Kürt Bölgesel Yönetimi’nin Suriye’deki Olaylara Yaklaşımı

0
75

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin Suriye’deki Olaylara Yaklaşımı ve Suriye Kürtleri

ABD’nin 2003’te Irak işgalinin ardından Ortadoğu’da değişim dalgasının başladığını söylemek mümkündür. Irak’ta Saddam Hüseyin rejiminin devrilmesiyle, yeni bir yapı ortaya çıkmış ve bu yapı içerisinde uzun zamandır mücadele eden Kürt gruplar, Irak’ın kuzeyindeki üç vilayette (Erbil, Süleymaniye ve Duhok) anayasal olarak bölgesel bir yönetime kavuşmuştur. Kürt Bölgesel Yönetimi’nin temeli 1991’de Irak’ın kuzeyinde güvenli bölgenin oluşturulmasına kadar dayansa da 2003’ten sonra resmi olarak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin kurulması bölgedeki Kürt milliyetçisi akımlar açısından önemli bir dönüm noktası olmuştur.

Irak’taki Kürtler kadar özelikle Suriye, Türkiye ve İran’da yaşayan Kürt milliyetçisi ve ayrılıkçıları için de bir umut ışığı belirmiştir. ABD’nin Irak’a müdahalesine kadar varlıklarında çok haberdar olunmayan Suriyeli Kürtler de seslerini duyurmaya başlamıştır. Bu açıdan belki de Kürt milliyetçiliğinin kalbi olan Irak Kürtleri de Irak’ta elde ettikleri Kürt Bölgesel Yönetimi ve ABD’nin müttefikliği sonucu merkezi hükümetteki etkisiyle, Suriye’deki Kürt gruplara desteğini arttırmıştır. Bölgede tarihsel olarak “Büyük Kürdistan” kurulması amacıyla hareket eden Kürt milliyetçileri için Irak’ta kurulan Kürt Bölgesel Yönetimi bir fırsata olarak algılanmaya başlanmıştır. Iraklı Kürtlerle Suriyeli Kürtler arasındaki ilişkilerin geliştiğini söylemek mümkündür. Gelişen ilişkiler ve Iraklı Kürtlerin Suriyeli Kürtlere verdiği destek, Suriyeli Kürt grupların seslerinin daha fazla yükselmesine sebep olmuştur. Bu açıdan 2003 sonrasında Suriye üzerinde baskısını arttırmaya çalışan ABD’nin de Suriyeli Kürtlere destek olduğunu ifade etmek mümkündür. Zira Suriyeli Kürtler tarafından birçok kez ABD’de konferans düzenlenmiş ve bu konferanslara Kürt Bölgesel Yönetiminin yetkilileri de katılmıştır. Mart 2006’da ABD’de düzenlenen “Suriye’de Demokrasi ve Kürt Hakları” başlıklı konferans örnek olarak gösterilebilir.

Aslında Iraklı ve Suriyeli Kürtler arasında ikili ilişkilerin çok daha eskiye dayandığını söylemek mümkündür. Suriye’de ilk Kürt partisi 1957 yılında “Suriye Kürdistan Demokrat Partisi” adıyla kurulmuştur. Iraklı Kürt lider Molla Mustafa Barzani’ye bağlı olan parti, Irak KDP’si ile aynı söylemleri kullanmıştır. Baas’ın iktidara gelmesinden iki yıl sonra 1965 yılında, “Kürt Demokrat İlerleyiş Partisi” kurulmuştur. Bu parti de daha sonra 1975 yılında Iraklı Kürt lider Celal Talabani tarafından kurulan KYB ile yakın ilişki içinde olmuştur. Ancak Suriye uzun yıllar Saddam Hüseyin’e karşı Iraklı Kürtleri desteklemiş, başta Celal Talabani olmak üzere birçok Irak Kürt hareketindeki birçok kişi, uzun yıllar Suriye’de yaşamıştır. Iraklı Kürtler de Suriye ile ilişkileri bozmamak için Suriyeli Kürtlere yönelmemiştir. 1997 sonrasında Suriye–Irak ilişkilerinin gelişmesiyle, Iraklı Kürtler ile Suriye arasındaki çıkar birlikteliği de sona ermiştir. KDP ve KYB’nin Suriyeli Kürtlere ilgisi ve desteği artmaya başlamıştır.[1]

Bu açıdan 2004 yılında Suriye’nin Kamışlı’da yaşananlar dikkat çekicidir. Kamışlı’da 13 Mart 2004 tarihinde Dera Zore ile Cihad futbol takımları arasında 4 Nisan Stadyumu’nda oynanan maç sırasında Kürtler ile Araplar arasında çatışma çıkmış, bu çatışma daha sonra Kürt isyanına dönüşmüştür. Hem Kürtler ve Araplar arasındaki çatışma hem de Suriye rejiminin şiddet kullanarak olayları bastırmaya çalışması nedeniyle olaylarda 27 kişi hayatını kaybederken, onlarca kişi yaralanmış ve birçok Kürt de tutuklanmıştır. Suriyeli Kürt kökenli din adamı Şeyh Muhammed Maşuk El Haznevi 2005 yılında Suriye makamları tarafından gözaltındayken öldürülmüş, olayın ardından rejim ile araları açılan Haznevi’nin yakınları ve takipçileri ülke dışına çıkmak durumunda kalmıştır. Kamışlı’daki olaylarda, Suriye Kürtlerine yakınlığıyla bilinen Talabani liderliğindeki KYB’nin etkisi olduğuna yönelik iddialar hem Batı hem de Arap basınında yer almıştır. Ayrıca Irak’ın Sincar bölgesindeki KDP bürolarında Suriyeli Kürtler peşmerge kıyafeti ile faaliyet gösterdiklerine yönelik iddialar da bulunmaktadır.[2]  İlaveten, Kürt Bölgesel Yönetimi tarafından, Suriye’deki Kamışlı olaylarında hayatını kaybeden Kürtler için her yıl resmi anma töreni düzenlenmektedir. 

