Irak’ta Fırtına Öncesi Sessizlik

0
64

Irak’ta politik hayat şimdilik fırtına öncesi sessizlik halini yaşıyor.  Irak Başbakanı Nuri El-Maliki’nin faaliyetlerini tekrar gözden geçirmeleri ve bir program hazırlamaları için bakanlara verdiği 100 günlük süre 6 Haziran’da dolacak. Bu yüzden siyasi gruplar sessizliğini koruyor. Herkes kendi kabuğuna çekilmiş durumda. Bütün siyasi gruplar, 6 Haziran sonrası bekliyor gibi. Şimdilik tartışılan tek konu Cumhurbaşkanı Yardımcısı Adil Abdülmehdi’nin istifa mektubunu Cumhurbaşkanlığına sunması. Ancak Cumhurbaşkanlığı yetkilisi Nasir El-Ani yaptığı açıklamada, Celal Talabani’nin Adil Abdülmehdi’nin istifasını kabul etmediğini ifade etti. Ama Cumhurbaşkanı Celal Talabani Amerika’da olduğu için halen bekliyor.

Irak’ta siyasi durgunluk yaşansa da Adil Abdülmehdi’nin istifa kararı bazı tartışmalı konuları gündeme taşıdı. Adil Abdülmehdi’nin istifa kararıyla birlikte, hükümetin yasal düzenlemeleri yapmadaki yeterliliği tartışılmaya başlandı. Irak Anayasasına göre Irak Cumhurbaşkanlığı makamı için geçiş dönemi Kasım 2010’da doldu. Bu nedenle yeni düzenlemeler gerekiyordu. Ocak 2011’de parlamentoda çıkan kanuna göre, Irak Cumhurbaşkanı Yardımcılarının en fazla üç kişiden oluşabileceği ifade edildi. Daha sonra cumhurbaşkanı yardımcılarının görev, yetki ve bütçe tanımlamalarına ilişkin idari düzenlemeler yapılmaya çalışıldı. 12 Mayıs’ta cumhurbaşkanı yardımcılarına ilişkin kesin onay çıkarılsa da, cumhurbaşkanı yardımcıları için ayrı bir tüzük çıkarılabilmiş değil. Bu nedenle cumhurbaşkanı yardımcılarının Cumhurbaşkanı Celal Talabani’nin sözleşmeli personeli olarak göreve başladıkları dile getiriliyor. Zaten Adil Abdülmehdi de yaptığı açıklamada, bu konuyu üstü kapalı bir biçimde eleştirdi ve devletin iyi yönetilmediğini söyledi. Bu açıklama Irak’ta Şubat ayından bu yana, küçük çaplı olsa da, devam eden gösterilerde söylenenlerle örtüşüyor. Bu ifadenin Irak’ın en üst yöneticilerinden biri olan Adil Abdülmehdi tarafından söylenmesi, gösterilerin haklılık payını yükseltiyor.

Diğer taraftan Adil Abdülmehdi’nin Maliki’nin liderliğindeki Kanun Devleti Koalisyonu ile Irak Ulusal İttifakı çatısı altında birleşen Irak İslam Yüksek Konseyi’nin önemli isimlerinin başında gelmesi, konunun ciddiyetini gösteriyor. Özellikle Adil Abdülmehdi tarafından yapılan açıklama, hem hükümetin içerisindeki durumu hem de Şii gruplar arasındaki anlaşmazlıkları da gün yüzüne çıkarıyor. Iraklı siyasi grupların çoğu hatta Maliki’nin liderliğindeki Kanun Devleti Koalisyonu içerisindeki yetkililer bile, 6 Haziran sonrasında hükümetin bu haliyle kalmayacağını düşünüyor. Kanun Devleti Koalisyonu üyesi Saad El-Matlabi, 15 Mayıs’ta El-Fayhaa News’e yaptığı açıklamada, Maliki’nin 100 günlük süre sonunda 15 bakanı değiştirebileceğini söyledi. Ancak Maliki’nin bu girişimi hem Şii grupların oluşturduğu Irak Ulusal İttifakı hem de hükümet içerisindeki dengeleri değiştirebilir. Aslında 2010’un Aralık ayında yeni hükümet kurulurken bütün grupların hükümette yer alması için 40’ın üzerinde bakanlık oluşturuldu. Bu bakanlıkların birçoğu da devlet bakanlığı. Maliki’nin kabinesini değiştirmesi durumunda en çok devlet bakanlıklarının etkilenebileceği düşünülebilir. Zira Irak’ta siyasi gruplar arası denge 7 Mart 2010’da yapılan seçimlerin ardında yaklaşık 9 ayda kurulabilmişti. Bu nedenle dengenin yeniden bozulması demek, kırılgan bir yapının hâkim olduğu Irak’ta yeni sorunlara yol açabileceği anlamına gelebilir. Bu nedenle Maliki’nin bu yönde bir adım atması zor gözükmektedir. Maliki son birkaç aydır diğer siyasi gruplar arasında meşruiyetini koruma ve güçlendirme çabası içerisindeydi. En ciddi rakibi İyad Allavi ile bir dizi görüşmeler gerçekleştirdi ve yerini koruma için bazı tavizlerde de bulundu. Ancak bu noktada Allavi’nin 100 günlük süreyi bir koz olarak kullandığını söylemek mümkün. Allavi süreçten çekilmese de ikinci kanaldan diğer siyasi gruplarla yoğun görüşmeler yaptı. Özellikle ABD askerlerinin Irak’ta kalmasına yönelik ortak politika yürüttüğü Kürt gruplarla yakın bir ilişki kuran Allavi, diğer taraftan da ABD askerlerinin Irak’tan çıkması yönünde en radikal tutumu sergileyen Sadr grubu ile de yakın ilişkiler kurmaya çalıştı. Bilindiği gibi, Maliki’nin hükümet kurma çalışmalarında en etkili taraflar Kürt gruplar ve Sadr grubu olmuştu. Önce Maliki’nin başbakanlığına karşı çıkan ve Ulusal İttifak altında birleşmeyi kabul etmeyen Mukteda El-Sadr, Maliki ile anlaşmış, sonra Kürt grupların inisiyatifinde Erbil’de gerçekleştirilen toplantılar sonucu imzalanan anlaşmayla hükümet ilan edilmişti. Allavi’nin somut olgular üzerinden giderek, rasyonal bir davranış sergilediği düşünülüyor. Zira önce Ulusal Politikaları Belirleme Stratejik Yüksek Konseyin kurulması çalışmalarında yasal düzenlemeler konusunda ısrar ederken, diğer taraftan da Erbil Anlaşmasının uygulanmasını talep etti. Şimdi de 100 günlük sürenin dolmasını bekliyor. Yani 6 Haziran’dan sonra Irak’ta siyasi grupları görüşme trafiği hız kazanacak gibi görünüyor. Bu süreçte 100 günlük sürenin ardından yeni bir seçim yapılması gündeme gelebilir. Bazı siyasi gruplar bunu yüksek sesle dile getirmeye başladılar. Ancak devlet görevlilerine yönelik saldırılarda artışla birlikte, ABD askerlerinin çekilmesi ve Irak güvenlik güçlerinin ülkenin korunması konusunda yeterli olup olmayacağı tartışılırken, Irak’ta yeni bir seçim düzenlenmesi, dengeleri yeniden bozabilir.

 

Bilgay DUMAN

ORSAM Ortadoğu Uzmanı

bilgayduman@orsam.org.tr

 

http://www.orsam.org.tr/tr/yazigoster.aspx?ID=2012

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.