TUİÇ AKADEMİ

Uluslararası İlişkiler Çalışmaları Derneği Yayınıdır

Per04242014

Last update10:17:44 AM GMT

Font Size

Profile

Menu Style

Cpanel

Rusya Federasyonu’nun Etnik Yapısı ve Çeçenistan Üzerindeki Mücadelesi

  • PDF

1.)Genel Olarak Rus Jeopolitiğinin Etnisitesine Bakış

Rusya eskilere dayanan çok zengin tarihi geçmişe sahip olan bir ülkedir ve bu tarihi boyunca hem inişli, hem de çıkışlı dönemler yaşamıştır, ama bundan ziyade göstermiş olduğu gelişme ve genişleme performansının sayesinde eşi nadir rastlanan tarihsel örneklerden biri olarak öne çıkmaktadır.  Rusya devleti 400 yıllık tarihi zarfında tam 36 kat genişlemiştir. Bu genişleme sürecinin kenarları hep çiçek dolu bir yol olmadığı gayet açıktır. Kimi bilim adamları Rusya'nın hep yayılmacı siyaset gütmesinin temelinde messianic bir dünya görüşü yattığını iddia eder[1]

Rusya Devleti, bir imparatorluk olarak tarih sahnesine çıktıkları 15. Yüzyılın sonlarından itibaren doğu-batı ve güney ekseninde genişleyerek dünya kara hâkimiyetinin çok büyük ve gerçekten önemli kısmını ellerinde tutmayı başarmışlardır.  Rusların egemenlik kurdukları coğrafya ile Rus kimliği ve ulusal idealler arasında doğrudan ve sürekliliği olan bir ilişki bulunmaktadır. Rus kimliğinin en önemli yanını oluşturan imparatorluk düşüncesini besleyen, stratejik yöntemlerini belirleyen tarihi ve kültürel arka plan her zaman değişik biçimlere de olsa canlılığını korumuştur. Rusya 19.yüzyıl boyunca amaçları için önemli bölgelerde yürütmüş bulunduğu yayılmacı politikaları aracıyla topraklarına toprak katmış ve genişletmiş olduğu haritasının nüfus özelliklerini öğrenme yoluna girmiştir. Rusya’da ilk genel nüfus sayımı 09 Şubat 1897’de gerçekleştirilmiştir. Rus bilim adamı Piyotr Petroviç Semyonov-Tyan-Şanskiy’nin öncülüğünde yapılan sayım öncesinde, sayımın hiçbir yeni vergi ya da angarya yükümlülüğü getirmeyeceği, maksadın ülke halkını tanımak olduğu duyurulmuştur.1897 nüfus sayımı verileri,19.yüzyıl Rusya’sının nüfus sayısı ve dağılımı konusunda tek güvenilir bilgi kaynağı olması nedeniyle büyük öneme sahiptir. Sayımda vatandaşlara doğum yeri, medeni hali, dini, ana dili, okuryazarlık, meslek sakatlık konusunda sorular sorulmuştur.1897 nüfus sayımı verilerine göre Rusya İmparatorluğu’nun toplam nüfusu 129.1 milyon Avrupa Rusya’sı 94.2 milyon, Kafkasya 9.3 milyon, Orta Asya 7.7 milyon, Sibirya 5.7 milyon sayılmıştır. Genel nüfusun %90.3’ünü köylüler,%9.7’sini şehirliler oluşturmuştur.1989’da yapılan nüfus sayımı verilerinde ise SSCB’nin nüfusu 286.7 milyon olarak açıklanmıştır. Rusya’da 2002 yılında yapılan nüfus sayımını Sovyet dönemindeki sayımlardan farklı kılan özellikler bulunmaktadır. Sovyet nüfus sayımlarından farklı olarak, ilk defa sayım anketine zorunlu ek olarak bir milletler listesi eklenmiş ve vatandaşların milletlerini kendileri belirleyeceği ilkesi kabul edilmiştir.[2]( 2002 raporlarına göre Rusya, ülkenin %82’sini oluşturan etnik Rus popülasyonun yanı sıra toplamda 160 değişik etnik grup ve yerli haklıda barındırır. Etnik Slav grubundan sonra sayıları 1 milyonu aşan, nispeten daha büyük azınlık grupları şu şekilde sıralanır: Tatar(5.5 milyon), Ukrayna(4.4 milyon),Çuvaş(1.8 milyon), Başkurt(1.8 milyon), Beyaz Rus(1.2 milyon), Moldovya(1.1 milyon). Bu grupları Çeçen, Ermeni vs grupları izler.[3]) Ayrıca bir milletin içindeki küçük etnik grupların bile kendilerini ifade etmekte özgür olduğu vurgulanmıştır. Rusya Bilimler Akademisi Etnoloji ve Antropoloji Enstitüsü’nün müdürü Valeriy Tişkov bu uygulamanın ‘çoğul özbilinci’ yansıtacağını ve bu yöntemle Rusya’daki etnik tablonun ayrıntılarıyla ortaya çıkaracağını belirtmiştir. Rusya bilim çevreleri 1989 yılından sonra ülkede yaşanan gelişmeler nedeniyle Rusya’nın etnik durumunu incelemek istemişlerdir. Etnik boyuttaki gelişmelerin en önemli etkenleri olarak göçler ve Rusya vatandaşlarının milli özbilincinde meydana gelen değişiklikler gösterilmektedir. Ayrıca 2002 yılı nüfus sayımında, kendini ifade eden küçük etnik grupların, devlet yardımlarından faydalanacağı belirtilmiştir. Milletin belirlenmesindeki bu yeni yaklaşım, Rusya’daki birçok milli azınlık tarafından milletleri bölmeye yönelik ‘böl ve yönet’ tarzındaki eski imparatorluk geleneğinin bir devamı niteliğindeki uygulama olarak kabul edilmiş ve Tataristan, Dağıstan ve Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti tarafından tepki ile karşılanmıştır. Rusya hükümeti ise bu tepkileri ‘konuyu siyasallaştırma’ ve ‘bazı milli azınlıkların aşırı milliyetçiliği’ olarak değerlendirmiştir.[4]

