İnsancıl Hukuk

0
550

Uluslararası İnsani Hukuk

Uluslararası İnsancıl Hukuk, Uluslararası Kamu Hukuku’nun büyük bir bölümüdür. Silahlı çatışma zamanlarda ‘savaşa’ taraf veya ‘ taraf olmayanları’ korumaya, kullanılan savaş yöntem ve araçlarını sınırlandırmaya çalışan kurallardan oluşur.

Cenevre ve Lahey

Silahlı çatışma hukuku veya savaş hukuku olarak da bilinen Uluslararası İnsancıl Hukukun iki ayrı dalı vardır. Bunlar:

Kim kiminle savaşır?

Uluslararası bir silahlı çatışma en az iki devletin silahlı kuvvetleri arasındaki savaşı ifade eder (Ulusal bağımsızlık mücadelelerinin uluslararası silahlı çatışma olarak sınıflandırıldığını belirtmek gerekir).

Uluslararası nitelikte olmayan bir silahlı çatışma, bir devletin topraklarında düzenli silahlı kuvvetler ile teşhis edilebilir silahlı gruplar arasındaki ya da birbiriyle çatışan silahlı gruplar arasındaki savaşı ifade eder. Bir çatışmanın uluslararası olmayan bir silahlı çatışma olarak nitelendirilebilmesi için belli bir şiddete ulaşmış olması ve belli bir süredir sürmekte olması gerekir.

İç karışıklıklar şiddet eylemlerinden kaynaklanan, yine de silahlı bir çatışmayı temsil etmeyen iç düzenin ciddi şekilde bozulması olarak tanımlanır (örneğin; isyanlar, karşıt gruplar arasında veya yetkililere karşı yapılan mücadeleler).

Grotius ve Devletler Hukuku

Bugünkü deyişiyle Devletler Hukuku, “Uluslararası Kamu Hukuku” veya “Uluslararası Hukuk” terimleriyle aynı anlama gelir. Devletler arasındaki ve devletlerle uluslararası topluluğun diğer üyeleri arasındaki ilişkileri idare eden kurallar bütünüdür.

Bir hukukçu ve diplomat olan Grotius Devletler Hukuku’nun kurucusudur. Avrupa’da Hıristiyan kilisesini bölen reformlardan sonra Grotius hukukun artık ilahi adaletin bir ifadesi olmadığı ancak insan mantığının bir ürünü olduğu ve artık eylemden önce gelmediği fakat eylemden doğduğu görüşünü ortaya koymuştur. Buradan da uluslararası ilişkiler için birleştirici bir ilke bulma gereği ortaya çıkmıştır ki Devletler Hukuku bu ilkeyi sağlamıştır. « De jure belli ac pacis » adlı kitabında Grotius savaş hukukunun en sağlam temelleri arasında yer alan kuralları sıralamıştır.

Terminoloji

Uluslararası İnsancıl Hukuk, Silahlı Çatışma Hukuku ve Savaş Hukuku terimleri eşdeğer görülür. Uluslararası kuruluşlar, üniversiteler ve hatta devletler Uluslararası İnsani Hukuk (veya İnsancıl Hukuk) terimini kullanmayı tercih ederken diğer iki terim daha yaygın olarak silahlı kuvvetler tarafından kullanılır.

Uluslararası İnsancıl Hukuk’un Temel İlkeleri

1864 tarihli ilk Cenevre Sözleşmesi kabul edilip geliştirilmeden önce Grotius gibi hukukçular ve filozoflar çatışmaların düzenlenmesi ile ilgilenmişlerdir.

1899 yılında Fyodor Martens Uluslararası İnsancıl Hukukun kapsamadığı durumlar için şu ilkeyi ortaya koymuştur: “ (…) siviller ve askerler, kurulu örf ve adetlerden, insanlık ilkelerinden ve halkın vicdanının emrettiklerinden kaynaklanan uluslararası hukuk ilkelerinin koruması ve yetkisi altındadırlar.”

