TUİÇ AKADEMİ

Uluslararası İlişkiler Çalışmaları Derneği Yayınıdır

Paz04202014

Last update12:57:36 PM GMT

Font Size

Profile

Menu Style

Cpanel

İkinci Dünya Savaşı Sonrası Asya

  • PDF

İkinci Dünya Savaşı her ne kadar ölüm ve yıkımdan ibaret olsa da bazı Asya ülkeleri için yerel reformlar ve dış güçlerden arınarak özgürlüklerini sağlamakta ilham kaynağı olmuştur. İkinci Dünya Savaşı Asya’daki güç eşitliğini bozmuştur. Japonya tarihinde ilk defa ağır bir şekilde mağlup olmuş ve yabancı askerlerin işgaline uğramıştır. Japonya ile ihtilaflı Çin uluslararası alanda öne çıkmaya başlamıştır. Fakat savaş Çin’deki milliyetçi Kuomintang-KMT-hükümetini de zayıflatmıştır ve Çin Komunist Partisi-ÇKP- için eşi bulunmaz bir fırsat sunmuştur. Sovyetler Birliği ve komünist rejimle yönetilen Kuzey Kore ile Çin komünistlerinin Asya’da komünizmi yayması endişesi ABD’nin karşı tedbirler almasına yol açmıştır. Temelde Asya’da yaşanan Soğuk Savaş’ın özü budur. Bu dönemde –ikinci dünya savaşı sonrası- bölgede ve bölgedeki ülkelerde hızlı değişimler yaşanmıştır.

Japonya

Savaşta ağır bir yenilgiye uğrayan ve işgal altındaki Japonya savaş sonrası dönemde adeta küllerinden doğmuştur. Bu dönüşümdeki en büyük etken şüphesiz komünizmin yayılmasını engellemek ve bölgede kalıcı olmak isteyen ABD’dir. Savaş sonrası Japonya’nın önünde iki seçenek bulunmaktaydı. Totaliter veya demokratik bir Japonya. ABD işgali bu yeniden yapılanmanın demokratik bir çizgide olmasını sağlamıştır. Soğuk Savaşın hızla Avrupa’dan Asya’ya sıçramasıyla birlikte Japonya ABD nazarında daha da önem kazanmıştır. ABD Japonya’nın hızlı bir biçimde ekonomisinin düzeltilmesine ve ülkenin demokratik çizgide yeniden inşasına öncülük etmiştir. Böylece Japonya komünizmi benimsememiştir. Aynı süreçte ABD ekonomisini düzeltmesi amacıyla Japonya’ya ekonomik yardımlarda bulunmuştur. Bu süreçte yaşanan Çin’de komünistlerin iktidara gelmesi ve patlak veren Kore Savaşı Japonya’yı ABD açısından çok daha önemli hale getirmiştir. Japonya’nın işgali 1951 yılında son bulmuştur fakat ABD ve Japonya arasında imzalanan ortak güvenlik antlaşması ile Japonya ABD’nin güvenlik şemsiyesinin altına girmiştir. Bu koruma sayesinde Japonya askeri harcamalara gerek duymamış ve ekonomik gelişmeye odaklanmıştır. Aynı dönemde Başbakan Yoshida Sigeru önderliğinde Japonya siyasal alanda liberalleşmiştir ve demokrasi yolunda büyük adımlar atılmıştır. Ülke genelinde yapılan toprak reformundan milyonlarca aile yararlanmıştır. Eğitim alanında köklü reformlara gidilmiştir. Bayanlara eskiye göre daha çok eğitim ve kariyer fırsatı sunulurken ülke genelindeki tüm gençlere de yüksek eğitim görme şansı verilmiştir. Tüm bu gelişmeler ve dönüşüm süreci savaştan yenik çıkan Japonya’nın hızla dünyanın sayılı devletlerinden birisi haline gelmesini sağlamıştır.

