Kalbim Türkiye’den Yana, Mantığımsa AB Üyeliğine Karşı Çıkıyor

0
94

Alain Juppé 15 Ağustos 1945’te Fransa’da Mont-de-Marsan’da doğdu. Babası hararetli bir şekilde Charles de Gaulle savunucusu olan Robert Juppé idi. Liseler arası yapılan yarışmada Yunanca ve Latince dallarında ödül kazanan Juppé, Paris’teki ünlü Louis-le-Grand lisesinde hazırlık okuduktan sonra Türk matematik dehası Cahit Arf’ın da mezun olduğu Ecole Normale Supérieure’de yüksekokul eğitimini aldı.

Klasik edebiyat bölümü yüksek öğretmenlik sınavını kazanıp ardından Paris’teki Siyasal Bilgiler Enstitüsü’nde ve en üst düzey bürokratları yetiştiren ENA’da öğrenim gördü. Vergi müfettişliği, Jacques Chirac’ın ekonomi danışmanlığı, Avrupa parlamenterliği, Bordeaux belediye başkanlığı ve Fransa başbakanlığına (1995-1997) kadar pek çok önemli görevde bulunan yeni Fransız Dışişleri Bakanı, 2002-2004 yılları arasında sağcı görüşteki UMP Partisinin liderliğini yaptı. Alain Juppé, 2004’te yolsuzluk iddialarından dolayı 2006’da Bordeaux Belediye Başkanı seçilene dek siyasetten kısa süreli olarak uzaklaştı. 14 Kasım 2010’da kurulmuş olan hükümette Savunma Bakanı olarak atanmış iken Alliot-Marie’nin 27 Şubat 2011 tarihinde Dışişleri Bakanlığı görevinden istifa etmesi üzerine Fransa’nın yeni Dışişleri Bakanı oldu. Tunus devrik lideri Zeynelabidin bin Ali’yle isyanlar sırasında görüştüğü belirtilen Eski Dışişleri Bakanı, medyanın kendisine ve ailesine gösterdiği tepkiden usandığını belirterek Cumhurbaşkanı Sarkozy’ye suçlu olmadığına inandığını belirterek istifasını sunmuştu.

Aynı zamanda Bordeaux belediye başkanı sıfatını da taşımaya devam eden Juppé, bugün yayımlanmak üzere Le Monde gazetesine verdiği röportajda her iki görevi de layıkıyla yerine getireceğini şu sözlerle ifade etti: “Organize olma konusunda kendime güveniyorum.” Nasıl organize olacağı sorusuna ise “Tıpkı başbakan ve Savunma Bakanı olduğum zamanlardaki gibi” şeklinde yanıt verdi.[1]

Galatasaray Üniversitesinin kuruluşunda rol oynayan, Galatasaray Eğitim Kurumları Yüksek Destek Komitesi Başkanı olan Juppé 20 Ekim 2010 tarihinde Galatasaray Üniversitesi’nin daveti üzerine bu üniversitede “mali kriz karşısında sürdürülebilir kalkınma” üzerine konferans vermişti. Gençken sırt çantasını takıp Türkiye’yi keşfe çıkmış olan Juppé diplomatik açıdan Türkiye’ye aynı dostluk duygularını besleyemiyor. 3 Haziran 2009 tarihinde Le Figaro gazetesiyle yaptığı söyleşide şunları belirtmişti: “Cumhurbaşkanı, Türkiye’nin Avrupa Birliğine uyumuna karşı düşmanca tavrını göstermişti. Neden bu konu korku uyandırıyor?” sorusuna şöyle cevap vermişti: “Söz konusu Türkiye olunca, kalp ve akıl devreye giriyor. Kalben bakacak olursak Türk dostuyum. Sık sık gezip gördüğüm bu ülkeyi seviyorum. Ancak aklım bana diyor ki; Türkiye’yi Avrupa’nın 28. veya 29. ülkesine dönüştürmek, Avrupa’yı değiştirmek anlamına gelir. Ve ben buna taraftar değilim. Hatırlatmak isterim ki, benim başkanlığım sırasında UMP bu ülkenin üyeliğine karşı çıkmış ve imtiyazlı ortaklık teklif etmişti. Bu duruş dini veya kültürel sebeplerden kaynaklanmıyor. Avrupa laiktir, bütün dinler orada yer almaktadır, buna Fransa’nın ikinci ve Avrupa’nın üçüncü dini olan İslam da dâhildir. Karşı çıkmamın sebebi medeniyetler açısından da değildir. Türkiye Asya’da mı, Avrupa’da mı? Bildiğim tek şey, 1453’te İstanbul Doğu Roma İmparatorluğunun başkentiydi ve Ayasofya bir kiliseydi. Bergama ve Efes’ten geçerek, Truva’dan Milet’e dek iyon kıyısının güzel antik sitelerini gördüm ve Kapadokya’da IV. yüzyılla XI. yüzyıldan kalma Hıristiyan manastırları ziyaret ettim. Türkiye’de Avrupa’nın son beş altı binyılına dair medeniyet izlerini bulmaktayız. Benim karşı çıkma sebebim ekonomik ve politiktir. İlk olarak ekonomik bakımdan karşıyım. Avrupa, bir dayanışma bölgesidir ve gelişmiş olanlar zayıf olanlara yardım eder. Bunu Yunanistan, Portekiz ve İrlanda ile yaptık, şu an Polonya, Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri için yapıyoruz. Ancak bir limitimiz var: Türkiye gibi bir ülkeyi özümseyemeyiz. Ayrıca politik olarak karşıyım. Avrupa’nın sınırları olmazsa, Avrupa artık Avrupa olmaz ki. Türkiye’yi alırsak ondan sonra ne adına Ukrayna, Moldova, Fas veya İsrail’i reddedebileceğiz? Bu Amerikalı bir Avrupa olurdu. Oysa ben Avrupa’nın kendine özgü bir medeniyet projesinin savunucusu olmasından yanayım. Türkiye’nin stratejik bir ülke olduğu doğrudur. Barışın kırılgan olduğu bölgede pozitif bir arabuluculuk yapıyor. İmtiyazlı ortaklık bağlamında siyasi, akademik, kültürel, araştırma işbirliğinde daha ileriye gidebiliriz. Şu an Türkiye, anlaşılabilir gurur meselesinden dolayı bunu reddediyor. Bu, tutumumuzu üstlenmememiz için bir neden değildir. Avrupa Birliğine girmek her şeyden önce bizim kararımıza bağlıdır.”[2] Ayrıca bu söyleşide Juppé, Türk halkının ve elit sorumlularının sağduyusuna güvendiğini, ülkenin AB’nin reddi karşısında aşırıcılığa, Avrupa düşmanlığına gitmeyeceğine inandığını söylemişti. Söyleşi esnasında Juppé ile birlikte konuşan Michel Rocard’ın bu şekilde davranmanın Türkiye’yi ABD’nin ellerine bırakmak olabileceği fikrine ise karşı çıkarak “Seçmeleri gerekiyor! Ermenistan’a bakın. Hem ayrıca Türkçe konuşan hinterlandı da mı birliğe almak gerekecek?” şeklinde cevap vermişti.

Alain Juppé, blog sitesinde[3] de Avrupa Birliği’nin bir ideal ile doğuşundan bahsetmekte, politik Avrupa’yı gerçekleştirmek için Türkiye’nin birliğe alınmamasını arzu ettiğini belirtmektedir. Türkiye’nin üyeliğini en çok İngiltere ile Bush yönetiminin desteklediğini belirten Juppé, bunun Avrupa ülkelerini birleştirip uluslararası arenada siyasi ve bağımsız bir güç olma idealiyle yola çıkan “Ulus-Devletler Federasyonu” fikrini yok edeceğini ima etmektedir. Her ne kadar federal Avrupa fikrinin artık ölmüş olduğunu kabul etse de, Juppé politik Avrupa’nın varlığına tüm kalbiyle inanmakta ve Türkiye’nin önemine inanmakla birlikte, imtiyazlı ortaklık dışında tam bir üye sıfatıyla AB’ye girmesine karşı olduğunu ifade etmektedir. Bu konuşmalarıyla aslında dürüstçe tavrını ortaya koyan Juppé’nin, Fransız Cumhurbaşkanı Sarkozy kadar sert üsluplar kullanmayacağını öngörebiliriz. Ancak Galatasaraylı ve Türk dostu olmasının Türkiye-AB ilişkilerine Türkiye’nin arzu ettiği tam üyelik hedefine katkıda bulunması beklenemez.

 

Gökçe Hubar

Galatasaray Üniversitesi

Siyaset Bilimi IV. Sınıf

 

Fotoğraf: Sağda Alain Juppé, solda Özer Aydan, eski TC Marsilya Başkonsolosu 2009 yılının mart ayında Bordeaux’da bir Türk Kültür Merkezi kurulması konusunda görüşlerini bildiriyorlar. Kaynak: mfa.gov.tr

 


[1] http://www.lemonde.fr/politique/article/2011/02/28/juppe-reste-maire-de-bordeaux-je-me-fais-confiance-a-moi-meme-pour-m-organiser_1486356_823448.html

[2] http://www.lefigaro.fr/debats/2009/06/03/01005-20090603ARTFIG00385-alain-juppe-michel-rocard-l-ue-face-a-la-turquie-.php

[3] http://www.al1jup.com/

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.