Çin-ABD Arasında “Yuan” Savaşı

0
129

“21.yy’da hiçbir iki ülke ilişkisi ABD-Çin ilişkileri kadar önemli olmayacaktır”. Bu sözü Çin-ABD ilişkilerinin yeniden başlamasının 30. yılı toplantısında ABD’li ünlü diplomat ve ABD-Çin ilişkilerinin kilit adamı Kissinger söylemişti. Haberlere yansıyan son gelişmeyle bunun ne kadar önemli olduğunu bir kere daha görmüş olduk.

 ABD-Çin ilişkilerinde ortaya çıkan son kriz, ABD Senatosu’nda görüşmeye alınan “düşük değerli para birimlerinin değerlerinin yükseltilmesi” konusu oldu. ABD’nin dünya üzerinde olması gerektiği değerden daha düşük değerde olduğunu kabul ettiği para birimlerinin ülkelerine, ilgili para birimlerinin Amerikan Doları karşısında değerlendirilmesi noktasında yaptırımlar uygulanmasının önünü açacak tasarı en çok Çin’i ilgilendirmektedir. Tasarının gündeme alınması Çin tarafından çok sert bir dille cevaplanmış ve bunun “ticari savaş sebebi” sayılacağı açıklamasında bulunulmuştur.

Dünyanın en büyük ekonomisi ABD ve ikinci büyük ekonomisi Çin arasında ekonomik ve siyasi açıdan birbirine sarmal gelişmiş ve birbirini gerektiren çok girift bir ilişki söz konusudur. 1978’de Çin’in açılma politikalarının arkasındaki en büyük destekçi ABD ve Çin bugün birbirlerinin en büyük ticari ortaklarıdır. Çin’in her yıl ortalama 200 milyar USD verdiği dış ticaret fazlasının en önemli kaynağı ABD ekonomisi ve ABD’ye yapılan ihracatlardır. Bunun yanında ABD devlet bonolarının yaklaşık 3’te 1’i yanı yaklaşık 1,5 trilyon doları Çin’in elindedir. Yani ABD ekonomisi, sürekli büyümeye muhtaç ve istikrarı bununla beslenen Çin reel sektörlerinin en büyük müşterisi –finansörü- olduğu gibi, her yıl büyük miktarlarda açık veren ABD ekonomisinin en büyük finansörü de Çin tasarruflarıdır.

Tüm dünyadan DTÖ’ye gelen baskılar e ABD’nin her yıl verdiği ticari açıklar, ekonomik ve siyasi anlamda güç çatışmasına girdiği Çin’e karşı ABD’nin “değerli yüen” politikasını ortaya koymasına sebep olmuştur. Çin ‘yüen’inin dolar karşısındaki kuru 2006 başında 1USD=8,2yüen iken kademeli düşüşlerle 2011 Ekim’inde 1USD=6,3 yüen olmuştur. Bu kademeli düşüş Çin reel sektörüne artı %30’a yakın bir maliyet bindirmiştir. Artan üretim maliyetleri Çin’deki oyuncak, promosyon ürünleri, ucuz tekstil ürünleri gibi sektörlerin başka ülkelere kaymasına sebep olmuştur.

Dünya dengelerinde ABD ve Çin’in anlaşmazlık içinde olduğu başka konular da vardır. Çin’in en hayati saydığı Tibet, Uygur meselesi, Tayvan meselesi, insan hakları ve özgür düşünce meselelerinin yanında Kuzey Kore konusundaki anlaşmazlıklar, Çin’in ticari geçiş yollarının ABD veya güdümlü ülkelerin kontrolünde oluşu, Güney Doğu Asya ülkelerinde ve Latin Amerika’daki güç ve nüfuz çatışmaları, Afrika ve Ortadoğu kaynakları konusundaki paylaşım sorunları, Çin’in antidemokratik bazı rejimleri destekliyor iddiası… bunlardan bazılarıdır. Fakat Çin parasının değerlendirilmesi konusundaki baskı Çin açısından aslında hepsinden daha hayati bir önem taşımaktadır. Bu konunun hayatiliği Çin’in muazzam büyüme rakamlarının altında ihracata dayalı ve henüz oturmamış iç piyasa ekonomisinden oluşan ekonomik yapısı ve Çin’in devasa nüfusunun önemli bir kısmının bu büyümeye paralel olarak hayatını sürdürüyor olmasında yatmaktadır. Yani Çin’deki büyümenin en önemli sebebi Çin’in istikrarı, Çin’in istikrarının en temel faktörü büyümenin devam etmesidir; yani Çin ekonomisi büyümeye açtır ve dolayısıyla 1,36 milyarlık nüfuslu ülkenin istikrarı buna bağlıdır.

