Kitap Analizi: Gorbaçov’dan Putin’e Rusya’nın Yolu

0
521

Giriş

Sovyetler Birliği öncesinde Rusya İmparatorluğu bulunduğu geniş coğrafyası ve kalabalık nüfusu ile birlikte konumu itibariyle uzun yıllar boyunca tarih sahnesinde yerini almıştır. Fakat Sovyetler Birliği’nin geniş bir tarım ülkesinde doğmuş olması ve geri kalmış bir ekonomiye sahip oluşu egemen güçler arasında zayıflıklar yaşamasına neden olmuştur. Bu dönem içerisinde Batı’nın gelişmiş ekonomisi ve kapitalizm karşısında güçsüz konuma getirmekteydi.

Sovyet coğrafyasının devamlı iktisadi gelişme gösterme çabaları çoğu zaman başarısızlıklarla sonuçlanmaktaydı. Sovyetlerin tarım toplumundan gelen bir yapıdan sonra sanayileşme çalışmalarına girmesi radikal bir değişimi göstermekteydi. Sovyetler 1922 yılında kurulmasından 1991’de yıkılmasına kadar geçen süre içerisinde devamlı bir gelişim çabası içindeydi.  Bu süreç içerisinde birçok olumsuzluk ve başarısızlıklar yaşanmasına engel olunamamıştır. Gorbaçov’un reform çabaları Sovyet ekonomisindeki uzun zamandan beri devam eden sorunlara çözümü getirememiştir. 1975 sonrasında Sovyet ekonomisi ciddi anlamda gerilemeye başlaması Sovyetlerin çöküşünü hazırlamakta kaçınılmaz olmuş ve yerine Sovyetlerin varisi olarak görülen Rusya Federasyonu kurulmuştur. Tüm bu süreç içerisinde yaşanan gelişmeleri çalışmamda aktarmaya çalışacağım.

  1. Sovyet Sistemi

Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Birliği, Rusya İmparatorluğu’nun 1917’deki büyük Ekim Devrimi’yle yıkılmasından sonra aynı topraklar üzerinde kurulmuştur. 1991’e kadar varlığını koruyan Sovyetler Birliği ya da SSCB olarak da bilinmektedir. Sovyet sistemini oluşturan en büyük etken Rus Devrimidir. Rusya’da ihtilal yaparak iktidarı ele geçiren Bolşevikler, üretim araçları üzerindeki özel mülkiyeti kaldırarak, böylece üretim ilişkilerini dönüştürerek sosyalizme geçiş sürecini başlattılar.

Rusya ‘da ki bu “ sosyalist seçim” 70 yıl öncesine kadar dayanmaktaydı. 1848 yılında Karl Marx ve Engels’in  “ Komünist Manifesto” bildirgesi Avrupa üzerinde yayılmaya başlamıştı. Marx ve Engels’in kapitalizm karşıtı fikirleri kapitalizm yerine daha adil bir sistem olan sosyal sistemin alacağını öngörmekteydiler. Marx ve Engels öngörülerinde hiçbir detay vermeksizin kapitalizmi ve yeni toplumu inşa etme sırrının onun gelişiminde saklı olduğunu analiz etmektedir. Fakat sonunda yeni sınıfsız toplumun ortaya çıkacağını belirten Marksist sosyalistler, geleneksel olarak “ sosyalizm” kavramını ilk aşama için kullanmaktaydılar. Son aşama da ise komünizm kavramı yer almaktaydı. Rus Devrimi’nden itibaren sosyalistler yeni toplumun nasıl olması gerektiği üzerine detaylı araştırmalar gerçekleştirmiştir.

Sosyalizme göre ilk olarak üretim araçlarının özel mülkiyet yerine toplumsal mülkiyette olması;  ikinci olarak, üretime piyasa güçleri yerine iktisadi planlamanın yön vermesi; üçüncüsü ise sosyalizm, üretimin kâr amacıyla yapılmasını ortadan kaldıracaktır. Sosyalizmde kâr için üretimin yerini ihtiyaca göre üretim alacaktır.

Yeni Sovyet sisteminde en önemli iktisadi kurum iktisadi araçlarının sahipliğinin devlette olması ve merkezi ekonomik planlamaya dayanmaktaydı. Sistem oldukça yüksek oranda merkezileşmiş ve hiyerarşik yapıya sahipti.

