Brexit: Bir Tarihsel Kırılma Noktası

İngiltere’nin 24 Haziran 2016 tarihinde yapmış olduğu referandum meydana getirdiği ve getireceği sonuçlar açısından bir tarihsel kırılma noktasıdır. Referandumdan çıkan ayrılma kararı aslında birçok noktada duygusal olarak alınmış bir karar olarak gözükmektedir. Ayrılma yönünde propaganda yürüten siyasetçilere ve referandum öncesi hazırlıklarına bakıldığında çok büyük çoğunlukla sağ kanat mensubu kişiler olduğunu görmek mümkündür. Bu bağlamda Avrupa Birliği’nden ayrılma taraftarlarının referandum propagandaları süresince kullandıkları “Let’s Take Control Back” (Kontrolü tekrar geri alalım) ise milliyetçi İngilizlerin gönüllerini çelmiş gözükmektedir. 2 yıl içerisinde ayrılma işlemlerinin biteceğini ön gören siyasetçiler bu dönem içerisinde özellikle İngiltere’nin Avrupa Gümrük Birliği’nden ayrılmasından kaynaklanacak finansal krizlere dikkatleri çekmektedir. Referandum sonuçlarını takip eden ilk 12 saat içerisinde sterlinin dolar ve Euro karşısındaki düşüşü de bunu kanıtlar niteliktedir. İngiltere’nin ayrılma kararı ile birlikte eurozone ülkeleri de finansal olarak yakın gelecekte hassaslaşacaklardır.

İngiltere’nin “Brexit” referandumu her şeyden önce bir hükûmet krizine de meydan hazırlamaktadır. Referandum sonuçları ile halkın Avrupa Birliği karşıtlığı gün yüzüne çıkmıştır. Diğer taraftan ise Muhafazakâr parti bundan cesaretle daha anti AB yöneliminde söylemlerde bulunmaya başlamıştır. Tüm bu noktalardan hareketle İngiltere Başbakanı David Cameron istifasını sunmuş ve yerini kendi deyimi ile “ gemiyi, yeni rotasına götürebilecek özelliklerde olan yeni bir kaptana” bırakmak istediğini dile getirmiştir. Diğer bir yandan referandum, İngiltere yapısında da fikir ayrılıklarını gün yüzüne çıkarmıştır. Alınan sonuçlarda İskoçya büyük oranda AB’de kalma oyu vermiştir. İskoçyalı siyasetçiler bu bağlamda yeni bir İngiltere’den ayrılma referandumunun yapılabileceğini dile getirmişlerdir. Ayrıca Kuzey İrlanda da İrlanda ile birleşebileceğinin sinyallerini vermiştir.

Uzun bir süre daha gündemden inmeyeceği belli olan bu politik değişim geniş bir perspektiften bakıldığında eğer dikkatli bir şekilde yürütülüp sürdürülemez ise İngiltere’nin diğer Avrupa Birliği üyesi ülkelerle ilişkilerine de zarar vereceği aşikârdır. Hali hazırda birçok tepki alan İngiltere’nin ayrılma kararı Avrupa Birliği üye ülkelerinde yükselişte olan sağ kanat siyasi partilerinin sesini yükseltmesine de yol açmıştır. Bu ülkelerden biri olan Fransa’daki sağ partiler söz konusu ayrılık referandumunun kendileri tarafından da yapılmasını gündeme getirmişlerdir.

İngiltere’de alınan bu kararın bir bakıma Avrupa’da yıllardır yükselişte olan muhafazakâr ve radikal sağ akımın etkisinde alınmış olması da gelecek adına ayrı bir soru işareti oluşturmaktadır. Yunanistan’ın ekonomik olarak çökme noktasına gelmesi ve ona yardımcı olmak amacıyla kurtarma paketleri oluşturma ile başlayan, göçmen krizi ile birlikte Schengen Bölgesi ülkelerinin sınır savunmalarında gittikleri değişimler çok daha öncelerden Avrupa Birliği bünyesinde fikir ayrılıklarının olduğunu gün yüzüne çıkartmıştır. Şimdi ise fiilen gözlemlenmeye başlanmıştır. Ayrılma kararından sonra en büyük soru işaretlerinden birisi de İngiltere’nin mevcut göçmen krizi ile ilgili tutumunun ne olacağıdır. Şimdilik elle tutulan bir açıklama olmasa da İngiltere’nin yakın gelecekte Avrupa Birliği ile paralel siyasalar geliştirmeyeceği tahmin edilmektedir.

Sorun teşkil edecek olan ve soru işareti olarak kalan başlıkları şu şekilde sıralayabiliriz;

  • Avrupa Birliği’nin içerisinde ayrılık taraftarlarının sesini daha fazla yükseltmeye başlaması,
  • İngiltere’nin içerisinde ayrılık taraftarlarının (İskoçya, Kuzey İrlanda, Londra) bu referandum sonucunu bir fırsat olarak görmeye başlaması,
  • İngiltere’nin kurulu olan ekonomik düzenden çıkmasını takiben yapması gerekecek olan serbest ticaret antlaşmalarının daha önceki düzeni sağlayıp sağlayamayacağı,
  • Avrupa Birliği’nin sağladığı kolaylıklar vasıtasıyla merkezlerini İngiltere’de kurmuş olan ekonomik girişimlerin merkezlerini taşımak isteyip istemeyecekleri,
  • İngiltere’nin Avrupa Birliği dâhilinde katıldığı Rusya’ya karşı uygulanan ekonomik yaptırımlara devam edip etmeyeceği,
  • Mevcut göçmen krizi ile ilgili olarak İngiltere’nin ne yönde bir karar alacağı
  • İngiltere’de hali hazırda bulunan 3 milyon Avrupalının geleceklerinin ne olacağı (aynı şekilde 1.2 milyon Avrupa’da bulunan İngiliz’in)
  • Avrupa Birliği’nin, İngiltere’ye nasıl bir tepki vereceği.

Daha nicelerinin eklenebileceği bu listede ki cevaplarını bekleyen sorular önümüzdeki günlerde de gündemden düşmeyeceklerdir. Sonuç olarak Avrupa Birliği’nin itibarının zedelendiği bu durum şüphesiz ki İngiltere ve Avrupa Birliği ülkelerinin etkin iş birliği ile sonuçlanacaktır. Ancak bu işbirliğine giden süreçte yaşanacak krizler tüm dünya ülkelerini etkileyecek ve bu krizlerin çözümleri de aynı şekilde tüm dünya ülkelerinin etkin koordinasyonu ile mümkün olabilecektir.

1 YORUM

  1. Mehmet Bey, durumu çok güzel özetlemişsiniz. Yazılarınızı yakından takip eden biri olarak teşekkür etme ihtiyacı duydum. Başarılarınızın devamını dilemekle beraber, birçok öğrenciye ve meslek arkadaşımıza yardımcı olabilecek yayınlarınızın devamını sabırsızlıkla bekliyorum. Saygılar.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.