Küba’da Devrim

0
113

Söz konusu devrimler olunca akla ilk olarak Latin Amerika gelir. Askeri darbeler, baskıcı yönetimler buna karşılık silahlı gerilla örgütlenmeleri, hiç sönmeyen devrim ateşi, sokaklarda yaşanan özgürlük mücadeleleri… ve tabiki en büyük devrim, Küba Devrimi…

Batista baskıcı yönetimine karşı başlatılan silahlı direniş hiç şüphesiz iki ismi dünya tarihine silinmeyecek bir şekilde kazıdı; Fidel Castro Ruz ve Ernesto Che Guevara…

Birleşik Devletlerin yardımlarına karşın küçük bir adada toplanmış silahlı gerilla örgütleri, yaşanılan her şeye rağmen giriştikleri savaşı kazandılar. Bu aynı zamanda kapitalizme karşı bir başarı kazanmak demek olacaktı.

Her şey yoluna girdikten sonra Küba adını dünyaya devrimci ve sosyalist bir ülke olarak yazdırdı. Sovyetler Birliği’nin çökmesi ve komünizm tehdidinin ortadan kalkmasından sonra bile Küba devrimci yolundan vazgeçmedi ve tüm ekonomik sorunlarına rağmen ayakta kalmayı başardı.

Küba bugün ekonomik sorunlarla yüzleşse bile, insana saygılı, duyarlı, eğitime son derece önem veren bir ülkedir. İşte tam da bu sebeple ülkede bir değişim ve dönüşüm yaşanması gerekliliği gündeme gelmiş ve 6. komünist parti kongresi gerçekleştirilmiştir. 2008’den beri yönetimde olan Raul Castro ekonomik, yönetimsel ve toplumsal konularda devrim niteliğinde olan bazı değişikliklere gitmeyi onaylamıştır.[1]

Küba’da İkinci Devrim

Komünist Parti 6. kongresinde ele alınan temel belgenin adı “Parti ve Devrim´in İktisadı ve Toplumsal Siyaset İlkeleri Taslağı”dır. [2] Ülke genelinde meslek örgütleri, işçiler ve öğrenciler tarafından tartışılmış; 3 milyondan fazla kişiden gelen önerilerle değişikliklere uğrayarak Kongre´de delegelerin önüne gelmiş bir taslaktır. Ulusal Meclis kongre öncesindeki düzenli toplantılarının ikisinde de bu taslak metni gündeme almış ve ülkenin sosyal ve ekonomik modelini doğru yansıtmaya çalışmıştır.

Yönetimsel Değişimler

Fidel Castro 2008′ de yönetimi kardeşi Raul Castro’ya bıraktıktan sonra Erkez Komite’den de çekilmiş ve bu değişikliklerin tartışıldığı komite de yer almamıştır.[3] Değişikliğe gidilmesi planlanan bir başka konu ise Merkez Komite ve Organizasyon komitesinde yer alan üye sayısıdır. Afrika kökenli Kübalılar ile kadınların Merkez Komite içerisinde daha fazla orana sahip olması ve üye sayısının artırılması gerektiği kabul edildi. Aynı zamanda devrimden bu yana Merkez Komite’de ve Parti de bulunanların yaşlanması ve görevlerine devam edemeyecekleri gerçeği ve değişen dinamikler Komite ve Parti üyelerinin gençleştirilmesi gerektiği tartışıldı.

Aynı zamanda üst düzey siyasetçilerin ve devletin önemli kademelerinde yer alacakların görev süreleri iki defa beş yıl olarak sınırlandırıldı.

Makro Ekonomik Politikalar

Ekonomi politikaları en tartışmalı taslaktı. Gelen öneriler sosyalizme uygun ve halkta şok yaratmayacak yumuşak geçişli uygulamalar olmalıydı. En çok tartışılan konulardan birisi karne sistemiydi. Karne sistemi konusunda işlerliği açısından özeleştiriler yapıldı.