Sovyetler Birliği’nde siyasi güç ise devlet ve Komünist Parti olmak üzere iki paralel bürokrasi üzerinde devam etmekteydi. İktidar parti-devlet bürokrasisinin elindeydi. İktisadi planın oluşturulmasından, bireysel işletmelere kadar, işçiler sistemin nasıl çalışacağı konusunda iktisadi kararlar alma gücünden yoksunlardı.

1929 yılından sonra onlarca yıl süren depresyon dönemine saplanıp kalmasından sonra hızlı bir sanayileşme sürecine girmişlerdir. Fakat tarımdan sanayileşmeye geçilen toplumlarda hızlı gelişim göstermesi bir süre sonra sistemin yavaşlamasına neden olmuştur. Sosyalizm fikrinin bu denli hızlı büyümesi başarısızlıkların yaşanmasına engel olamamıştır.  Bu dönem içerisinde Sovyet sistemi çok büyük zayıflıklar ve iktisadi açıdan sorunlar yaşanmıştır.

  1. Büyüme, Durgunluk ve Perestroykanın Kökenleri

1920’lerin sonuna doğru kurulan Sovyet sistemi çok büyük zayıflıklar ve iktisadi performansında sorunlar yaşamıştır. 1928-1970’li yılları arasında Sovyet iktisadi sistemi kendi koşullarında başarısını sürdürmektedir. Fakat bu başarısı 1975’li yıllardan sonra ekonomide bozulmalar göstermeye başlamıştır. Bu bozulmalar kendini en belirgin olarak iktisadi büyüme oranlarındaki gerilemelerde göstermektedir. Gorbaçov ve yandaşlarının “perestroyka” adı verilen reform programının doğası Sovyet sisteminin uzun zamandan beri devam eden sorunlarını anlamakta ve iktisadi performansta gerilemeye neden olan güçleri analiz etmenin bir sonucu olarak ortaya çıktı. [1] Uzun süreli iktisadi büyüme konusunda en önde gelen uzmanlardan Nobel Ekonomi Ödülü’nü kazanmış Simon Kuznetz şöyle yazıyordu:

Sovyetler Birliği’nde “  (Tarımdan) , sanayiye kayma hızı öbür gelişmiş ülkelerden çok daha büyüktü… 1928’den 1940’a kadar tarımdan dışarı kayan emek gücünün büyümesi 12 yıl alırken, öbür ülkelerde bu 30’dan 50 yıla kadar bir zamanda gerçekleşmişti.[2]

1950’li yıllarda savaşın doğurmuş olduğu büyük yıkım sonrası toparlanmada başlayarak Sovyet ekonomisi hızla büyümesini sürdürdü. Sovyet liderleri iktisadi performanstaki büyümeyi üstünlük olarak görmekteydi. Sovyet liderlere göre sadece hızlı büyüme ile sosyalizmin üstünlüğü ve sınıfsız toplum komünizme ulaşabilirdi.  Hızlı büyüme ile birlikte kapitalist tehdide karşı komünizmin geleceği güvence altına alınmaktaydı.  Fakat hızlı büyümedeki başarısızlıklar zaman zaman tehlikelere de neden olmaktaydı.

Sovyet toplumu, 1920 yılından itibaren radikal anlamda büyük bir değişim içine girmiştir. Öncesinde kırsal bir yapıya sahip olan ülke şehirleşmiştir. Şehirleşme ile birlikte tarım dışı alanlara yönelim artarak eğitim oranı artmıştır. Okuryazar olmayan nüfus iyi eğitimli bir

nüfusa dönüşmüştür. Eğitimin artmasıyla birlikte 1957 yılında uzaya ilk uydu gönderen ülke olmasıyla teknolojik başarıları ile de çok iyi bilinmekteydi.

Bu dönemde Sovyet ekonomisinin durmadan artan sorunları küçük reformlarla çözülmesi hedeflenmiştir. Kruşcev’in planlama sistemini yeniden organize etmeyi denedi ama başarılı olunmadı.

