Çin’in Küresel Sisteme Bakışı ve ABD ile İlişkileri

0
477

Çin’in Küresel Sisteme Bakışı ve ABD ile İlişkileri

 Çin’in küresel sistemdeki yerine bakmadan önce Çin’i tanımlamak gerekirse nereden başlamamız gerekir?

Binlerce yıllık köklü bir medeniyete sahip olan Çin, coğrafyası nedeniyle diğer kültürlerden uzak kalmış, kendine has bir kültür geliştirmiştir. Çok eski dönemlerde dünyanın diğer bölgelerine göre teknoloji alanında ileri bir medeniyet olan Çin, kağıt, pusula, barut gibi birçok önemli keşfe imza atmıştır.

Bildiğimiz gibi Çin coğrafyası sayesinde denize açılabilen bir ülkedir. Teknoloji konusundaki gelişmişliği Çin’in denizcilik faaliyetlerini de etkilemiş midir?

1400lü yıllarda Çin denizcilik alanında da oldukça ileri düzeydeydi. Ancak Çin, hiçbir zaman denizaşırı ülkelere ilgi duymamıştı. Amiral Zheng He, Hürmüz Boğazı’na doğru filosunu yola çıkardığında ise Çin’in kuzey sınırında tehditler baş göstermiş, o dönemin İmparatoru, filoyu gereksiz bularak ortadan kaldırılmasını emretmiştir. Böylece Çin’in denizcilik serüveni başlamadan bitmiştir.

İnanç temellerini ele almak gerekirse Çin’in din temelleri neye dayanır?

Din konusunda da Çin farklı bir gelişim göstermiştir. Batı’da çeşitli dinler ve peygamberler ortaya çıkarken, Çin’de böyle bir durum oluşmamış, daha çok yönetim ve sosyal yaşamın nasıl olacağıyla ilgili konular öne çıkmıştır. Bunun en önemli nedeni ise Konfüçyüs’tür.

Konfüçyüs kimdir ve Çin için önemi nedir?

Ö. 551-479 yılları arasında yaşamış ve ritüeller, müzik, okçuluk, matematik gibi o dönemin önemli alanlarında oldukça başarılı olan Konfüçyüs, birçok devleti gezerek siyasi ideallerini yaymaya çalışmış, birçok öğrenciye dersler vermiştir. İnsan doğasının iyi olduğunda hareket eden Konfüçyüs öğretisinin temel amacı uyum ve barış toplumu kurmaktır. Göklerin olu olarak anılan yönetici, erdem ve ahlak sahibi olmalı, toplumsal düzen için anne-babaya saygı öncelikli olmalıdır. Çin’de uyum arpa/buğday ve ağız kelimelerinin birleşiminden oluşan he (和) karakteriyle ifade edilir. Uyum aslında farklı maddelerin uygun oranlarda bir araya gelerek dengeyi oluşturmasıdır. Uyumu en iyi anlatan felsefelerden biri yin yang felsefesidir. Siyah kısım yin, beyaz kısım ise yang’i ifade eder ve birbirlerinin özünü içerirler. Her şeyin bir zıttı vardır ve zıtlıkların dengesiyle uyum yakalanabilir.

Konfüçyüsçülük, Han Hanedanlığı döneminde devlet ideolojisi olarak benimsenmiş, memurluğa giriş sınavlarının hepsi Konfüçyüs klasiklerine dayanarak yapılmıştır. M.S. 960-1227 yıllarında Taoizm ve Budizm’in etkisiyle Neo-Konfüçyüsçülük ortaya çıkmış, 20. Yy’da ise Batı felsefesin etkisiyle Yeni-Konfüçyüsçülük oluşmuştur. 1949’da Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla Mao, Çin’in tüm eski gelenek ve kültürel değerlerine savaş açmış, bu bağlamda Konfüçyüs’ün de tüm eserleri ve heykelleri yıkılmıştır. Ancak Mao’nun ölümüyle, 1976’dan sonra Konfüçyüsçülük yeniden yükselişe geçmiştir.

Çin’de Merkez Krallık’tan bahsedilir. Bu Merkez Krallık nedir?

