Irak’ta Siyasi Krizler ve Türkiye’nin Yaklaşımı

0
41

Irak’ta Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık El-Haşimi’ye yönelik tutuklama kararının çıkartılması ve ardından Haşimi’nin Bölgesel Kürt Yönetimi’ne sığınmasının ardından çıkan siyasi kriz devam ederken, Irak’taki siyasi gruplar ve yönetim kademeleri arasındaki kriz gittikçe derinleşiyor gibi gözükmektedir. İyad Allavi’nin liderliğindeki Irakiye Listesi hükümet ve parlamentoyu boykot ederek çalışmalara katılmama kararı almakla birlikte, bu karar Irakiye Listesi içerisindeki çatlakları da göz önüne koymuştur. Irakiye’nin bir kısım milletvekili boykot kararı nedeniyle gruptan ayrılırken, bir kısmı da Irakiye içerisinde kalmaya devam etmekle birlikte boykot kararına uymayıp, hükümet ve parlamento çalışmalarına katılmaktadır.

Öte yandan Haşimi üzerinden devam eden siyasi kriz, bir ulusal konferansla giderilmeye çalışılırken yeni krizler patlak vermektedir. Son bir hafta içerisinde iki yerel yönetim yetkilisi tutuklanmıştır. Önce Bağdat Vali Yardımcısı Riyad Aziz, sonra da Diyala Vali Yardımcısı Gassan El-Hazreci Irak’ta gerçekleştirilen terör eylemlerinde payı oldukları gerekçesiyle tutuklanmıştır. Her iki yetkilinin de Irakiye Listesi üyesi olması, Irakiye’yi bitirme operasyonları mı yapılıyor sorusunu gündeme getirmiştir. Zira Irakiye Listesi, uzlaşmaya yanaşmadığı gerekçesiyle hem kendi üyeleri hem de diğer siyasi gruplar tarafından eleştirilmektedir. Ayrıca Bağdat Belediye Başkan Yardımcısı da yolsuzluk yaptığı gerekçesiyle tutuklanmıştır. Selahattin Vilayet Meclisi Başkanı hakkında da teröre karıştığı gerekçesiyle tutuklama kararı çıkarılmıştır.

Diğer taraftan, Irakiye Listesi lideri İyad Allavi, Başbakan Nuri El-Maliki’nin yerine Ulusal İttifak’ın başka bir aday göstermesi halinde siyasi gruplarla uzlaşabileceklerini ve Haşimi’nin tutuklanmasından sonra alınan boykot kararına son verebileceklerini açıklarken, Maliki de buna karşı olarak zaten başından beri eski Baasçı olduğu gerekçesiyle karşı çıktığı Başbakan Yardımcısı Salih Mutlak’ı görevinden azlederek, yerine Irakiye’den Eğitim Bakanı Muhammed Tamimi’nin getirilmesi, yine Irakiye’den Haydar Molla’nın da Eğitim Bakanı olmasını planladığı yönünde haberler çıkmıştır.

Irak Başbakanı Nuri El-Maliki, iç siyasal gerginliklerin üzerine, dış politikada da Türkiye üzerine savaş açmış, Türkiye’yi Irak’ın içişlerine karışmak ve Ortadoğu’da mezhep savaşı çıkarmaya çalışmakla suçlamıştır. Bu açıdan Maliki’nin iç politikadaki gerginlikleri saklamak ve hükümetinin politikasını meşrulaştırmak amacıyla dış politikada saldırgan bir tutum benimsemiş olabilir. Diğer taraftan Sünni gruplar da İran’ı Irak’ın içişlerine karışmak ve Bağdat’ı yönlendirmekle suçlamıştır. Musul’da Irakiye içerisinde yer alan ve 2003 sonrasında kurulan Geçici Yönetim Konseyi’nin Devlet Başkanı Acil El-Yaver liderliğindeki Irak Adalet ve Reform Hareketi, Musul’da İran mallarına karşı bir boykot başlatmıştır.

Bu durum Irak’taki gerginliğin bölgesel bir niteliğe dönüşmesine sebep olabilir. Ancak şimdiye kadar ne Türkiye ne de İran Irak’taki siyasi gerginliğin bir tarafı olmak yerine özelikle Türkiye gerginliğin azaltılması için gayret göstermektedir. Bu gayret Irak’taki demokrasi ve devletin kurumsal yapısının sağlam temeller üzerine kurulmasını amaç edindiği söylenebilir. Nitekim 2012’in Ocak ayının son haftasında Irak’taki Şiilerin önemli isimlerinden biri olan Irak İslam Yüksek Konseyi Başkanı Ammar El-Hekim’i ağırlamıştır. Öte yandan son dönem Irak iç politikasındaki gerginliğin ana kaynağı olan Tarık El-Haşimi’ye ilişkin Türk yetkililer tarafından yapılan telkinler de dikkat çekmektedir. Özellikle Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye’de bir televizyon kanalına verdiği demeçte Tarık El-Haşimi’nin Irak’ta kalmasının daha doğru olacağını ve Irak yargısına güvenmesi gerektiğini açıkça ifade etmiştir. Nitekim Tarık El-Haşimi’nin Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani’den güvence aldıktan sonra, Bağdat’a dönebileceği söylenmektedir. Bu durum Irak’taki süreçte Türkiye’nin yapıcı rolünün en iyi örneklerinden birdir.

Buradan hareketle Türkiye’nin bu tavrının genel dış politikasında da hakim olduğu görülmektedir. Türk dış politikasının gerginlikleri değil, işbirliğini ve bütünleştirici politikaları desteklediğini söylemek mümkündür. Özellikle Ortadoğu’daki geçişkenlik düşünüldüğünde, ülkelerde yaşanan iç politik gerginliklerin diğer ülkelere de olumsuz yansıması olacağından, Türkiye sorunlara çözüm üretici yaklaşımlar ortaya koymaya çalışmaktadır. Bu açıdan Irak’taki iç politikadaki gerginliklerin tarafı olan grupların ve bölgenin etkin güçlerinin daha sorumlu davranması gerektiği düşünülmektedir.

Yazının İngilizcesi için tıklayınız…

 

Bilgay Duman

ORSAM  Ortadoğu Uzmanı

 

Kaynak: ORSAM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.