1970’li yıllardan sonra sarsıcı bir şekilde yavaşlama dönemine girilmiş, yapılan planlamada çözüme ulaştırmamıştır. Tarımdan sanayileşmeye geçilen toplumda bir süre sonra hızlı gelişme gösteren sistem yavaşlamaya gitmesi kaçınılmaz olmuştur. 1975-1985 yılları arası “durgunluk dönemi” olarak adlandırılmaktadır. Bu dönem sadece ekonomik kötüleşme değil;  teknolojik, olumsuz nüfus eğilimleri ve kötü hava şartları dolayısıyla 1975 sonrası tarımı da kötü etkilemiştir. Sosyalizm hızlı büyümeyi getirmesi başarısızlıklara neden olmuştur.  1970lerden sonra değişen Sovyet halkında çok daha iyi eğitim alan kültürlü kitleyi işçi sınıfına göre yönetmek başarısızlıklara neden olmuştur.

Gorbaçov’a göre bu krizden kurtulmak isteniyorsa başarılı bir iktisadi reforma ihtiyaç vardır. Stalin’den sonra gelen tüm liderler başarılı bir şekilde gücü elinde tutamamıştır. Gorbaçov durgunluk döneminin atlatılması için küçük reformlarla bu sürecin çözüme ulaşacağını savunmaktadır. Gorbaçov geleneksel Sovyet modelinde iki önemli çatlağın olduğunu vurgulamaktadır. Bu çatlaklardan biri “katı merkeziyetçilik” ; diğeri ise iş disiplininin olmamasıydı. Gorbaçov bu iki çatlağın durgunluğa neden olduğuna inanmaktaydı. Bu sorunların çözümü için ise; Sovyet ekonomi kurumlarını demokratikleştirmek ve piyasa ekonomisi sorununu sisteme katmaktadır.

Demokratikleşme, Gorbaçov’un bütün reform programlarının temel konusunu oluşturmaktadır. İkinci olarak ise Gorbaçov işletmelerin “tam kapasite kâr ve zararlarını hesaplamalı ve kendi finansını kendi yaratmaları” gerektiği fikrindeydi. Gorbaçov demokrasi ve pazarlama güçlerinin Sovyet ekonomisinin yeniden yapılandırmasında etkili olduğunu dile getirmektedir. 1987’de Sovyet sistemi yeniden yapılandırma konuşundaki radikal planlar ile sosyalizmi demokratikleştirmek için çalışmalarını sürdürmüştür kapitalizm için değil.

Gorbaçov başlattığı politikasını “ glasnost” ya da “açıklık politikası” olarak gündeme getirmiştir.  Glasnost, radikal iktisadi reform ve siyasi kurumların demokratikleşmesi “ yeniden yapılandırma” anlamındaki Rusça “ perestroyka” terimi ile ifade edilen politikayı ortaya çıkarmıştır.

Demokratik olmayan bir sistemi demokratikleştirmek kaçınılmaz olarak siyasi bir kavga içine girilmesine neden olmuştur. Perestroyka yıllarında Sovyetlere karşıt olarak Boris Yeltsin’in doğmasına neden olmuştur. Yeltsin’in yönettiği muhalefet hareketinin kesin olarak dayandırdığı bir temel belirlemek zor olsa da demokrasi, bireysel, özgürlük ve iktisadi reformdur. Yeltsin ve onu izleyenler ise,  Gorbaçov’a sonuna kadar muhalif olduğu nokta, sosyalizm yerine kapitalizmi getirmek idi. Yeltsin’in hedefi sosyalizmden arta kalan unsurları hızla ortadan kaldırarak, kapitalist bir sistem temelinde yeni bir sistem oluşturmaktı. Bu yüzden Yeltsin’in önderlik ettiği harekete “ kapitalizm yanlısı koalisyon” denmekteydi.

Gorbaçov idaresi altındaki reform çabalarına karşı Sovyet iktisadi performansı giderek kötüleşmiş ve ekonomi yıkılmıştır. Gorbaçov ve Rusya Cumhuriyeti Yüksek Sovyet Başkanı Yeltsin tarafından 500 Gün Planı oluşturuldu. Bu plan açıkça Batı’da bildiğimiz gibi kapitalist sistem olduğu belliydi. 1990’ların sonunda, Sovyet ekonomisinde içinde ciddi sorunları barındıran bir krize doğru sürüklendi. Doğu Avrupa ülkelerinde meydana gelen devrimler ve Sovyetler Birliği ülkeleri ve bölgeleri arasındaki bağlantının kopması. Sovyet ekonomisi için en yıkıcı olan ise 1990-91 yılları arasında Sovyet cumhuriyetlerinin özerkliklerini kazanmaları ve iktisadi temellerinin ayakta kalması için kapitalizme yönelmeleriydi.  Kapitalizm yanlısı koalisyon ise sosyalist reformcuları bir kenara iterek iktidarı ele geçirecek konuma ulaştılar.

