TUİÇ AKADEMİ

Uluslararası İlişkiler Çalışmaları Derneği Yayınıdır

Cum04252014

Last update10:17:44 AM GMT

Font Size

Profile

Menu Style

Cpanel

Yunanistan Ekonomisi Neden Çöktü? “Bütçe Açıklarının Sosyo-Ekonomik Etkileri”

Laurence Ball, N. Gregory Mankıw ikilisinin “Bütçe Açıklarını Ne Yapmalıyım” başlıklı makaleleri şu paragraf ile başlamaktadır:[1]

“Makalede bütçe açıklarının ekonomi üzerindeki etkileri dört aşamada incelenmektedir. İlk olarak, bütçe açıklarının tasarruf, yatırım, ticaret dengesi, faiz oranları, döviz kurları ve uzun dönem büyüme üzerindeki etkilerine ilişkin standart teori ele alınmaktadır. İkinci olarak, bu etkilerden bazılarının büyüklüğüne ilişkin kaba tahminlere yer verilmektedir. Üçüncü olarak, bütçe açıklarının ekonomik refahı nasıl etkilediği incelenmektedir. Son olarak; bir ülkede sürekli devam eden bütçe açıklarının, ülkenin varlıklarına talebin aniden düşmesi anlamına gelen çöküş (hard landing) ile sonuçlanma olasılığı değerlendirilmektedir.”

Bütçe açıkları genel tanımlamaya göre devlet gelirlerinin giderlerinden az olmasıdır. Bütçe açıklarının kapatılması için ise devlet borçlanma yoluna gidecektir. Bu borçlar iç ve dış borçlar olmak üzere ikiye ayrılır. Bunun yanı sıra ekonomik durgunluk zamanlarında canlanmanın sağlanması (krizden çıkış) için Keynes mantığına göre bütçe açığı vermek gerekli görülmektedir. Bunu vergileri arttırarak ve/veya harcamalarını yükselterek sağlayan devlet bu sayede talebi arttırmayı hedefler. Bunun yanı sıra bütçe açıklarının sebepleri Türkiye’de olduğu gibi; kamusal hizmete duyulan ihtiyacın fazla olması, hızlı nüfus artışı, tasarruf oranının büyüme hızının finansmanında yetersiz kalması, mali disiplinin olmayışı, kamu kesiminin büyüklüğü, kamu kurumlarının politize olmalarıdır. [2]

Bütçe Açıklarının Kısa Dönemli Etkileri

Bütçe açıklarının birinci etkisi ulusal tasarrufları azaltmasıdır. Gelişmiş ülkelerde ki tasarrufların azlığı bu gerçekliğe dayandırılabilir. Gelişmekte olan ülkelerin lokomotifi konumunda ki Çin, Hindistan gibi ülkeler ise yüksek tasarruf oranlarına sahiptirler ve bütçe fazlası vermektedirler. Aynı zamanda açıkların sahibi olan devlet de kendi tasarruflarından vazgeçmekte ve azaltmaktadır. Bireysel tasarrufların azalmasının sebebi ise vergilerin azaltılması veya harcamaların arttırılması ile gelirlerin artmasıdır. Gelirlerdeki artış tüketimi arttıracağı için harcanabilir gelirden ayırılan tasarruflar azalacaktır. Tasarrufların azalması net yatırımı sermaye kısıtlanmasından dolayı azaltacak ve borçlanma ihtiyacı artacaktır. Böyle bir durumda ise faiz oranları yükselecek ve sadece sıcak para girişleri artmasından dolayı tüketim odaklı bir toplum ortaya çıkacaktır.

