Kuzey Kore-Güney Kore Anlaşmazlıklarında Küresel Güçlerin Etkileri: ABD Ve Rusya Örneği

0
542

Kore’nin tarihi, Çin tarihi kadar eskidir ve milattan önce 2300’lere dayanır. Çinliler milattan önce 200 yılından itibaren Kore’yi ellerine geçirdiler ve Kore Krallığı’na son verdiler. Daha sonra Korelilerin bağımsızlıklarına kavuşmaları, yeniden Çin istilasına uğramaları, milattan sonra 660’larda Japon istilası girişimi ile bir sürü karışıklıklarla geçer. Asya Kıtası ile Japonya arasında bulunan jeopolitik konumu nedeniyle tarih boyunca işgal ve istila edilen Kore, Asya’nın doğusunda büyük bir yarımadadır. Kore, Doğu Çin Denizi, Japonya Denizi, Sarı Deniz gibi önem taşıyan denizlerin kontrolünü de elinde bulundurması nedeniyle dikkat çekmektedir[1].

Japon istilasından bitmesinin ardından Koreliler birleşik bağımsız bir ülke kurmak istemişlerdir fakat uluslararası koşullar buna olanak tanımamıştır. Güney Kore ile Kuzey Kore’ye Sovyetler Birliği ve ABD, eş zamanlı el attıktan sonra yarımadanın iki tarafında birbirinden tamamen farklı sistemler oluşturulmaya başlanmıştır. Bu sistemde 1948 yılında güneyde Kore Cumhuriyeti(Güney Kore) ve kuzeyde de Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (Kuzey Kore) adlı iki farklı hükümet oluşturulmaya başlanmıştır. Bu iki devletli yapılanmanın nedenleri neydi? Güney ile Kuzey arasındaki ihtilaf, sol ve sağ siyasi kanada sahip liderlerin Kore’nin geleceği hakkındaki görüş ayrılıkları, Japon istilası zamanındaki Japon yanlıları ile buna karşı direniş gösteren Japon karşıtları arasındaki bitmek bilmeyen sürtüşme ve ihtilaf, ülke içi çıkar çatışmaları ve uluslararası platformda kapitalizm ve sosyalizm arasındaki dünyada yayılma politikaları ile bu soruyu cevaplamak mümkün[3]. Güney Kore’de yerleştirilmeye çalışılan sistem temelde sosyalist sistem karşıtlığıydı. Kuzeyde Japon istila dönemine karşı girişilen hareketlere katılmış olan komünistler, Sovyetlerin desteğini arkalarına alarak siyasi güç elde ediyorlardı. Tüm gelişmelerin beraberinde iki ülkenin kurulmasının üzerinden yaklaşık 2 yıl sonra ise ülkede savaş patlak veriyordu.

ABD 1950’de soruna siyasi yollardan çözüm bulmak için BM’nin yardımına başvurmuş ancak barışçıl yollardan aranan çözüm çabaları sonuçsuz kalmıştır. Sonraki gelişmeler BM’yi, yarımadadaki sorunu askeri yollarla çözme aşamasına getirdi. Kuzey birliklerinin müdahale etmesiyle alevlenen çarpışmalar, yarımadada girişilen askeri operasyonla çözümlenmesi yakınken Çin’in savaşa girmesiyle işin içinden çıkılmaz bir durum almıştır[4]. Bir yandan Amerikan-Sovyet müzakereleri, öte yandan Birleşmiş Milletler’in çabaları, bu iki Kore’nin birleşmesini sağlayamadı. Bunun üzerine Amerika,10 Mayıs 1948’de Güney Kore’de seçimler düzenledi ve bunun neticesinde de Syngman Rhree’nin başkanlığında Güney Kore Cumhuriyeti kuruldu. Sovyetler de Kuzey Kore’de 1948 Ağustos’unda kendilerine göre seçim düzenlediler ve onlar da kuzeyde, 9 Eylül 1948’de Kore Halk Cumhuriyeti’ni kurdular. Kore, Asya’nın stratejik bölgesiydi. Sovyetler, Çin’de duruma hakim oluncaya kadar bu duruma tahammül gösterdiler. Fakat Çin, 1949 sonunda güçlenmiş oluyordu. Sovyetler’e göre, Amerika’yı Asya kıtasından atma zamanı gelmişti. Hem bu takdirde, Amerika’nın Japonya’ya da atılması kolaylaşabilirdi. Bu sebeplerden dolayı, Moskova’nın talimatı ile Kuzey Kore kuvvetleri, 25 Haziran 1950 sabahından itibaren Güney Kore’ ye karşı saldırıya geçti[5]. Bu açık saldırganlık karşısında Amerika, Birleşmiş Milletler’i harekete geçirdi. BM, Güney Kore’nin yardımına gönderilmek üzere çeşitli milletlerin askerlerinden meydana gelen bir Birleşmiş Milletler Kuvveti oluşturdu. Türkiye dahil 16 millet(Avustralya, Belçika, Birleşik Amerika, Flipin, Fransa, Habeşistan, Hollanda, İngiltere, Kanada, Lüksemburg, Portekiz, Tayland, Yeni Zelanda, Yunanistan Devletleri, Kore Kuvvetleri) Kore’ye asker göndermiştir. Bu savaşa sadece Amerika 400.000 asker yollamıştır. Japonya da aynı şekilde savaşta Güney Kore’nin yanında yer almıştır. 1950 Haziran’da başlayan Kore Savaşı, 1953 Temmuz’unda Panmunjom Mütarekesi’nin imzası ile neticelendi. Bu 3 yıllık süre içinde taraflardan hiçbiri kesin bir üstünlük zafer elde edememiştir.