SSCB’nin dağılmasıyla birlikte Soğuk Savaş sona ermiş ve 15 yeni devlet dünya arenasına katılmıştır. Bunlardan biride dağılan imparatorluğun varisi olarak görülen Rusya Federasyonu’dur. Rusya Federasyonu bu dağılmadan en kuvvetli şekilde etkilenen devlet olarak ilk sırada yer almaktadır. SSCB’nin dağılmasıyla oluşan Rusya Federasyonu içerisinde birçok etnik grup yer almaktadır. Bu da ülkenin heterojen bir yapıya sahip olduğunun göstergesidir.

Rusya’da dış dünyayı/Batı’yı algılamaya yönelik tarihsel miras, bugünkü ‘kimlik’ arayışlarında yaşanan tartışmaların arka planını oluşturmaya devam etmektedir. Tarihsel miras, Rusya Federasyonu açısından kimlik sorunsalını, uluslararası sistemde yaşanan değişmelerden kaynaklanan ‘geçici’ bir sorun olmaktan çıkarmakta dinsel, etnik, siyasi, ekonomik pek çok unsuru içeren kompleks bir soruna/sürece dönüştürmektedir. Federasyonunun yapısı, heterojen etnik dağılım, dinsel faktörler, ‘emperyal’ tarih ve Sovyetlerden devralınan ‘süper güç’ mirası Rusya Federasyonu’nda ulus-devletin ‘civic anayasal’ bir yurttaşlık ve ulusal kimlik ekseninde biçimlenmesini güçleştiren unsurlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenler, RF gerek federasyon içinde ‘merkez-çevre’ ve gerekse dış dünyaya yönelik algılamalarında ve politikalarında ‘kimlik’ eksenli çeşitli açmazlarla karşılaşmaktadır. G. Nodia’nın betimlemesiyle, RF’de günümüzdeki temel sorun, komünist yönetimin geride bıraktığı enkaz birimleri bir araya getirecek güçte bir tutunum noktasının bulunmamasıdır.[5]

Aşikârlarını koruyan bir şey vardır ki; o da etnik çerçeve içerisinde ele aldığımız Rusya Federasyonu’nun Orta Asya ve Kafkasya bölgesi üzerindeki gerçekliğidir. Özellikle Kafkasya Rus mücadelesinin yaşandığı güçlü bir alandır.

(Aynı zamanda Kafkasya, Ruslar ve Batı Avrupalıların jeopolitik çıkarlarının geleneksel olarak çatıştığı bir alandır.[6])Kafkasya, Sovyetler Birliği içerisinde yer alan Rus olmayan diğer bölgelerden bazı noktalarda ayrılmaktadır. Kafkas cumhuriyetlerinin dili ve gelenekleri, Ruslaştırma ve ateizm propagandalarına rağmen korunmuş, milli duygular ise bozulmamıştır. Stalin döneminde bölgede gerçekleştirilen sınır düzenlemelerinde, Kafkas halkları göçe zorlanarak bölgede Rus hâkimiyeti sağlanmaya çalışılmıştır. 1939 yılında 407.690 Çeçen, 92.074 İnguş, 75.737 Karaçay, 42.666 Balkar, 134.271 Kalmuk, 200.000’den fazla Kırım Tatarı, 380.000 Volga Almanı olmak üzere bir milyondan fazla insan ülkeye ihanet etmekle itham edilmiş ve göçe zorlanmışlardır. Kafkasya’ya diğer bölgelere oranla daha az Rus yerleştirilmiştir[7]

Kafkasya bölgesi, 1990’lı yıllardan itibaren yaşanan etnik çatışmalarla dünya sahnesinde boy göstermiştir. 1992 yılından itibaren Kuzey Osetya’da, Kabardey-Balkar’da, Karaçay-Çerkes’te, Çeçenistan’da ve Abhazya’da sürekli olarak etnik çatışmalar yaşanmıştır. Bölgede yaşanan etnik çatışmalar sonucunda başta Azeriler ve Çeçenler olmak üzere yaklaşık 1,5 milyon kişi sığınmacı konumundadır. Bu çatışmaların temel sebebi Rusya’nın yürüttüğü politikalardan kaynaklanmaktadır. Bu politikalarda, Kuzey Kafkasya’nın demografik yapısıyla oynanmış, sürgün ve cezalarla bölge insanının yaşadığı mekânla değiştirilmiş, arazi ihtilafları yaratılmış ve sık sık değiştirilen idari ve siyasi sınırlarla çatışma ortamı hazırlanmıştır.[8]

Kafkasya’da etnik çatışmalar yaşanırken Soğuk Savaşın getirmiş olduğu iki kutup arasındaki karşıtlık varlığını Soğuk Savaş sonrasında da tüm açıklığıyla devam ettirmiştir.

Perestroyka ve sonrası dönemde bölgedeki bütün çatışmalar, iki küresel jeopolitik güç hesaplaşmasının bir yansıması idi. Bunlar doğrudan ve dolaylı olarak sosyal, dini, ideolojik ve etnik ihtilafların gerisinde bulunmaktaydılar. Jeopolitik koordinatlar sisteminde Kafkas bölgesinin her türden değerlendirilişi, küresel jeopolitik düalizm ve Rusya ile ABD’nin (geniş anlamda, Kuzey Atlantik İttifakının) sürekli ve her konuda çatışan jeopolitik çıkarları çerçevesinde reel güç dağılımının tüm karmaşık tablosuna ilişkin son bilgileri ihtiva eder.[9]

Rusya Federasyonu’nda ve Rus Jeopolitiği içerisindeki etnik meselelerin önemi Rusya Federasyonu için yadsınamaz bir öneme sahiptir. Etnik meseleleri özellikle RF’nin güvenliği kapsamında düşünürsek ‘jeopolitik düşman’ kavramının ön plana çıktığını göreceğiz.

