Gölge Etme Başka İhsan İstemem

0
214

Türkiye Cumhuriyeti bugün 27 milyonu aşan genç nüfusu ile geleceğini tartışmak zorundadır. Başka ülkelerin özendiği, imrenerek baktığı, kıskandığı ve beyinsel bir güç olarak gördüğü; sırf bundan dolayı aralarına almak istemedikleri Türkiye Cumhuriyeti trenindeki genç potansiyel; Türkiye’de ezilmekte, yaptığı işlere, projelere, çalışmalara gerektiği desteği çoğu zaman alamamakta ve en kötüsü de toplum ve devlet tarafından beyinsel güç olarak değil fiziksel güç olarak görülerek adeta “gölge”lenmektedir ve bu nedenle kötü yollara yönlendirilmektedir.

İşte bundan dolayı Türkiye geleceğini tartışmak zorundadır çünkü bu yanlış yollara saptırılan gençler iktidara şans eseri geldiği zaman ülke adeta bir çıkmaza sürüklenecektir. Bu nedenle bunun önüne geçmek gerekmektedir ve Atatürk’ün bıraktığı en değerli mirasımız olan gençlerin geleceğini başka konulara sapmadan tartışılmak zorundadır. Türkiye’de sorunların içinde yaşayan bir genç olarak devletimizin ve toplumumuzun görmedikleri veya görmek istemedikleri sorunları bir nebze de olsa sesimi duyurmak istedim. Bu gördüklerim ve yaşadıklarım nedeniyle bu sorunların çözülemediği takdirde, tünelin sonu iyice karanlıklaşacak ve bırakın Cumhuriyetin 100 yılını 2012 yılına kadar tünelin yolu tamamen kapanabilir, trenin içindeki gençler olarak sonu gelmez problemlerle karşılaşabiliriz. Bugünün bir genci ve 2023 yılında bir yetişkini olarak hemen hemen her gün yaşadığımız ve çoğu zaman önemsemediğimiz gençlerimizin sorunlarını daha fazla birikmeden en kısa zamanda çözmek için çalışmalara başlaması gerektiği düşüncesindeyim. Bu noktada hem gençlerimize hem de topluma bir takım sorumluluklar düşmektedir ama bu sorumlulukları açıklamadan önce Türkiye’de bir genç olarak gençlerimizin ne olarak algılandığına hep birlikte bakmakta fayda var. Gözlemlediğim ve birebir konuştuğum gençlerden yola çıkarak;

Türkiye’de genç olmak demek;

– Beyinsel değil, fiziksel güç olarak görülmek demek,

– Terör örgütlerinin kucağına itilen adam demek,

– YÖK’e mahkum ve dershanelere potansiyel müşteri demek,

– Senden başka herkesin adına karar vermesi demek,

– Maça taraftar ve koltuk atıp küfür etmek demek,

– Her yıl sınavlar için 9 milyar dolar harcayan demek,

– Üniversite sınavlarına girip 100 kişiden 77’si üniversiteye girmeyen demek,

– Yarış atı muamelesi gördüğümüz ve asla sonu gelmeyen; Lys, Lgs ,Kpss ,Kpds, Üds ve okul sınavları demek,

– Koltuk sevdasının başladığı çağ demek,

– İyi bir eğitim görüp işsizlikten 100 kişimizden 59’umuzun yabancı ülkeye kaçması demek,

– Uyuşturucu ve sigara kullanımının 10 yaşına kadar indiği bir gençlik demek,

– Ensesi en kalınından ve mümkünse siyasetten bir dayının, amcanın, teyzenin olması demek, Bu liste daha uzar gider…

Çoğu genç erkek eğer işe alınacaksa beyinsel güç olarak değil de fiziksel güç olarak alınmakta ve ne yazık ki birçok genç kızımızda beyinsel olarak değil fiziksel güzellik olarak işe alınmaktadır. Bu son yıllarda birçok yerde böyle olmaya başlamıştır. İse girerken bu potansiyele bakılmaktadır. Bunun önüne geçilemediği sürece başka ülkelerin imrenerek baktığı Türkiye bu sefer başka ülkenin gençlerine imrenerek bakmaz zorunda kalacaktır ve gençlerimiz artık beyinsel bir güç olarak görülmek ve sahip çıkılmak zorundadır.