Çin parasının değer kazanması demek, Çin’in 5 yılda %30 artan maliyetlerine yeni maliyetler getirerek dünya pazarlarındaki rekabet şansının azalması demektir. %9’larda seyreden büyüme oranlarının %6’lara inmesinin bile resesyon sayıldığı Çin’de, ek maliyetler dolaylı olarak Çin’in emeğe dayalı reel sektörünü daha yüksek kaliteli ürünler üreten ve daha ileri teknoloji alt yapısına dayanan bir yapıya çevirme zorunluluğunu beraberinde getirir. Henüz bu teknolojik atlamayı gerçekleştirecek alt yapısı olmayan Çin’in Avrupa, ABD ve Japon menşeli sistemleşmeye gitmesi, iş gücüne duyulacak ihtiyacın azalması bu denklemin devamıdır. Bu da, Çin’deki nüfusun işsiz kalması ve yurt dışından yüksek teknolojili sistemlerin ithali yani para çıkışı demek olacaktır.

Silsile halinde devam eden bu dezavantajlar içerde Çin’in en hassas noktası olan devasa nüfusu besleme ve istikrarı koruma noktalarında sıkıntılar ortaya çıkaracağı gibi, elinde çok büyük miktarlarda likit para ile yeni gelişmekte olan ülkelere yapılan yardımlarla Afrika, Güneydoğu Asya ülkelerinde Çin’in yumuşak güçle nüfuz mücadelesini yavaşlatacak; krizdeki Avrupa ve gelişmiş ülkelere yapılan kredi yardımları ile Çin’in hassas meselelerine karışması önlenilen bu ülkelerin sesleri yeniden yükselmeye başlayacaktır. Bu, Çin’e dışarıda da güç kaybettirecek bir gelişmedir.

ABD’nin bu atağı eğer uygulamaya konulabilirse zaten ciddi enflasyon görülen Çin’de reel sektör zorlanacak, işsizlik ve durgunluk baş gösterecektir. Bu Çin yönetiminin en hassas noktası ve can damarı olan “istikrar”ı etkileyeceği için Çin’in de cevabı agresif olacaktır. ABD’nin senato gündemine aldığı “değerli yüen” ve Çin’in buna gösterdiği tepki çok dikkat çekicidir. Daha düne kadar G20 olsa da asıl olarak G2 yani ABD ve Çin vardır söylemleri, bugün gelinen noktada ve krizde iki ülke ilişkilerinin ne kadar önemli olduğunu bir kere daha göstermiştir. Değerlenmiş yüen konusu Çin’in iç istikrarı ve dış politikadaki adımları açısından hayati önem taşımaktadır. Bu konunun seyri, Çin’in içerdeki ve dışarıdaki “şeklini” direkt etkileyeceği için “ticari savaş sebebi” sayılmıştır. Çin’in buna ticari olarak vereceği cevap çok önemlidir. ABD bonolarına olan yatırımını azaltması, uluslararası para birimini değiştirme yönündeki taleplerini artırması, yüen ile ticaret konusunda ülkeleri iş birliğine zorlaması ilk akla gelenler arasında ve ABD ekonomisini yeni krizlerle baş başa bırakabilecek gelişmelerdir.

Ekonomik restleşmenin sürmesi beraberinde siyasi krizleri de doğurabilir ve direkt olmasa da 3.ülkelerde ABD ve Çin sıcak çatışmalara sebebiyet verebilirler. Önümüzdeki 10 yılda iki ülke arasında direkt anlamda sıcak çatışma beklememekle beraber, Çin’in silahlanma hızı ve ticari ve siyasi restleşmelerin sürdüğü takdirde ortaya çıkacak tabloda daha sonrası için ikili sıcak çatışmalar da söz konusu olabilir. Böylesi bir durumda ise tarafların şu anki şekliyle dünya haritasındaki konumlarını ve küresel güç dengelerindeki yerlerini koruyabilmeleri çok mümkün görünmemektedir; hangisinin mezara hangisinin komaya gireceğini kestirmek ise çok zordur.

 ABD ve Çin arasındaki ticari bir savaşın küresel dünyada bütün ülkeleri etkileyeceği çok açıktır. Kendisine yeni bir vizyon çizen ve yeni büyüme imkanlarıyla yükselişte olan Türkiye’nin dengeleri çok iyi koruması, büyümesini ve istikrarını garanti altına alacak adımlar atması gerekmektedir. Unutmayalım! “Filler tepişir, olan çimenlere olur…”

Yazının İngilizcesi için tıklayınız…

 

Cihan UĞUR

Fudan Üniversitesi – Şanghay

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.