Sovyet liderlerinin büyük çoğunluğunun yaklaşımları ideolojik olmaktan çok çıkarcı ve kariyerlerinde ilerlemek olması onları kapitalizmi destekler yapıya sürüklemişti. Kapitalizm yanlısı koalisyon desteğini temel olarak; aydınlar, iktisatçılar, elit geçmişi olmayan özel sektör insanları ve parti devlet kesimlerinden almaktadır. Parti- devlet elit kesimi üyelerinin devlet sosyalizmini terk etmeleri eski sistemin çöküşü nedeniyle olmamış; Parti-devlet elit kesim onu terk ettiği için sistem çökmüştür.[3]

SSCB lideri Gorbaçov’a karşı 1991 Ağustos ayında düzenlenen darbe girişiminin bastırılmasının liderliğini yaptı ve darbeyi şiddetle protesto etti. darbecilere karşı gösterdiği kararlı tutumuyla büyük bir prestij kazandı. SSCB’nin aynı yıl dağılmasıyla Gorbaçov’un aralık ayında istifasından sonra Rusya’nın tartışmasız lideri Yeltsin oldu. Başarısız darbe girişimi ise Yeltsin ve kapitalizm yanlısı koalisyonu güçlendirdi.

3. Sovyetlerin Çöküşünün Hemen Ardından

31 Aralık 1991’de Sovyetler Birliği’nin sona ermesiyle Rusya ona en büyük ve en etkili varis olarak ortaya çıkmaktadır. 1992’den başlayarak kararlı komünistler ve milliyetçiler parlamentoda yer almaktaydı. 1992’nin ortalarından itibaren Rusya giderek artan oranda sert kavgalar yaşanmaya başlandı. Bu kavganın nedeni olarak Yeltsin Hükümeti’nin “şok terapi” ya da “neo-liberalizm” olarak bilinen piyasa ekonomisini oluşturma yönündeki politikalarının sonucu olarak ortaya çıktı. Ekim 1993’te kavganın şiddetli bir hal alması Yeltsin’in parlamentoyu feshetmek için silahlı birlikleri kullanmasına neden olmuştur. Yeltsin’in zorba yönetim sistemi Rusya’daki siyasi kavgaların bir başka kaynağı oldu.

  •  Şok Terapi

Bağımsız Rusya’nın kabul ettiği iktisadi değişimde şok terapi stratejisi üçlü özel iktisat politikası olarak tanımlanabilir: liberalleşme ( fiyatların serbest bırakılması ) , mali ve parasal politikalar yoluyla iktisadi istikrarın sağlanması ve devlet işletmelerinin özelleştirilmesi.[4] Gerçekte tanım daha geniştir. Şok terapinin adı onun en önemli özelliği olan çok hızlı bir şekilde iktisadi değişim isteminden türemektedir.  Devlet sosyalizmi sitemini kapitalist sisteme dönüştürme yetkisini hızlı bir şekilde yerine getirme fikridir. Bu fikre göre devlet kontrolü kaldırılıp, fiyatları arz-talep ilişkisine göre değerlendirilecekti. İkinci olarak enflasyon oranlarının düşürülmesi, üçüncü ise küçük işletmeleri özel sektöre dönüştürme isteğiydi. Dördüncü maddeye göre, piyasa ekonomisinin ekonominin koordinasyonu konusunda tek mekanizma olarak kalması sağlanmalıydı. Son olarak ise eski Sovyetler Birliği’nin devlet kontrolü sistemi yerine serbest ticaret ve sermaye hareketlerinin serbest bırakılmasının getirilmesi politikası istemiydi. Yabancı yatırımcılar teşvik edilecekti.