Çince’de Zhongguo kelimesi ile ifade edilen ve Merkez Krallık/Ülke anlamına gelen Çin, kendini dünyanın merkezinde görmüş ve yabancıları barbar olarak tanımlamıştır. O dönem dış dünya ile ilişkilerini düzenlemeye yarayan sisteme vergi-haraç sistemi adı verilmektedir (Tributary system) ancak bu isim birçok yanlış anlaşılmayı da beraberinde getirmektedir. Verilen isimle tek taraflı bir uygulamaymış gibi algılanan bu sistem, yabancıların-barbarların Çin imparatorluğunun üstünlüğünü kabul ederek hediyeler sunmasına ve bu sayede Çin’in korumasını sağlamasına dayanmaktaydı. Ancak sistem aslında karşılıklık ifade etmektedir. Çin’e haraç vermek onursuzluktan ziyade bir ayrıcalıktır. Çin’in hiçbir zaman toprak hırsı olmamış, diğer ülkelerin iç işlerine karışmamıştır.

Çin barbarları egemenlik altına almak istememiş, ticari teşvikleri ve diplomasiyi kullanarak onları Çin merkezciliğini benimsemeye yönlendirmiştir. Teşvik ve diplomasinin işe yaramadığı durumlarda barbarları kontrol etmek için diğer barbarları kullan stratejisini benimseyen Çin için toprak almaktan ziyade psikolojik üstünlük elde etmek çok daha önemlidir. Uzun çalışılmış, detaylı ve sabırlı yolları tercih etmektedirler. (Sun Tzu: Savaş Sanatı) Örn: Satranç vs Go

Çin’in gücünü büyük derecede kıran Afyon Savaşlarının seyri nasıl olmuştur ve bu savaşların Çin’ de doğurduğu sonuçlar nelerdir?

Sanayileşme çağına girdiğinde Batı teknolojik olarak da gelişti ve Çin’in zenginliği ilgi çekmeye başladı. Batının serbest ticaret, eşit egemenlik gibi kavramları Çin’de duyulmamıştı. Çin pazarına girmek isteyen Batılıların talepleri Çin İmparatoru tarafından geri çevrildi. (Macartney: İngiliz elçisi, diplomasi tarihinin en başarısız teması).

I.Afyon savaşı’nın nedeni İngilizlerin Çin’e yasal olmayan yollardan afyon sokmak istemesinden kaynaklanmaktadır. Savaşı İngilizler kazanıyor. Hong Kong İngilizlere geçiyor, (1997’de geri verildi) sonrasında limanlar açılıyor. Ancak Batılı güçler daha fazla imtiyaz koparmak istedi ve II. Afyon Savaşı başladı. 1856-1960 yılları arasında Fransa, İngiltere Çin’e karşıdır. Bunun sonucunda daha fazla liman ticarete açıldı. Bu sırada Japonya’da Çin gibi 19. Yüzyıl’da Batı teknolojisiyle karşılaştı ama Çin’in aksine kapısını Batı teknolojisine açtı. 1868’de Japon İmparatoru birçok reform yaptı (Meiji reformları). Ekonomik gelişmeler yaşandı. Japonya, Çin’in etkisi azalınca Kore’yi ele geçirmek istedi. 1894’te Kore’de çıkan bir ayaklanmada Çin de Japonya’da asker gönderdi. Kore’nin bağımsızlığı kabul edildi ve Tayvan Japonya’ya verildi. 2. Dünya savaşında Çin yeniden Tayvan’ı ele geçirdi.

Yasukini Shrine Tapınağı’nın Çin için önemi nedir?

1921’de ÇKP (Çin Komünist Partisi) kuruldu. Bu sırada Batılı güçler savaş nedeniyle Çin’deki etkilerini kaybettiler. 1937’de Japonya Nanjing katliamını gerçekleştirdi. Katliamda net sayı belli olmasa da 300.000 kadar Çinlinin öldürüldüğü ve binlerce kadının tecavüze uğradığı söyleniyor. Yasukini Shrine Tapınağı savaşta ölenler için yapılmıştır. Japon başbakanının tapınağı her ziyaret edişinde Çin ile ilişkiler geriliyor.