Çin

Japonya ile sekiz yıl süren savaş Çin’i yıpratmıştır.1945 yılında Çin bozuk ekonomi, yükselen enflasyon ve yerleşim yeri bekleyen milyonlarca mülteci ile uğraşmaktadır.-Kuomintang- KMT hükümeti bir bunalım yaşamaktadır ve savaşta ülkedeki sahil kıyıları ve yerleşimi de yok edilmiştir. Tüm bu sorunlarla uğraşan KMT hükümeti güç kaybetmiş,-Çin Komünist Partisi-ÇKP ise güç kazanmıştır.1937-1945 yıllarında Japon istilası altında olan bölgelerde ÇKP’nin uyguladığı gerilla savaşı; ÇKP’nin destekçilerini arttırmıştır. Bu gelişmeler sonrası Çin’de KMT ve ÇKP arasındaki güç mücadelesi bir iç savaşa dönüşmüştür. Savaş esnasında ABD müdahil olarak KMT’ye silah yardımında bulunmuştur.1949 yılında ÇKP iç savaşı kazanmıştır. KMT hükümeti ve askeri güçleri Tayvan adasına gönderilmiştir.1946 sonrası, yaşanan iç savaş ülke ekonomisini tekrar bozmuş ve enflasyonu arttırmıştır. Çin orta sınıfı kaos yaşamış ve hükümete olan güvenleri sarsılmıştır. Diğer taraftan komünistler katı bir askeri disiplin, yüksek bir motivasyon ve uyumlu bir liderlik sergilemişlerdir. Sovyetler Birliği ÇKP’nin zaferini desteklemiştir.1 Ekim 1949’da Mao Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurulduğunu beyan etmiştir. Çin Halk Cumhuriyeti birinci planda Sovyetler Birliği ve diğer komünist ülkeler tarafından tanınmıştır. Ülkede totalitaryen tek parti-ÇKP- hâkim olmuştur ve vatandaşların sıkı bir denetimi söz konusudur. Sosyal dönüşümler ise Marksist, kolektif yapıda uygulanmaya konulmuştur. İlk beş yıllık-1953/1957- plan ile ekonomide hızlı bir gelişme sağlanmıştır. Fakat bunun devamı olan “Great Leap Forward” aşaması gelişmeyi sürdürmek bir kenara tam bir felaket olmuştur. Dış politika alanında Çin Sovyetler Birliği ile paralel politikalar izlemiştir. Çin’in Asya’da komünizmin kalesi olması Sovyetler Birliğinden mali, askeri ve teknolojik yardım almasını sağlamıştır. Aynı şekilde Çin’de bölgesel politikalarda uluslararası komünist hareket bağlamında Kuzey Kore’ye yardımlarda bulunmuştur. Günümüzde ise Çin komünist parti iktidarının devam etmesine rağmen uluslararası ticaret alanında dünyaya ayak uydurmuştur. Ekonomik gelişmesi ve izlediği politikalar sayesinde günümüzde küresel bir aktör haline gelmiştir.

Dekolonizasyon Süreci

İkinci Dünya Savaşı Japonya İmparatorluğu’nun yıkılmasına neden olmuştur. Bunun yanında zayıflayan Avrupalı sömürgeci devletler Asya milliyetçiliği karşısında direnememiştir.1946-1957 yılları arasında Asya’da dekolonizasyon süreci yaşanmış ve yeni devletler ortaya çıkmıştır.1946 yılında Filipinler,1947yılında Hindistan ve Pakistan,1948 yılında Burma ve Sri Lanka,1949 yılında Endonezya ve son olarak 1957 yılında Malezya bağımsızlıklarını kazanmışlardır. Fakat yeni kurulan eski sömürge devletleri birçok problemle karşılaşmıştır. Bunların en temeli ekonomik problemlerdir. Yeni kurulan devletler sermaye birikimleri olmadığı için yardıma muhtaç şekildedirler. Diğer taraftan bu ülkelerde yetişmiş devlet adamlarının ve bürokratların yoksunluğu krizlere yol açmıştır ve ülkelerin gelişiminin önündeki bir engel oluşturmuştur. Devletler aynı zamanda çeşitli azınlık sorunlarıyla yüz yüze kalmıştır.

Diğer taraftan Asya’da Soğuk Savaş’ın zirve yaptığı nokta Kore Savaşı’dır. Güney ve Kuzey Kore’nin taraf olduğu savaş küresel bir kriz halini almıştır. Bunun en temel sebebi Kore Savaşı’nın çatışan ideolojilerin/ekonomilerin küresel boyutta olmasıdır. Bir yanda savaşan Güney Kore’nin yanı sıra Japonya ve ABD –kapitalizm-, diğer yanda savaşan Kuzey Kore, Çin ve Sovyetler Birliği -komünizm- olduğu savaş sonrası oluşan hassas yapı günümüzde dahi bölgede etkisini göstermektedir.

Sonuç olarak, İkinci Dünya Savaşı sonrası ABD Japonya’nın yeniden kalkınmasına ve demokratik temelde inşasına öncülük etmiştir. Çin’de yaşanan iç savaşı kazanan ÇKP iktidarı ele geçirmiş ve Soğuk Savaş’ın Asya’daki bir diğer büyük oyuncusu olmuştur.1945 ve 1960 yılları arasında bölgedeki birçok koloni bağımsızlığını kazanmıştır. Soğuk Savaş sonrası Asya temelde üç alana ayrılmıştır ve bölgede günümüzde dahi tam anlamıyla bir istikrar sağlanamamıştır.

 

Ahmet ATEŞ

Adnan Menderes Üniversitesi

Uluslararası İlişkiler Bölümü Yüksek Lisans


Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile