Doğu Guta’ da Çocuk Olmak

0
168

7 Şubat’ta Anadolu Ajansı’nın servis ettiği bu fotoğraf, Suriye iç savaşının en kanlı yerlerinden Doğu Guta’da çekilmiştir. Fotoğraftaki kişi Beyaz Baretliler olarak adlandırılan sivil savunma çalışanı Said el- Masri… Esad rejiminin sabah 11 sularında Doğu Guta’ya havadan ve karadan saldırı düzenlemesiyle, Said-el Masri diğer insanları kurtarmak adına hemen çalışmalara katıldı. Fakat çok geçmeden kendi evinin bulunduğu sokağa da bomba atıldığını öğrendi. Fotoğraf, Said el-Masri’nin 3 aylık bebeğini kurtarmasıyla yaşadığı duyguları ‘’acı ve umut bir arada’’ başlığıyla yayımlandı.

Arap Baharı ile birlikte başlayan halk ayaklanmaları Mısır’da Hüsnü Mübarek’in devrilmesine sebep olmuş, bununla birlikte ise diğer Ortadoğu ülkelerindeki halklar da demokrasi umuduyla sokaklara dökülmüştür. Suriye’de ise Dera kentinde iki doktorun ‘’Mübarek devrilmiş. Darısı başımıza..’’ şeklindeki telefon konuşmaları istihbarata takılmış ve bu iki doktor hapse konulmuşlardır. Yine bu iki doktorun yakını olan çocuklar duvarlara ‘’halk rejimin düşmesini istiyor.’’ şeklinde yazılar yazmışlardır. İşte bu duvar yazısı Suriye’nin bütün gidişatını değiştirmiş, yıllar sürecek olan iç savaşın başlamasına neden olmuştur. Yazıları yazan çocukların tutuklanmaları, Dera halkının sokaklara dökülmesine neden olmuş fakat Dera halkı rejimin orantısız gücüyle karşılaşmıştır. Bunu diğer şehirlerde yaşayan Suriyelilerin Dera halkına destek olmak için sokaklara dökülmeleri izlemiş, Cuma namazından sonra halkın toplanmasına karşı rejimin sert müdahalede bulunması ise daha büyük halk kitlelerinin ayaklanmasına neden olmuştur. Kısacası Suriye’de işler Mısır’daki gibi olmamış, çok daha kötü bir vaziyete doğru evrilmiştir. Mübarek’in devrilmesiyle Ortadoğu’da başlayan demokrasi umudu, Suriye’de yaklaşık 7 yıldır devam eden bir çatışma ortamıyla yerini büyük dramlara, acılara ve çaresizliğe bırakmıştır.

Bu zamana kadar Suriye’nin pek çok yerinden aldığımız haberler bir yanda dururken, bu yılın şubat ayında ise Doğu Guta’da yaşanan dram gözler önüne serilmiştir. Peki Doğu Guta’nın önemi nedir? Doğu Guta, şuan muhaliflerin kontrolünde bulunan bir şehirdir. 2017 yılının mayıs ayında yapılan Astana görüşmelerinde Doğu Guta’nın ‘’gerginliği azaltma bölgesi ilan edilmesi’’ kararlaştırılmıştır. Ve temmuz ayında da rejimin garantörü Rusya tarafından Doğu Guta’da ateşkesin yürürlüğe girdiği duyurulmuştur. Bu bölgede İran, Rusya ve Türkiye’nin bir araya gelip ateşkesin ilan edilmesinde ısrar etmesinin sebebi ise birçok insanın açlık sorunuyla karşı karşıya kalması ve hatta ölümlerin yaşanmasıydı. Burada amaç insani koridorun açılması ve erzak yardımının yapılabilmesiydi. Çünkü bilindiği üzere Esad rejiminin en büyük silahı ‘’açlık’’ idi. Fakat Esad rejimi, yaptığı ateşkes anlaşmasını bozdu ve 29 Aralık 2017’den bu yana Doğu Guta’yı abluka altına aldı.