Bu bağlamda Rusya’da azınlık grupları içinde en çok hedef alınan grup Çeçenlerdir. Rusya’nın Çeçen gruplara yönelik politikasını şekillendiren şey hiç kuşkusuz Rusya ve 1991 yılında Rusya’dan bağımsızlığını ilan eden Çeçenistan arasında süregelen sivil savaş olmuştur.[10]

ÇEÇENİSTAN ÖRNEĞİ

Çeçenistan Cumhuriyeti’nin yüzölçümü 17 bin km2 civarındadır. Ülkenin batıdan İnguşetya, doğudan Dağıstan, güneyden Gürcistan ve kuzeyden de Stavropol bölgesiyle sınırları bulunuyor. Ülkenin uç noktaları arasındaki mesafe kuzeyden güneye 170 km, doğudan batıya ise 100 kilometredir. İnguşetya ile arasındaki idari sınır çizgisi belirlenmemiştir.[11]Çeçen Devlet İstatistik Komitesi verilerine göre 1997 sonu itibariyle Çeçenistan’ın nüfusu 1 milyon civarında olup, bunun %30’u şehirde yaşamaktadır. 1989 sayımlarına göre SSCB genelinde toplam Çeçen sayısı 958.309 olup bunların 734.501’i Çeçenistan’da bulunmaktadır. Buradaki esas etnik gruplar İnguşlar, Ruslar, Avarlar, Nogaylar, Kumuklar, Ermenilerdir. Ülkede 6’sı kent ve 22’si kırsal il olmak üzere toplam 420 yerleşim birimi bulunmaktadır. Başkenti Covher(eski Grozni) dir. Nüfusun büyük çoğunluğu Sünni Şafii olup Nakşıbendi ve Kadiri tarikatına mensuptur. Büyük Kafkas Dağları’nın kuzey yamaçlarında bulunan İnguşetya’nın nüfusu ise 01.04.1998 tarihi itibariyle 314.800’dür. Bu nüfusun 138.300’ü şehir, 176.500’ü köylerde yaşamaktadır.[12]

1859 yılında tamamlanan Kafkas savaşı sonucunda, Çeçenistan Rusya’ya birleştirilmiştir. 1992 yılında RSFSR bünyesinde Çeçen Özerk Bölgesi kurulmuştur. 1934 yılında Çeçen Özerk Bölgesiyle İnguş Özerk Bölgesi birleştirilerek Çeçen-İnguş Özerk Bölgesi oluşturulmuştur. 1936 yılında bu özerk bölgeye cumhuriyet statüsü verilmiştir. 1944 yılında Çeçen ve İnguşlar Kazakistan’a ve Orta Asya ülkelerine sürgün edildiler. 1957 yılında Çeçen-İnguş Özerk SSC yeniden tesis edildi. 1 Kasım 1991 tarihinde bağımsız Çeçen Cumhuriyeti ilan edildi.[13]

Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Rusya Federasyonu’nun en çok uğraştığı sorun Çeçenistan olmuştur. Rusların 1859’dan itibaren Çeçenistan’ı kontrolüne almasından başlayarak tarihsel olarak devam eden sorun Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Çeçenistan’ın Rusya Federasyonu’nun egemenliğini tanımaması ve bağımsızlık talebiyle birlikte farklı bir düzlemde devam etmiştir. 1991 yılında Çeçenistan bağımsızlığını ilan etmiş olmasına rağmen Rusya askeri operasyona 1994 yılında başlamıştır.[14]Bu yıllarda Çehar Dudayev önderliğinde bir Çeçenistan vardı.

 1994 yılındaki savaşta binlerce Çeçen hayatını kaybetti ve halkın önemli bir kısmı yurtlarını terk etmek zorunda kaldı. Çeçen lider Çehar Dudayev’in Ruslar tarafından öldürülmesinden sonra Ruslarla barış anlaşması imzalandı ve buna göre ayrıntılarda açıklık getirilmemekle birlikte Çeçenistan’ın bağımsızlığı tanındı. Öte yandan 1997’de uluslararası kuruluşların gözetimi altında yapılan demokratik seçimlerde Aslan Maşadov Çeçenistan devlet başkanı seçildi. Başkentin Rusça olan Grozny (felaket, kötü demektir) ismini Çahar (Cevher,Djohar) ile değiştirdi. Bu yıllarda Çeçenistan de facto olarak bağımsız olmakla beraber, uluslararası toplum tarafından ülke Rus toprağı kabul edilmekteydi.[15]

