, 2003 savaşı sırasında da yabancı gazetecilere ve devlet görevlilerine ev sahipliği yapmıştı. Bağdat’ta 3 metre yüksekliğindeki “T-Wall” denen duvarlarla mevcut şehir hayatında izole edilmiş ve neredeyse her kilometrede 4 yada 5 kontrol noktasından geçilen “Yeşil Bölge” olarak adlandırılan ve devlet binaları ile İngiltere, ABD gibi ülkelerin büyükelçiliklerinin yer aldığı “Güvenli Bölge”de bulunan El-Reşid Oteli, şimdi de yeniden tarihe tanıklık etmek için hazır bekliyor. 2010 yılına kadar eski haliyle kalan El-Reşid Oteli, artan saldırılar ve çalışanlarının greve başlamasıyla yenilenme çalışmalarına girmiş ve Otel yaklaşık 60 milyon dolar harcanarak, Kempinski Oteller zincirinin bir halkası olarak Haziran 2011’de yenilerek yeniden hizmete açılmıştır. Ağustos-Eylül 2011’de ilk konularını ağırlamayı bekleyen El-Reşid Oteli, Temmuz 2011’de yapılan roket saldırısı ile yeniden hasar görmüş, ayrıca otelde çıkan yangında 5 kişi hayatını kaybederken, 5 kişi de yaralanmıştır. Bu olaydan sonra tekrar yenilen El-Reşid Oteli, ilk konuklarını bu konferansla ağırlamıştır. El-Reşid Oteli’nin hizmet kalitesi halen düşük seviyede olmakla birlikte, odaları, lobileri, yemek salonları, kongre merkezlerinin yanı sıra otelin genelinde kullanılan malzemelerin birinci sınıf olması, Irak’a dışarıdan gelen kişilere olumlu imaj yaratma çabasından kaynaklandığını söylemek mümkün. Bu açıdan El-Reşid Oteli’nin iç ve dış mimarisi, Irak’ın gerçeklerinden farklı bir resim çiziyor. Belki de Iraklıların hayallerini ortaya koyuyor.

Ancak Reşid Oteli’nin dışında farklı bir hayat yaşandığı gerçeğini saklamak mümkün değil. Özellikle Irak’ın en iyi korunan bölgesi olarak belirtilen “Yeşil Bölge”deki olağanüstü hal ülkedeki gerginliğin boyutlarını gözler önüne seriyor. 28 Kasım günü El-Reşid Oteli’nin karşısında bulunan Irak Parlamentosuna bombalı araçla düzenlenen saldırı, ülkedeki güvenlik sıkıntısının net olarak gösteriyor. Aslında Bağdat Havaalanı ve şehre giren yol üzerinde yapılan restorasyon çalışmalarıyla birlikte, ABD askerlerinin ülkeden çekilişi şehri rahatlatmış bir görüntü çiziyor. Yeniden dikilen hurma ağaçları, yapılan yollar, büyük inşaat vinçlerinin yükselen kuleleri ülkenin savaşın getirdiği sis bulutunu dağıtma çabasının en büyük göstergesidir. ABD askerleri şehir içinde gözükmeseler bile ABD’li özel güvenlik şirketlerinin etkinliği halen hissedilir düzeydedir. Ancak daha önceki gözlemlerimizden farklı olarak, Irak güvenlik güçlerinin özel güvenlik şirketlerine yönelik tavrının daha sert olduğunu söylemek mümkündür. Bu durum Irak güvenlik güçlerinin biraz olsun özgüven kazandığını gösterir niteliktedir. Ancak bu özgüvene rağmen, güvenlik güçleri arasında bile halen hâkim olan mezhepsel ayrışma dikkat çekmektedir. Muharrem ayı içerisinde olmamızın da etkisi olmakla birlikte, Irak güvenlik güçlerinin bulundukları noktalarda Şii mezhebine bağlı olan görevlilerin belirgin bir biçimde bu mezhebe ait dini simgeleri kullanmaları, hatta devlete ait “tank, zırhlı araç” gibi askeri araçlarda bile Şiilikle ilgili sembollere yer vermeleri ayrışmanın en büyük göstergelerinden biri gibi durmaktadır. Öte yandan bu görevlilerin bu sembolleri kullanmaları hâkimiyet ve güç göstergesi olarak da değerlendirilebilir. Buna rağmen hiç kimsenin kendi gücünden emin olmadığının söylemek mümkündür. Zira konuştuğumuz hem devlet görevlileri hem de siviller Irak’taki güvenlik durumu hakkında net ifadelerden kaçınmış, Irak güvenlik güçlerinin yeterliliği ve ülkedeki güvenlik boşluğu konusunda endişelerini gizlememiştir. Ancak şu gerçek gözlerden kaçmamaktadır. ABD askerlerinin ülkeden çekiliyor olması (çekilmenin boyutları tartışılmakla birlikte) en azından söylem bazından psikolojik olarak halkı rahatlatmıştır. Yani Irak halkı, ABD askerlerinin çekilme süreciyle birlikte üzerindeki işgal baskısını zihinlerden yavaş yavaş temizliyor gözükmektedir. Diğer taraftan da bu durumu “fırtına öncesi sessizlik” olarak da niteleyen pek çok kişi ile görüşülmüştür. Muharrem ayının başlamasıyla birlikte başta Bağdat olmak üzere ülkede özellikle siyasi hayat durma noktasına gelmiştir. Parlamento tatil edilmiş, siyasi görüşmelere ara verilmiştir. 22 Ocak’a kadar sürecek olan Muharrem ayı ve Erbain Törenleri sonrasında Irak’ın yeni bir çalkantı içerisine girebileceği pek çok kişi tarafından endişeli bir biçimde dile getirilmektedir.

Yazının İngilizcesi için tıklayınız…

 

Bilgay DUMAN

ORSAM Ortadoğu Uzmanı

A.İ.B.Ü. Uluslararası İlişkiler Doktora Programı

 

Kaynak: ORSAM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.