Özetlemek gerekirse, bütçe açıkları ulusal tasarrufu azaltmakta, yatırımı düşürmekte, net ihracatı azaltmakta ve sermaye girişine neden olmaktadır. Bu etkilerin ortaya çıkış nedeni faiz oranlarındaki artış ve ulusal paranın değerindeki yükseliştir.[3]

Bütçe Açıklarının Uzun Dönemli Etkileri

Tasarrufların azalmasından dolayı düşen yatırımlar daha az üretmeye ve daha fazla tüketmeye neden olacaktır. Böyle bir durumda ise orantısız şekilde dış borçlanma yoluna gidilecek ve dış açıklar kapatılmaya daha doğru bir ifade ile ertelenmeye çalışılacaktır. Dış borçlanma yolları ile yabancı hakimiyeti artacak ve ulusal kazançlar düşecektir. Üretmeden tüketmek bir kısır döngü haline geldiği zamanlarda ise tıkanma kaçınılmaz olmaktadır. Faiz oranların yükselmesi ile daha pahalıya borçlanan bir ülke konumuna gelmek dünyada saygınlığın ve güvenin sarsılmasına neden olacaktır. Bu güvensizlikler kredi notlarının düşürülmesi ve en nihayetinde ise GSMH’da düşüş ile borçların ödenemez hale gelmesi ile sonuçlanacaktır.

Özetle, ulusal tasarrufu azaltmak suretiyle ya yatırımları veya net ihracatı düşüren bütçe açıkları sonuçta, daha düşük sermaye stoku ve ulusal varlıklar üzerinde daha büyük yabancı hakimiyetine neden olmaktadır.

Bütçe Açıkları ve Bir Ülkenin Çöküş Hikayesi: Yunanistan

Bütçe açıklarının uzun süre devam ettirilmesi veya kamufle edilmesi GSMH yükselmeleri ile mümkün görülmektedir. Çünkü büyüyen bütçe açıkları ile aynı orantıda veya daha hızlı büyüyen bir GSMH borç oranını düşük göstermekte, güven krizine neden olmamakta ve mevcut olumsuzlukları gizlemektedir. Fakat ekonomik durgunluk veya bir global bir kriz GSMH büyük oranda düşüşlere neden olursa borcun oransal büyüklüğü yükselecek ve güven krizi görülecektir. 15 Eylül 2008’de 150 yıllık dev finans kuruşu Lehman Brothers’ın iflası ile başladığı kabul edilen son ekonomik kriz Yunanistan üzerinde böyle bir etkiye neden oldu.

Yukarıdaki tablolardan da görüleceği üzere uzun yıllar süren bütçe açıkları tasarrufları azaltmış ve ticaret dengesini olumsuz etkilemiştir. Yıllar boyunca ülkenin ithalatı artmış ve ihracatı azalmıştır. Bu diğer bir ifade ile ülke üretmeden tüketmeye başlamıştır. Gazetelerde çıkan Yunanistan’ı lüks merakı iflasa sürükledi haberleri bu gerçeğe işaret etmektedir.[4] Yıllar itibariyle yüksek büyüme oranları yakalansa dahi bunun sanal bir büyüme olduğu 2008’de başlayan krizde açık bir şekilde görülmektedir. Yatırımların düşmesine neden bütçe açıkları artarak devam etmiştir ve buna siyasi tercihlerde etkilenince çöküş kaçınılmaz olmuştur.

Krizin etkileri Yunanistan’ın iki önemli sektörü olan turizm ve gemicikte daha fazla hissedilmiştir. [5]Bunun yanı sıra AB başlayan büyüme ivmesi tarımın ve sanayinin payını azaltırken hizmet sektörünün payını arttırmıştır. Sanayinin diğer AB üyesi ülkelerine oranla ekonomideki payı daha sınırlıdır. Bu pay son 5 yıl içinde % 13’ler seviyesinde seyretmeye devam etmektedir. 2006 yılında sanayinin (enerji dahil-inşaat hariç) GSMH içindeki payı AB Resmi İstatistiklerine göre % 13.7 olmuştur. Aynı oran 2007 yılında % 13.3; 2008’de ise % 13.6 şeklinde gerçekleşmiştir. Hizmetler sektörünün GSYİH’ye katkısı çoğu gelişmiş ülkede olduğu gibi önemli yer tutmaktadır. Turizmin milli gelirde önemli bir payı bulunmakta ve sektör ülkenin ödemeler dengesi için hayati önem taşımaktadır. GSYİH içindeki pay 2002 – 2008 arasındaki son 6 yılda 80’ler seviyesinde seyretmektedir. Hizmetler sektörünün payı 2008’de 0.2 puanlık bir artışla % 83.1 olarak gerçekleşmiştir. GSYİH bileşenleri içinde tarımın payının düşmeye devam ettiği görülmektedir. Son 5 yılda tarımın payında 2 puana yakın bir azalış mevcuttur. Tarım sektörünün GSYİH içindeki payı 2008’de yaklaşık 0.4 puanlık bir gerileme ile % 3.3’e düşmüştür. Buna karşılık sanayinin payında 2008’de % 13.6’ya doğru hafif bir artış olduğu görülmüştür.[6]

