Kerkük’te Peşmerge Krizi ve Yansımaları

0
37

Irak’ta protestoların yarattığı kriz ortamının tansiyonu düşerken, Kerkük özelinde halen ciddi bir gerginlik yaşanmaktadır. 17 Şubat’ta Süleymaniye’de başlayan gösteriler, aynı dönemde Irak’ın birçok kentinde olduğu gibi Kerkük’e de sıçramıştır. Kerkük’te protesto gösterileri vilayet yönetimini ve devlet hizmetlerinin yetersizliğini hedef alırken, bu olayların ortaya çıkardığı siyasi ve etnik gerginlik halen şehirde yaşayan halkı tedirgin etmektedir. 

Kerkük’teki protesto gösterilerinin ilk başta siyasi amaç taşımadığı, ancak sonuçlarıyla siyasallaştığını söylemek mümkündür. Zira protestoların başladığı günlerde hiçbir siyasi parti ya da kuruluş, halkı protestolar için yönlendirmemiş, hatta tersine açıklamalarla ortam yumuşatılmaya çalışılmıştır. Irak Türkmen Cephesi dahil Kerkük’teki Türkmen kuruluşları ortak bir kararlar Türkmenlerin protesto gösterilerine katılmaması yönünde çağırıda bulunmuştur.  Aynı şekilde Kerkük Vilayet Meclisindeki Arap Üyelerden Muhammed Halil, 24 Şubat’ta yaptığı açıklamada, kentteki Arapların protesto gösterilerine katılmamasını istemiş ve Kerkük’te yaşanacak bir olayın Arapların üzerine kalabileceği konusundaki endişelerini dile getirmiştir. Yine de protestocular arasında Kerkük’te yaşayan bütün etnik ve dini gruplardan katılımcı olduğu bilinmektedir. Protestoya katılan göstericilerin sayısının giderek artması ve valilik binasına zarar vermeye çalışmaları üzerine, protestoya katılanlardan 20 kişi belirlenerek valilikte toplantılar yapılmıştır. Toplantıya katılan göstericiler arasında Türkmenler de yer alırken, vilayet yönetimindeki Türkmenlerden Hasan Turan ve Ali Mehdi de valilikte yapılan toplantıya katılmıştır. 27 Şubat’ta yapılan toplantıda göstericilerin talepleri dinlenmiştir. Vilayet yöneticilerinin gereken girişimlerin yapılacağı konusunda taahhütte bulunmasına ve sokağa çıkma yasağı ilan edilmesine rağmen protesto gösterileri devam etmiştir. 

Öte yandan özellikle Arapların çoğunlukta yaşadığı Havice ve Riyaz’da yapılan protestolar sırasında Kürt peşmergelerin Arap protestocuları tutukladıkları haberlerinin ardından, kente girmeye çalışan silahlı Arap gruplara karşı koymak amacıyla Bölgesel Kürt Yönetimi’nin 5 bin civarında olduğu söylenen peşmerge birliklerini Kerkük’e göndermesi, Kerkük’teki siyasi gerilimi arttırmıştır. Peşmergeler tarafından tutuklandığı iddia edilen Arapların ailelerinin Kerkük Vilayet Yönetimini protesto etmek için Kerkük şehir merkezine girmeye çalışmaları üzerine, bu kişiler Kerkük’e sokulmamıştır. Ayrıca Kerkük’te patlatılmak üzere 4 bombalı araç olduğu ve bu nedenle sokağa çıkma yasağının ilan edildiği açıklanmıştır. 

Kürt peşmergeler de Kerkük’te iyice yerleşmiştir. Özellikle şehrin giriş ve çıkışlarına konuşlanılması manidardır. Meselenin sadece Kerkük’teki ağırlığı arttırmak değil, bölgesel yönetimin sınırlarını korumak olduğu söylenebilir. Zira Bölgesel Kürt Yönetimi’nin sınırları dahilindeki Süleymaniye başta olmak üzere Erbil ve Duhok’ta da küçük çaplı gösteriler sürmektedir. Bölgesel Kürt Yönetiminin dışarıdan gelebilecek herhangi bir tehdidi bertaraf etmek amacını da taşıdığını söylemek mümkündür. Ancak peşmergelerin Kerkük’te kalmaya devam etmesi, hem kentteki tansiyonu yükseltirken hem de Irak iç siyasetinde dengeleri bozmaktadır. Bölgesel Yönetimin Peşmerge Bakanı Şeyh Cafer Şeyh Mustafa yaptığı açıklamada, peşmergeleri kendileri istemedikleri sürece kimsenin Kerkük’te çıkaramayacağını, Bölgesel Yönetimin Başkanı Mesut Barzani’nin direktifiyle hareket ettiklerini, ayrıca Nuri El-Maliki’nin de peşmergelerin Kerkük’e gidişinde haberi olduğunu açıklamış ve Kerkük’te durum normale gelene kadar kentte kalacaklarını ifade etmiştir. Şeyh Cafer, Kerkük’teki siyasi partileri de ziyaret ederek, etnik bir amaçla değil, kentin korunması amacıyla Kerkük’te bulunduklarını ifade etmiştir. Bu kapsamda Şeyh Cafer, Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkanı Sadettin Ergeç ve Kerkük Milletvekili Erşat Salihi ile de görüşmüştür. Görüşmede bir açıklama yapan Sadettin Ergeç, peşmergelerin Kerkük’teki varlığının yasal olmadığını ve bir an önce Kerkük’ten çıkarılmasını istediklerini bizzat bakana iletmiştir. Öte yandan Bölgesel Kürt Yönetimine bağlı bir bakanın ilk kez ITC’yi ziyaret etmesi, Türkmenler ve Kürtler arasındaki gerginliğin giderilmesinde önemli bir adım olarak değerlendirilebileceği gibi, Kerkük’te Türkmensiz bir çözümün sonuç vermeyeceğinin bir göstergesi olarak da nitelendirilebilir. Bu durum özellikle 2010 seçimlerinde önemli bir siyasi atak yaparak 10 milletvekili ve 3 bakanlık elde eden Türkmenlerin, siyaset anlamında yükselişe geçmesi açısından da önemidir.

Diğer taraftan Irak iç siyasetinin de Kerkük’teki peşmerge varlığına yönelik tepkisel yaklaşımı devam etmektedir. Irak Parlamentosu Başkanı Usame Nuceyfi yaptığı açıklamada, Kürt peşmergelerin bir an önce Kerkük’ten çekilmesi ve Kerkük’ün özel statülü bir bölge olması gerektiğini ifade etmiştir. Bir Irak hükümet yetkilisinin Reuters’a yaptığı açıklamada ise peşmergelerin merkezi hükümetin izni alınmadan yerleştirildiğini ve Başbakan Maliki’nin peşmergelerin bir an önce Kerkük’ten çekilmesini istediğini açıklamıştır. Ancak bölgesel yönetimden yapılan açıklamada Maliki’nin böyle bir talepte bulunmadığı ifade edilmiştir. Kerkük’teki ABD Konsolosluğu yetkilileri de Kerkük’teki peşmerge varlığının etnik tansiyonun yükselmesine yol açtığı gerekçesiyle çekilmesini talep etmiştir. Açıklamalardan da görüldüğü gibi Kerkük, Irak’ta siyasi kafa karışıklığına yol açmıştır. Maliki’nin hemen her konuda açıklama yaparken, Kerkük’teki peşmerge varlığına olumlu ya da olumsuz herhangi bir açıklamada bulunmaması, Maliki’nin onay verdiğini akla getirmektedir. Hükümet kurma süreci hatırlanacak olursa, Kürt grupların Maliki’ye 17 maddelik bir talep listesi sunduğu ve bu talep listesinin içerisinde Kerkük’ün de bulunduğu görülecektir. Eğer Kerkük’te peşmerge varlığının devamı, Kürt grupların talep listesinin yerine getirileceğinin işareti olabilir. Zira hükümet kurulur kurulmaz, Bölgesel Kürt Yönetimi’nin yaptığı petrol anlaşmalarının kabul edileceğinin açıklanması da bunu kanıtlar niteliktedir.

Peşmerge Bakanı Şeyh Cafer’in Kerkük’te durum düzelene kadar şehirden çekilmeyeceğini açıklaması, Kerkük’teki ipleri giderek germektedir. Kerkük’te durumu bozan yine kentteki peşmerge varlığıdır. Hatta Kerkük’teki peşmergeler giderek şehre yerleşmektedir. Kerkük’ün Erbil yolu çıkışındaki Şivan Bölgesinde bir üs kuran peşmergeler, Kerkük’ün şehir içine kadar kısa aralıklarla kontrol noktaları oluşturmuştur. Ayrıca Havice-Tikrit Kavşağı üzerindeki Türkalan Köyü çevresinde de bir peşmerge üssü oluşturulmuştur. 7 Mart 2010’da Irak’ta yapılan seçimlerin ardından kentte oluşan olumlu hava giderek yerini gerginliğe bırakmaktadır. Kerkük’te tek taraflı müdahalelerin bir çözüm üretmeyeceği açıktır. Kerkük Irak’ın bir iç sorunu olmaktan öte artık uluslararası bir mesele haline gelmiştir. Kerkük daha iyi yaşanan bir yer haline getirilmek isteniyorsa, ortak uzlaşı çabalarının dışında bir yol bulunması mümkün görünmemektedir. Kerkük’teki süreçte dışarıda kalan taraf sorun yaratmaktadır. Bu nedenle Kerkük’te yaşayan her kesimin üzerinde uzlaştığı, dengeli ve adil çözümün Kerkük’e barış getireceği düşünülmektedir. Kerkük’te sağlanacak uzlaşı Irak’taki diğer anlaşmazlık bölgeleri için de bir çözüm sağlayabileceği gibi, Irak’taki birçok siyasi sorunun da çözülmesine imkân tanıyabilir. Artık Kerkük, sadece Kerkük değildir.

 

Bilgay DUMAN

ORSAM Ortadoğu Uzmanı

 

http://www.orsam.org.tr/tr/yazigoster.aspx?ID=1583

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.