Buharı Sönen Batı’nın Ortadoğu’da Kazanlar Kurması

0
77

Ortadoğu ve Kuzey Afrika 2010 sonlarına doğru bir ayaklanma hareketleri ile uluslararası medyaya konuk olmuştu. Söz konusu yaşanan ayaklanmalar, toprakların kaderleri açısından merak konusuydu. Dikta rejimlerin ağırlıklı olduğu bu coğrafyalardaki yerel halkın istekleri genelde ekonomik yöndeydi. Bu toprakların genel olarak yer altı “zengin”likleri petrol olması halkların geri ve “fakir” olmasında baya bir etkin olduğu söylenebilir. Genel olarak petrolü elinde bulunduran az gelişmiş ülkeler, diğer gelişmiş ülkelerin ham madde ve pazar yeri olduğu tarih içinde de karşımıza çıkmıştır. Endüstri devrimin Batı’yı buharlaştırarak genişlemesine,  ardından sömürge ülkeler haline geldiğini ve iş bu gelişmelerin sonucunda liberalleştirmek üzere kimi kapalı ekonomi ülkelerinde çıkan hareketlenmelerde Batı’nın parmağı olduğunu bilinirken; çeşitli çatışmalar sonucu sözde barışı, antlaşmalar ve çıkar uyuşmaları sonuçluyordu.

Eski Ayaklanmalar ve Yeni Ayaklanmalar

Endüstri devrimi ile silah ve düşünce yapısı gelişen Batı artık alanları kendilerine yetmiyordu. Bu amaçla yeni hammadde ve pazar alanları bulmak amaçları olmuştu. Sömürgecilikle başlayan serüven Emperyalizm ile devam etmiştir. Bu noktada, dini, milli ve fikri gibi öğeleri kullanmayı iyi bildiler.  Misyonerlerin gönderildiği ülkelerde yerel halka ve yerel bölgenin stratejik durumunu araştırıyorlardı. (İş bu konu ile ilgili Stanley’in Afrika’yı ekonomik durumunu keşfetmesi örnek olabilir[1].) Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Fransa ve Rusya gibi dönemin (1810-1911) güçlü aktörleri kapalı ekonomik ülkelere uyguladığı hareketler sonucu elde ettiği ödünler sonucu büyümelerine kaynaklık ediyordu. Çok uluslu ülkelere önce ulusçuluk ilkesinin, azınlık olan halkın fikir solunumu sonucunda etki altında bırakıyordu. Birliğin henüz yerleşmediği zamanlarda bazı ülkeler ayaklanmalar ile maruz kalacaktı. Son olarak burada Japonya’nın etkilenmemesi bunun aksine büyümesi ile sonuçlanmıştır. Yeni fikirlere açık olan Japonya’nın gelişmesinin (…)bir nedeni de tek uluslu bir ülke olmasında[2] yatmaktadır.

2010 yılında başlayan ve devam eden hareketlenmelerin Batı kaynaklı olduğu yönünde yazarlar tarafından görüşler dile getirildi. Destekler nitelikte bir haberde, olayların Batı kaynaklı olduğu şeklinde olmasıdır. İlgili haber New York Times tarafından kaleme alınmıştı. WikiLeaks’ten sızan bilgilere dayanarak verdiği habere göre söz konusu kuruluşlar ABD hükümetinin radikal İslam’a karşı milyarlarca dolar akıttığı askeri programlar ve terörle mücadele faaliyetlerinden çok daha etkilisini son derece düşük paralarla gerçekleştirerek diktatörlerin devrilmesinde önemli rol oynadı[3]. Yeni ayaklanmalarda sosyal ağ ve bilişim öğeleri yeterince destekli kullanılmaktadır. Facebook, Twitter gibi sosyal ve paylaşım alanlarında toplanan halkın, meydana akmasına tanık olmuştuk. Son olarak, halkların hareketi ulusçuluk gibi ideolojiden öte, geçim derdine dayalı ayaklanmalar olmuştu. Sorulması ve ulaşılması gereken cümle şu olmalıdır. Demokrasi, insanlık gibi kavramların bu ayaklanmalar öncesinde neden aranmadığıdır. Yani genel olarak petrol ile aralarında ilgi ve alaka olmayan, insanlığı ilgilendiren kavramların bir arada yer almaları olayların, çıkar ilişkisi boyutunu sizce göstermiyor mudur?

Ekonomik İlişkilerin Dengesine Göre Uluslararası İlişkiler

Alçak politika diye tabir edilen alanda faaliyet gösteren ekonomik öğeler, uluslararası ilişkileri etkilemede baya etkin rol aldığını söyleyebiliriz. 1973 petrol krizi, uluslararası para ve ödemeler sisteminin(Bretton Woods sistemi) çökmesi ve uluslararası ticaretten kaynaklanan ve halen çözülemeyen sorunların uluslararası politikanın esas gündemini oluşturan konular haline geldiğine[4] ulusal ve uluslararası toplum olarak tanık olmuştuk.

Ulusların ekonomik faaliyetler sürdürmesi için diğer ülkeler ile ilişki içinde bulunması gerekmektedir. İthalat ve ihracat gibi ekonomik ilişkiler sayesinde gereken iktisadi faaliyetleri gerçekleştirecektir. Çünkü uluslar, iktisadi faaliyetlerde diğer uluslara bağımlı kalmaktadır. Yani bunu şöyle açıklamak gerekirse; bir ülke pamuklu giysi üretmek istemektedir yalnız ülkesinde pamuk yetiştirmek üzere, iklim ve toprak yapısına sahip değildir. Bu yüzdendir ki pamuk üreten bir ülkeyle alışveriş içinde olması gerekir. Aynı şekilde pamuk satan ülke, pamuklu giysileri üretecek tekstil sanayisine sahip olmayabilir.

Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da Kazanlar Kurulması

Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da, diğer ülkelerin ticari ilişkileri bulunmaktadır. Tarihin de eski dönemlerinde geçen, kimi ülkeler sömürü amaçlı bu ülkelerin yakalarına yapıştığı ve demokratik gözükmek üzere yapılan ticari ilişkileri uluslararası kayıt bürolarına ithalat ve ihracat olarak göstermektedirler. Belirli sözleşmeler ışığında imzalanan metinler, Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerini, bu ülkelerle ticari ilişkiler bulunmada zorunlu kılınıyor. Mısır, Tunus, Irak, Libya gibi ülkelerin Osmanlı iradesinden ayrıldığından bu yana hoşgörülü, tam bağımsız bir statüde bulunması zor olmuştur. Özellikle bu ülkelerden Mısır’da 1882 yılında yaşanan olaylardan sonra Mısır’ın tam bağımsız, ileriye dönük politikaları, Batı’nın kurgularına kalmıştır. Arabî Paşa ayaklanmaların sonucu olarak İngilizler Mısır’ı işgal etmek için adeta bahane aramıştır. 1882 yılında Mısır’ın tümü İngiliz birliklerin eline geçmiştir. I. Dünya Harbi sonrasında, Osmanlı savaşa İngilizlere karşı girince, İngiltere Mısır’ı kucağına alırcasına koruyuculuğuna geçirmiştir. Bir diğer Osmanlıya bağlı bölge Trablusgarp, bugün Libya’nın başkenti durumundadır. Osmanlının Rusya ile ve Balkanlarla zor günler geçirdiği dönemde, yeni sömürgeci devletlerden İtalya, Trablusgarp’ı 1911 yılında işgal etmiştir. Günümüzde Libya ile ticari ilişkileri bulunan en baştaki ülkelerden biri de İtalya’dır. İtalya ve Libya arasındaki ticari ilişki 12 milyar Euro seviyesine ulaştı[5]. Kaddafi’ye yönelik muhaliflerin başlattığı hareketlenmeler, diğer ülkelerin de ilişkilerinde ekonomik alanda bir duraklama yarattığı söylenebilir. Libya’da tırmanan olayların etkileri İtalya’yı alarm durumuna geçirirken Libya’nın İtalya ekonomisinin en önde gelen firmalarının önemli ölçüde hisse senedine sahip olduğu gerçeği, ekonomik dengelerin bozulmasına neden oldu[6]. NATO’nun başlattığı Libya’ya yönelik harekette; İtalya ve Fransa neredeyse bileti almadan, Libya’da bulundular.

Olayın bir diğer boyutu; Çin’in yükselen gücü, Batı’yı oldukça zorlamaktadır. Bu bölgede ve Batı Afrika’da Türk şirketleri neredeyse yalnızca Çinli şirketlerle rekabet halindeydi artık[7]. Çin hükümetinin göstermiş olduğu dış politikada ileri görüşlülük, Avrupa Birliği ve Amerika tarafından hoş karşılanmayacaktı. 2000-2007 yılları arasında Çin’in toplam dış ticaret büyüme hızı yüzde 7.6 iken Afrika ile olan ticaretinin büyüme hızı yüzde31.9 olmuştur[8]. Çin ve Batı’nın bölgede “turşuyu en iyi ben satarım” felsefesi ile ilerleyerek, birbirlerine yönelik karalamaya gitmektedirler. Batı’nın Afrika’ya girişi sert olmuştur fakat Çin’in girişi ise modern ve psikolojik öğelerle donatılmış bir şekilde kara topraklarına girilmeye çalışılmıştır.

Batı’nın bugünlerde buharı sönmektedir. Bunun farkına varan Batılı stratejisiler, ülkelerinin yeni düzenlemelere gitmelerine sağlamak üzere bir takım önermelerde bulunuyorlar. Bunu gerek bölgelere kişileri göndererek, gerek medya olarak bölgede etkin nüfuzu elde etmek istiyorlar. Özellikle de kimi yazarların, WikiLeaks konusunda, Amerika’nın oyunu olduğu yönündedir. Her ne olursa olsun; bugün Irak, Afganistan, Mısır, Tunus, Libya gibi ülkelerde demokrasi öğesinden çok yer altı öğelerine nasıl ulaşırız onun derdini yapan küresel güçler var. Batı’nın kuracağı bu kazanlar, geçmişte olduğu gibi buharlaşırsa, bu gibi ülkelerdeki halkların özgürlüğü sınırlandırılacaktır.

 

 

Şahin Keskin

Erzurum Atatürk Üniversitesi

Uluslararası İlişkiler Bölümü


[1] Bu konu ile ilgili detaylı ilgili bilgi için bkz. ; Oral Sander, Siyasi Tarih, 17. Baskı, İmge Kitabevi, s.283.

[2]  a.g.e, s.282.

[3] Dersimiz İsyan, Hürriyetusa.com, Erişim Tarihi: 20.04.2011

[4] Tayyar Arı,  Uluslararası İlişkiler Teorileri, 4.Baskı, Alfa Basım Yayın, 2004, S.207.

[5] Eda Berkbayrak, İtalya Ekonomisinde Libya Yarası, DHA, Erişim Tarihi: 24.04.2011

[6] Eda Berkbayrak, İtalya Ekonomisinde Libya Yarası, DHA, Erişim Tarihi: 24.04.2011

[7] Alaattin Aktaş, Libya ile Ekonomik İlişkiler, Dünya Gazetesi, Erişim Tarihi: 24.04.2011

[8] Cihan Uğur, Çin Dış Politikası ve Çin-Afrika İlişkileri, TURKSAM, Erişim Tarihi: 24.04.2011

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.