Bolivarcı Devrim

0
226

Sovyetler yıkıldıktan sonra sosyalizmin ana yurdu oldu Latin Amerika… Darbeler vardı Birleşik Devletlerin gölgesinde, bir de özgürlük isteyen halklar…  Ev hanımlarının gündüzleri izlemeye doyamadığı pembe diziler vardı… İzlediklerimizle anlamaya çalıştık Latin Amerikan halklarını… Zenginler vardı o dizilerde ve onların karşısında fakir ama mutlu insanlar…  Oynayanların hepsi beyazdı, güzeldi ve yaşadıkları toplumun en fakir kızlarıydı. Çünkü fakir bir erkeğin zengin bir kızla aşkının mutlu sonu daha da imkânsızdı. Peki, neydi bu Latin Amerika gerçeği? Hakkın da duyduklarımızın hangisiydi?

Latin Amerika’nın Halk Yapısı ve Venezüella

Latin Amerikan halkları dendiği zaman aklımıza gelmesi gereken ilk şey çok karmaşık bir yapıdır. Latin Amerika bölgesinin pek çok yerli halkına, Afrika’dan gelen köleler ve kıtaya yeni umutlarla göç eden beyazlar eklenmiştir. Üç ayrı melez halk turu vardır. Yerli ve beyaz ırkın birleşimi, beyaz ve Afrikalı siyahi halkların birleşimi ve de yerli siyahi halkların birleşimi.

Bu üç ayrı halkın birlikte yaşaması beraberinde kültür ve dinlerin karışımını da getirmiştir. Genel olarak Hristiyan Katolik inancını benimseyen halklar bu inancın içinde kendi yerel inançlarını birleştirmişlerdir.

Her ülkenin farklı bir hikâyesi olsa da genel olarak Latin Amerika ülkelerinde zengin ile fakir halk arasında ki uçurum çok fazladır. Uygulanan yanlış ekonomi politikaları, IMF’den alınan krediler, doğal kaynakların sömürülmesi, askeri darbeler ve zenginlerin Birleşik Devletler tarafından desteklenmesi gibi sebeplerden ötürü ekonomik gelişimleri bir türlü tamamlanamayan Latin Amerikan halklarının zengin ve fakir olarak kamplara bölünmesinin sebebi de bunlardır. Bu durum Venezüella içinde geçerlidir. Venezüella’da petrolün bulunması ekonomi için başlarda çok iyi bir gelişme olmasına rağmen petrol fiyatlarının düşüşü ile birlikte ülke ekonomisi zarar görür ve ekonomik kriz boy gösterir. Bunun üzerine 89 yılında IMF’den kredi almayacağını ve IMF politikalarını uygulamayacağını söyleyerek ikinci dönem seçimleri kazanan Carlos Andres Perez Başkan olduktan sonra ilk iş olarak IMF politikalarını uygulamaya başlar.

Bu politikalar ve yaşanan ekonomik krizle sosyal harcamalar düşmüş ve zenginle fakir arasındaki fark gittikçe büyümüştür. Sınıflar arasındaki farkın bu denli büyümesi en sonunda 27 şubat 1989 günü toplumsal olaylarla kendini göstermeye başlar ve fakir halkın yarattığı bir iç kargaşa meydana gelir.

Yaşanan bu iç karışıklık Caracas Patlaması olarak adlandırılır ve zengin hakla fakir halk arasındaki en keskin uçurum bu olaylarla birlikte açılır. Her iki halk tabakası da birbirini potansiyel tehdit olarak algılamaya başlar.

Zaten bu derin olan uçurum Başkan Chavez’in seçilmesiyle toplumu tamamen kamplara böler çünkü bu defa fakir halkın yanında olan bir devlet başkanı seçimleri kazanmıştır.

Chavez Venezüella İçin Ne Yapmıştır?