1997 yılında Çeçenistan’da yapılan seçimleri Aslan Mashadov kazanmıştır. Çeçen grupları arasındaki iktidar mücadelesi ise devam etmiştir. Bu durum Çeçenistan’da sorunun çözümünü ve istikrarı engellemiş ve 1999 yılında Rusya’nın askeri operasyonu yeni bir süreç başlatmıştır. Putin’in Başbakan olarak atanmasından sonra Rusya Kafkasya’daki hâkimiyetini sağlama stratejisinin bir parçası olarak Çeçenistan’a yönelik kapsamlı bir harekâta yönelmiştir. Çeçen lider Şamil Basayev’in Dağıstan’a yönelik operasyona girişmesi de Rusya’ya bir koz vermiştir. İkinci Çeçenistan savaşında daha hazırlıklıola Rus kuvvetleri dört aylık bir kuşatmadan sonra Grozni’i ele geçirmişlerdir. Rusya’nın operasyonuna insan hakları ihlalleri damgasını vurmuştur. Grozni’nin düşmesinden sonra Rusya bir ölçüde Çeçenistan’da kontrolü sağlayıp Ahmet Kadirov yönetimini getirse de istikrarsızlık devam etmiştir. Putin, Kadirov’u Çeçenistan’da en yetkili sivil otorite olarak atadıktan sonra Rusya’yı destekleyenlerin Çeçenistan’da kamuoyunda güç kazanmalarını sağlama stratejisi izlerken, direnişçilerin de kendi içinde bölünmesi amacıyla hareket etmiştir.[16] Rusya, 11 Eylül 2001’de ABD’ye yönelik yapılan terör saldırılarını kullanarak ve Çeçenistan’da terör hareketleri ile mücadele ettiğini söyleyerek uluslararası arenada oluşan ortamı kendi lehine kullanmıştır ve insan hakları ihlalleri kapsamında bir süre kendisini geri planda tutmasını başarmıştır.

Çeçen direnişçilerin Rusya ile mücadeleyi Çeçenistan dışına taşımaları zaman zaman Rusya’ya zor anlar yaşatmıştır. 24 Ekim 2002’de, 50 Çeçen militanın Moskova tiyatrosunda 750 kişiyi rehin alması ve sonuçta 117 kişinin öldüğü operasyon dünyaya Çeçenistan sorununu hatırlatmıştır. Benzer bir trajedi Kuzey Osetya’daki Beslan’daki bir okulda Eylül 2004’te de yaşanmıştır. Rusya Devlet Başkanı Putin’in Çeçenistan’da duruma hâkim olmak ve desteklediği yönetimin meşruluğunu sağlamak için hazırlattığı Çeçenistan Anayasası 23 Mart 2003’te refernduma sunulmuştur. Referandumun geçerliliği için seçmenlerin en az %50’sinin oy vermesi gerekiyordu. Sonuçta %80 civarında bir katılım sağlanmıştır. 1997 yılında seçimle iş başına gelmesine rağmen Rusya’nın tanımadığı direnişçi Çeçen lider Aslan Mashadov referandumu boykot çağrısı yapmış, ancak pek çok spekülasyonun yapıldığı referandum gerçekleşmiştir. Referandumla Çeçenistan yeniden otonom cumhuriyet statüsüne kavuşmuştur. Ancak Çeçenistan Başkanı, Rusya Devlet Başkanı tarafından görevden alınabilecekti. Putin referandumu Çeçenlerin kendilerini Rusya Federasyonu’nun bir parçası olarak kabul ettiklerinin teyidi olarak değerlendirmiştir. Ancak Rusya’nın desteklediği Kadirov’un Moskova’yı destekleyen bazı gruplar tarafından bile meşruiyetinin sorgulanması ve süren intihar bombalama eylemleri sorunun anayasa referandumuyla çözülemeyeceğini göstermiştir. 2005 yılında direnişçi Çeçen lider Aslan Mashadov’un Grozni’nin kuzeyinde öldürülmesi sorunu Rusya açısından daha da karmaşık hale getirmiştir. Çünkü diğer direnişçi lider Şamil Basayev’in aksine Mashadov barış için Rusya ile görüşme taraftarıydı. Şamil Basayev’in de 2006 yılında öldürülmesine rağmen Çeçenistan’daki direniş devam etmiştir. Zaman zaman intihar saldırıları şeklimde görülen eylemler Putin’in Çeçenistan’daki Kadirov yönetimine verdiği tam desteğe rağmen devam etmektedir.24 Ağustos 2009 tarihindeki Putin’in Çeçenistan ziyaretinden bir gün sonra gerçekleşen intihar saldırısında dört kişinin ölmesi Çeçenistan’daki durumun giderek karmaşık hale gelmesinin işareti olarak değerlendirilebilir. Ayrıca Çeçen direniş hareketi bünyesinde de ayrışmalar yaşanmaktadır. Londra’da yaşayan Çeçen direniş liderlerinden Ahmet Zakayev’in Temmuz 2009’da Oslo’da Çeçenistan resmi temsilcileriyle görüşmesi daha radikal çizgideki Çeçen grupların tepkisini çekmiş ve onlar Ahmet Zakayev’in öldürülmesi kararını vermişlerdir.[17]

