Gürcistan’da Parlamento Seçimleri: Rusya’nın Geri Dönüşü mü?

0
72

Türkiye’nin kuzeydoğususunda yer alan ve yeni dönem Türk Dış Politikası’nın en önemli açılım noktalarından biri olarak görülen Gürcistan’da geçtiğimiz hafta gerçekleştirilen parlamento seçimleri, 2003 yılından bu yana süregelen renkli devrim sürecinin, yani “Gül Devrimi” nin halk nezdinde de sorgulanmaya başlandığını ve özellikle ülke genelinde yaşanan ekonomik problemler ile Devlet Başkanı Mikhail Saakashvili’nin “dikta rejimlerine” öykünen yönetim anlayışının ciddi bir rahatsızlık yarattığını gösteriyor. Zira gerçekleştirilen seçimler sonucunda parlamentodaki gücünü yitiren Saakashvili’nin “topal ördek” konumuna indirgendiği rahatlıkla görülebilmektedir. Seçimlerden büyük bir zaferle ayrılan “Gürcistan Hayali” koalisyonunun lideri dolar milyarderi işadamı Bidzina Ivanishvili ise Ocak 2013’de gerçekleştirilecek devlet başkanlığı seçimlerinde en az Saakashvili kadar iddialı olduğunu tüm dünyaya kanıtlamıştır. Gürcistan’da gerçekleştirilen parlamento seçimleri, bu ülke için olduğu kadar bölge için de oldukça anlamlıdır. Zira bu ülke küresel manada süregelen güç mücadelesinin Geniş Karadeniz Havzası’na yansıyan en önemli örneklerinden biri olarak bilinmektedir.

17 siyasi parti ve 2 seçim koalisyonunun yarıştığı Gürcistan Parlamento seçimlerinin en önemli iki siyasal figürü, mevcut devlet başkanı ve Gül Devrimi’nin siyasal lideri Mikhail Saakashvili’nin liderliğini yaptığı “Birleşik Ulusal Hareket Partisi” ile 6 milyar doları aşan kişisel serveti ile Forbes’in yaptığı zenginler listesine dahi girmiş olan ve Rusya ile yakın ekonomik bağlara sahip olup Gürcistan’ın en zengin kişisi olarak bilinen Bidzina Ivanishvili’nin başında bulunduğu “Gürcistan Hayali” koalisyonudur. 150 sandalyesi bulunan Gürcistan Parlamentosu için gerçekleştirilen seçimlere katılım oranı konusunda henüz resmi bir açıklama yapılmamış olsa da, bu oranın tatmin edici seviyelerde olduğu tahmin edilebilir. Nitekim hem Saakashvili hem de Ivanishvili, halk nezdinde ciddi bir desteğe sahip olan iki figür konumunda ve her iki liderin taraftarları da bu seçimleri “ezeli” bir rekabetin başlangıcı olarak algılamaktadırlar. Ne ilginçtir ki, Gürcistan’ın bugün içerisine düştüğü toprak tabanlı siyasal ayrılıkçılık girişimlerinin ve Soğuk Savaş sonrası bir türlü yeterli ekonomik gelişmişliğe ulaşamamasının arkasında yatan en önemli neden de, ABD’nin önderliğini yaptığı ve kendi sistemik hegemonyasını korumak isteyen Avro-Atlantik İttifakı ile mevcut uluslararası yapıyı kendisinin de söz sahibi olacağı çok kutuplu bir görünüme kavuşturmayı hedefleyen Rusya arasındaki “ezeli” çatışmadır. Yani Gürcistan toprakları gerek içsel gerekse de sistemik manada çok güçlü bir çatışma unsuruna eklemlenmiş haldedir.