İlk olarak bir darbe ile devlet başına gelmeyi planlayan Chavez başarısız olur ve hapse girer. Fakat daha sonra affedilerek salıverilen Başkan Chavez bu sefer politikaya atılır ve bu yolla 98 yılında seçimleri kazanarak Venezüella Devlet Başkanlığı koltuğuna oturur. Devlet başkanlığına geldikten sonra bir dizi reform hazırlayan Hugo Chavez ekonomik, toplumsal ve siyasal alanda bir dizi yenilenme gerçekleştirdi.[1]

Ekonomik Alan

Devletin ekonomi üzerindeki kontrolü artmıştır ve ardı ardına kamulaştırmalar başlamıştır. Venezüella’daki en önemli kurum olan PDVSA (Devlet Petrol Tekeli- Ulusal Petrol Endüstrisi) kamulaştırılmıştır. Buradan elde edilen devlet gelirleri sosyal harcamalar için kullanılmıştır. Bunun dışında önemli görülen temel bütün endüstriler kamulaştırıldı.

PDVSA’dan elde edilen gelirler genel olarak ülkenin kenar mahallerinin sosyal harcamaları ve kooperatifleştirilmesi desteklenmiş, buradaki üretim ve fabrikalaşmaya kaynaklar ayırılmıştır. Bu fabrikalarda üretilen ürünler ülke genelinde satılarak elde edilen karlar bütün işçiler arasında dağıtılmıştır. Böylece üretime katılmayan halkın büyük bir kesimide üretime katılmaya başlamıştır. Böylece ekonomi canlanmıştır.

Tarımsal alanda toprak reformu yapıldı. Pek çok uluslararası şirketin elinden usulsüz ve sahte belgelerle toprak satın aldıkları iddiası ile toprakları geri alındı ve topraksız köylülere dağıtıldı. Devlet tarafından bu toprak sahiplerine çok düşük veya sıfır faizli krediler, uzun vadeli geri ödemeler, bedava tohum, traktör ve hayvan gibi krediler sağlandı.

Kadın girişimciler desteklendi, bankadan kredi almaları kolaylaştırıldı ve bu bankadan kredi almak isteyen erkekler de kadın yönetici bulundurmak zorundalar.

Siyasal Alan

Siyaset alanında çok büyük değişiklikler yaşanmıştır. Dünyanın en güvenli seçim sistemini oluşturuldu. Böylece seçim sonuçlarına güven arttı. Siyasal katılımcılık desteklendi.

Özellikle nüfus cüzdanı bulunmayan bu yüzden siyasal katılım hakkına sahip olmayan insanlara kimlik kâğıdı dağıtıldı ve siyasete katılımları özendirildi.

Yine kadınlara siyasal hayatta çok önemli görevler düştü. Kadının siyasal ve toplumsal hayattaki görevlerini son derece önemseyen Chavez yeni hazırladığı anayasada kadınlara önemli haklar tanıdı, ev hanımlığını meslek olarak saydı ve emeklilik hakkı tanıdı. Bütün anayasa kadın ve erkek ekleriyle beraber yazıldı. Kadınlar pozitif ayrımcılığa tabi tutuldu.

Azınlık hakları, dilleri, kültürleri ve parlamentodaki temsilleri düzenlendi ve anayasal güvence altına alındı. Siyaset alanında desteklendi ve yerel kültürlerin korunması ve geliştirilmesi için çalışmalar yapıldı.

Mahalleler de komünal konseyler kuruldu. Bu mahallelerin her açıdan kendilerini yönetmeleri sağlandı. Böylece halk siyasal katılım kültürüne alıştırılmaya başlandı. Aynı zamanda bu mahallelerden alınan kararlar siyasal sistemi etkileyebilecek kararlardı. Aynı zamanda hükümet projeleri, bu projelerin uygulanması ve projeye katılacak insanların bulunması yine bu mahalle örgütlenmelerinden geçmektedir.

Toplumsal Alan

Chavez göreve geldiğinden beri özellikle toplumsal alanla ilgili çok fazla düzenleme yapmıştır. Başta eğitim, sağlık, kadın ve aile konuları ve fakirliğin önlenmesi gibi konularda pek çok değişikliğe gidildi.

