Japonya Enerji Politikası: Yaklaşımlar ve Hedefler

0
1095

Japonya günümüzde gelişen teknoloji ve globalleşen dünya ya en iyi ayak uyduran devletlerden ve güçlerden bir tanesi olarak göz önüne çıkmaktadır. Gelişmiş teknolojisinin getirdiği nimetleri dünya pazarlarında en iyi şekilde sergileyen ülkelerden bir tanesi olarak, diğer büyükler gibi onlarda kurdukları vizyonu daha da sağlamlaştırarak ve zenginleştirerek dünyada her konumda söz sahibi bir aktör olmak peşinde ilerlemektedirler.

Globalleşen yeni dünya düzeninde Japonya’nın ilerlediği yol gereğince enerji meselesi her zaman en ön sıralarda yerini almıştır. Bu ve bunun gibi sebeplerden dolayı da özelliklede enerji konusunda dışa bağımlılığın verdiği dezavantajlardan dolayı Japonya enerji diplomasisinde belirli bakış açıları izlenilen siyasetlerde istikamet belirleyici olmaktadır. Japonya’da 2004 Nisan ayında açıklanan yeni enerji diplomasisine yön veren 6 ayrı yaklaşım enerji politikasında esas yön belirleyici olmaktadır. Bu yaklaşımlar özellikle enerji güvenliğinin sağlanması prensibi üzerinde durmakla beraber bu güvenlik sağlandığı takdirde enerji talep arzı güvenliğinin de daha emin ellerde olacağı düşüncesindedir. Bu 6 yaklaşımdan kısaca madde halinde bahsetmemiz gerekirse

Bunlar:

Bakım ve acil müdahale önlemlerinin geliştirilmesi

Orta Doğu ülkeleri başta olmak üzere, diğer enerji üreten ülkeler ve enerji taşımacılığının yapıldığı istikametlerde bulunan ülkelerle dosttan ilişkiler kurmak.

Enerji arz kaynaklarının çeşitlendirilmesi

Enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi

Enerji tasarrufu, etkili enerji kullanımı, alternatif enerji kullanımının geliştirilmesi ve çevresel etmenlere karşı duyarlılık politikası

Küresel enerji güvenliğini sağlamak ve geliştirmek için kamuoyu ve diğer ülkelerle beraber çevre oluşturmak.[1]

Japonya enerji kaynakları olarak fakir bir ülkedir. Bu sebepten dolayı da enerji temininin çok büyük bir kısmını ülke dışından ithal etmektedir. Bu durumda haliyle birçok sıkıntıyı ve tedirginliği beraberinde getiriyor. Özelliklede 1970’li yıllarda yaşanan petrol krizleri enerji tüketimi o yıllarda petrol üstünlüğüne dayanan Japonya için en gözle görülür problemlilerin yaşandığı dönemler olarak ilk akla gelenler arasında gösterilebilir.[2]

Japonya’nın enerji konusunda özellikle odaklanmış olduğu nokta ‘’enerji güvenliği’’ meselesidir. 1970’li yıllarda enerji temini meselesinde yaşanan sıkıntılı dönemlerden sonra Japon enerji politikasında en öne çıkan öncelikler arasında enerji ithalinde dış kaynaklara, özelliklede yüksek derecede bağımlı bulunulan Orta Doğu petrolüne olan bağımlılığı azaltmak ve buna paralel olarak da enerji temin kaynaklarını çeşitlendirmek konuları en başta gelenlerdir.

Baktığımız zaman Orta Doğu petrolünün Japonya için hayati öneme sahip olduğunu görmekteyiz. Çünkü Japonya petrol ithalatının yaklaşık olarak % 80-90 oranında olan kısmını bu bölgedeki devletlerden ithal etmektedir. Bununla beraber Orta Doğu bölgesi Japonya’nın doğal gaz ithalinde de hatırı sayılır bir mevkidedir. Japonya doğal gaz ithalatının (LNG olarak) % 75’lik bölümünü Asya-Pasifik ülkelerinden ithal ederken yine yaklaşık olarak % 23’lük kısmını da Orta Doğu ülkelerinden ithal ederek temin etmektedir. Belirtilen bağımlılık oranlarından da belli olduğu gibi, petrol başta olmak üzere doğal gaz konusunda da Japonya’nın kaynak çeşitlendirme politikasının sebeplerini kolayca anlamamız mümkündür.[3]

