Kosova’nın Bosnalaştırılması: Brüksel süreci neler getirecek?

0
49

Brüksel’de AB aracılığıyla bir araya gelen Kosova ve Sırbistan liderleri müzakere konusunda belli bir aşamaya geldiler. Görüşmelere katılan AB Dışişleri Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton’un “Her iki taraf arasında ilerlemeler kaydediliyor.” şeklindeki açıklaması Priştine- Belgrad hattında yankı uyandırırken, Entegre Sınır Yönetimi, uygulama modelleri hakkında her iki tarafın da anlaşmaya vardığını ifade etmişti. Sırbistan ile Kosova arasında yürütülen müzakereler kapsamında Sırp tarafı ilk kez adım atarak bu pilot projenin uygulanacağını açıklamıştı. Sırbistan, Kosova’nın kuzeyindeki Jarinje ve Merdare sınır geçitlerinde uygulanmasına imkan tanınan bu proje için kaçakçılık, sınır güvenliği gibi konularda her iki ülkeye katkı sağlayacağını açıklamıştı. Ancak tüm bunların hemen ardından başlayan protesto gösterileri iki ülke de yankı uyandırmayı başardı.

Geçtiğimiz Mayıs ayında Sırbistan’da yapılan seçimlerin hemen arkasından başlayan süreçte Sırp halkından gelen baskılar sonucu müzakerelerin tek taraflı durdurulması, öte yandan Kosova’da milliyetçi gençlik tabanını ciddi anlamda etkileyen Vetevendosje (Kendi Kaderini Tayin) hareketinin müzakere süreçlerine ciddi anlamda sekte vurduklarını söylemek yanlış olmaz. Ülkelerin iç siyasetindeki aşırı sağ dengeler sebebiyle de süreç içerisinde müzakerelerin tıkanması doğal karşılanabilir. “Sırbistan, Kosova’yı tanıyacak mı, Kosova-Sırbistan arasında müzakerelerde hangi ön başlıklar var, taraflar hangi konularda anlaşma sağladı?” gibi sorular da, Kosova ve Sırbistan halkının kaygıları arasında yer almaktadır. Kosova konusunda taviz vermeyen politikalar izlendiğini ifade eden Sırbistan Başbakanı İvitsa Daçiç; ‘Hiçbir koşulda Kosova’yı tanımayacaklarını, Kosova’da şiddete izin vermeyeceklerini ve Kosova’daki Sırpların haklarını sonuna kadar savunacaklarını’ söylemişti. Kuzey Mitrovica’dan sınır güvenliğine kadar uzanan müzakere başlıkları iki ülke arasında konuşulurken Daçiç, bu yılın ilk diyalogunda Kosova’daki kurumların da ele alınabileceğini belirtmişti. Kosova’nın kuzeyinde bulunan Mitrovica bölgesinde Sırpların çoğunluğu oluşturması nedeniyle buradaki halka özel statü verilmesi gerektiğine vurgu yapan Sırbistan’ın bu söylemi, Kosova’da tepkiyle karşılanmıştı. Kosova’nın yaklaşık olarak yüzde 10’una karşılık gelen Kuzey Mitrovica’da durum son on yılda dondurulduğu söylenebilir. Şimdiler ise bu bölge patlamaya hazır bir dinamit halini aldı. Belgrad’ın kontrolünde olan bu bölgede; Sırbistan yıllardır eğitim, sağlık ve hizmet sektöründe yatırım yapmaya özen gösteriyor. Oysa Kosova’nın bağımsızlığının hemen ardından bu bölgede Priştine’nin egemenlik sahası olarak kabul edilerek Kosova anayasası uygulanmaya konulmuştu. BM Kosova Özel Temsilcisi Marti Aktisaari’nin 2007 yılında açıklanan raporunda, Kosova’nın içerisinde Sırplara ait olan altı yeni belediyenin yer alması gerektiği, bu belediyelere kendi içerisinde özerk bir bölge verilmesi öngörülüyordu. Böylece Sırpların yoğun yaşadığı bölgelere kısmi özerklik verilecek, Kosova’nın bir kısmı Kosovalı Arnavutlardan ayrılacaktı. Raporda, daha da ileriye gidilerek bu belediyelerin Sırbistan ile de iletişimin olabileceğini belirtilirken, kuzey bölgesinin Kosova’dan ayrılabileceğinin sinyalleri veriliyordu. Öte yandan Mitrovica bölgesi için Uluslararası Kriz Grubu’nun 2010 yılında yayınladığı Aktisaari planına paralel rapor da Kosova’nın bağımsızlığının Sırbistan tarafından resmen tanınması karşılığında Kosova’nın kuzeyine geniş bir özerkliğin verilmesini önermişti. Bu öneri ise kısa sürede Kosova’nın tutumunu değiştirmesi gerektiğine vurgu yaparken Sırbistan’a AB üyeliği için risk alanlarını gösteriyordu. Ancak raporda istenenin aksine tersinin gerçekleştiğini söylemek mümkün. Günümüzde zaten Kosova, Sırbistan’ı tanırken, Sırbistan’ın Kosova’yı tanımaması sorunu mevcuttur. Diğer yandan Sırbistan’ın uzun vadede Kosova konusunda elindeki somut hamleleri sona ermişken, Kosova gün geçtikte BM’de gözlemci statüsü olan devlet statüsüne daha da yaklaşmaktadır. Sırbistan ise tüm bunlar ortadayken kartları yeniden dağıtmaktansa, karıştırmayı tercih ediyor. Uzun vadede Kuzey Mitrovica’yı sorun haline getirmekten çekinmezken, sınırda çatışmaları körüklediği gibi Kosova’nın Avrupa’ya açılan sınır kapılarını ve tünellerini de kapatarak Kosova’yı Avrupa’ya kapatmak istemektedir.