Havadan ve karadan saldırılar ile kuşatılan Doğu Guta’ya aynı zamanda Esad rejiminin kimyasal saldırılarda bulunduğu söyleniyor. Bölgeye yardımların girişinin de engellenmesiyle insanlar bir yandan açlıkla mücadele ederken bir yandan da pek çok sağlık problemleriyle karşı karşıya kalıyor. Bütün bunlar en temel insan haklarının ihlal edilmesi anlamına geliyor. 400 bin insanın yaklaşık 5 yıldır  zor şartlar altında ve dar bir alanda yaşamlarını sürdürmeye çalışmasına karşı Birleşmiş Milletler’in bu konuyla ilgili sessizliğini koruması ise dikkat çekiyor.

Suriye hükümetinin taraf olduğu sözleşmelerden bir tanesi olan 1989 Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 6.maddesinde ‘’Taraf Devletler, her çocuğun temel yaşama hakkına sahip olduğunu kabul ederler.’’ İfadesi yer almaktadır. Suriye iç savaşının başladığı günden bu güne bu madde ihlal edilmiştir. Sadece bu madde değil, sözleşmedeki pek çok maddenin ihlali söz konusudur. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ‘nun 2018’in ilk ayı için yayımladığı raporda, Esad rejimi tarafından yapılan saldırılar sonucunda, Doğu Guta’da ilk 14 günde 30’dan fazla çocuğun öldüğü belirtilmiştir. Son haberlerden yola çıkarsak Suriye’de çocuk olarak hayatta kalmanın hiç de kolay olmadığını söylemek gerekecektir. UNICEF Suriye temsilcisi Fran Equiza, rejimin sivillere yönelik havadan ve karadan saldırılarının yanı sıra çevredeki hastanelerin ve sağlık kuruluşlarının  da abluka altına alındığını belirtmektedir. Fran Equiza yaptığı yazılı açıklamada ‘’2013’ten bu yana yaklaşık 200 bin çocuğun kapana kısıldığı Doğu Guta’da tırmanışa geçen şiddet olaylarında yılın sadece ilk 14 gününde 30’dan fazla çocuğun öldürülmesi şok edici.” ifadesini kullandı. Equiza ayrıca 7. yılında olan Suriye iç savaşında başlangıçtan bu yana çocuk ölümlerinin gerçekleştiğini ve dünyanın buna sessiz kalmasının da utanç kaynağı olduğunu vurguladı.

Çatışma Suriye’de en temel hak olan yaşama hakkını ortadan kaldırarak diğer temel hak ve özgürlükleri de etkilemektedir. Doğu Guta’da saldırılardan yaralanan insanlar, sağlık kuruluşlarının,  yoğun bombardımandan dolayı kapatıldığı ya da kullanılamaz hale geldiği ve  kentteki 120 çocuğun ise acil müdahale edilmek üzere tahliye edilmeyi beklediğini vurgulanıyor. 15 Şubat’ta ise Doğu Guta’daki Duma’ya düzenlenen hava saldırılarında 2’si çocuk 6 kişi ölmüştür. Bu sadece en son haberlerden biri… Burada çocuklar ya hava bombardımanlarıyla ölüyor ya da  açlıktan. Özellikle çocukların ve diğer sivillerin çok fazla sağlık problemleri yaşadıklarını belirtmek gerekiyor ki bunlardan bir çoğuna kanser teşhisi konulmasına karşın tedavileri sağlanamamaktadır.

Suriye hükümetinin taraf olduğu anlaşmalardan biri de 1925 Cenevre Boğucu, Zehirleyici ve Benzeri Gazların ve Bakteriyolojik Araçların Kullanılmasının Yasaklanması Protokolü ‘ dür. Bu anlaşma doğrultusunda taraf devletler kimyasal ve biyolojik silahları kullanmamayı taahhüt etmişlerdi. Fakat 14 Şubat’ta Suriye İnsan Hakları Ağı, Esed rejiminin Suriye’de düzenlediği 211 kimyasal silah saldırısında bin 357’si sivil, toplam bin 421 kişiyi öldürdüğünü açıkladı. 7 yıldır zaman zaman rejimin kimyasal silaha başvurduğu haberleri medyaya yansısa da Esad rejimi bunu resmi olarak kabul etmemektedir. 2013 yılında Doğu Guta’da kimyasal silah saldırısında 400 sivil ölmüş ve uluslararası kuruluşlar devreye girmiştir. Fakat saldırılar  durdurulamamıştır. Ocak ve şubat aylarında ise Doğu Guta’ya klor ile yapılan bir saldırı gerçekleşmiş ve aralarında çocukların yoğun olduğu 21 sivil etkilenmiştir. Esad’ın bu saldırılarının, muhaliflerin yoğun olarak yaşadığı Doğu Guta’dan insanları göçe zorlama amacı taşıdığı ise aşikardır.