Karne sistemi, 11 Milyon Kübalıya eşitlikçi bir yaklaşımda bulunmak amacıyla tasarlandığından, yeni doğan çocuklara kahve tahsisi ya da insanların sigara kullanıp kullanmadığına bakılmaksızın herkese puro ve sigara tahsisi yapmak gibi bazı sorunları da beraberinde getirmesi tartışıldı. Tartışmalarda karneyi hemen kaldırmaktan, kategorileştirerek yiyecekle beraber sanayi ürünlerini de kapsamasına kadar bütün uç noktalarda öneriler geldi. Daha yüksek gelir imkânlarına sahip olanların karne sisteminden çıkartılması da öneriler arasındaydı.[4]

Ekonomik önlemlerin arasında işçilerin yeni sisteme göre istihdam edilmesi ve kaydırılması gerçekleştirilmiştir. Temel amaç son derece kırılgan olan ekonomiyi korumak ve canlandırmak ayrıca bunu yaparken de hiç bir Kübalıyı mağdur etmemek, işsiz bırakmamaktır.

Yine Raul Castro’nun önerileri arasında, özel sektöre açılım, kamu sektöründe istihdamın daraltılması, devletin yaptığı para yardımlarının azaltılması gibi maddeler yer alıyor

Değerlendirme

14 yıl aradan sonra toplanan 6. Kongre kelimenin tam anlamıyla Küba’da değişimin göstergesi oldu. Küba ile adı özdeşleşmiş, bütün bir hayatını ülkesine adamış olan Fidel Castro’nun yokluğu ilk gösterge olmuştur. Yoldaş Fidel artık Küba siyasetinden tamamen çekilmiştir. 1959’dan beri yönetimde olan Castro’nun çekilmesi tamamen ülke içindeki siyaseti derinden etkileyecektir.

Fakat Fidel Castro’nun dünyayı takip eden duyarlı görüşleri kardeşi Raul Castro’da da bulunmaktadır ve bu yüzden artık ülkede köklü değişiklikler yapılmasının vaktinin geldiğini görmüştür.[5]

Sosyal Politikalar, Makro Ekonomik Politikalar, İnşaat, Ev ve Su kaynakları politikaları, Ulaşım Politikası ve Ekonomi Yönetim Modeli başlıkları altında çok sayıda öneri değerlendirmeye alınmış, sosyalizm ve devlet ideolojisi tehlikeye atılmadan, Küba vatandaşları için en iyi olacak yenilenme önerileri gündeme getirilmiştir.

Küba şüphesiz ki değişen dünya dinamiklerine ayak uydurması gerekliliği gerçeğinden yola çıkmıştır. Bu derece kapsamlı bir değişim, eğer başarılı bir uygulama ile birleşirse, Küba geleceğin örnek ve güçlü Latin Amerika ülkelerinden biri olacaktır. Bu durum aynı zamanda kapitalizmden başka iyi alternatiflerinde olabileceğini dünyaya gösterebilir.

Yeni, daha modern, ekonomisi gelişmiş ve sosyal sorunlarını çözmüş bir Küba bütün Latin Amerika’ya yol gösteren, model ülke konumuna gelecektir. Zaten sosyalizme yatkın olan Latin Amerika’da sol ve sosyalist akımların güçlenmesine sebep olacaktır. Birleşik Devletler’in etrafında, Küba’dan başka ve Küba’yı örnek alan devlet sayısı artacaktır. Bu duruma Birleşik Devletler’in vereceği tepkinin sert ve olumsuz olacağı aşikârdır. Devrimin korunarak güçlenmesi ileriki yıllarda Amerika’nın başını ağrıtabilir, yeni Latin Amerika politikalar geliştirmek zorunda kalabilir ve en önemlisi dikkatini ve enerjisini diğer bölgelerden çekerek Latin Amerika’ya kaydırabilir.

 

Aslıhan BAŞER

Akdeniz Üniversitesi

Uluslararası İlişkiler Bölümü

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.