Seçim sonuçları, Ivanishvili’nin başında bulunduğu Gürcistan Hayali Koalisyonu’nun %53, Saakashvili’nin liderliğini yaptığı Birleşik Ulusal Hareket Partisi’nin ise %41,5 civarında bir oy oranına sahip olduğunu ve Ivanishvili’nin parlamentodaki çoğunluğu ele geçirdiğini gösteriyor. Önümüzdeki günlerde kurulacak olan hükümetin başbakanı çok büyük bir olasılıkla galip kanadın lideri Bidzina Ivanishvili olacak. Ancak Ivanishvili’nin asıl hedefinin devlet başkanlığı olduğu ve Saakashvili’yi oturduğu koltuktan indirmek istediği hesaba katılırsa, Ivanishvili’nin başbakanlık süreci çok kısa bir süre içerisinde sona erebilir. Zira Saakashvili’nin yeniden aday olamayacağı ve 2013 başında gerçekleştirilecek devlet başkanlığı seçimlerinin en büyük favorisi Bidzina Ivanishvili’dir. Mevcut devlet başkanı Mikhail Saakashvili, gerçekleştirilen parlamento seçimlerine ayrı bir önem de atfetmiştir. Nitekim, görev süresi dolduktan sonra anayasal gerekçelerle devlet başkanlığı seçimlerinde yeniden aday olamayacak olan Saakashvili, siyaseten kendisine bağlı bir devlet başkanının seçilmesini sağlayarak başbakanlık koltuğuna oturabilmenin ve böylece tıpkı Medvedev-Putin döneminde olduğu üzere arka plandan devleti yönetebilmenin peşindeydi. Ne var ki, Birleşik Ulusal Hareket Partisi’nim Gürcistan Rüyası’nın gerisinde kalması ve parlamento çoğunluğunu kaybetmesi, hükümeti kurma görevinin Ivanishvili’nin eline geçecek olması anlamına gelmektedir. Bu durum, Saakashvili’nin planlarını suya düşürecek bir ortamın doğmasına yol açacaktır.

Bidzina Ivanishvili’nin kazandığı zafer, onun güçlü kişiliğinin ve kişisel servetinin halk nezdinde ciddi bir önkabul gördüğünü ve Gürcü halkının onun liderlik kapasitesine güvendiğini göstermektedir. Halbuki Ivanishvili mevcut konjonktürde tam bir kapalı kutu olarak görülebilir. Zira gerçekleştirdiği hayır organizasyonları, büyük çaplı bağışlar ve yardımlar ile Rusya’da edindiği büyük çaplı servetin dışında Ivanishvili hakkında çok fazla bir bilgi yoktur. Rusya’da birçok şirketi ve bir bankası olan Ivanishvili, “milyonlarca dolara aldığı şirketleri, milyarlarca dolara satan kişi” olarak ün salmış bir oligarktan başkası değil. Oldukça fakir bir Gürcü aileye mensup olan Bidzina Ivanishvili, Tiflis’te gerçekleştirdiği mühendislik tahsilinin ardından Moskova’ya gitmiş ve ortaklık temelinde giriştiği bankacılık serüveninin yanı sıra, özellikle SSCB’nin dağılmasının ardından gerçekleştirdiği faaliyetler ve satın almalar ile ekonomik açıdan büyümüş bir kişi olarak bilinmektedir. Bidzina Ivanishvili’nin bundan sonraki siyasal macerasının da kendi kişisel gücüne ve otoritesine bağlı bir şekilde şekilleneceğini ve bu yönden Saakashvili ile arasında herhangi bir farklılık olmayacağı söylemek mümkündür. Yani Gürcistan’da Saakashvili’nin kurguladığı otoriter siyasal sistemin yerine Ivanishvili’nin kurguladığı sistemsel altyapı yerleşecektir.

Birçok uzman ve yazar tarafından “çoğulcu feodalizm” olarak adlandırılan Gürcü siyaseti, bundan sonraki süreçte Bidzina Ivanishvili’nin en temel problemi olacaktır. Zira Ivanishvili’nin koalisyonu, çoğu eski birer Gül Devrimi ve Saakashvili yandaşı olan kişi ve gruplardan oluşmaktadır. Bu siyasal figürlerin yeterli etkinliğe kavuşamadıkları ve Saakashvili’nin otoriter yönetim anlayışından şikayet ederek Ivanishvili’ye destek verdikleri düşünüldüğünde, önümüzdeki dönemde Saakashvili benzeri bir otoriteryanizme savrulması olası olan Ivanishvili’nin de zaman içerisinde mevcut destekçilerinden yoksun kalabileceği söylenebilir.

Bidzina Ivanishvili’nin hayatının büyük bir bölümünü Rusya’da geçirmesi ve kişisel servetini neredeyse tamamen Rusya’da oluşturmuş olması, onun Rus devlet adamları ile olan ilişkilerini de göz önünde bulunduran analistler tarafından Gül Devrimi sürecinin sona ermek üzere olduğu ve Rusya’nın Gürcistan’daki siyasal, toplumsal ve ekonomik etkinliğinin artacağı şeklinde değerlendirilmiştir. Bidzina Ivanishvili’nin Rusya’yı bırakarak Gürcistan’a yerleşmesi ve Gazprom’daki hisselerinin dışında Rusya’daki şirketlerinin önemli bir bölümünü sattığını açıklaması onun Rusya ile olan ekonomik ve siyasal bağlarının sorgulanmasını engelleyemeyecektir. Nitekim Ivanishvili, ülkesinin NATO ve AB üyeliği için sonuna kadar mücadele edeceğini açıklamakla birlikte, Gürcistan ile Rusya arasındaki gerginliği sona erdireceğini de daha şimdiden açıklamıştır. Ivanishvili’ye göre, Gürcistan’ın içerisine sürüklendiği siyasal ayrılıkçılık ve kutuplaşmanın temel nedeni Saakashvili’nin Rusya’yı dışlayan ve söylem bazında güvenlikleştiren yaklaşımıdır. Bu durum, Saakashvili döneminde Gürcistan’dan soyutlanan ve bu ülkeye karşı Abhazya ile Güney Osetya ayrılıkçılığını tetiklemek ve desteklemek zorunda kalan Rusya’nın, Ivanishvili döneminde, daha dengeli bir yaklaşımla Gürcistan’da siyasal nüfuz alanları oluşturacağını göstermektedir. Bu durum, Abhazya ve Güney Osetya’da daha şimdiden tedirginlik yaratmış durumdadır. 2008 yılında yaşanan Rusya-Gürcistan Savaşı’nın ardından siyasal bağımsızlıkları Rusya tarafından tanınan ve bu bağımsızlığı sürdürebilme noktasında Rusya’ya bağımlı olan bu iki bölge, Rusya’ya olumlu gözle bakan Bidzina Ivanishvili’nin iktidara gelmesi sonrası Rusya’nın kendilerine destek vermekten vazgeçmesi ve onları Gürcistan ile birleşme yönünde zorlamasından endişe etmektedirler. Bu nedenle, Gürcistan Parlamento Seçimleri’nin Abhazya ve Güney Osetya’da ciddi bir siyasal-toplumsal güvensizliğe kapı araladığı söylenebilir.

Geniş Karadeniz Havzası’nın doğusunda, Hazar enerji kaynaklarının Türkiye’ye ve AB’ye aktarım noktası konumunda bulunan ve mevcut enerji projelerinin yanı sıra önümüzdeki dönemde inşasına başlanacak TANAP (Trans-Anadolu Doğalgaz Boru Hattı)’ın en önemli bileşenlerinden biri olan Gürcistan’da gerçekleştirilen parlamento seçimleri, bu ülkenin önümüzdeki dönemde Avro-Atlantik İttifakı ile Rusya arasında belli bir dengeye dayalı olarak hareket edebileceğini ve Saakashvili döneminde izlenen “körü körüne Rusya karşıtı” dış politika stratejisinin terk edilebileceğini göstermektedir. Gürcistan, önümüzdeki dönemde Güney Kafkasya’daki sistemsel denge unsuru olarak kendini konumlandırabilecektir. Hiç kuşkusuz, bu durum Rusya için bir geri dönüş ve kazanç olarak değerlendirilmelidir. Ivanishvili’nin kontrolüne girecek Gürcistan’ın Türkiye ile olan siyasal, ekonomik ve toplumsal bağlarını sürdüreceği ve Türkiye-Gürcistan-Azerbaycan yönünde şekillenmiş bölgesel işbirliği bloğundan ayrılmayacağı da ortadadır. Zira Ivanishvili’nin ticaret ve ekonomiyi önceleyen yaklaşımının en önemli nirengi noktalarından biri de stratejik öneme haiz bu bölgesel işbirliği hattı olacaktır.

Dr. Göktürk TÜYSÜZOĞLU

Giresun Üniversitesi

Uluslararası İlişkiler Bölümü

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.