Suriye hükümetinin taraf olduğu 1989 Çocuk Hakları Sözleşmesi incelendiğinde de tamamen bu sözleşmenin tüm maddelerinin uygulanmadığı görülecektir. Bu sözleşme çocukların barınmasından eğitimine,gıda ihtiyacından ebeveyn yapısına kadar her şeyi kapsıyor. Fakat Suriye’de bir çok çocuk açlıktan,hastalıklardan ya da bombardımanlardan dolayı ölüyor ya da göçe zorlanıyor. Bu sırada temel eğitim hakları da ellerinden alınıyor.

Doğu Guta’ya atılan kimyasal silahlar bir anda binlerce insanı öldürebiliyor. 2013 yılında kimyasal silahlar ile yapılan saldırıda 1500 kişi ölürken, bunlardan bir çoğunun da çocuk olduğunu unutmayalım. Hala 5 yıl önceki bu saldırıdan dolayı bir çok çocuğun nefes alma problemleri yaşadığını, pek çok sağlık problemleriyle mücadele etmek zorunda kaldıklarını biliyoruz.

Şam’ın Doğu Guta bölgesinde yaşayan insanların bu abluka altında yaşayabilmeleri çok zor gözüküyor. Burada annelerin,  çocuklarına alacak ekmek için para bulamadığından gazete yedirdiklerini biliyoruz. Yeterli beslenememekten, açlıktan ölen çocuk sayısı günden güne artırıyor. Öyle ki şu hikaye yürekleri parçalıyor. Doğu Guta’nın Hamuriye semtindeki küçük bir evde eşi ve dört çocuğuna bakan Menal hanım çocuklarının açlığını bastırmak ve onları oyalamak için içerisinde sadece su olan tenceyi saatlerce ocakta kaynattığını ve çocukların yemeğin pişmesini beklerken uyuya kaldıklarını söylüyor. Bu yaşanılan dramı duydukça,  uluslararası örgütlerin çatışmaya müdahalesizliğinin ne ağır sonuçlara yol açtığını daha net anlayabiliyoruz.

2017 yıllanın sonuna doğru Doğu Guta’da Esad rejiminin gerçekleştirdiği saldırılar ile yüzlerce çocuk hayatını kaybetmişti.Bu yılın şubat ayında da yine aynı şeyleri yaşıyoruz. Yine hiçbir şey değişmedi.

Birleşmiş Milletler (BM) Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura’nın Danışmanı Jan Egeland, 2017 yılının aralık ayında yaptığı açıklamada,  BM yardım güçlerinin Doğu Guta’ya alınmadığını, bu arada insani krizin günden güne derinleştiğini ve yetersiz beslenmeden dolayı ölen çocuk sayısının artmaya devam ettiğini belirtmiştir.

Doğu Guta’da çocuklara yapılan hak ihlallerinden bahsederken, tüm dünyanın dikkatini çeken Kerim bebekten bahsetmeliyiz. Kerim bebek, Doğu Guta’da Esad rejiminin saldırısıyla 1 aylıkken annesini ve sol gözünü kaybetmiş ve Doğu Guta direnişinin sembolü olmuştu. O günlerde ise sosyal medyadan bütün dünyanın da katıldığı,  Doğu Guta’da katliamın bitmesi adına kampanyalar başlamıştı. Bölgedeki çocuklar ve çevredeki insanlar ise buna sol gözlerini kapatarak destek vermişlerdi. Kerim bebeğin acısı daha dinmeden, yeni saldırılar yapıldı ve yine yüzlerce çocuk öldürüldü.

SONUÇ

Çatışan çıkarların Ortadoğu’nun pek çok yerinde olduğu gibi Suriye’de de kanlı canlı savaş şekline dönüştüğünü görüyoruz. Savaşın tek kaybedeni olan çocuklara yönelik şiddetin ve vahşetin tüm dünyada sona ermesini temenni ederken, uluslararası örgütlerin de daha bağlayıcı kararlar alabilmesini umuyoruz.

Birsen AKYÜZ
Araştırma Asistanı

Kaynakça:

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.