Bir Eril İktidar Paylaşımı: Suudi Arabistan’ın Sosyal Reformu

0
57

Suudi Arabistan şüphesiz ki Ortadoğu’yu 2017 yılında en şaşırtan ülke oldu. Muhafazakar bir krallık olarak tanımlanabilecek Suudi Kralık; dönemin Suudi veliaht Prens Muhammed Bin Salman’ın 26 Nisan’da kamuoyuna sunduğu “2030 vizyonu” reform tohumlarıyla birlikte siyasi atağı haricinde yaptığı ve yapmayı planladığı sosyal reformlarla adından söz ettireceğe benziyor.  Her ne kadar sert ve aşırı İslamcı olarak tanımlansa da muhafazakar krallıkta halkın sosyal reformu isyanına yavaştan da olsa tepki vermeye başlıyor.

Peki nedir bu 2030 vizyonu? Suudi Arabistan ekonomisini fiyatlara bağımlı olmaktan kurtarmak adına ekonomik, siyasi ve sosyal ayakları olan kapsamlı bir yol haritası aslında. Anadolu Ajans’tan Merki Avras’ın analizine göre 2030 vizyonu:

“Madencilikten turizme ve askeri sanayiye uzanan geniş bir alanda ekonomik çeşitliliğin sağlanması, canlı bir özel sektörün oluşturulması, vergilerin artırılması ve kamu yardımlarının azaltılması gibi tasarruf tedbirleri projenin dikkat çeken unsurları. Kadınların iş hayatına katılımının artırılmasını başlıca bir hedef olarak belirleyen Vizyon 2030, Suudi sermayesinin küresel finans sistemi ile iş hayatına entegrasyonunu geliştirmek için ihtiyaç duyulacak nitelikli iş gücünün sağlanması için de eğitim sisteminde kapsamlı reformlar yapılmasını öngörüyor. Yabancı yatırımlar önündeki bürokratik engellerin azaltılması, bu çerçevede Körfez ülkelerinin kronik sorunu kefalet sisteminin yol açtığı tahditlerin aşılması için yabancılara uzun süreli oturum ve mülk edinme izni tanınması, küçük ve ortak ölçekli işletmelere teşvikler verilmesi, yakıt, su ve elektriğe uygulanan sübvansiyonların kademli olarak kaldırılması da Vizyon 2030’un hedefleri arasında.”

Analizde de görülebileceği üzere Suudi Arabistan’da reformların başlangıç sesleri duyulmaya başlanıyor. Özellikle kadınlar ve erkeklerin amiyane tabirle haremlik-selamlık şekilinde yaşadıkları sosyal hayatları bu reform ile birlikte büyük değişikliğe uğrayacağı sinyallerini veriyor. Reformların ileri zamanlarda nereye kadar ulaşacağı ya da neyi kapsayacağı merak konusu.Tabi Suudi Arabistan’ın ses getiren adımları sadece bunlarla bitmiyor.

Evet; iş bu reformlarla da kalmıyor. Teknolojik gelişmelere hızla ayak uyduran ve destekleyen Suudi Arabistan çok şaşırtan bir karara da imza atıyor. Yapay Zeka Harikası Robot Sofia’ya vatandaşlık veriyor. Dünya çapında yasakları konusunda eleştiri yağmuruna tutulan Suudi Arabistan’ın bu hareketi sanki “biz de modern çağa ayak uyduruyoruz” der gibiydi. (Burada modern çağdan kasıt aslında sosyal hayat düzeni olacak.)

Suudi Arabistan deyince aklımıza “yasaklar” geliyor. Tabi en önemli yasak başlığı ise Kadınlara uygulanan sosyal mobbing. Peki, bu sosyal mobbing ne idi? Kadınların kıyafeti, erkeklerle aynı alanda sosyalleşmemesi, araba kullanılmaması gibi saydıkça uzayacak bir liste idi sosyal mobbing. Hukuksal alanda eşitsizlik, aile salonu olmayan kafelerde tek başlarına oturamamaları, babalarından, eşlerinden ya da erkek akrabalarından izin almadan şehir dışına çıkmaları yasak olan Suudi kadınların sosyal alanda kendilerini erkeksiz tanımlamalarına izin dahi verilmiyor. Kadınlar bu baskının içerisinde kendilerine çıkış yolunu ya alışveriş yapmakta ya da sosyal alanda kendilerini rahatlatıcı hareketlerde bulunarak baskıyı unutmaya çalışıyorlar diyebiliriz. Aslında bakarsak, kadınların yaptıkları hoş bir davranış değil ama kendilerini kanıtlayacakları ya da rahat olacakları bir alan yok. Kendileri de başkaldırı olarak bu yöntemi seçmiş; eş olarak değil, sahibi mantığında yaklaşan Suudi erkekleri kamusal alanda kadınların tacizine uğruyor. Independent’ın haberine göre, bugünde kadar ismi verilmeyen alışveriş merkezinde 16 kez kadınların erkeklere taciz ettiği vakalar yaşandı. Alışveriş merkezinin güvenlik kamerasının da erkeklerin iddialarını doğruladığını belirten yetkililer, videoların inceleme için polise verildiğini aktardı. Kadınların yaşadıklarının yanında çok basit bir olay yaşamış gibi görünen Suudi erkekleri aslında vesayet altında tuttukları kadınların başkaldırılarının başlamış olduğunu görebileceğimiz, derin bir anlam taşıyan harekete maruz kalıyorlar.