Öncelikle varoşlar olarak adlandırabileceğimiz barrio denen mahallelerde örgütlenmeler düzenlemeye başladı. Bu örgütlenmeler bir mahallenin kendini tamamen ekonomik, politik ve toplumsal olarak yönetebilmesine olanak sağlıyordu. Bu mahallelerde ücretsiz eğitim ve sağlık hizmetleri, düşük hizmetli ürün satan marketler ve üretimde bulunan, ne üreteceğine işçiler tarafından karar verilen fabrikalar bulunuyor.

Ücretsiz okuma yazma ve meslek edindirme kursları açılmış bu sayede 2005 yılında Venezüella okuma yazma oranını %100 olarak ilan etti.

Eğitimini yoksulluk veya genç yaşta anne olduğu için yarıda bırakmak zorunda kalanlar için ücretsiz eğitim veren eğitim kurumları açıldı. Ülkenin her yerinde bu tür öğrencilerin eğitimlerine devam edebileceği Bolivar Üniversiteleri açılarak herkesin üniversite mezunu olabilmesine olanak tanındı.

Venezüella eski anaerkil yapısına yavaş yavaş geri dönmeye başladı. Toplumda uzun zamandır dezavantajlı konumda olan kadınlar Chavez dönemiyle birlikte kendi ayakları üzerinde durabilmeye başladılar ve devrimin neferleri oldular adeta. Pek çok genç anne hem çalışıp, hem okuyup, hem de çocuklarına bakabilecek olanaklara erişebilmiştir.[2]

Siyasal hakları güvence altına alınan yerli halklar daha özgüvenli bir şekilde dillerine, kültürlerine ve geleneklerine sahip çıkmakta ve bu konuda çalışmalar yapabilmektedirler.

Tıp alanında yaşanan gelişmeler Küba ile ilişkileri geliştirmiş, özellikle takas yöntemiyle ticaret yapılmış ve Küba’dan gelen doktorlar bu mahallelerde ücretsiz hekimlik yaparak halka hizmet sunmaktadırlar.

Chavez başkanlık görevine geldiğinden beri ülke nüfusunun yüzde 80’ini oluşturan yoksul halk için çok fazla şey yapılmıştır. Yok sayılan, yoksulluk içinde bırakılan ve geleceklerin umudu olmayan halk için bugün her şey çok daha güzeldir. Artık yoksul kesimin ücretsiz eğitim, sağlık hakları vardır, herkes iş kurabilir, barriolarda örgütlenerek işe girebilir, tarlalarında tarımla uğraşarak hem Venezüella’nın dışa bağımlı olan gıda ihtiyacını karşılayıp hem de toplumun alt kesimleri için ucuz gıda temininde bulunabilirler.

Chavez Demokratik Bir Lider midir?

Venezuella’yı irdeleyen bazı siyasetçiler ve uzmanlar için Chavez tam bir şeytanken bazıları için de tapılası ve halkını düşünen bir lider, sosyalist gençlik için bir fenomendir.

Uluslararası alanda demokrasiyi ölçen bazı ölçekler vardır. Bu ölçeklerin bazıları katılımcılığı ve muhalefet hakkını ölçer, bazıları düşünce ve medya özgürlüğü, rekabet, medeni özgürlükler, sivil haklar ve iktidarın sınırlandırılması gibi kriterlere sahip olabilir, bazıları da meclis yapısı, yasama ve yürütmenin işleyişi azınlıkların desteklenmesi, parti sistemlerinin yapısına bakar.[3]

Elbette ki bu kadar detaylı bir inceleme çok uzun bir çaba ve çalışma gerektirmektedir. Fakat kabaca bir kaç başlık altında bu durum incelenebilir.