Şok terapi perestroykanın iktisadi yaklaşımı karşısında durmaktadır. Perestroyka devleti kullanarak reformları aşamalı bir şekilde hayata geçirmeyi hedefliyordu. Şok terapi ise sosyalist ekonominin yerine kapitalist sistemi getirmeyi hedefiyle devrimci bir stratejiydi.

Şok terapinin uygulanmaya başlanmasıyla birlikte serbest bırakılan fiyatlar IMF uzmanlarının tahminlerinden çok daha yukarıya fırladı. Rusya işletmelerinin yasal yapılanması hızlı bir biçimde devlet mülkiyetinden özel mülkiyete geçmiş oldu. Rusya şok terapi uygulamasının en önemli alanı olan dış ticaret ve yatırım politikasında tam olarak uyguladı. Şok terapi 2 Ocak 1992’den itibaren Rusya ‘da dört yıl boyunca uygulandı. 1991 sonrası ekonomi de zaten bir düşün yaşanmaktaydı, şok terapiyle birlikte bu düşüş daha da artmıştır.

Hükümet desteğinin ortadan kalkması ile sağlık hizmetlerinin niteliği ve ulaşılabilirliği de etkilenmiştir. Halk sağlığı hizmetlerinde ki düşüş ile birlikte geçmişte çok nadir görülen yaygın hastalıklar ortaya çıkmaktadır. Bunun dışında eski sistemin en etkileyici başarılı alanı olan bilim ise ekonomiye paralel olarak zarar görmektedir. Şok terapinin Rusya’ya etkisi teknolojik olarak ilerici; tüketici merkezli, zengin bir kapitalist ülkeye dönüştürmek yerine anlık etkisi, üretimde birdenbire yaşanan düşüş hızlı enflasyon, çoğunluğun fakirleşmesi eşitsizliğin artması halk hizmetlerinin hızlı düşüşü suç ve yolsuzluğun artması ve nüfustaki çöküştür.

Örnek olarak verilebilecek Çin kendi ekonomisini piyasa sistemine dönüştürmek için şok terapi unsurlarını uygulamıştır. Gerçek anlamda hiçbir özelleştirmenin olmaması, büyük devlet işletmeleri devlet mülkiyetinde ve kontrolünde kalması aniden fiyatları serbest bırakmanın olmaması başarısızlığa neden olmamıştır. Rusya’nın şok terapi yaklaşımının tam tersine, Çin modeli çok hızlı bir gelişmeyi ve toplumun çoğunluğunun yaşam standartlarında önemli ölçüde iyileşme sağlamıştır. 1992-1995 yılları arasında uygulanan şok terapinin maliyetinin büyüklüğü Rusya’da kapitalizme geçiş başarısını sağlayamamıştır.

4. Yeni Rusya

Rusya ‘da Sovyetler Birliği sonrasının sorunlarının geçici olmayıp kalıcı olduğu görülmektedir. Ekonomide ki küçülme, sonunda durma noktasına gelmiş ve 1998’den itibaren artış dönemine girilse de temel iktisadi sorunlar devam etmektedir. Şok terapi kavramı 1990’ların ortalarından sonra daha çok “neo-liberalizm” ya da “ Washington Konsensüsü” yaklaşımı olarak adlandırılmaktadır.

1980’lerin sonlarında ve 1990’ların ilk dönemlerinde küçük bir işletmeci grubu ticaret ve finans yoluyla büyük servetler edinmeye başlamak üzere “ Oligarklar” ismiyle ortaya çıktılar. Bu grup Sovyetler Birliği’nin son yıllarında ki Rusya’da yaşanan kaostan fırsat bularak hızlı bir şekilde zenginleşmenin yolunu buldular.

Rusya’daki bir kaos ortamı organize suçlardan, yolsuzluk ve adam öldürme oranlarında da artışa neden olmaktaydı. Batı’dan esinlenilen bu sistem suç ve yolsuzluk yerine refah ve özgürlük getirmeliydi. Organize suç kapitalizmi oldukça “hukukun egemen” olmadığı biz düzen olduğu iddia edildi. Sovyetler sonrası ortaya çıkan koşulların en akla yatkın açıklaması ise neo-liberal dönüşüm stratejisinin para kazanmak isteyen herkesi baştan çıkarabilecek koşullara sahip oluşuydu. Faydalı malların üretimine yatırım yapmak basitçe kâr getirmiyor oluşu neoliberal dönüşüm stratejisinin toplum dışı etkinliklere karışmanın önemli oranda kâr getirmesi yönetimi artırmıştır.

