Libya’da Son Durum: Yorgan Gitti, Kavga Bitmedi…

0
108

Dünya gündeminin şu günlerde gözü kulağı Suriye üzerindeyken, Arap Baharı’nın savurduğu bir başka ülke Libya’da iç çatışmalar ve belirsizlik hala devam etmektedir. Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da yaşanan yeni bir gelişme bir öncekini unutturuyormuş gibi gözükmektedir. Ancak şu bir gerçek ki, peş peşe gelen bu reform dalgaları misyonunu tamamlayamadığı sürece belirsizliğin ve istikrarsızlığın ana kaynağı olacak, bölge ve dünya ülkelerini siyasi, ekonomik ve sosyal açıdan etkileyecektir.

Geçtiğimiz ekim ayında Muammer Kaddafi’nin devrilmesinin ardından Libya’da hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı açıktı. Genel seçimlere kadar istikrarı sağlayacak ve halkı temsil edecek olan Ulusal Geçiş Konseyi’nin  (UGK) Libya’da tam olarak bir düzen sağladığını söyleyemeyiz. Nitekim ülkede iç karışıklıklar, aşiret çatışmaları ve halkın huzursuzluğu devam etmektedir. Yeni bir sürecin içine giren UGK’dan muazzam bir yönetim beklendiğini söylemek gerçekçi olmayacaktır. Eskisine oranla Libya’daki durumun daha da karmaşık olması ve belirsizliğin devam etmesi şüphesiz halkın tepkisine sebep olacak, UGK’nın yönetimde aktif bir rol almasını engelleyecektir. Son zamanlarda yaşanan aşiret çatışmaları da bu durumun somut bir örneğidir.

Bilindiği üzere Libya, Kaddafi’nin iktidarı ele geçirdiği 1969 senesinden bu yana “Cemahiriye” sistemi, yani Kaddafi’nin kendine has yönetim şekli ile yönetilmekteydi. Bu sistemin temelinde bulunan aşiret yâda kabile yapısı, Kaddafi’nin siyasi, sosyal ve askeri gücünü pekiştirmesini sağlamıştır. Ancak Kaddafi’nin, yönetimde önemli noktalara kendi kabilesinden sadık kişileri getirmesiyle kabilelerarası rekabete neden olması ve muhalif grupları sindirmesi gelecekte ona ayakbağı olmuştur. Nitekim bugün aşiretlerarası çatışmaların çıkmasında en önemli nedenlerden biri de Kaddafi döneminden kalma bu rekabet ortamıdır. Bu aşamada yerel unsurların yönetime dâhil edilmesi hem çekişmeyi engelleyecek hem de siyasi düzenin sağlanmasında kilit bir rol oynayacaktır.

Libya’nın temellerinin atıldığı bu süreçte bir diğer önemli konu ise, 19 Haziran 2012’de yapılacak olan parlamento seçimleridir.[1] Bu seçimler halkın siyasi taleplerini ve yönetime ne ölçüde dâhil olacağını gösterecektir. UGK, yeni anayasa ve seçim yasasının hazırlanması için bir seçim komitesi kurmuştur. Bu komite Libya’yı serbest seçimlere kadar temsil edecek ve seçimlerin ardından kurulacak olan “ulusal parlamento” Libya’nın yönetim şeklinin ne olacağına karar verecektir.

Siyasi, idari ve ekonomik yapının kökten değişime uğrayacağı bu kritik süreci Libya yönetimi çok iyi değerlendirmelidir. Zira Libya’nın nasıl bir rejimle yönetileceği konusundaki belirsiz sürecinin devam etmesi, zaten çatışma içerisinde olan halkın yönetime olan güvenini sarsabilir. Ayrıca bu durum yerel yönetimlerin başına buyruk hareket etmelerine neden olabilir ve dolayısıyla siyasi, sosyal istikrarın sağlanmasını engelleyebilir. Ülkedeki yerel unsurlar arası dengenin sağlanması ve halkın taleplerinin karşılanması için yeni bir anayasanın toplumun her kesimini kapsaması gerekmektedir. Aksi takdirde aşiretlerarası çatışmaların yâda UGK içerisinde muhalefetin yanı sıra, Kaddafi’nin bürokrasideki hâkimiyetine hizmet etmiş yöneticiler arası çatışmaların yaşanması istenmeyen sonuçlar doğurabilir. Ekonominin hızla düzeltilmesi, insan hakları ve demokrasinin rayına oturtulması için, biran önce “adil seçimler” ve ulusal parlamento ile belirlenecek yönetim şeklinin oluşturulması hayati önem taşımaktadır.

Öte yandan, UGK başkanı Abdülcelil’in geçtiğimiz ekim ayındaki “kurtuluş ilanı” konuşmasında yeni yönetimin birçok konuda şeriat hükümlerini uygulayacağını söylemesi[2] şüphesiz yeni anayasa yapılması sürecinde büyük tartışmalara neden olacaktır. Ayrıca rejimin, Libya savaşının galiplerinden biri olan Batılı devletlerin beklentileri doğrultusunda gerçekleşip gerçekleşmeyeceği de bir başka tartışma konusu olmaktadır. Öyle görünüyor ki, Ulusal Geçiş Konseyi’ni ve Libya halkını seçimlere kadar sancılı bir süreç beklemektedir.

 

Tuba AKTAŞ

Önceki İçerikArnavutluk Başbakanı Sali Berisha Brüksel’de
Sonraki İçerikBay Burrowes Camiye de Bakacak mı?
TUİÇ’in Medya Biriminden Sorumlu Başkan Yardımcısı Ramazan Ahmet Aydın Akdeniz Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunudur. Arktik Bölge üzerine makaleler yazmış ve konferansta konuşmacı olarak görev almıştır. Aynı zamanda kısa film yarışmalarında yönetmen olarak dereceler elde etmiştir. İyi derecede İngilizce, orta derecede Fransızca ve İtalyanca, başlangıç seviyesinde Rusça bilmektedir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.