“İhtilaflı” Bölgelerden “Koparılmış” Bölgelere

0
377

2003’te ABD’nin Irak’ı işgalinin ardından Irak’ta kendine müttefik seçtiği Kürt grupların 1991’de elde ettiği otonom sınırları dışarısında hakimiyet kurma çabası bugün Irak’ta belki de önümüzdeki dönemde Irak’ın en yumuşak karnı olarak karşımıza çıkacak sorunu yaratmıştır. İhtilaflı bölge kavramı genel olarak iki ülkenin arasındaki sınır anlaşmazlıkları için kullanılmaktadır.[1] Ancak Irak’ta bu kavram bazı vilayetlerin toprakları ve sınırları üzerinde Irak merkezi hükümeti ile Kürt Bölgesel Yönetimi (KBY) arasında idari, hukuki ve askeri olarak egemenlik mücadelesi şeklinde tanımlanabilir.

Irak’ta ihtilaflı bölgeler sorunu KBY’nin sınırlarını ve etki alanını genişletme çabasından kaynaklanmaktadır. KBY’nin sınırları Irak Anayasasında belirtilmiştir.[2] Ancak KBY’nin fiili kontrol alanı bu sınırın dışında kalmaktadır. Diğer taraftan “ihtilaflı bölgeler”in hangi vilayet, ilçe ve nahiyeler olduğu üzerinde Iraklı siyasetçilerin üzerinde anlaştığı bir durumun varlığından söz etmek mümkün olmayacaktır. Bu açıdan KBY’nin taleplerinin durumu tartışmalı hale getirdiği söylenebilir.

17 Mayıs 2003’te “Peşmerge Güçlerinin Yeniden Konuşlandırılması” yönelik olarak ABD ile KDP ve KYB arasında imzalanan ve peşmerge güçlerinin “Yeşil Hat” olarak tanımlanan ve 1991’den sonra Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetimin sınırlarını belirten hattın dışarısına çıkmasına imkân tanıyan memorandum, ihtilafın temel sebebi olarak gözükmektedir. Bu memoranduma göre, peşmerge güçlerinin “teröristlerle mücadelede ABD birliklerine yardımcı olması amacıyla” 2545 KYB, 3445 KDP militanının Musul, Kerkük, Selahattin ve Diyala’ya yerleştirilmesi kararlaştırılmıştır. KDP ve KYB güçleri de ABD’nin yardımıyla, Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetimin sınırları dışarısında kalan ve Kürt grupların kendilerine ait olduklarını ileri sürdükleri bölgelere konuşlanmıştır.[3] Bugün itibariyle KBY’nin mevcut sınırları KDP ve KYB’nin kontrolü dışındaki Selahattin, Musul, Kerkük ve Diyala’da peşmergelerin konuşlandığı sınırlar olarak ele alınmaktadır. Bu sınırlara, 8 Mart 2004’te çıkarılan Geçici Yönetim Yasası ve 15 Ekim 2005’te yapılan tartışmalı referandumla kabul edilen Irak Anayasası ile de yasal statü kazandırılmaya çalışılmıştır. Mevcut durum itibariyle peşmerge güçlerinin konuşlandığı bu bölgeler “ihtilaflı” olarak adlandırılmaktadır.

Ancak son dönemde KBY yetkilileri tarafından kullanılan bir kavram dikkat çekmektedir. KBY yetkilileri tarafından daha önce de zaman zaman kullanılsa da “koparılmış bölgeler” kavramının yeni bir politik strateji olarak ortaya çıktığı görülmektedir. Özellikle yaklaşık son bir aydır KBY lideri Mesut Barzani’nin de “koparılmış bölgeler”  olarak ifade ettiği yerler de dâhil olmak üzere peşmergelerin kontrolü olan bölgeleri ziyaret etmesi oldukça dikkat çekicidir. Barzani, son olarak Diyala’ya bağlı Hanekin ve Kalar’ı ziyaret etmiş, bu bölgelerin “Kürdistan’ın bir parçası olduğunu” ileri sürmüştür. Hatırlanacağı gibi 2008’in Eylül ayında Irak güvenlik güçlerinin Diyala’da El-Kaide’ye karşı başlattığı operasyonda Hanekin’e girmek istemesiyle, KBY güçleri ile Irak ordusu karşı karşıya gelmiş ve hatta çatışmalar yaşanmıştır. Bu olayın 2008’in Temmuz ayında çıkarılan yerel seçimler yasasında Kerkük’e yeni bir idari yönetim öngören 24. maddenin kabul edilmesinin ardından yaşanması, KBY’nin merkezi hükümete resti olarak görülmüş ve gerginlik uzun süre devam etmiştir. Daha sonra ABD’nin arabuluculuğuyla KBY ve merkezi hükümet arasında anlaşma sağlanmış ve Irak güvenlik güçleri, Hanekin’e girememiştir. Hanekin’in kontrolünü halen peşmergeler sağlamaktadır. Buna rağmen son döneme kadar “ihtilaflı bölgeler” olarak adlandırılan ve KBY ile merkezi hükümet arasında sorun teşkil eden bölgeler, KBY tarafından “koparılmış bölgeler” olarak lanse edilmektedir.