Bağımlı olduğu Orta Doğu enerji kaynaklarına alternatif arayışı içerisindeki Japonya bu konuda rotasını hidrokarbon zengini Rusya, İran, Kuzey Afrika ve henüz enerji kaynaklarına o kadarda el sürülmemiş olarak kabul edilebilecek Orta Asya devletlerine çevirmiştir. Bu süreç içerisinde Japonya ile Rusya, İran ve Libya arasında Japonya için enerji güvenliği ve alternatif istikamet olabilecek çeşitli projeler üzerinde çalışmalar yapılmıştır halende yapılmaktadır. Bu projelerden ilki Japonya ve Rusya arasında yapılması planlanan Tayshet- Nakhodka Petrol boru hattı ikincisi ise Japonya ile İran arasındaki Azadegan Projesi’dir. Bunlara Japon şirketlerinin Libya’daki faaliyetlerinde ekleyebiliriz.[4]

TAYSHET-NAKHODKA  BORU HATTI

Tayshet-Nakhodka petrol boru hattı Rusya’nın planlamış olduğu bir petrol taşıma hattıdır. Bu boru hattı ile Rus petrolünün Doğu Sibirya’dan gelerek Rusya topraklarından  Baykal Gölü’nün kuzeyinden yâda ilk başta planlandığı gibi Angarsk’tan Skovorodino ve buradan da Rusya’nın Pasifik Okyanusu’daki limanı Nakhodka’ya taşınarak Nakhodka limanından da tankerlerle Japonya’ya ulaştırılması planlanmaktadır. Boru hattının yaklaşık olarak 4000-4130 km. uzunluğunda olacağı tahmin ediliyor. Fakat bu projenin önünde de bazı ciddi engeller bulunmaktadır. Özellikle ilk olarak boru hattının geçeceği istikamet tam olarak belirlenmemiştir. Bu proje sürecinde Çin projenin kendi  topraklarından Daqing’den geçmesini istemektedir. Bu istikamet boru hattının kısalacağını ve böylece de ekonomik maliyetini azaltacağından dolayı hala olabilirliğini korumaktadır. Bir diğer önemli sorun ise boru hattının inşası için gerekli olan maliyenin ve kredinin sağlanamamasıdır. Projenin maliyeti yaklaşık olarak  11-16,2 milyar dolar arasındadır. Adı geçen bu sorunlardan ve son olarak da küresel ekonomik krizin ülkelere yaptığı etkiyi de eklersek bu boru hattının geleceği hakkında soru işaretlerinin hâkimliğini görmekteyiz. Ayrıca bu hattan başka Japonya Rusya ile Shakalin Projesi’nde de işbirliği yapmaktadır.[5]

AZADEGAN PROJESİ

Japonya’nın üzerinde durduğu ve ciddi anlamda ilgilendiği proje İran ile olan Azadegan Projesi’dir. Japonya’nın faaliyet gösterdiği bu Azadegan sahası dünyanın en büyük petrol sahaları arasında gösterilmektedir. Japon hükümeti bu projeye oldukça yüksek hassasiyetle bakmaktadır ve Azadegan projesini milli proje olarak kabul etmektedirler. Bu yüzden sadece bu projeye ekonomik anlamda önem vermemektedirler, Japonlar için stratejik önemi hayati derecede ve tartışmasızdır.

Projenin maliyeti yaklaşık olarak 2 milyar dolardır. Bu proje süresince 2007 yılı Temmuz ayına kadar günlük olarak 50.000 varil, 2008 Temmuz’una kadar 150.000 varil petrol üretilmiştir. Bu üretim gidişatı uyarınca projenin hedefi Mart 2012’de günde 260.000 varil petrol üretimi olarak belirlenmiştir. Bu projede hedeflenen bir diğer amaç ise proje sayesinde İran’lı ve Japon şirketleri birbirine yaklaştırmak ve böylece bölgede gelecekteki enerji projelerinde Japon girişimcilere zemin hazırlama arzusudur.

Bu proje ile alakalı diğer gelişmelere bakcak olursak, projeyi Japonya’nın INPEX firması almıştır. Şirket bu projeyi aldıktan sonra ve gelişme sürecinde ABD’den İran’ın nükleer çalışmaları sebebi ile ciddi manada baskılar görmüştür. Fakat INPEX şirketi bu kadar karlı bir proje karşısında önceliği projeye vermiştir. Çünkü olası bir geri çekilmede bölgeye girmek için birçok yabancı şirket sırada beklemekteydi. Özelliklede bu şirketler Çinli ve Hindistanlı şirketler olunca Japonlar ister istemez böyle karlı bir projeyi enerji ithalatında en büyük rakipleri olan bu iki devlete kaptırmak istememişlerdir.[6]