Sırbistan, Mitrovica’da referandum, belediye seçimleri ve Avrupa Birliği’nin savunma politikaları altında başlatılan EULEX üzerinden Kosova’nın iç işlerine karışmak istemekte, kimi zaman AB ve Kosova Meclisi’ndeki Sırp azınlığı da kullanarak Kosova’da sistemi kilitlemeye yönelik adımlar atabilmektedir. Keza Sırbistan Haşim Taçi ve Ramuş Haradinay gibi isimler ile müzakerelerin yapılamayacağı tezine inanmaktadır. Bu isimler Kosova’nın bağımsızlığa giden sürecinde Kosova Kuvay-i Milliyesi olan, UÇK (Kosova Kurtuluş Ordusu)  içerisinde görev alışlarından ötürü daha militarist düşünebileceklerini öne sürmektedir. Bu sebeple Kosova savaşında önemli görev üstlenen UÇK kökenli kişilere duyulan güvenin çok daha az seviyede olduğu söylenebilir. Kosova Arnavutları ve Sırplar arasında bu tür psikolojik eşikler var iken Kosova Meclisi Sırp Yegane Listesi Milletvekili Rada Trajkoviç’ten, son sunulan Nikoliç planı için ilginç bir çıkış geldi. Trajkoviç, Nikoliç’in önerdiği planın da Aktisaari planı gibi işlevsiz olduğunu, Sırpların karşılaşabilecekleri tehlikeli durumlara karşı tümden Kosova’nın etnik olarak bir Arnavut sahası olabileceği ihtimalinin bulunduğunu söylüyordu. Bununla da Kuzey Mitrovica’nın toprak özerkliğini kurduğunu, ancak güneyinde Arnavut halkının varlığını sürdürdüğünü dile getiriyordu. Kosova özerklik konusunu egemenlik ihlali olarak görüp bunu kırmızı çizgisi olarak algılarken, Sırbistan tarafı ise kurumlar arası ilişkilerle Kuzey Mitrovica’da bu özerkliği elde etmiş durumdadır. Sırbistan’ın Avrupa Entegrasyonları Başbakan Yardımcısı Suzana Grubjesiç, Sırbistan’ın 2013 yılında Avrupa Birliği’ne üyeliği için görüşmelere başlayabileceğini; AB’ye katılım için Kosova ile sorunun çözülmesini şart koştuğu Sırbistan’a anlatılırken, Sırbistan ise diğer yandan AB üyeliğinin tehlikeye girmemesi adına tüm fırsatları değerlendirmektedir. Sırbistan’dan sivil toplum ve başbakanlık düzeyinde verilen demeçler, Kosova iç siyasetinde haklara müdahale olarak algılanırken Bosna sorunsalını da akıllara getirmektedir. Bu sorunsal Bosna’nın farklı kantonlarında olduğu üzere ‘Bütün bir Bosna’yı siyasette etkisiz hale getirmek’ tezine dayanıyordu. Kosovalı Arnavutların tümüyle Bosnalaştırılmak istenişi her ne kadar etimolojik olarak mümkün değilken, Kosova sağının içeride güçlendirilmesi için oldukça yerinde bir koz olarak kullanılmaktadır. Bu da içerideki milliyetçi tabanı daha faşizan politikalara eğilimli hale getirirken liberal tabanın bazı politikalarda siyasilerin ellerinin bağlanmasına neden olmaktadır. Kosova topraklarındaki bu Kosova-Sırbistan gizli savaşı kurumlar arasında devam ederken her iki toplumları da kutuplaşmalara doğru götürmektedir. Brüksel diyaloguyla birlikte ortamın daha da yumuşatılması mümkün görünürken, Mitrovica’nın Kosova içerisindeki haklarının da gözetilmesine imkan tanınmaktadır. Kuzey Mitrovica ile eğitim, kültürlerarası diyalog çalışmaları hızlandırılmalı, her iki toplum için ortak payda bulmak için AB nezlinde sosyal fırsatlar yaratılmalıdır. Brüksel görüşmeleri sonrasında oluşabilecek mutabakat metninin uygulanması adına AB’nin yanı sıra Türkiye de devreye girebilir. Türkiye kolaylaştırıcılığı her iki ülke arasında tansiyonu 2010 öncesinde sonrasında olduğu gibi daha da düşürmesine imkan sağlayacaktır. Sivil toplum aracılığıyla Kosova’daki sosyal tabanı karşıt bir şekilde hareketlendirmek isteyen Daçiç yönetimi, Mitrovica gibi yerleri Kudüs olma yoluna girmesine gayret ediyor.

Emrah USTA

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.