Devlet Neden En Önemli Aktördür Üzerine Bir Perspektif

0
431

Uluslararası İlişkilerde bir unsurun aktör olarak dikkate alınabilmesi için; kimliğinin açıkça belirlenmesi, uluslararası alanda belirli bir karar verme kapasitesine sahip olması, az çok egemen, yeni bağımsız eylemler geliştirme yeteneğine sahip olması, diğer aktörler üzerinde etki uygulayan birimler olması ve belirli bir süre var olması gerekir.

Bu özelliklerin hepsini taşıyan aktör devletlerdir. Egemen devletler en önemli aktördür. Ama bunu söylemenin, onların “tek önemli aktör” olduklarını söylemekle eşdeğer olmadığını belirtmek gerekir. Burada önemli olan husus, uluslararası aktörün, uluslararası politikayı etkileme yeteneğine sahip olması ve davranışları tamamıyla diğer aktörler tarafından belirlenmemesi gerektiğidir.

Diğer aktörler ancak belli koşullarda bağımsız veya özerk davranabilmektedir. Bu anlamda devlet dışındaki diğer aktörler vatandaşı bulunduğu devletin veya faaliyet gösterdiği ülkenin yasalarına tabi olmaları açısından bir üst otoriteye bağlı olmayan egemen ulusal devlete kıyasla daha sınırlı bir özerkliğe sahiptirler.

Bazı yaklaşımlar (plüralist-liberaller, globalistler) devlet merkezli yaklaşımı kabul etmemektedirler. Bunlara göre, Uluslararası İlişkiler sadece devletlerin denetiminde bir süreç olmayıp, çok aktörlü bir yapıdır. Diğer aktörler de bu sürecin bir parçasıdır ve bazen devletlerden daha etkili olabilmektedirler.

Yukarıda saydığımız özelliklerin “hepsini” en yoğun şekilde taşıması sebebiyle devlet en önemli aktördür ama tek değildir. Diğer aktörler iletişime geçmezse kimliği bilinmez. Ama devlet öyle değildir. Kaldı ki, diğer aktörlere bu kimliği zaten devlet veriyor. NATO, IMF, BM gibi örgütlerin kimliklerinin oluşumunda devletler etkilidir. Yine, firmalara, çok uluslu şirketlere devlet yetki veriyor, sınırlarını, koşullarını da devlet belirliyor. Mesela, bunların “yerli ortaklık oranının” ne olacağına devletler karar veriyor. En önemlisi, devlet şiddet araçlarını meşru şekilde kullanan tek aktördür.

Bir uluslararası örgüt ne kadar geniş yetkilerle donatılırsa donatılsın, bir devletin sahip olduğu bir takım öğelere sahip değildir. Devleti devlet yapan unsurlar; toprak, insan topluluğu, hükümet ve egemenliktir. Lakin bir uluslararası örgütün ne üzerinde tam yetkili olduğu bir ülkesi ne de kendisine uyrukluk bağı ile bağlı bir insan topluluğu vardır. Uluslararası örgütler buyruk verme ve bunlara uymayanları uymaya zorlama yetkilerine sahip değildir. Uluslararası örgütlerin çoğunda müeyyide yoktur. Ama devlet öyle değildir. Devlet şiddet araçlarını meşru şekilde kullanır.

Diğer taraftan, devletin meşru aktör konumuyla alakalı olaraktan terör örgütlerine değinmekte yarar var. Bunların bir devleti bölmek, parçalamak, rejimini değiştirmek, dış politikasını değiştirmek gibi siyasal amaçları vardır. Terör grupları meşru aktör değildir. Şiddet oluşturabilme özelliğine sahiptirler. Hiçbir aktör, bunlar kadar, devletin “şiddet araçlarını meşru kullanma” niteliğini bozmaya çalışmaz. İşte bu sebeple, devletin meşru şiddet kullanma tekelini kırmaya çalışması, onları devlete en yakın aktör yapıyor. Zira devleti oluşturan en güçlü niteliği parçalamaya çalışıyorlar.

Sonuç olarak,  uluslararası ilişkilerde, pek çok önemli aktörün var olduğunu söylemekle birlikte “ulusal devletlerin”, diğerlerine nazaran aktörü aktör yapan temel niteliklerin hepsini ve en yoğun şekilde taşımaları sebebiyle en önemli aktördürler. Ve başka hiçbir aktör şiddet araçlarını meşru kullanamazken, devlet kullanır. Ve bu özelliğini bozmaya çalışmaları, dolayısıyla da bu konuma en çok yakın olmaları, terör gruplarını, devlete en yakın aktör yapar.

 

Müzeyyen Bozkır

Selçuk Üniversitesi

Uluslararası İlişkiler Bölümü


Kaynakça

-Faruk SÖNMEZOĞLU, Uluslararası Politika Ve Dış Politika Analizi

-Tayyar ARI, Uluslararası İlişkiler Ve Dış Politika

-Mehmet GÖNLÜBOL, Uluslararası Politika

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.