Yunanistan’ın istatistiki verilerle oynadığının anlaşılmasından sonra sırasıyla “Fitch” ve “Standard & Poor’s” (S&P), sırasıyla 8 ve 16 Aralık 2009 tarihlerinde Yunanistan’ın kredi notunu “A-”den “BBB+”ya düşürmüştür. “Fitch” ve “S&P”nin sözkonusu kararlarını “Moody’s” de izlemiş, “A1”de tuttuğu kredi notunu 23 Aralık 2009 tarihinde “A2”ye indirmiştir.[7] Bunun izleyen süreçte Yunanistan ekonomisini kurtarmak için AB fonlarından ve IMF’den yardım istenmiştir. Alınan yardımların sonucunda vaat edilen ekonomik reformlar devletin küçülmesi ile sonuçlanacak tasarruf önlemleridir. Böyle bir durumda ise yetersiz kabul edilen tedbir paketleri aynı zamanda toplumsal tabanda da hoşnutsuzluklara neden olmaktadır.

Yunanistan hükümetinin aldığı kararlar sonucunda borç alan emir alır sözünün gerçekleştiği ve bu emirlere uygun hareket edildiği görülmektedir. Bunun yanı sıra kemer sıkma tedbirleri halk nezlinde tepki toplamış ve sosyal olaylara neden olmuştur.[8]

Özetlemek gerekirse: Diğer tüm durumlar sabitken devletler uzun vadede bütçe açıklarını finanse edebilirler. Fakat ekonomik bunalımlar gibi olağan üstü durumlar GSMH’yı düşüreceği için bu olanaksızlaşmaktadır. Bütçe açıkları ekonomi de tasarrufların azalması, yatırımların düşmesi, üretmeden tüketmenin yaygınlaşması, ihrtacatın azalması ve ithalatın artmasına neden olmaktadır. Sosyal etkiler ise toplumun tüketici konuma geçmesi, rahat yaşama alışması, devlete ekonomik bağlılığın artması ve en nihayetinde ise sosyal olaylara neden olabilmesidir. Tüm bu etkilerin görüldüğü Yunanistan’da aynı zamanda son nokta olan ekonomik çöküş de gerçekleşmiştir. Tüm bunlardan ülkemiz için ders alınması gereken benzerlikler diğer bir yazının konusu olacaktır.

 

Hakan UZUN

 

[1] http://ideas.repec.org/p/fth/harver/1740.html

[2]AKALIN,Güneri – Kamu kesimi finansman açıklıkları ve ekonomik dengeler, X. Türkiye Maliye Sempozyumu tebliği – 14-18 Mayıs 1994 Antalya

[3] http://ideas.repec.org/p/fth/harver/1740.html

[4] http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=929725

[5] Yunanistan’in Genel Ekonomik Durumu Ve Türkiye İle Ekonomik-Ticari İlişkileri (2009), T.C. Atina Büyükelçiliği Ticaret Müşavirliği

[6] Yunanistan’in Genel Ekonomik Durumu Ve Türkiye İle Ekonomik-Ticari İlişkileri (2009), T.C. Atina Büyükelçiliği Ticaret Müşavirliği

[7] http://ekonomi.haberturk.com/finans-borsa/haber/191834-yunanistanin-kredi-notu-dusuruldu

[8] http://www.internethaber.com/yunanistan-karisti-foto-galerisi-7203.htm


Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile