Salih El Mutlak’ın Türkiye Ziyareti Ve Irak’taki Siyasi Krizden Çıkış Arayışları

0
70

Öncelikle, Salih El-Mutlak, Irak Başbakan Yardımcılığı görevini yürütmektedir. Bu açıdan Irak Başbakanı Nuri El-Maliki ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan arasında yaşanan söylem gerginliğinin giderilmesi noktasında, görevi gereği Salih El-Mutlak’ın iki ülke ilişkilerine olumlu katkı yapması beklenmektedir. Her ne kadar Salih El-Mutlak’ın Nuri El-Maliki ile sorunları olsa da Irak Başbakan Yardımcısının Türkiye’yi ziyaret etmiş olması, en azından iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin kesilmemesi ve devam ettirilmesi açısından önemlidir.

Diğer taraftan Salih El-Mutlak’ın Türkiye ziyaretinin daha önemli tarafı Irak iç politikasındaki krizin aşılması noktasında görülmektedir. Bilindiği gibi Salih El-Mutlak’ın da içerisinde yer aldığı İyad Allavi başkanlığındaki Irakiye listesi içerisinde yer almaktadır. Irakiye listesi, 17 Aralık 2011 tarihinde aldığı karar doğrultusunda, Nuri El-Maliki’nin yönetiminden dolayı, Irak Parlamentosunun çalışmalarına katılmama kararı almıştır. Bu kararın alındığı gün Nuri El-Maliki’nin Irak Parlamentosundan Salih El-Mutlak’ın dokunulmazlığının kaldırılmasını talep etmesi nedeniyle Irak’taki siyasi süreç bir krize sürüklenmiş ve Irakiye listesi parlamento çalışmalarının yanında Irak hükümetini de boykot etme kararı almıştır. Hemen ardından 20 Aralık 2011’de de yine Irakiye üyesi ve Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık El-Haşimi hakkında da terör eylemlerine karıştığı gerekçesiyle tutuklama ve seferden men edilme kararı çıkartılmış, ancak Haşimi Bölgesel Kürt Yönetimine sığınmış ve Irak yargısını yanlı bulduğu gerekçesiyle Maliki Başbakanlık görevini bırakmadan yargılanmayı reddetmiştir.

Bu durum Irak’taki hükümet çalışmalarını kilitlemiş,  yasama ve yürütme görevleri yerine getirilememiştir. Bu süreçte Iraklı siyasi gruplar arasında müzakereler yapılmıştır. Irakiye listesi de kendi içerisinde yaptığı değerlendirmelerden sonra önce 29 Ocak 2012’de parlamentoya, 7 Şubat 2012’de de hükümet çalışmalarına yönelik boykotuna son verme kararı almıştır. Bu kararda siyasi gruplar arasında yapılan müzakereler olduğu kadar, Irakiye içerisinde yaşanan sıkıntıların da etkili olduğu düşünülmektedir. Zira krizin yaşandığı bu süreçte Irakiye’nin içerisinde ciddi sıkıntılar baş göstermiş ve Irakiye’den kopmalar yaşanmıştır. Ayrıca bazı milletvekilleri ve bakanlar boykot kararına uymamıştır. Bu nedenle Irakiye’nin grupsal bütünlüğün sağlanması noktasında çalışmalara geri döndüğü düşünülmektedir. Öte yandan Türkiye’nin siyasi sürecin devam ettirilmesine yönelik Iraklı makamlara yönelik telkinlerinin faydası olduğu düşünülmektedir. Nitekim Salih El-Mutlak’ın Irakiye’nin hükümet çalışmalarına dönme kararının açıklanmasıyla aynı gün Türkiye’yi ziyaret etmesi önemli bir işaret olarak değerlendirilebilir.

Ancak Irakiye’nin boykot kararına son vermesine rağmen Irak’taki krizin aşılabildiğini söylemek mümkün değildir. Maliki’nin Irakiye üzerindeki baskısını devam ettirdiği görülmektedir. Öncelikle Maliki’nin Salih El-Mutlak’ı görevinden alarak yerine başka bir ismi getirebileceği konuşulmaktadır. Hatta Salih El-Mutlak’ın yerine Irakiye içerisinde Cemal Kerbuli ya da Hamid El-Mutlak’ın getirilebileceğine yönelik güçlü söylemler bulunmaktadır. Böyle bir görev değişikliği, Irak’taki siyasi krizi yeniden tırmandırabilir. Öte yandan Irakiye’nin bazı milletvekillerine yönelik dokunulmazlıklarının kaldırılması yönünde Irak Yüksek Mahkemesi tarafından Irak Parlamentosu nezdinde talepte bulunulduğu açıklanmıştır.