Siyasetin merkezileşmesi, siyasal katılım, iktidarın sınırlandırılması, muhalefet hakkı, düşünce özgürlüğü, azınlık hakları ve basın özgürlüğü üzerinde rakamlar ve sayısal veriler olmadan bazı yorumlamalar da ve bilgi aktarımlarında bulunmaya devam edeceğim.

Başkan Chavez’in iktidarda bulunduğu süre boyunca devlet yapısı gittikçe merkezileşmektedir. En önemli ve bağımsız kurumlar kamulaştırılmış ve gittikçe artan bir kamulaştırma oranı gözlenmektedir. Devlet televizyonlarında Alo Başkan isimli bir program yapan Chavez, program boyunca halkın direk kendisiyle iletişime geçerek sorulara doğrudan cevap verme imkânını sağlamıştır. Fakat yine bu programlardan birinde kendisine yoksul olduğu için kredi vermeyi reddeden bir bankayı şikayet eden vatandaşın telefonuyla o bankayı aramış ve canlı yayında, herkesin önünde banka müdürünü bankasını kamulaştırmakla tehdit etmiştir. Yine normalden daha yüksek fiyatla ürün sattığı iddiasıyla bir marketi de kamulaştırmıştır. Elbetteki bu davranışları çok fazla tepki almıştır.

Meclisin onayı olmadan yasa çıkarma hakkı elde etmiş ve bir gecede 49 adet yasa çıkarmıştır. Kamulaştırdığı bağımsız kurumların çoğu muhaliflerin başta bulunduğu kurumlardı ve bu kurumların bütün yöneticilerini işlerinden kovduktan sonra kamulaştırma işlerini gerçekleştirmiş ve bu kurumlarda Chavista olarak adlandırılan Chavez ve devrim yanlılarını göreve getirmiştir.

Chavez’in iktidarı gelişi ile katılım yüksek oranda artmıştır. Bunda Chavez’in uyguladığı kimlik politikası ve barriolarda yaşayan halkların katılıma özendirilmesi ve kazandığı haklar ayrıca muhalefetin Chavez’den bir an önce kurtulma arzusu etkendir.

Seçim sistemine gelince Venezüella, dünyanın en güvenli ve şeffaf seçim sistemine sahip ülkedir ve bu durum dünyanın her yerinden gelen gözlemciler tarafından onaylanmıştır.

Muhalefet hakkı ise kesintisiz ve eksiksiz uygulanan bir haktır. Muhalefete hiç bir sınırlama getirilmediği gibi tüm Chavez karşıtları Demokrasi Koordinatörü isimli bir örgüt altında toplanmışlardır. Bunun dışında muhalefetin Chavez’e karşı üretebildiği çok fazla bir politikada yoktur. Çoğu zaman aşağılama yoluna bile gitmişlerdir. Muhalefet üzerinde bir kısıtlama olmadığı için çoğu zaman Chavez ve taraftarları için hoş olmayan benzetmelerde rahatça bulunabilirler.

Azınlık hakları ve sosyal haklara gelince bu konularda hiç bir kısıtlamaya gidilmemiş aksine büyük bir artış gözlemlenmiştir. Anayasal güvence altına alınan bu hakların işlerlik kazanması için projeler oluşturulmakta ve komisyonlarla işlerlik kazandırılmaya çalışılmaktadır.

Basın özgürlüğü konusunda ise Venezüella pek çok ülkeden farklıdır çünkü basın muhalefetin elindedir ve her fırsatta Chavez karşıtı yayın yapmaya devam ederler. Bu güne kadar basın ele geçirilmemiştir ve ya geçirilememiştir. Bunun yerine Chavez ve taraftarları farklı medya yolları ve sayısız kaçak radyolarla devrim haberlerini iletmekte ve yoksul halkla iletişim kurmaktadır.

Siyasetin merkezileşmesi dışında demokratik bir yapıda görülen Venezuella için başka sorular gündeme gelmektedir. Chavez her fırsatta sosyalizmi öven ve sosyalizme geçeceğini açıkça belirten bir liderdir. Burada sosyalizmin demokratik olup olmadığı sorusu gündeme gelmektedir. Elbetteki liberal ve sosyalist-komünist görüştekiler bu soruya farklı cevaplar vereceklerdir. Fakat benim sormak istediğim sorular daha farklıdır.