Çağdaş Kafkasya’da jeopolitik yoğunluğun merkezi bugün Çeçenistan’dır. Bu teşekkül, bölgedeki tüm jeopolitik ve stratejik dönüşüm ahenginin sembolü, ibresi ve değişimlerin dinamik merkezi sayılmaktadır. Günümüzdeki Çeçen çatışmasının tüm gidişatı, Kafkas jeopolitiğinin tarihi sabitelerini tekrarlamaktadır. Çeçenistan, SSCB’nin son dönemlerindeki Ermenistan, Gürcistan ve Azerbaycan’ın gittiği yolu takip ederek Kafkas bölgesinde ‘’Rus dünyası”nı yıkan bir patlayıcı rolü oynadı. Ancak şu anda BDT’nin bu üç ülkesi bağımsız devletler haline geldiklerinden bu artık bir mazidir. Çeçenistan ise, Rusya Federasyonu’nu ilgilendiren muhtemel yıkıcı faaliyetlerin bir örneğini teşkil etmektedir. Çeçen savaşındaki başlıca stratejik hedef, Rusya topraklarının bir kısmını Merkezden koparmak, amorf bir devletçilikle huzursuz bir çatışma alanı oluşturmak idi.[18]

SONUÇ

Rusya tarih boyunca birçok etnik mesele ile uğraşmak zorunda kalmıştır içinde bulunduğu yapıdan ötürü. Özellikle iki kutuplu sistemin dağılmasıyla birlikte yeniden oluşum sürecine geçen halkların milli bilinçlerini geç kazanmaları sancılı bir sürecin başlamasına neden olmuştur. Halkların milli bilinçlerini kazanmaya başlaması ve bu yolda mücadelelere girmeleri olayların bölgesel bir mücadeleden çıkartıp küresel bir boyutun içine entegre etmiştir. Bu toprakların destabilize edilmesi özellikle Soğuk Savaş sonrası kurulan Rusya Federasyonu’nun bölgesel ve küresel çıkarlarını tehdit etme yolunda Batılı güçlerin elinde çok önemli bir koz olarak durmaktadır. Batılıların elinde bulunan bu ‘etnik koz’ bölgedeki enerji kaynakları açısından önemli bir nokta olmasına karşın Rusya Federasyonu’nun da çok temkinli davrandığını unutmamak gerekiyor.

Soğuk Savaşın bitiminden sonra birçok sorunla uğraşmak zorunda kalan Rusya Federasyonu bir yandan da Çeçenistan gibi bağımsızlığını ilan eden özerk bir cumhuriyet ile uğraşmıştır. Bu bağlamda Kuzey Kafkasya’da Rusya için önemli bir sorun olan Çeçenistan çözüme ulaşmada zor bir hat olarak görülmektedir. Bölgesel dengelerin hassas bir düzeyde olması, bu bölge çevresinde çıkarları bulunan devletlerin bunu göz önünde bulundurmaya çalışmaları gerekmektedir.