Ülkelerin Dış Politikaları

ABD: Savunma modelinde Avrupa önceliği vardı, Asya 2.odağıydı. Fakat  Milliyetçi Çin’in çökmesi ve Kore Savaşı ABD’nin dış politikasını anti-sovyetten anti-komüniste çevirmiştir. ABD’nin Uzakdoğu ve Güney Asya ile ilgili birçok senaryosu vardı. Bu Kore’yi kapsıyordu çünkü Japonların Asya’dan çıkarılması ile ilgili her türlü plan Kore’yi de ilgilendiriyordu.

Çin: Dünya’daki ikinci büyük komünist devletiydi. Kuzey Kore, Çin’in iç savaşında komünistlerin yanında yer aldı. Tarihten beri Kore, Çin’in kuzeydoğu bölgesinin doğal savunma bölgesi olmuştur. Japonya,  ABD, Sovyetler gibi büyük güçlerin Çin’e yönelik oluşturduğu tehdidi kaldırmak için Çin her fırsatta ya Kore adasını işgal etmiş, ya da kontrol altına almıştır. Kore Yarımadası’ndaki gerginlik her zaman büyük güçlerin bölgeye müdahil olmasına sebep olmuş ve jeopolitik açıdan Çin’in bölgedeki çıkarlarını zedelemiştir. Çin’in savaşa girme nedenini söz konusu güvenlik sorunu oluşturmuştur. Çin’in mevcut iki Kore politikası, adanın iki tarafının da birleşmesini engellemektir. Birleşik bir Kore’nin Çin’e karşı çıkmasından korkmaktadır.

Japonya: Anavatanlarını savunmak için Kore’nin ellerinde olmasının gerekli olduğunu düşünüyorlardı. Kore, Asya kıtasının savunmasında en kritik bölgeyi teşkil etmekle beraber, Asya’dan fışkıracak bir istilanın Japonya’ya atlaması içinde müsait basamağı sağlamaktadır. Ayrıca Kore’nin hammaddesinden yararlanmak ve Asya’ya yayılmak için de Kore’nin kontrolünün elinde bulunmasını istiyordu.

  1. Komünist hâkimiyetini Asya’da yaymak için Kore, Sovyetler için tampon bölgeydi. Öte yandan, zengin doğal kaynaklara sahip olan Çin’in Mançurya’sını kuşatmak da bir diğer hedefiydi. Aynı zamanda zayıf olan Japonya’ya daha da yaklaşarak orada karışıklık çıkarmak da istiyordu.

Türkiye: Amerika ile ilişkilerini sağlamlaştırmak ve NATO’ya girebilmek için Kore’yi kullandı. Sovyetlerin Moskova ile yaptırım uygulama çabasından kurtulmak istiyordu. Bu konuda ABD, İngiltere gibi güçlerden yardım alamayınca çareyi Kore ‘ye asker göndermekte buldu[6].

Sonuç

Savaşı başlatan Kuzey Kore’nin amacı Güney Kore’yi ele geçirerek tüm Kore’de komünizmi yerleştirmekti, bunda başarılı olamadı. 27 Temmuz 1953’te imzalanan anlaşma, Kore’ye barış getiremedi fakat çatışmayı önledi. 1954’te Cenevre Anlaşması kapsamında Kore Yarımadası’nın durumu ele alındı ama anlaşma yine çözüme kavuşturulamadı. İki Kore arasındaki sınır, o yıldan bu yana değiştirilemedi. Her iki taraf silahlanmaya devam ediyor. Kuzey Kore, komünizm(Sovyetler Birliği+ Çin); Güney Kore, kapitalizm (ABD) etkilerinde kaldı.