Yakın geçmişe geldiğimizde Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurulması ile 1949-1969 arası dönemi nasıl değerlendiriyorsunuz?

1949’da komünistler üstün geldi ve ÇHC kuruldu. Bu sırada Milliyetçiler Tayvan’a kaçtı ve orada kurdukları yönetimin tüm Çin’i temsil ettiğini söylediler. 1949-69 arası dönem, Çin’in daha çok içişleriyle ilgilendiği, ekonomisini canlandırmaya çalıştığı dönemdir. Bu sırada ABD, Milliyetçi hükümeti destekliyordu ve BM’de 1971 yılına kadar Tayvan, tüm Çin’in temsilcisi olarak tanındı. ABD bu komünist yönetimi uzunca bir süre tanımadı. ABD, Çin’in Tayvan’a olası bir müdahalesini önlemek için 7. Filoyu Tayvan boğazına göndermesiyle Tayvan boğaz krizi başladı. Amerikan karşıtı duygular iyice arttı.  Son Amerikan vatandaşları da ülkeden çıkarıldı.

1958-61 yıllarındaki ileri büyük sıçrayış, sosyalist bilinci artırmayı hedefleyen ekonomik ve toplumsal bir kampanyadır. Herkes üretim sürecine katıldı, komün sistemi oluşturuldu. Özel tarım yasaklandı her şey kollektif hale geldi. 5000 aileden oluşan komünler meydana geldi. Mao’nun hedefleri çok yüksekti, başaramamanın cezasından korkan köylüler rakamları abarttılar, daha fazla üretim varmış gibi gösterdiler. Yapılan diğer yanlış uygulamalarla birlikte ülkede kıtlık baş gösterdi ve 3 yıl boyunca 50 milyon civarı insan hayatını kaybetti. Sonrasında ise Mao Kültür devrimini başlattı. Eski gelenek, kültür ve düşüncelere karşı bu devrimle savaştı özellikle Konfüçyüs eserlerini yok etmek için. Mao’nun kızıl muhafızları, burjuva hayatına özenenleri, hizaya getirmeye çalıştı. Üniversiteler ve liseler 1 yıl kapatıldı, herkes kırsala çalışmaya gönderildi, herkes Mao’dan seçmeler, kırmızı kitapla eğitime tabi tutuldu. Bu kızıl muhafızların başlattığı temizlik operasyonuyla yine milyonlarca kişi hayatını kaybetti.

Bildiğiniz gibi 1969-1979 arası dönemde Çin ABD ile yakınlaşma sürecine girmişti. Bu dönemi nasıl değerlendirirsiniz?

Bu dönem ilişkilerde yakınlaşma dönemidir.

 1) 1969 Nixon doktrini: ABD’nin Asya’daki varlığını azaltacağını ve Çin’i çevreleme politikasını yeniden ele alacağını söyledi. Çin’in bu dönemde Sovyetlerle de ilişkileri kötüye gidince, ABD’ye yeşil ışık yaktı. 1970’de Kissinger gizlice Çin’e gitti. ABD’nin amacı Sovyetleri nükleer silah konusunda yumuşamaya götürmekti ki bu etkili oldu. Sovyetlerle nükleer silahlanmaya sınırlama getiren ilk antlaşmasının yolu açıldı.

2) 1971 Japonya Masa Tenisi Şampiyonası: Japonya’nın ısrarı üzerine Çin, masa tenisi takımını gönderdi. Normalde ABD takımıyla selamlaşılması dahi yasaktı ama bazı tesadüfler neticesinde ABD ping pong takımı Çine davet edildi. Oldukça iyi ağırlandılar, Nixon ticaret yasağını kaldırdı. Bunları takiben 1971’de BM de yapılan oylamada Milliyetçi Çin üyelikten çıkarılacak ÇHC tüm Çini temsilen BM ye girdi. 1972’de Nixon Çin’i ziyaret etti, tek Çin ilkesini tanıdığını söyledi.

1989-2001 yılları arasında ABD ve Çin arasındaki ilişkiler sürekli gel git hali yaşamıştır. Bu durumu genel bir çerçevede değerlendirebilir misiniz?

Sovyetlerin dağılması ile soğuk savaş sona erdi. 1995te Tayvan lideri ABD’yi ziyaret etmişti. İlişkiler gerildi, Çin Büyükelçiyi geri çekti, üst düzey görüşmeler iptal edildi.1999’da ABD, Yugoslavya’ya müdahale ederken Çin Büyükelçiliğini bombaladı. 3 Çinli öldü. Bill Clinton özür diledi. Çin’de protestolar yapıldı ama Çin, olayı kınadı ama ek çıkarları ön planda tutarak ilişkilerine devam etme kararı aldı.2001’de ABD keşif uçağı güney Çin denizi üzerinde Çin jet uçağı ile çarpıştı. İlişkilerde keskin düşüş, Çin, ABD’nin uluslararası hukuku ihlal ederek Çin hava sahasına girdiğini iddia etti. 11 eylül saldırıları dönüm noktası oldu. Çin ABD’ye telgraf gönderip baş sağlığı diledi. İlişkiler düzelmeye başladı.

2000’li yıllara geldiğimizde ve sonrasında ABD ile Çin’in temel sorunları nelerdi?

1) Tayvan sorunu: ABD 1971’e kadar Tayvan’ı destekledi, sonra BM sonra geri adım attı. 1979’da Çin tek ülke iki sistem modelini kabul etti. Yani Tayvan’daki mevcut kapitalist yaşam düzenine karışmayacaklardı. ABD’de tek Çini kabul ediyor. Çin’in de ABD’nin de Tayvan boğazında çıkarları var. Boğaz enerji ikmali bakımından önemli. En büyük problem ABD’nin Tayvan’a silah satışıydı. ABD silah satışında artış olmayacak demişti ama rakamlarda düzenli artış oldu. Diğer yandan çinin askeri bütçesi artıyordu ve ABD endişeliydi. 2005 yasası ile Tayvan’da bağımsızlık ilan edildi, nükleer silah alımı oldu ve ayaklanma çıkarsa Çin müdahale edebilme şansı oldu.

 2)Tibet Sorunu: 1912’de Tibet Çin’in parçası olmuştur. Hatta Dalay Lama meclise temsilciler göndermiş ama ABD ve Hindistan Tibet ile ilişkilerinde Tibet bağımsızmış gibi davranmıştır. 1950’de Çin Tibet’i işgal etti. Sosyalizme dönüştürmeye çalıştı. ABD Tibetli gerillaları silahlandırdı. 1959’da ayaklanma çıktı. Dalay Lama 80.000 kişiyle Hindistan’a kaçtı. Kültür devriminde buradaki gelenek, kültür de yok edilmeye çalışılmış. Dalay Lama ABD’yi defalarca ziyaret etmiştir ama resmi olarak Dalay Lama’nın ABD’de olduğu haberi sadece 2007 yılında olmuştur. 2007’de ABD Dalay Lama’ya onur madalyası vermiştir. Sadece 2009’da Obama 1 kez Dalay Lamayı reddetti. 2010-11 de harita odasında görüşmeler oldu. Çin bunu içişlerine karışma olarak algıladı.

 Yrd. Doç. Dr. Cemre PEKCAN

Lisansini Izmir Ekonomi Üniversitesi Uluslararası Ilişkiler ve AB Bölümünde, Yüksek Lisansını Leeds Üniversitesi’de Çin Çalışmaları bölümünde yapan yazar, doktorasını Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nde Çin dış politikası alanında tamamlamıştır. Ayni üniversitede Yrd. Doc. Dr olarak görev yapmakta olan yazarın çalışma alanları; Çin Dış Politikası, Çin-ABD İlişkileri, Çin Felsefesi, Asya-Pasifik’te Uluslararası İlişkiler’dir.

Şeyda ÖCAL  – Abdullah AKSOY

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi TUİÇ Temsilcisi

Editör: Aslınaz İLHAN

Çin’in Küresel Sisteme Bakışı ve ABD ile İlişkileri

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here