Bununla birlikte son dönemde KBY’nin “ihtilaflı bölgelere” ilgisi artmıştır. Bu kapsamda KBY yetkililerinin diplomatik ve siyasi çabalarının yanı sıra, fiili müdahaleler de gerçekleşmektedir.[4] 29 Eylül 2011 günü peşmergeler Dohuk Yönetiminin aradığı bir şahsın burada olduğu gerekçesiyle, “ihtilaflı bölgeler” arasında geçen, Musul’un Telafer ilçesine bağlı, Kürt ve Arapların birlikte yaşadığı Zummar nahiyesindeki Sehil Hamed köyüne bir operasyon düzenlemiş, operasyon sırasında çatışma çıkmış, 1 kişi yaralanmış, 1 peşmerge hayatını kaybetmiş ve 7 kişi de peşmergeler tarafından tutuklanmıştır. Bu olayın peşmergelerin kontrolü dışında olan Zummar’da gerçekleşmesi, Musul yönetimi ile KBY arasında gerginliğe yol açmıştır. Bu açıdan KBY tarafından son dönemde “koparılmış bölgeler” politikasına duyulan ilginin fiili duruma dönüşmesi, Irak’ın siyasi ve güvenlik istikrarını tehlikeye düşürebilecek niteliktedir. Ayrıca, peşmergelerin savaşın başından bu yana kontrolü altında bulundurduğu bölgelerin dışında operasyon düzenlemesinin sık rastlanan bir durum olmadığından yola çıkılarak, bu durumun diğer bölgelere de yansıması halinde, yeni çatışma alanlarının ortaya çıkması ihtimal dâhilindedir. Bu noktada, KBY’nin en büyük hedefi haline gelen Kerkük üzerindeki tartışmalar da yeniden gündeme gelmektedir. Zira Irak Başbakanı Nuri El-Maliki’nin Eylül ayının son haftasından Kanun Devleti Koalisyonu ile yaptığı değerlendirme toplantısında, Kerkük’ün Kürt Bölgesine bağlanmaması için gerekirse kendini feda edeceğini ifade ettiğine yönelik çıkan haberler[5], Kerkük dâhil olmak üzere, KBY ile merkezi hükümet arasındaki sorunlu bölgelerdeki gerginliğin artmasına yol açabilir. Bu da istikrarsız bir dönem geçiren Irak siyasetinde daha büyük sorunların beraberinde getirecektir. Dikkat edilecek olursa, ABD işgalinden bu yana geçen yaklaşık 8 yıllık süreçte bütün sorunların kilit noktasında Kerkük problemi yatmaktadır. Bu nedenle Irak’ın istikrarı için Iraklı siyasetçilerin sorumlu davranarak, tek taraflı müdahalelerden kaçınması, koordinasyon ve işbirliği içerisinde hareket etmesi gerektiği düşünülmektedir. Öte yandan Irak’tan askerlerini çekme sürecine giren ABD’nin de bu noktada denge sağlayıcı rolünün önemli olacağı değerlendirilmektedir. Türkiye’nin de bu süreçte istikrar yaratmaya yönelik politik çabalarının, hem kendi ulusal çıkarlar hem de bölgede yaşayan Türkmen adına olumlu sonuçlar doğuracağı ifade edilebilir. Zira Irak’taki başta “ihtilaflı bölgeler” olmak üzere tartışmalı konularda en çok zarar gören toplumların başında Türkmenlerin geldiğinin dikkate alınması gerektiği düşünülmektedir.

Yazının İngilizcesi için tıklayınız…

 

Bilgay Duman

ORSAM Ortadoğu Uzmanı

 

Kaynak: ORSAM

 

Kaynaklar

[1] Bu konuda daha detaylı bilgi için bkz. “International Disputes”, www.globalsecurity.org/military/world/war/disputes-b.htm, Erşim: 2 Ekim 2011.

[2] KBY’nin Anayasal sınırları, mevcut sınırlar ve genişletilmek istenen sınır Harita 1’de verilmiştir. Irak Anayasası’nın 143. maddesinde, “Yeni Irak Hükümeti kurulduktan sonra Geçici Yönetim Yasası ve eki 53/a ve 58. madde dışında iptal edilir.” İfadesi yer almaktadır. Geçici Yönetim Yasası’nın 53. maddesinde KBY’nin sınırları belirtilmektedir. Maddenin içeriğine konu bütünlüğü açısında burada yer verilmemiştir. Bu konu daha sonraki bölümlerde ayrıntısıyla verilecektir. Anayasası’nın Türkçe Tam Metni için bkz. http://orsam.org.tr/tr/trUploads/Secimler/1/Dosyalar/irakanayasasi.pdf , Erişim: 15 Ocak 2011.

[3] Crisis Group Report, “Iraq and Kurds: Trouble Along The Trigger Line”, Middle East Report No: 88, 8 Temmuz 2009, s. 11

[4] Kürt Parlamentosu Başkanı Kemal Kerküki ABD ziyaretinde yaptığı konuşmada, bu bölgelerle ilgili konuşmuştur. Daha fazla bilgi için bkz. “Kerkuki, Peşmerge’nin Koparılmış Bölgelerdeki Rolünü Anlattı”, http://peyamner.com/details.aspx?l=6&id=249821, Erişim: 2 Ekim 2011.

[5] “Maliki, Kerkük’ün Kürdistan’a Bağlanması İmkansız”, http://peyamner.com/details.aspx?l=6&id=248942, Erişim: 2 Ekim 2011.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.