Martens maddesi olarak bilinen yukarıdaki ilke 1977 tarihli I. Ek Protokolün 1. maddesinin 2. bendine dâhil edildiğinde, daha önceden yerleşmiş örf-adet hukukunun standart bir bölümü olarak dikkate alınmaktaydı.

1864 tarihli Cenevre Sözleşmesi çağdaş Uluslararası İnsancıl Hukuk’un temellerini 1864 tarihli ilk Cenevre Sözleşmesi ile başlayan çağdaş Uluslararası İnsancıl Hukuk aşamalı olarak gelişmiştir.

Bu aşamaların tümü büyük çoğunlukla kendilerine şiddetle gereksinim duyulan zamanlarda belirli olaylardan sonra, silahlardaki gelişmelerden ve yeni çatışma tiplerinden kaynaklanan devamlı artan insani yardım gereksinimini karşılamak için ortaya çıkmıştır:

1864 Karadaki silahlı kuvvetlere mensup yaralıların durumlarının iyileştirilmesine dair Cenevre Sözleşmesi;

1868 St. Petersburg Bildirgesi (savaş döneminde belirli mermilerin kullanımını,

1899 Lahey Sözleşmeleri, kara savaşlarının kanun ve örf-adet kurallarına uyulması,

ve 1864 Cenevre Sözleşmesi ilkelerinindeniz savaşlarına uyarlanması,

1906 1864 tarihli Cenevre Sözleşmesinin düzenlenmesi ve geliştirilmesi,

1907 1899 tarihli Lahey Sözleşmelerinin düzenlenmesi ve yeni Sözleşmelerin kabulü,

1925 Cenevre Protokolü; asfeksi, zehirli ve diğer gazların ve bakteriyel savaş yöntemlerinin kullanımının yasaklanması,

1929 İki Cenevre Sözleşmesi:

1949 Dört Cenevre Sözleşmesi:

I- Karadaki silahlı kuvvetlere mensup yaralıların durumlarının iyileştirilmesi,

II- Denizdeki silahlı kuvvetlerin yaralı, hasta ve deniz kazazedelerinin

durumlarının iyileştirilmesi,

III- Savaş esirlerine yönelik muamele,

IV- Savaş döneminde sivil kişilerin korunması, (yeni)

1954 Lahey Sözleşmesi, silahlı çatışma durumunda kültürel varlıkların korunması,

1972 Bakteriyel (biyolojik) ve zehirleyici silahların geliştirilmesi, üretimi ve stoklanmasının yasaklanması ve tahribatı ile ilgili sözleşme,

1977 Dört Cenevre Sözleşmesine ek iki protokol: uluslararası silahlı çatışmaların, 1980 Ağır yaralanmaya neden olan ve ayrım yapmayan etkilere sahip olan belirli konvansiyonel silahların kullanımının yasaklanması veya sınırlandırılması ile ilgili Sözleşme (“CCW”). Şunları içerir: • Belirlenemeyen parçalarla ilgili Protokol (I) • Mayınların, bubi tuzaklarının ve diğer araçların kullanımına yönelik yasaklama ve sınırlandırmalarla ilgili Protokol (II) • Yangına neden olan silahların kullanımına yönelik yasaklama ve sınırlandırmalarla ilgili Protokol (III)

1993 Kimyasal silahların geliştirilmesi, üretilmesi, stoklanması ve kullanımının yasaklanması ve tahribatı ile ilgili Sözleşme

1995 Kör edici lazer silahları ile ilgili Protokol [1980 Sözleşmesinin IV. Protokolü (yeni)]

1996 Mayınların, bubi tuzaklarının ve diğer araçların kullanımının yasaklanması veya sınırlandırılması ile ilgili yeniden düzenlenen Protokol [1980 Sözleşmesinin II. Protokolü (yeniden düzenlenmiş)]