ABD’nin savaş başladıktan sonra amacı Kuzey Kore’nin amacından farklı değildi; ABD’de Kuzey Kore’yi ele geçirerek tüm Kore’de devlet kurmaktı, o da başarılı olamadı ve savaş Amerikan ekonomisini olumsuz etkiledi. ABD komünizmle mücadele edebilmek için askeri yatırımlara hız vermesi sağlarken dünyanın değişik bölgelerinde üsler kurmasına ve istihbarat bütçelerinde artırıma gitmesine sebep oldu. Kore Savaşı’nda ABD, Çin’i tanımak zorunda kaldı. Aynı zamanda ABD’nin S.S.C.B’ye bakışını ve politikasını buna bağlı olarak da komünizm ile mücadelesini tamamen değiştirdi. Kore Savaşı başlangıcına kadar ABD, Sovyetleri askeri, siyasi, ekonomik alanda kendisiyle baş edebilecek rakip görmezken bu görüşleri değiştirdi.

Kore Savaşı sonunda, Çin’in dünya gözündeki itibarı büyük ölçüde arttı. Savaşın en çok Japonya’ya yaradığı söylenebilir. Birleşmiş Milletler Güçleri, Japonya’da konuşlandığı için Japonya ekonomisi kısa sürede canlandı; Japonya, Batı dünyası ile entegre oldu. Diğer taraftan NATO’nun askerileştirilmesi sağlandı. Avrupa’nın erken savunulması hayata geçirildi. Türk Silahlı Kuvvetleri, Kore’de hürriyet ve demokrasi mücadelesinde güvenilir bir müttefik olduğunu kanıtladı, NATO’ya girdi. [7]

 

Aslı Öztürk

TUİÇ Stajyeri

 

 

Kaynakça

1)Türkiye Dış Politikası, Balcı, Ali,2013,İstanbul
2)Soğuk Savaşta Sıcak Çatışma, Gökmen ,M. Ertan, 2008,Ankara
3)İstanbul Basını http://193.255.184.8/tezpdf/31657.pdf , Erişim Tarihi ; 01.07.2014
4)Üner, Ragıp, “Kore Savaşlarının Önemi”, Gaziler Dergisi, Yıl 1, Sayı:1/04, Ankara, 1985, s.5
5)Kore Savaşı: Uzaklardaki Kahramanlar ve Zaferleri, Denizli, Ali, İstanbul, Başlık Yay. 2010
6)Kore Savaşının Nedenleri ve Sonuçları: Pr. Dr. Tahsin Bekir Baltaya Armağan, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü, Küçükoğlu, Ömer, Ankara, Sevinç Matb.1874
7)Siyasi Tarih, Uçarol ,Dr. Rıfat, Filiz Kitabevi,4.baskı,İstanbul,1995
8)Kore’den Alınan Dersler, Ankara, Genelkurmay Basımevi,19519)Doğu’nun Seher Yıldızı Kore, Sarıhan, Zeki, Analiz yay. Ankara, 2002
10) Kore Kahramanları ve Türkiye, Zeki, Afşin, Ankara, 1953
11) Akyol, Ahmet http://www.ahmetakyol.net/19-kore-savasinin-sonuclari-ve-alinan-dersler/, Erişim Tarihi 01.07.2014

 


[1] Kore Savaşı Uzaklardaki Kahramanlar ve Zaferleri, Denizli, Ali, İstanbul, Başlık yay. ,2010, s.53

[2] Türkiye Dış Politikası,Balcı,Ali,2013,İstanbul,say.84

[3] Soğuk Savaşta Sıcak Çatışma, Gökmen, M.Ertan, 2008,Ankara, s.24

[4]Siyasi Tarih, Uçarol, Dr. Rıfat,1995,4.baskı Der Yay,  İstanbul,s.670

[5] Kore Savaşının Nedenleri ve Sonuçları: Pr. Dr. Tahsin Bekir Baltaya Armağan, Küçükoğlu, Ömer, Ankara, Sevinç Matb.1874,s.94

[6] İstanbul basınında Kore http://193.255.184.8/tezpdf/31657.pdf ,   Erişim Tarihi : 01.07.2014

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.