Sonuç

Chavez yaptığı pek çok proje ile yüzde 80’i yoksul olan bir halkı kalkındırmaya çalışmaktadır. Şüphesiz ki kendi halkı için çok iyi şeyler yapmış bir liderdir. Fakat Chavez başkanlık koltuğuna oturduğundan beri ülke içinde sosyal sınıflar arasından aşılamayacak gibi görülen bir kutuplaşma başlamıştır.

Aslına bakılırsa Chavez sadece halkının yoksul kesimiyle ilgilenmiş ve orta sınıfla üst sınıfı itelemiştir. Kendisi de  « Bu güne kadar onlar için çok şey yapıldı, sıra yoksul halkımda » diyerek bu durumu onaylamıştır. Uyguladığı politikalar üst sınıflara dokunmasa da orta sınıfı dezavantajlı hale getirmiş ve hayat orta sınıf için gittikçe zorlaşmaya başlamıştır.

Diğer bir konu da sosyalizm konusudur. Her ne kadar halkın yüzde 80’i Chavez’i desteklese ve bu oranın hepsinin sosyalizme geçilmesi gerektiğine inanıp inanmadı bilinmemektedir ama en kötü ihtimalle bile sosyalizmi istemeyen yüzde 20’lik bir halk kesimi daha vardır. Üstelik bu kesim sosyalizm fikrine hiç hazır olmadıkları gibi kesinlikle karşıdırlar. Chavez’in bir başkan olarak bu kesimi göz ardı etmemesi gerekir.

En nihayetinde Chavez başkan olduğundan beri toplumsal krizler iyice derinleşmiş, her iki tarafında korkuları artmış ve bir toplum birbirine düşman olmuştur.

Chavez’in esas olarak yapması gereken ve benim gözümde en demokratik olan şey ise toplumun tüm kesimlerini kucaklayıcı bir politika izlemesi gerekliliğidir. Toplumun bir kesimi için uzun dönemde sonucunu gösterecek bir kalkınma politikası izlerken diğer kesimleri de düşündüğünü ve onları mağdur etmeyeceğinin güvencesini vermeli ve onlar için  de birşeyler yapmalıdır.

Yine Birleşik Devletler karşıtı bir tutum izleyerek üstelik sık sık kapitalizme karşı olduğunu belirterek sosyalist cephenin liderliği konumunu üstlenmektedir. Fakat bu durum Birleşik Devletlerle ilişkileri bozmaktadır. Yine Birleşik Devletlerin kendisinden yana yönetimlerin anti demokratik bir şekilde yönetimi ele almasına ses çıkarmayacağı gün gibi aşikârdır. Bu durum Venezüella’yı toplumsal bir kaosa sürükleyeceği gibi Birleşik Devletlerin hedefine oturtabilir ve bugüne kadar yaptığı tüm projeler boşa giderek Venezuella eski karışık haline geri döner. Fakat bu sefer yoksul kesim haklarını kaybetmek istemeyeceği için çok daha kanlı eylemlerde bulunacağı da kesindir.

Şu durum da Chavez’in ülkesini bütünleştirmeye çalıştırması ve güç gösterisi, meydan okuma gibi hareketlerden de kaçınması gerekmektedir. Aksi takdir de Venezüella eskisinden çok daha kötü günler geçirecektir.

 

Aslıhan BAŞER

Akdeniz Üniversitesi


[1]Temelkuran Ece, Biz Burda Devrim Yapiyoruz Sinyorita, 10. Basim Eylul 2009, Everest Yayinlari, Istanbul

[3] Çelenk, Ayse Aslihan, Venezuella : Kurumlar, Aktorler ve çatisma, Dunya çatismalari, 1 .cilt, sf : 861-875

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.