1997 Antipersonel mayınların kullanımı,stoklanması, üretimi ve naklinin yasaklanması ve tahribatı ile ilgili Sözleşme

1998 Uluslararası Ceza Mahkemesi Roma Statüsü,

1999 1954 tarihli Konvansiyona ek Kültürel varlıklarla ilgili Protokol,

2000 Çocuk Haklarına Dair Sözleşmeye Ek Çocukların Silahlı Çatışmalara Dahil Olmaları Konusundaki Ek Protokol 2001 CCW 1. maddesinde yapılan değişiklik 1949 Cenevre Sözleşmeleri ve 1977 tarihli Ek Protokolleri yaklaşık 600 maddeyi içermekte olup Uluslararası İnsancıl Hukukun ana belgeleridir.

Uluslararası İnsancıl Hukukun amacı, savaşın neden olduğu acıları, savaş mağdurlarına mümkün olduğunca koruma ve yardım sağlamak suretiyle sınırlandırmaktır. Bu nedenle Uluslararası İnsancıl Hukuk, kuvvete başvurma nedenlerini veya yasallığını dikkate almaksızın bir çatışma gerçeğini ele alır. Çatışmanın yalnızca insani endişe taşıyan yönlerini düzenler.

Uluslararası İnsancıl Hukuk, savaş sırasındaki hukuk (jus in bello) olarak bilinir. İnsancıl hukukun hükümleri savaşan taraflara, çatışmanın nedenlerine veya bu tarafların dayandığı nedenlerin haklı olup olmadığına bakılmaksızın uygulanır.

Uluslararası silahlı çatışma durumunda hangi devletin Birleşmiş Milletler Antlaşması’nı ihlal ettiğini belirlemek çoğunlukla güçtür.

Uluslararası İnsancıl Hukukun uygulaması suçlu tarafların açık şekilde kınanmasını içermez. Çünkü, birbirine karşı taraflardan her biri çatışmanın mağdurunun kendisi uygulanmasında anlaşmazlık yaratabilir ve uygulamayı felce uğratabilir.

Ayrıca, Uluslararası İnsancıl Hukuk hangi tarafa ait olduklarına bakılmaksızın savaş mağdurlarını ve onların temel haklarını korumayı amaçlar. Bu nedenle, savaş sırasındaki hukukun (jus in bello), kuvvete başvurma hakkı (jus ad bellum) veya savaş önleme hukukundan (jus contra bellum) bağımsız olması gerekir.
Özetle ; İnsancıl hukuk, silahlı kuvvet kullanımının haklı ya da meşru olup olmadığı ile ilgilenmez.

Kuvvet kullanımının meşru olup olmadığına kim karar verecektir?

Uluslararası hukukta kuvvete başvurma hakkı için Birleşmiş Milletler Şartı ve ilkelerine ihtiyaç vardır. Hangi devlet tarafından kuvvete başvurulursa, ihlal edilmemesi gereken “insancıl hukuk” kurallarıdır. Bu hukukun uygulanma alanı silahlı çatışma çıkarma hakkı veya kuvvete başvurma hakkına sahip olunmasından bağımsızdır. Silahlı çatışmanın var olduğu her savaşta “insancıl hukuk” uygulanacaktır

Bir bakıma silahlı çatışmanın “meşruiyetini” sorgulamayan ve savaşan devletler hangileri olursa olsun, ölümleri, insan hakkı ihlallerini, insanların kitlesel imhasını, kan ve gözyaşlarını, çekilen eziyetleri biraz olsun azaltabilmek için ve özellikle de “sivillerin korunmasına” yönelik hukuktur.

Askeri çatışmalarda savaş hukuku kurallarını, insancıl hukuk kuralların ihlal eden “fail” ister asker, ister sivil olsun, uluslararası hukuk kurallarının ağır ihlalini gerçekleştirdiği için “savaş suçu” işlemiş olur ve savaş suçlusu olarak cezalandırılır.

BİLAL TANRIVERDİ

 St. Clements Üniversitesi

https://twitter.com/bilaltanriverdi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.