Neyse ki bu reformlar ile halk aslında kendi istediği ve mutlu olacağı bir sosyal yaşama yavaştan başlamış oldu. Nasıl mı?

Yeni konuşulmaya başlanan Suudi Arabistan reformu aslında kendini 2004 senesinden beri gösteriyor. 2004 yılında Cidde’de düzenlenen bir ekonomik foruma Suudi iş kadınları da katılıyor. Suudi Arabistan müftüsü büyük bir öfke yaşıyor. Öfke sebebi ise kadınların erkekler ile iş konuşmaları hatta ve hatta onlara birebir soru yöneltmeleri ve de en radikal olay ise Suudi kadınların bazı kameralara başörtüsüz yakalanmaları olmuştu. Prens Abdullah’ın reform konusunda kararlılığını değişen dış dünyaya ayak uydurma isteği, ekonomik çeşitliliklere açık olma ve halkı bu uyum içerisinde birlikte çalışan halde görmek istemesi destekliyor. Suudi Arabistan müftüsü de bu reformların gerçekleşmesi, kadınların araba kullanması, siyasette söz sahibi olması ve kamusal alanda erkeklerle eşit bir halde bulunması durumunu ‘şeytanın işleri’ olarak değerlendiriyor. Hatta sadece 2004 yılında değil, 2012 yılında da Londra Olimpiyatları’na sporcu gönderen Suudi Arabistan, reform başlangıçlarını geçmişten de yavaş yavaş gösteriyordu. Bu küçük örnekle aslında kadınların Suudi Arabistan’da her alanda geri planda tutulma isteğini gösteriyor. Reforma karşı duranların en büyük savı ise bu reformların şeriat düzenini bozacağı yönünde. Şeriat düzenine göre kadınların erkekleri yanında dahi söz sahibi olamama hali; Suudi kadınlarını bir anda nasıl söz sahibi ve güçlü bir birey haline getireceği de merak konusu. Devlet erkanı tarafından desteklenen reformlarla birlikte kendine sosyal yaşamda bir alan bulmaya başlayan kadınlar, güçlenmeye devam ediyor. Yakın zamanda araba kullanabilme ve erkeklerle aynı yerde bulunma hakkı gibi reformlarla göze çarpan Suudilerin; çok bahsedilen sosyal yaşam değişikliğinin ayrıntılarına bakalım.

Suudi kadınlar, 25 yıllık mücadelenin ardından Kral Salman Bir Abdülaziz el Suud’un açıkladığı kararname ile haziran 2018’den itibaren ehliyet alabilecekler. Hatta bunun ilk adımı da Cidde’de sadece kadınlara özel hizmet verecek bir oto galeri açılmasıyla başladı. Kadınların bu hakka sahip olmasıyla ilgili çok eleştiri geldi tabi. Bu eleştirenlerden biri de Prens Muhammed bin Salman’dı. Daha hazır değiliz diyerek hem reforma gerek olmadığını hem de gelecekte bir umut olabileceği sinyallerini verdi ama sonuç bu güzel karara çıktı. Hatta bu eleştirilere karşı Suudi Arabistanlı kadın rapçilerden destek geldi. Kadınlar ve erkeklerin birlikte güzel işler yapacaklarını vurgularlarken de yağmurun ilk damlası olduğunu belirterek kadın direnişlerine desteklerini her türlü devam ettireceklerini belli ettiler. Şüphesiz kadınları (sadece kadınları) toplumda Şeriat’a uygun davranıp davranmadığını denetlemek amaçlı Din Polisleri görevlendiren bir devletten bahsederken bu kararı kadınlar adına mutlulukla karşılıyoruz.

Elbette Suudi Arabistan’da kamusal eşitlik haberlerinin şaşırtıcı bir şekilde arkası kesilmiyordu.  Kadınlara alışveriş merkezlerinde kasiyerlik bile yapılmasına izin verilmiyordu. Gerekçe ise akrabası olmayan erkeklerle aynı ortamda bulunmaya eş değer olduğu, mağaza ortamının ev ortamı gibi olduğu için ve de burada da bir erkeğe hele ki akrabası olmayan bir erkeğe satış yapması Şeriat açısından da kabul edilemez görülüyordu. Bu duruma rağmen kadınlara stadyumda erkeklerle aynı ortamda maç izleyebilme izni çıktı.

Başkent Riyad’daki Kral Fahd Stadyumu’nda oynanan maçı kadınlar da izleyebildi. Stadyumda kadınların da maç izleyebileceği duyurulduktan sonra kadınlar stadyumun önünde kuyruk oluşturmaya başladılar ve içeriye kadınlara mahsus olan bölümden giriş yaptılar. Ülkede kadınlar artık kendilerine eşlik eden bir erkek olmaksızın üç büyük şehirde (Riyad, Cidde ve Dammam) stadyumlara girebilecekler. Kadınlar maçları eşleri ve çocuklarıyla ya da stadyumda kendilerine ayrılan bölümde yalnız izleyebilecekler.

Yanında bir akraba erkek olmaksızın taksiye binemeyen, normal restaurant ya da kafede aile salonu olmayan yerlerde oturamayan, oturamadığı gibi tek başlarına fastfood zincirlerinden alışveriş dahi yapamayan Suudi kadınlar, artık yanlarında erkek olmaksızın üç bölgede gezebilecekler. Ülkede olan bu gelişmeler normal hayat standardında bile türü baskı ile engellenen kadınlar legal alanda kısıtlanmasının hafiflemesi anlamına geliyor. Şöyle düşünün; ülkede çok yakışıklı olup kadınların dikkatini çekeceği düşünülen erkekleri sınır dışı eden bir devletten bahsediyoruz. Yaşadığımız hayat standartları içerisinde bu yasakların kalkması hatta böyle yasakların olduğu bilinmesi insanları şaşırtıyor olabilir. Ama Suudi Arabistan’ın kendinde gördüğü eksiklikler ve dış dünyaya yetişememe hali ve bu konuda biz neden gelişmiş değiliz sorularını kendilerine sorması, bölge insanlarını daha umutlu bir hale getirmeye başladıkları kesin. Aslında bir yasak olmadan bile hayatını idame eden kadınların “toplum ne der?” düşüncesi ile kendini kapatıp, kısıtladığı çok durum var. Suudi Arabistan kadınları aslında umut örneği olmalı bizlere. Her şeye rağmen, o baskıya,  ağır cezalara rağmen kadın hakları savunucuları korkusuzca hareket edip, karar alımında etki gösterebiliyorlar. Özellikle araba sürme hakkı için kampanya yürüten kadın hakları savunucularından Manal el-Şerif, kararın açıklanmasının ardından “Suudi Arabistan bir daha asla eskisi gibi olmayacak. Yağmur bir damlayla başlar” demişti. Bu damlalar birikecek ve en önemlisi yağmur olacak ümidi savaşmayı bırakan ve hukuki yönden desteklerini esirgeyen Kadın Direniş Hareketlerine daha sağlıklı ve faydalı hareket etmeleri için örnek olmalı. Özellikle devlet destekli koruma hususunda Kadın Direniş hareketlerinin daha sağlıklı sonuç alabilmeleri için üşengeç değil, fedakar davranmaları gerekiyor. Sonuçta bir damla bir yağmur olabilir. Suudi kadınların yaşadığı legal çıkmazdan kurtuluşları bize de reform hareketi için umutlu bir örnek olabilir. İlerleyen zamanlarda Suudi Arabistan’da vesayet rejiminin hafiflediği, bekar kadınların bölgede ki dijital platformlarda dahil, sosyal yaşamda  gözde kuma etiketinden arındığı, erkeklerin kadınlara karşı korunmaya muhtaç halde yaklaşmamasını görebilecek miyiz? Bilinmiyor. Ama bu küçük umut kırıntıları bir yerlerde kadınların kendilerini en iyi noktaya getirebilmek için çalıştığını gösteriyor. Kadın haklarını konuşurken din sistemleri konu içerisine dahil olduğunda, hakları savunma işi çok ince bir çizgide oluyor maalesef ki. Halen Şeriat içerisinde değerlendirilen insan hayatlarını kurtarmaya ya da farklı boyutlardan bakmaya çalışılırken din eleştirisi olarak algılanabiliyor. Amaç burada Eril İktidar ile Din ittifakı arasında kaybolan kadınların hayatlarına farklı bir bakış açısı getirebilmek. O kadınların hayatlarında değişebilecek bize göre küçük olan olaylar onlar için çok büyük ve önemli. Özellikle hukuki sistemde yapılacak olan değişiklikler; o kadınların hayatına mucize gibi dokunabilir. Şu açıdan bakın bir Suudi bir kadın tecavüze uğruyor; Şeriat düzeninde iki kadının şahitliği tek bir erkeğe eşit olduğu ve de erkeklerin tanık olduğu davalarda tanıklık hakları olmadığı için tecavüzcü cezasını alamıyor. İşin acı yanı da sosyal hayattaki yasakların kalkması kadınların daha iyi bir hayat yaşayabileceğini göstermiyor ne yazık ki.  Kadınların belirli mücadeleleri göstermesi bile eşlerinin destekleriyle gerçekleştiği bir ülkede kadınların kendi başına bir şeyleri yapabileceği bir dönem olacağını umuyorum. Maalesef Şeriat’ın kestiği parmak acıyor.

Ecem HACIEYÜPOĞLU
TUİÇ ARM Asistanı

 Kaynakça:

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.