17 Ağustos 1998’de Rusya Başbakanı Sergei Kriyenko tarafından yapılan açıklamaya Rusya’nın ödemesi gerekli olan, gerek iç gerekse de dış 200 milyar dolarlık borcunun ödeyecek durumda olmadığını açıklaması üzerine dünya finans sisteminde şok dalgalanmaların yaşanmasına neden olmuştur. Bu dalgalanma ile rublenin değerinde düşüşler yaşanmıştır. 1998’deki Rusya’nın mali krizi kayda değer uzunlukta ve şiddette depresyonun son aşamasıydı. 1992-1995 yıllarında ki olumsuz etkilere rağmen 1990’lardan itibaren sürdürülen politika 1998 yılında mali krizle sonuçlanmıştır.  Rusya’nın mali çöküşü bir süre kendinin bile neo-liberal politikadan uzaklaşılması sonucunu doğurdu. Aynı zamanda dünyanın hemen her yerinde neo-liberal modelin sorgulanmasına neden olmuştur. Bu krizin dünya çapında etkisinin nedeni ise, ABD-IMF grubunun Rus mali krizini kontrol altına alamamalarından kaynaklanmaktaydı.

1999’da Rusya’nın uzun süren iktisadi küçülmesi nihayet sona erdi ve 1999’dan itibaren her yıl ekonomide düzenli büyüme görüldü. Primokov’un iktidarda olduğu kısa bir süre içerisinde uygulamış olduğu yeni iktisadi politikaları Rusya ekonomisinde olumlu etki yaratmıştır. 2000 yılından bu yana Rusya ekonomisindeki büyüme maden ürünleri özellikle dünya petrol pazarındaki büyümenin bir sonucudur.

4.1. Yeltsin’den Putin’e

Çeçenistan olaylarının yaşanması üzerine Putin “ Çeçen teröristleri” ezen güçlü bir lider olarak ortaya çıktığında kamuoyu yaklaşımlarındaki desteği diğer adaylarınki düşerken, hızlı bir şekilde yükselişe geçti.

Duma seçimlerinden on iki gün sonra yılbaşı akşamı Yeltsin’in istifası, Putin’i Rusya’nın vekâleten cumhurbaşkanı yaptı. Putin Rusya’nın eriyen gücünü ve dünya çapındaki prestijini yeniden yaratacak, güçlü, yolsuzluğa bulaşmayacak ödün vermez bir lider imajını güçlendirecek bir dizi eyleme girişti.  Putin’i popüler hale getiren, terörizm korkusu ve Çeçenistan Savaşının ortaya çıkması cumhurbaşkanlığı seçimlerinde etkili olmuştur.

Putin bütün iktidar gücünü Kremlin’de toplayacak hükümet yapılanmasını da gündeme getirmiştir. Kitle iletişim araçlarının kontrolünü de eline geçirmesiyle özgür bir basına yer verilmemekteydi. İktidarın coğrafi olarak bağımsızlaşan medyanın kontrol altına alınması giderek otoriter rejime yönelişi göstermekteydi.

Gorbaçov dönemindeki reformlar, Yeltsin döneminde daralmaya başlarken, Putin döneminde tamamen ortadan kaldırılmıştır. Devlet artık daha merkeziyetçi otoriter daha iyi örgütlenmiş ve enerji sektörü gibi önemli sektörlerde kontrolü elinde tutmaktaydı.

5. Sovyet Sistemi ve Sosyalizmin Geleceği

Sosyalizm 18. Yüzyılın ilk dönemlerinde Avrupalı aydınlar ve işçi sınıfı eylemcileri arasında ortaya çıkmış ve dünya çapında yayılmıştır. Dayandığı kaynak olarak ise kapitalizmin bir eleştirisi olarak eşitsizliği güvensizliği ve sömürüyü ortadan kaldırma sözü vermektedir.

1975-1989 yılları arasında Sovyet ekonomisi çok iyi gelişme gösteremese de üretimde düşüş görülmemiştir. İlk kez 1990-1991 yıllarında merkezi planlamanın ortadan kaldırılması devlet varlıklarının özelleştirileceğinin açıklanması üzerine küçülme ortaya çıktı. Yeni Sovyet ekonomisi çökmedi siyasi yöntemlerle işlevsiz hale getirildi. Sovyet devlet sosyalizmi 1920’lerden 1970’lere kadar neredeyse 50 yıl boyunca bazı çatlaklara rağmen hızlı bir iktisadi büyüme sağlamıştır. Dünya tarihinde en hızlı sanayileşme sürecini sağlamıştır.

Sovyet sisteminin sona ermesi ekonominin çalışmamasından dolayı değil, onun yerine kapitalizmi getirmekte kararlı olan bir koalisyonun ortaya çıkması sonucunda gerçekleşmiştir. Sovyet sisteminin üç özelliği – ayrıcalıklı azınlık tarafından yönetilmek, otoriter devlet, merkezileşme ve sistemin hiyerarşik yapılanması- kapitalizm yanlısı koalisyonun ortaya çıkmasını ve başarı kazanmasının nedenidir. [5] Sovyet sistemi, kapitalizm karşısında eşitlikçi ve dayanışmacı yapısıyla ilk girişimiydi. Olumsuz şartlarda inşa edilmiş olan sosyalizm bazı başarılara sahip olmuş olsa da kendi çöküşünü kendi hazırlamıştır diyebiliriz.

SONUÇ

1917’li yıllardan beri verilen Sovyetler Birliği’nin iktisadi gelişim mücadelesi kapitalizm karşısında başarı sağlaması pek mümkün olmamıştır. Tarım toplumundan gelen Sovyetlerin hızlı sanayileşme fikri ve demokratik olmayan bir sistemi demokratikleştirme çabaları sonuçsuz kalmıştır. Gorbaçov ve çevresindekiler anti-demokratik, yüksek oranda merkezileşmiş devlet sosyalizmi sistemini, yeni demokratik sosyalizme dönüştürme yollarını aradılar.

1950’li yıllarda savaşın doğurmuş olduğu büyük yıkım sonrası toparlanma yaşandı ve Sovyet ekonomisi hızla büyümesini sürdürdü.  Glasnost planının halkı ayağı kaldıracağı ve onları Sovyet sistemini yeniden yapılandırmayı destekleme noktasına getireceği umutları bulunmaktaydı. Fakat büyüme 1975’li yıllarda durgunluk dönemine girilmesiyle Sosyalizmin hızlı büyüme getirmesi ekonomik olumsuzlukları da ardından getirmiştir. Gorbaçov dönemindeki reformlar, Yeltsin döneminde daralmaya başlamış ve son olarak Putin dönemine gelindiğinde tamamen daralma göstermektedir. 1999’a kadar Rusya’nın uzun süren iktisadi küçülmesi nihayet sona ermiş ve her yıl ekonomide düzenli büyüme görülmüştür. 2000 yılından bu yana Rusya ekonomisinde ki büyüme maden ve hammadde kaynakları var olduğu sürece istikrarlı bir yapıda kalabilir ve halkın ayaklanmasının önüne geçilebilir.

Dipnotlar:

[1] Kotz D.M. Weir F. , (2012), Gorbaçov’dan Putin’e Rusya’nın yolu, İstanbul,  Kalkedon Yayınları

[2] Kotz D.M. Weir F. , (2012), Gorbaçov’dan Putin’e Rusya’nın yolu, İstanbul,  Kalkedon Yayınları

[3] Kotz D.M. Weir F. , (2012), Gorbaçov’dan Putin’e Rusya’nın yolu, İstanbul,  Kalkedon Yayınları

[4] Kotz D.M. Weir F. , (2012), Gorbaçov’dan Putin’e Rusya’nın yolu, İstanbul,  Kalkedon Yayınları

[5]  Kotz D.M. Weir F. , (2012), Gorbaçov’dan Putin’e Rusya’nın yolu, İstanbul,  Kalkedon Yayınları

Kitabın Adı: Gorbaçov’dan Putin’e Rusya’nın Yolu

Yazarı: David M. Kotz, Fred Weir

Yayınevi: Kalkedon Yayınları

Basım Tarihi ve Yeri: 2012, İstanbul

Sayfa Sayısı: 464

Hazırlayan: Demet DAMYAN – o-Staj 2018 AVRAM Stajyeri

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.