Bu açıdan Ortadoğu’daki halk isyanı dalgasının Suriye’yi de içine alması, yıllarca fırsat bekleyen Suriyeli Kürt grupları da hareketlendirmiştir. Bölgeden edinilen bilgilere göre, son dönemde KYB’den çok KDP’nin Suriyeli Kürtlere daha yakın davrandığı ve desteklediği ifade edilmektedir. Bu açıdan KDP lideri Mesut Barzani’nin Kürt Bölgesel Yönetiminin de başında olması, KDP’nin desteğini daha anlamlı hale getirmektedir. KDP’ye bağlı haber ajansı “Peyamner”in internet sitesinde yayınlanan haberlerde Suriye Kürtlerine verilen destek açık bir dille ifade edilmektedir.[3] Ayrıca birçok Suriyeli Muhalif Kürt politikacının Kürt Bölgesel Yönetiminin kontrolündeki Erbil’de yaşamakta ve faaliyetlerini buradan yürütmektedir.[4] Öte yandan Kürt Bölgesel Yönetimi ile Lübnan’daki Sünnilerin lideri konumundaki eski Başbakan Saad Hariri ve ailesi arasında yakın ilişkiler olduğu bilinmektedir. Hariri ailesinin Kürt Bölgesel Yönetiminde yatırımları bulunmaktadır. Bu açıdan Suriye’deki rejimin değişmesini isteyen Lübnanlı Sünnilerin Irak Kürt Bölgesel Yönetiminin etkisiyle Suriyeli Kürtleri desteklediği iddia edilmektedir. Bu açıdan Irak merkezi hükümetinin Suriye’deki olaylara ilişkin yaklaşımı ile Bölgesel Yönetimin tavrı ters düşmektedir. Irak merkezi hükümeti Esad rejimine desteğini açıklarken, Bölgesel Yönetim, Esad karşıtı bir tavır sergilemektedir. Bu durum Bölgesel Yönetimin Irak’tan ayrı bir “devlet” mantığıyla hareket ettiğini gösterir niteliktedir. Bu açıdan tarihsel emeller peşinde koşan Kürt grupların, Suriye’de ortaya çıkabilecek yeni bir yapılanmadan pay kapmaya çalıştığı söylenebilir. Bölgesel Yönetimin bu politikası, istikrar yakalamaya çalışan Irak’a zarar vereceği gibi, bölgede önemli bir Kürt nüfus barındıran Türkiye ve İran’ı da rahatsız edebilecek düzeye ulaşabilir. Özellikle Türkiye ile ilişkilerini geliştiren Bölgesel Yönetimin, Türkiye’nin ulusal çıkarlarını zedeleyecek politik davranışlar sergilemesi, Türkiye ile gelişen ilişkilere zarar verebilir. Bu açıdan Kürt Bölgesel Yönetimi’nin Suriye’deki olaylara ve Suriyeli Kürtlere yönelik politikasında rasyonel davranması gerektiği düşünülmektedir. Bu tutum sadece Iraklı Kürtler açısından değil, Suriyeli Kürtler açısından da önemlidir. Beşşar Esad rejiminin göstericilere karşı uyguladığı şiddet tabanlı bastıma yöntemleri göz önüne alındığı, bu süreçten Esad’ın daha güçlü bir şekilde çıkması halinde, Iraklı Kürtlerle iç içe geçen Suriyeli Kürtleri, ülkenin yönetimi ile ilişkilerde sıkıntıya sokabilir.

 

Bilgay Duman

ORSAM Ortadoğu Uzmanı

bilgayduman@orsam.org.tr

 

Kaynak: ORSAM


[1] Oytun Orhan, “Suriye Kürtleri ve Türkiye”, Stratejik Analiz, Mayıs 2006, s. 78-79.

[2] a.g.e., s. 79.

[3] “Suriye’de Kürtler Özgürlük İçin Yine Sokağa İndi”, http://www.peyamner.com/details.aspx?l=6&id=236569, Erişim: 24 Haziran 2011.

[4] Daha detaylı bilgi için bkz. Oytun Orhan – Veysel Ayhan, “Suriyeli Muhalifler – 4: Kürt Din Adamı Muhammed Murat El Haznievi ile Röportaj”, http://orsam.org.tr/tr/yazigoster.aspx?ID=2112, Erişim: 24 Haziran 2011.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.