JAPONYA-LİBYA

Rusya ve İran ile enerji üzerine ilişkiler ve projeler dışında, Japonya için enerji temini konusunda diğer bir önem arzeden bölge Kuzey Afrika ülkesi Libya’dır. Fakat Japonya bu bölgede hiç de yalnız değildir. Çin ve Hindistan gibi günden güne artan nüfuslarına paralel enerji ihtiyacı artan iki dev rakibi ile ciddi bir rekabet içerisindedir. Fakat bu rekabet ortamında Japonya Libya’nın dünya enerji pazarına girişini iyi değerlendirmek istemiştir ve her ne kadar karşısındaki rakipleri birer dev olsa da Japonya’da kendisinin kolay yutulabilecek bir lokma olmadığını göstermiştir.

Özellikle 2003 yılında Libya’nın ambargolar zincirinden kurtulmasından sonra bu ülkenin doğal kaynakları üzerince büyük devletlerarasında enerji için büyük bir savaş yaşanmıştır. Ambargolar kalktıktan sonraki Libya rezervleri üzerindeki mücadele ABD ve AB ülkeleri kadar Japonya’nın da dikkatini cezbetmiştir. Japonya’nın Libya’ya verdiği dikkat bununla beraber önemli sonuçlara da malik olmuştur. 2005 yılında Libya sahaları üzerindeki gözle görülür başarılardan birisini Japon firmaları gerçekleştirmiştir.  Özellikle de 2005 yılının Ekim ayında sonuçları açıklanmış olan Libya’nın en büyük 26 petrol sahası üzerindeki yaklaşık olarak 60 şirketin katılmış olduğu ihalelerde en büyük 6 sahanın ihalesini Japon şirketler kazanmışlardır. Bu başarı dünya kamuoyunda ciddi bir sükse yaratmıştır ve Japonlar rakiplerine ciddi bir gözdağı vermiş olarak kabul görmüşlerdir. Libya’da kazanılmış olan bu büyük başarının arkasındaki sebepler ise bölge üzerine dikkatlerini yeteri kadar yetirmelerinin ve ne istediklerinin bilincinde olmalarının yanı sıra Kakizawa Koji ismidir. Kakizawa Koji Japonya eski dış işleri bakanı olup 2003 yılında henüz Libya üzerinden Birleşmiş Milletler ambargoları kalkmadan Libya ile ilişkilerin geliştirilmesini önermiş ve bu konuda ciddi çalışmalara imza atmıştır. Koji’nin düşünceleri ve yaptığı işlere baktığımızda olacakları önceden tahmin etmiş ve gerekli önlemin alınmasında büyük rol oynadığını söyleyebiliriz.[7]

YENİ HEDEF: ORTA ASYA

Asya kıtasında enerji meselesi söz konusu olduğu zamanlarda Japonya her zaman adından söz ettirmiştir. Fakat son yıllara doğru özellikle Asya’da enerji arz ve talebi konusunda gözle görülür değişiklikler yaşanmaktadır. Bunun altında yatan en büyük sebeplerden başlıcaları  Asya kıtasında enerji tüketiminin artış göstermesinin yanında Çin ve Hindistan gibi süratle gelişen devletlerin enerji ihtiyacının artması gösterilebilir. Bir başka dikkat çeken durum ise bu iki devletin enerji ihtiyaçlarının hızla artması sonucunda bunun Japonya’nın enerji tüketimin oranında yaşanan gözle görülebilir düşüşe etkisidir. Ayrıca bunlara ek olarak Asya kıtasındaki enerji artışı buradaki devletlerarasında çok sıkı bir rekabet yaratmaktadır.

Çin ve Hindistan’ın birer küresel güç gibi ortaya çıkmalarına paralel olarak ABD’nin de enerji ihtiyacının artmasına ve dünyadaki asıl enerji kayanlarına sahip olan bölgelerdeki istikrarsızlıklarda uluslararası enerji pazarındaki dengeleri alt üst etmektedir. Çin ve Hindistan gibi devletlerin son 10-15 yılda enerjiye olan ihtiyaçlarının artmasından dolayı Japonya’nın Asya kıtasındaki enerji tüketimi % 60 dolaylarında seyretmekteydi. Fakat bu iki devletin adım adaım küresel güç olma yolunda ilerlemeleri Japonya’nın sahip olduğu bu oranda ciddi değişikliklere sebep olmuştur.