Irak Parlamentosu tarafından net olarak doğrulanmasa bile Irakiye’nin önemli isimlerinden Şii Haydar El-Molla ve Salim El-Cuburi’nin dokunulmazlıklarının kaldırılması gündemdedir. Haydar El-Molla’nın, Maliki’yi eleştirmek ve Irak Yüksek Mahkemesi yargıçlarından biri hakkında tarafsız davranmadığı gerekçesiyle hakaret etmekle suçlandığı bilinmektedir. Irakiye milletvekillerine yönelik bu tutumun artarak devam edebileceği ve Irakiye üyeleri üzerinde Maliki’nin baskı yaptığı söylenmektedir. Maliki’nin bu tavrının sadece Irakiye ya da Sünni grupları rahatsız etmediği, Şii grupların da bu konudan rahatsız oldukları söylenebilir. Nitekim Irak İslam Yüksek Konseyi Başkanı Ammar El-Hekim 2012’nin Ocak ayında Türkiye’ye ziyaretinde yaptığı açıklamalar bunun en net göstergesidir. Diğer taraftan aynı şekilde Sadr grubundan da Maliki’ye yönelik karşıt sözler ifade edilmektedir.

Bu durum Irak’ı yeni bir krize sürükleyebilir. Bu aşamada Türkiye Irak’taki yakın ilişki kurduğu gruplara telkinlerini devam ettirmektedir. Zira Türkiye 2003’ten bu yana Irak’ın demokrasisi ve istikrarına katkı yapmak amacıyla hareket etmektedir. Ancak ilerleyen süreçte Türkiye’nin telkinleri yetmeyebilir. Bu açıdan Irak’taki her siyasi grup ya da kurumun daha sorumlu davranması gerektiği düşünülmektedir. Irak’ta bütün siyasi grupların ortak çıkarlar noktasında buluşmaktan başka şansı yok gibi gözükmektedir. Ortak noktaların bulunmaması halinde, Irak’taki ayrışmanın derinleşmesi muhtemel gözükmektedir. Bu da Irak’ı bölünmeye doğru götürebilir. Irak’taki bölünme ihtimalleri Türkiye’nin Irak’a dair endişelerini arttırmaktadır.

Türkiye’nin Irak politikasındaki endişe duyduğu konuların başında Irak’ın toprak ve siyasal bütünlüğünün zayıflaması gelmektedir. Irak’ın bölünmeye doğru gitmesi sadece Irak’ı değil, doğrudan bölgeyi ve dolayısıyla Türkiye’yi etkileyecek bir konum alabilir. Suriye’deki olaylar da dikkate alındığında, bu ülkedeki yaşanan halk isyanları ve Beşşar Esad yönetiminin tavrı neticesindeki istikrarsız dönem de hesaba katıldığında, Irak’ta yeniden bölünme senaryolarının gündeme gelmesi, Ortadoğu’yu felakete sürükleyebilir. Bu açıdan Irak’ta siyasal bütünlük ve istikrarın sağlanması noktasında, bir “Ulusal Kongre” toplanmaya çalışılırken, Irak’taki siyasetçilerin tutarlı hareket etmesi ve Türkiye başta olmak üzere bütün bölge ülkelerinin bu sürece destek vermesi gerektiği düşünülmektedir. Bu açıdan Mart 2012’de Bağdat’ta yapılması planlanan Arap Birliği Zirvesi’nin gerçekleştirilmesi, Irak iç siyasetindeki anlaşmazlıkların giderilmesi açısından önemli olduğu kadar, Arap ülkelerinin de Irak’a olumlu yönde katkı sağlaması açısından da son derece kritik bir öneme sahip olduğu düşünülmektedir.

Yazının İngilizcesi için tıklayınız…

 Bilgay Duman

ORSAM Ortadoğu Uzmanı

 

Kaynakça

ORSAM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.