Bazı illerimizde gençlerimizin yaşam şartları ve olanakları kısıtlı olduğundan berki de devletimizin yetişemediği yetişmek istemediği gençlerimiz yaşam mücadelesini sürdürmek için aileleri tarafından yaşamlarını daha garantiye almak için bu sefer devlete karşı olmaktadır ve devletten toplumdan destek almadığı müddetçe bu devam edecektir…

Yarış atı muamelesi gördüğümüz ve bir turlu sonu gelmeyen sınavlar nedeniyle hayattan bazen soğuduğumuz, gecemizin gündüzümüzün bir olduğu, hayatımızın en verimli çağlarını bu sınavlara girerek harcadığımızı ve bu sınavların her genç gibi kalkması gerektiği kanaatindeyim ve sınav yerine projeler verilmesini bu sayede de gençlerimizin daha verimli çalışacağı görüşündeyim. Sınavdan sınava çalışan ve eminim ki hepimizin sınavdan sonra tüm bilgilerin beynimizden adeta uçup gittiği bir gençlik olarak sınavların kalkmasını istiyoruz ve yarış atı muamelesi görmek istemiyoruz, hayallerimizin peşinde koşmak istiyoruz sırf tek bir sınav yüzünden hayallerimizin yok olmasını istemiyoruz.

Ve maalesef koltuk sevdası bu yaşlarda başlıyor bunun önüne geçmemiz gerektiği kanaatindeyim burada gençlere daha çok iş düşüyor. Koltuk sevdası nedeniyle birçok gencin engellendiğini ve sahip çıkılmadığını görüyoruz. Bunun en tipik örneği de üniversitelerdeki tipik öğrenci temsilcilikleridir. Genç arkadaşlarım koltuk sevdasını bırakmaları gerekiyor ve kişilerin değil kurumların kalıcı olduğunu hiçbir zaman akıllarından çıkarmamaları gerektiğini düşünüyorum.

Genç bir ülkenin gençleri olarak şuan için bir çok sorunla karşılaşmaktayız ve çözüm beklemekteyiz bu çözüm elbette sadece devletten bekleyemeyiz Atatürk’ün de gençliğe hitabede belirttiği gibi ülkeyi kötü durumdan kurtaracak olan yine biz gençleriz ama bu güce sahip olmak durumundayız. Bunun için Öyle bir ülkede yer almalıyız ki;

-Milletvekili olmak yolunda gençlere daha çok şans tanınsın,

– Geçmişi ve geleceği bize ışık tutsun,

– Siyasi yozlaşmaya bulaşmamış olsun,

– Koltuğunu ülke için hizmet aracı olarak görsün,

– Yönetimde ensesi en kalınından bir dayı ile veya torpille değil de bilgi birikimi ile yer alsın,

Türkiye Cumhuriyeti trenindeki gençliğe yol gösterildiği ve destek verildiği sürece, bu kadar genç potansiyele sahip ve güzelliklere sahip bir ülkeden beyin göçü engellenir ve gençlerimiz o zaman başka devletlerde ve terör örgütlerinin kucağında aramak zorunda kalmaz kurtuluş çaresini. Yeter ki gençler ‘gölgelenmesin’ çünkü Türkiye’nin bugünü ve yarını gençlerimizdir. Bu nedenle Türkiye’nin gençlere verebildiği imkânlar sunduğu fırsatlar ne kadar acık olursa işte o zaman gençlerin ülkeye katacakları da o kadar fazla olacaktır.

 

Uğur BAKICI

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.