Çatışmalardan Kaçınmak: Diyalog

0
83

Papa ve Ezher Şeyhi’nin Mektup Trafiği

Katolik âleminin ruhani lideri Papa Franciscus, Ezher Şeyhi Ahmed et-Tayyib’e gönderdiği mektubunda, Vatikan’ın İslam’a ve Müslümanlara saygı duyduğunu belirtti.

Ezher Şeyhi Tayyib’i ziyaret eden Vatikan’ın yeni Kahire Büyükelçisi Van Paul Goupil, Tayyib’e, Papa Franciscus’un mektubunu iletti.

Mektupta, Vatikan’ın, Müslüman ve Hıristiyanların birbirlerini anlamaları ve dünyada adalet ile barışın hakim olması için çalıştığı kaydedildi.

Ezher Şeyhi’nden Cevap

Görüşmenin ardından Ezher’den yapılan yazılı açıklamada, Ezher Şeyhi Tayyib’in, Vatikan’ın yeni Kahire Büyükelçisi Goupil’e, “Batıdaki İslam karşıtı söylemler bizim kırmızı çizgimiz, bu tür söylemleri tamamen reddediyoruz” dediği kaydedildi.

Açıklamada Tayyib’in, bütün semavi dinlere saygı duyduklarını ve insan onurunun korunması gerektiğine inandıklarını vurguladığına yer verildi.

Konuyla ilgili olarak Ezher’den bir yetkili, görüşmenin Ezher-Vatikan ilişkilerinin yakında normale dönmesi konusunda güçlü mesaj içerdiğini ileri sürdü.

2011’de Diyalog Dondurulmuştu

Mısır’ın en yüksek dini otoritesi olan Ezher, 2011 Ocak ayında Papa 16. Benediktus’un İslam dini hakkındaki açıklamalarının ardından, Vatikan ile diyalog görüşmelerini dondurma kararı almıştı.

Papa 16. Benedictus’un 2006 yılında Almanya’daki Regensburg Üniversitesi’nde yaptığı konuşmada, İslam dini ile şiddeti ilişkilendirmesi üzerine Ezher ile Vatikan arasındaki ilişkiler bozulmuştu.

Öte yandan, Ezher Şeyhi Tayyib, 2011’de Mısır’daki Hıristiyanları hedef alan patlamanın ardından “Hıristiyan grupları koruma” çağrısı yapan Papa’yı, Mısır’ın içişlerine karışmakla suçlamıştı.

(TUİÇ Akademi, Anadolu Ajansı)

Çatışmalardan Kaçınmak: Diyalog

Dinler arasındaki bir diyalogdan bahsetmek için önce diyalog kelimesini etimolojik olarak tanımlamak uygun olacaktır. Etimolojik olarak Yunanca kökenli olan bu kelime Türkçe’ye düşünceyi takip etmek olarak çevrilse de genel olarak iki ya da daha çok kişinin karşılıklı konuşmaları olarak kullanılmaktadır. Şüphesiz günlük hayatımızda bu diyalog ağlarıyla örülü olarak geçmekte. Zira çarşıda, pazarda, okulda, ofiste diğer insanlarla devamlı olarak bir diyalog halindeyizdir. Artan ilerleme ve sersemletici bir etkiyle devamlı olarak karşılaştığımız teknolojik bombardımana paralel olarak ivme kazanan karmaşıklaşan toplumsal yapı, hızla artan zamansal sorunlar vs. kuşkusuz çatışma ortamını da arttırmakta, birey-toplum ilişkilerinde de sorunsal ağlar örmekte. İşte bu çatışma ortamından kurtulmak ve sorunsal ağları cevaplarla aşma konusu diyalogun önemini bir kat daha arttırmaktadır.

Böylesine bir konjonktürde 21.yy.uluslararası ilişkiler ortamında da süregelen ve hatta bazen çatışma profillerine bürünen olaylar karşısında da diyalog vazgeçilmez bir araç olarak karşımıza çıkmakta. Liderlerin bu çatışma süreçlerinde diyalogun farkında olması ve bunu çözüm için başlıca yol olarak görmesi de çözümün diyalogla sağlanmasında önemli bir etki olacaktır. Doğu-Batı arasındaki çatışmaların yer yer İslam-Hıristiyanlık boyutuna çekilmeye çalışıldığını ve hatta büyük oranda bunun yaşandığını da görmek mümkün. 1095 yılıyla başlayan ve bundan sonra aralıklarla süren Haçlı Seferleri’nin bu çatışmalarda başat nokta olduğunu görmekteyiz. Bu seferlerde Katolik Kilisesi’nin ve Papa’nın kışkırtıcı rolünü de belirtmek gerek tabi. Yakın geçmişe de baktığımızda özellikle 11 Eylül Olayları’ndan sonra İslam’a ve Müslümanlara karşı özellikle aşırı sağcı Hıristiyanlarca bir karalama kampanyası başlatıldığını, yine bu unsurların İslam’ı terörist faaliyetleri öğütleyen bir din, bu dinin mensupları olan Müslümanları da potansiyel birer terörist olarak göstermeye çalıştıkları aşikar. Keza diğer cephe olan Müslümanlar açısından da Batı’nın bu tutumlarına karşı olarak gösterilen tepki zaman zaman değişik boyutlarda ve değişik şekillerde olmakta. Neticede karşılıklı etki-tepki merhalesinde oluşan ilişkiler iki realite arasında bir çatışma ortamı yaratmakta. İki dine mensup insanları kutuplara ayırarak bazen düşmanca bir yapıya sürüklemektedir. Bunun önüne geçmek ve sorunları barışçıl yolla çözmekte kuşkusuz bu dinin etkin kurumları ve liderleri arasında geliştirilecek bir diyalog ortamında kendine şans bulacaktır.

Farklı yapıları, inançları, oluşumları birer potansiyel tehlike olarak görmektense bu farklılıkları bir zenginlik olarak görmek ve asimilasyonlara meydan vermeden varlığı bu şekilde devam ettirmek elzem kanımca. İslam ve Hıristiyanlık arasında başlatılacak dinler arası diyalog ortamının diğer inanışların da bu yapıya katılmasıyla uluslararası sorunların çözümünde önemli etkide bulunacağına ve inanç eksenli ön yargıların yıkılarak insanlığın sorunların odağını oluşturan keskin çizgileri aşacağı bir ortam oluşması muhtemeldir. Bunun için denemeye değer…

 

Kısa Bir Alıntı:

‘’Bu dünya, senden olmayanlarla hoştur. Onların sana verdiği ilimlerle, kıymetlerle, gönüllerle hoştur. Sadece senin gibiler değil, senden olmayan da çok yaşasın ki, sen de yaşa. Hele bir de onun gözüyle gör şu fani dünyayı. Herkes beyaz olsa, o zaman beyazı fark edemezsin ki. Değil mi? Ve yahut da siyah. Beyaz en güzel siyahta belli eder kendini. Beni ben yapan yegane şey, benden olmayandır. O yoksa, sen de yoksun. Ne anlamın kalır ne rengin belli olur, ne de tadın.’’

Deniz DEMİR

TUİÇ Stajyeri

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.