Yaşanan bu olaylardan sonra artık Japonya için enerji sadece bir ürün ya da işine yarayan bir madde kapsamından çıkartarak ülke için bir milli mesele yani ulusal stratejik çıkar olarak görmektedir. 1970’lerde ki enerji krizi ve petrol fiyatlarının son yıllarda artması sonucunda Japonya’da enerji politikasındaki bazı yeni stratejiler ortaya çıktı. Bunlar uluslararası yaklaşım ve devletçi yaklaşım olarak adlandırılmaktadırlar.

Birinci yaklaşım olan uluslararası yaklaşıma göre, Japonya enerji meselesi noktasında uluslararası ticareti ve yatırımı destekleyecek bununla birlikte devlet müdahalesi kısıtlanacak ve böylece ekonomi serbest piyasa ilkelerine göre şekillenecekti. Bu yaklaşımın ortaya çıkmasında Japonya’nın 1990’lar da petrol için ödediği meblağların çokluğu dikkat çekmektedir.

İkinci yaklaşım olan devletçi yaklaşım ise enerji güvenliğinin sağlanmasında kuşkusuz olarak devletin kontrolünün olması gerektiğine vurgu yapmaktadır. Bu yaklaşımı savunanlar enerji piyasasındaki rekabette zero-sum mantığını benimseyerek bir taraf kazanırken diğer taraf kaybetmelidir fikrini desteklemişlerdir. Çünkü onlara göre enerji piyasası hassas bir piyasa olduğundan serbest piyasa şartlarına bırakılmamalı ve devlet kontrolünde olmalıdır.[8]

2002 yılına gelindiğinde petrol fiyatlarında olan artıştan sonra Japonya’nın Orta Asya ‘ya olan ilgisi gitgide artmaya başlamıştır. 1991 yılından önce bölgedeki ülkeler ve Japonya arasında hiçbir ilişki ve bağ bulunmamaktaydı. Japonya’nın bölgeye olan ilgisindeki artışın en önemli sebebi kuşkusuz buradaki yeni bağımsız olan devletlerin sahip oldukları yer altı zenginlikleri özelliklede petrol rezervleridir. Japonya bu bölgeyi petrolde bağımlı olduğu Orta Doğu’ya bir alternatif olarak görmektedir. Bu sebepten dolayı Japonya Southern Route yani Güney yolu adını verdiği ve kendisi için çok önemli bir projeye sahiptir. Japonların bu projesine göre Orta Asya’dan başlayacak olan boru hatları Çin ve Rusya’ya girmeden bu ülkeleri by-pass ederek Afganistan ve Pakistan aracılığıyla Hint Okyanusu’na kadar ilerleyecektir.

Bu sebeplerden dolayı Japonya Orta Asya ülkeleri ile siyasi ve iktisadi alanda ilişiklerini geliştirmektedir. Bölgede Japonların öncelikli ilgi odağı olan ülke 2009 yılı verilerine göre ispatlanmış 30 milyar varil petrol ve 85 trilyon küp fit doğal gaz rezervleri ile bölgede ve dünyada enerji kaynakları bakımından en zengin ülkeler arasında yer alan Kazakistan olmuştur.[9] Petrol ve doğal gazın yanı sıra Kazakistan zengin uranyum yataklarıyla bu alanda dünya sıralamasında kendisine üst sıralarda yer bulmuş vaziyettedir. 2006 yılının Ağustos ayında JBIC (Japan Bank for International Cooperation)  dünyanın dördüncü büyük uranyum rezervlerine sahip Kazakistan’ın  Kazataoprom şirketi ile uranyum projesi ile alakalı olarak kredi sözleşmesi yapmıştır. Fakat Japonya bu kulvarda bölgede tek başına değildir ve birçok rakibi bulunmaktadır.[10]

SSCB dağıldıktan sonra Orta Asya büyük güçlerin birbirleriyle mücadelelerine sahne olmaktadır. Özellikle Rusya ve ABD’den sonra onlara hızla yetişen ve bu rekabette söz sahibi olmak isteyen Çin, Hindistan, Pakistan ve İran’la beraber Japonya’da bu bölgede enerji başta olmak suretiyle her alandan etkisini artırmak peşindedir. Eğer son yıllarda Japonya’nın Özbekistan ve Kazakistan’daki faaliyetlerine bakacak olursak bunu anlamak hiçte zor değildir.

2006 yılında gelişen diğer gelişmeler arasında ise Japon hükümetinin bölgedeki ülkelerin dışişleri bakanlarını ülkeye davetinin söz konusu olduğunu görmekteyiz. Japonya’nın bu hareketi kuşkusuz bölge üzerindeki ilgisini gösteren bir hamlesidir. Ayrıca Japon hükümetinin Kazakistan ve Özbekistan seferlerinde Japon yetkililer direkt olarak enerji konusunu ele alan görüşmelerde bulunmuşlardır. Ayrıca dönemin Japon Başbakanı Dzuichiro Koizumi’nin Özbekistan temaslarında Özbekistan devlet başkanı İslam Kerimov’un Japonya’ya uranyum kaynaklarını tahsis etmeye hazır olduklarını beyan etmesi gibi gelişmeler Japonya’nın bölgeye olan ilgisini kat ve kat arttırmıştır.[11]

Japonya bir yandan hükümet vasıtası ile bölgede etkili olmaya çalışırken diğer taraftan da devlet destekli özel şirketler vasıtası ile de bölge üzerinde enerji konusunda etkili olmaya çalışmaktadır. Bunun en güzel örneğini devlet destekli INPEX ve ITOCHU firmalarının bölgedeki enerji projelerindeki girişimciliklerinden anlayabiliriz. INPEX şirketi Kazakistan’daki Kaşagan petrol yatakları (Kashagan oil field)’nın işletilmesi ile ilgili kurulmuş olan konsorsiyumda %8,3’lük bir paya sahiptir.[12] Ayrıca yine INPEX ve ITOCHU şirketleri Bakü-Tiflis-Ceyhan projesinde % 3,4 ve 2,5 lik paylarla faaliyet gösteren şirketler arasındadırlar. Bu şirketler dışında 2004 yılında JBIC, Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattının inşası için 580 milton dolar kredi tahsisinde bulunmuştur.[13]

1993 yılından başlayarak Japonya devleti bölgedeki ülkelere belirli miktarda yardımlar yapmıştır. Bu yardımlar söz konusu yılda her ülkeye 100 milyon dolar’dır. Bu rakam 1998 yılında ülke başına yaklaşık olarak 300 milyon dolara yükseltilmişti. Japonya’nın bölge ülkelerine 1993’ten günümüze kadar yapmış olduğu yardımların meblağlarına bakacak olursak ülkeler ve aldıkları yardım miktarları şu şekilde sıralanabilir:

  • Kazakistan: yaklaşık olarak  690 milyon USD
  • Özbekistan: 405 milyon USD
  • Kırgızistan: 240 milyon USD
  • Türkmenistan: 123 milyon USD[14]

Yapılan bu yardımlardan da belli olduğu üzere Japonya bölgeden hiç de kolay vazgeçeceğe benzememektedir. İzlenen politikalardan ve hem eski hem de yeni küresel güçlerin bölge ve sahip olduğu  enerji kaynakları üzerindeki mücadelesi uzun bir süre devam edeceği yönünde sinyaller vermektedir. Japonya ise izlediği politikalar ve yaptığı yatırımlarla bu savaştan sağ ve karlı çıkanlar arasında olmak yolunda ilerleyecektir.

 

Uğur ERTAŞ

Qafqaz University Center for Energy Researches

www.energyresearches.org

 

 


[1] “Strategy and Approaches of Japan Energy Diplomacy” available at http://www.mofa.go.jp/policy/energy/diplomacy.html

[2] “Japan Energy Statistic, Data” available at http://www.eia.doe.gov/cabs/Japan/Oil.html

[3] Tomoko Hosoe, “Japan’s Energy Policy And Energy Security” available http://www.mees.com/postedarticles/oped/v48n03-5OD01.htm

[4] Ibid.

[5] “Russia walks thin line between Japan and China” available at http://www.atimes.com/atimes/Central_Asia/GA05Ag01.html

[6] Ibid.

[7] “China, Japan vie for African oil” available at http://www.terradaily.com/reports/China__Japan_Vie_For_African_Oil.html

[8] “Foreign Policy Japan and Central Asia”

[9] “Kazakhstan Energy Data and Statistics” available at http://www.eia.doe.gov/cabs/Kazakhstan/Background.html

[10] http://www.jbic.go.jp/en/special/resource/006/index.html

[11] “Japanese PM winds up Uzbek visit” available at http://news.bbc.co.uk/2/hi/asia-pacific/5294196.stm

[12] Ibrahimov Rovshan, “Kashagan:Possible outcomes of the Kazakhstan Government Decisions” available at www.turkishweekly.net

[13] “BTC pay dağılımı” available at http://www.btc.com.tr/proje.html

[14] “Интересы Японии в Центральной Азии: казахстанский вектор” available at http://www.apn.kz/publications/article7041.htm

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.