 

Öznur Topcuoğlılar

Gazi Üniversitesi

Uluslararası İlişkiler Bölümü

 

 

KAYNAKÇA

1.)AKKOL, Burcu (2011), “Rossiiski” ,Odtü Dış Politika ve Uluslararası İlişkiler Dergisi, Ankara

2.)DAĞI, Dr. Zeynep(2002), Kimlik, Milliyetçilik ve Dış Politika-Rusya’nın Dönüşümü, Boyut Kitapları

3.)Davletov, Timur,Etnisite Işığında Türkiye Federasyonu,Kültür Bakanlığı Türkiye Temsilcisi, Hakas Cumhuriyeti

4.)DUGİN, Aleksandr(2010), Rus Jeopolitiği Avrasyacı Yaklaşım (çev.Vüger İmanov), Küre Yayınları, İstanbul

5.)KARABAYRAM, Fırat(2011), Güney Kafkasya Jeopolitiğinde Rusya Gerçeği, IQ Kültür Sanat Yayıncılık

6.)KASIM, Kamer (2001), Soğuk Savaş Sonrası Kafkasya Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan, Türkiye, Rusya, İran ve ABD’nin Kafkasya Politikaları, Karınca Yayınları, Ankara

7.)PURTAŞ, Fırat (2005), Rusya Federasyonu Ekseninde Bağımsız Devletler Topluluğu, Platin Yayınları, Ankara

8.)TİŞKOV-FİLİPPOVA, V.A-E.İ (2010), Eski Sovyet Ülkelerinde Etnik İlişkiler ve Sorunlar, Asam Yayınları, Ankara

9.)YALÇINKAYA, Doç. Dr. Alaeddin (2006), Kafkasya’da Siyasi Gelişmeler Etnik Düğümden Küresel Kördüğüme, Lalezar Kitapevi, Ankara

10.)YILDIZ, Dr. Muharrem (2006), Dünden Bugüne Kafkasya, Yitik Hazine Yayınları, İzmir



[1] DAVLETOV,Timur,Etnisite Işığında Türkiye Federasyonu, Kültür Bakanlığı Türkiye Temsilcisi,Hakas cumhuriyeti

[2] Fırat KARABAYRAM, Güney Kafkasya Jeopolitiğinde Rusya Gerçeği, IQ Kültür Sanat Yayıncılık,2011, s.25.

[3] Burcu AKKOL,”Rossiiski”, Odtü Dış Politika ve Uluslararası İlişkiler Topluluğu Düşünce Dergisi, Ed:Uğur Cem GÜRPINAR,Ankara,Mart 2011,

[4] KARABAYRAM, a.g. e. , s.26.

[5]Dr. Zeynep DAĞI, Kimlik, Milliyetçilik ve Dış Politika: Rusya’nın Dönüşümü, Boyut Kitapları Yayınları, İstanbul, 2002, s.103.

[6] Aleksandr DUGİN, Rus Jeopolitiği Avrasyacı Yaklaşım, (çev.) Vügar İmanov, İstanbul, Küre Yayınları, 2010, s.365.

[7] [7] Fırat PURTAŞ, Rusya Federasyonu Ekseninde Bağımsız Devletler Topluluğu, Ankara, Platin Yayınları,2005, s.226-227

[8] KARABAYRAM, a.g.e. , s.27.

[9] DUGİN, a.g.e. , s.366.

[10] AKKOL, a.g.m.

[11] Redaktörler: V.A. TİŞKOV- E.İ. FİLİPPOVA, Eski Sovyet Ülkelerinde Etnik İlişkiler ve Sorunlar, ASAM Yayınları, Ankara,  2001, s.57.

[12] Dr. Muharrem YILDIZ, Dünden Bugüne Kafkasya, Yitik Hazine Yayınları, İzmir, 2006, s.28.

[13] TİŞKOV-FİLİPPOVA, a.g.e., s.57.

[14] Kamer KASIM, Soğuk Savaş Sonrası Kafkasya Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan, Türkiye, Rusya, İran ve ABD’nin Kafkasya Politikaları, Karınca Yayınları, Ankara, 2009, s.134.

[15] Doç. Dr. Alaeddin YALÇINKAYA, Kafkasya’da Siyasi Gelişmeler Etnik Düğümden Küresel Kördüğüme, Lalezar Kitapevi, Ankara,2006, s.83.

[16] KASIM, a.g.e. ,s.135-136.

[17] KASIM, a.g.e. , s.136-137.

[18] DUGİN, a.g.e. ,s.388.


BU YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile