Bir Muktedirlik Sorunu Olarak Türk Siyasetinde Askeri Vesayet

0
252

Türkiye’de askeri vesayet kavramını, genellikle iç politikayı oluşturan kurumlara ve olaylara yönelik kullanma eğilimi yaygın olmasına rağmen, dış politikaya yön veren kurumlar ve dış politik edimler bağlamında da bir askeri vesayet geleneğinden söz etmemiz gerekir. Özellikle dış politikadaki karar alma süreçlerinin nasıl çalıştığını anlamaya çalışmak, geçmişten bugüne dış politikada askeri vesayet geleneğinini nasıl sürdüğünü açıklayacaktır. Bu konuyu biraz daha derinleştirebilmek adına, bu yazıyı sadece askeri vesayet mefhumu ile sınırlamak ve dış politika – askeri vesayet ilişkisini bir sonraki yazıda tartışmak isabetli olacaktır diye düşünüyorum.

Öncelikle askeri vesayet kavramından ne anladığımızı açıklamaya çalışarak, kavram sorununu giderelim. Askeri güçlerin (iç ve dış) siyaset üzerindeki vesayeti, bürokrasinin silahlı kanadı olan ulusal ordunun, siyaseti var eden kurumlar ve kişiler üzerinde koruyuculuk kaygısından ileri gelen bir etki, yönlendirme ve daha ötesinde müdahale gücüne sahip olmasıdır. Askeri vesayetin ortaya çıkmasını sağlayan en güçlü ve yaygın neden, ülkedeki siyasal kurumların zayıflığıdır. Siyasal kurumların ve kurumsallaşmanın zayıf olduğu toplumlarda, siyasetin yarattığı bu boşluğu dolduran güç, kaba güç tekelini elinde bulunduran ve yapısı itibariyle de en örgütlü kurum olan ordu olmaktadır. Nitekim asker vesayetinin güçlü olduğu ülkelere bakıldığında, bu ülkelerin ortak özelliğinin siyasal kurumsallaşmanın zayıflığı ve yetersizliği göze çarpmaktadır. Siyasetin, işleyişiyle ve kurumlarıyla yetersiz kaldığı durumlarda da ordu, bu boşluğu kimi zaman salt etki ile, kimi zaman zımnı ya da açık yönlendirme ile, kimi zamansa siyasete doğrudan müdahale ile doldurmaktadır.

Türkiye’de ordunun tarihsel olarak her zaman ayrıcalıklı bir yeri olmuştur ve bunu da yukarıda anlattığımız siyasal kurumsallaşma yetersizliğinde aramak yanlış olmayacaktır. Modernleşmeye çabalayan Osmanlı İmparatorluğu’nun modernleşme sürecine giren ilk kurumu, ordu olmuştur; çünkü ülkede devleti ve toplumu “derleyip toplayacak” başka bir örgütlü ve kurumsal güç bulunmamaktaydı. Dolayısıyla, aslında paradoksal bir şekilde Osmanlı’da ordu modernleştikçe ve modernleştirildikçe politikleşmiştir, sadece siyaset üzerinde değil toplumu ilgilendiren her konuda kendine bir yapıcı aktör rolü biçmiş ve bu rola uygun bir pozisyon üretmeyi yeğlemiş, siyaset üzerinde güç sahibi ve yönlendirici bir güce sahip olmuştur. Benzeri eğilim Cumhuriyet’le de sürmüştür; İttihatçıların tasfiye edildiği, sivil bürokrasinin kurumsal olarak oldukça zayıf olduğu bir dönemde ordu, Cumhuriyet reformları özelinde bir bütün olarak rejimin koruyucusu olarak ön plâna çıkmıştır. Şu parantezi de açmamız gerekiyor, bu dönemde ordunun siyasete doğrudan müdahale etmediğini ve Atatürk’ün orduyu siyasetin dışında tutmayı başardığı, sıkça dillendirilmekle birlikte gerçeklik payı epey zayıftır; nitekim ordu, bu dönemde siyasal iktidarın emin ellerde olduğunu bildiğinden, doğrudan bir müdahaleye gereksinim duymamıştır.

Askeri vesayeti tanımlarken, ordunun siyaset ve toplum üzerindeki tahakkümünü anlatmaya çalıştığımızı ifade etmiştim. Bu tanımı olabildiğine geniş düşünmemiz gerekiyor, çünkü siyaset, hayatın hemen her alanını düzenleme gücüne muktedir bir edimdir. Ordu, siyasetin boşluk bıraktığı her alanı doldurarak politik konumunu pekiştirmektedir ve bu boşluk alanlarını sadece yüksek siyasetle de sınırlamamak gerekiyor. Sözgelimi ordu, yeri geldiğinde köyün yollarını onarandır, köye okul inşa edendir, kasabaya su götürendir, okuma yazma öğretendir.. Sadece erken cumhuriyet döneminde değil, bugün de sürdüğü şekilde ordu, siyasetin bıraktığı en ufak bir boşluğu bile doldurmuştur, doldurmaktadır ve dolduracaktır. Yani daha açık bir ifadesiyle askeri vesayet, aslında hayatımızın her alanına sinen ve yüksek siyasetle, kurumlarla ve karar alma süreçleriyle sınırlanamayacak kadar geniş ve tarihsel bir olgudur.

Türkiye’de ordunun askeri vesayeti, durağan ve sürekli bir seyir izlememiş, aksine siyasal iktidarın gücüne, muktedirlik eşiğine ve başarısına bağlı olarak etkinlik kazanmış ya da azalmıştır. Çok partili siyasal hayata geçilmesinden bu yana gözlemlediğimiz, özellikle tek parti iktidarlarında ordunun siyasete müdahale reflekslerinin zayıfladığı, siyasal istikrarsızlıkların esas olduğu koalisyon hükümetleri döneminde ise ordunun siyasi etkinliğinin oldukça arttığıdır. Başka bir ifadeyle, siyasal istikrarsızlıkla askeri vesayetin etkinliğini arttırması arasında paralel bir ilişki bulunmaktadır. Dikkat çekici bir başka husus, 27 Mayıs darbesinin ardından anayasal bir kurum olarak kurulan ve özünde askerlerin siyasal karar alma süreçlerinde yönlendirici rolü üstlenmesinin yasallaştırılması anlamını taşıyan Milli Güvenlik Kurulu’nun, içerik ve nitelik olarak her ne kadar sivilleştirilse de bir anayasal kurum olarak varlığını halâ korumasıdır. Askeri güçler, siyasetin görev alanına giren her konuyu güvenlik merkezli bir bakışla değerlendirerek orduya siyasette alan açmakta, bunu da anayasal bir kurum olan MGK eliyle gerçekleştirmektedirler.  

Günümüzde, özellikle Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı üzerinden asker vesayeti analizleri üretirken, Türkiye’deki asker vesayeti sorununun tarihsel ve siyasal temellerinin oldukça derinlerde ve yerleşik olduğunu akılda tutmakta fayda var. Türkiye’de askeri vesayetin gerçekten ortadan kalkıp kalkmadığını, ancak gelecekte siyasal istikrarsızlığın yaşandığı bir ortamda teyit etme şansımız bulunuyor; eğer böylesi bir ortamda bile Türkiye siyaseti kendini yönetebiliyor ve boşluğa izin vermiyorsa, gerçekten askeri vesayet sorunumuz ortadan kalkmış demektir. Bu nedenle, Türk siyasetinde askeri vesayet sorununun ortadan kalktığını söylemek, en azından şu an için mümkün değildir.

Askeri vesayetin dış politika boyutuyla ilgili tespitlerimiz de bir sonraki yazıda yer alacak.

 

Emrah Aslan

Hamburg Üniversitesi

Yüksek Lisans Öğrencisi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.