Maria Todorova – Balkanlar’ı Tahayyül Etmek

0
1644

 Balkanlar’ı Tahayyül Etmek, ünlü tarih profesörü Maria Todorova tarafından kaleme alınmış olup, ilk kez 1997 yılında Oxford Üniversitesi Yayınları tarafından orijinal adı ‘Imagining the Balkans‘ olarak yayımlanmıştır. Kitabın Türkçe baskısı ise İletişim Yayınları tarafından, 1. Baskısı 2003, 2. Baskısı 2006 ve 3. Baskısı 2010 yılında olmak üzere üç defa basılmıştır. Kitabın Türkçeye çevirisi ise çevirmen Dilek Şendil tarafından yapılmıştır.

 

Kitap, özellikle ‘Balkan’ coğrafyası üzerine çalışmalar yapan, bu bölge ile ilgilenenler için oldukça önemli bir kaynak olma özelliği taşıyor. Hem Balkan coğrafyasında hem de bu coğrafyanın dışında yaşayan insanların zihinlerindeki ‘Balkan’ ve ‘Balkanlı’ gibi kavramları büyük bir dikkat ve objektiflikle inceleyen Todorova, oldukça karmaşık etnik yapısı olan bu bölgeye birçok farklı insanın gözünden bakma fırsatı sunuyor. Diğer bir deyişle, tıpkı kitabın ismi gibi kitabı okuduğunuzda ciddi anlamda Balkanlar’ı tahayyül etme şansına erişmiş oluyorsunuz. Balkanlar’ı Tahayyül Etmek, giriş ve sonuç bölümleri ile bu bölümlerin dışında yedi bölümden oluşmaktadır. Bölümler arasında kronolojik bir sıralama olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Kitabın giriş bölümü, balkanizm ve oryantalizm kavramlarının birbirinden tamamen ayrı kategoriler mi yoksa balkanizm kavramının oryantalizmin bir alt başlığı mı olduğu üzerinedir. Kitabın bu bölümünde ‘balkanlaşma’ kavramına dikkat çekilmektedir. Bu terimi özellikle Yugoslavya’nın büyük iç savaşlarla dağılmasının ardından, büyük siyasal yapıların parçalanmasıyla eş anlamlı olarak kullanmaktadır. Ayrıca giriş bölümünde Todorova, bu kitabı kaleme alış nedenini de açıklıyor, bu bölümde ‘Bu kitabın amacı bir başkasının ahlaki öfkesine ahlaki öfkeyle karşılık vermek değildir. Sorun donmuş Balkan imajının nasıl açıklanacağıdır. Nasıl olmuştur da coğrafi bir tanım, tarihte uluslararası ilişkilerde, siyaset biliminde ve şimdilerde de entellektüel söylemde en alçaltıcı sıfatlardan birine dönüşmüştür’ sözleri ile kitap boyunca cevabını aradığı soruya işaret etmektedir.

Kitabın birinci bölümü, ‘Balkan’ kavramı üzerinedir. Todorova, Balkan kelimesinin hem coğrafi hem de sosyo-kültürel bir anlam taşımasına dikkat çekiyor. Bu bölümde ‘Balkan’ kelimesinin ilk olarak nerede ve nasıl kullanıldığına, bu kelime ortaya çıkmadan bu coğrafyaya (özellikle Avrupalılar tarafından) ne gibi adlar verildiğini görebiliriz.

Kitabın ikinci bölümünde ise Balkanlar’da yaşayan insanların ‘Balkanlı’ olmaya nasıl baktıkları hakkında geniş bir bilgi edinebiliriz. Todorova’nın bölge insanlarından verdiği çeşitli örneklerde, kimi insanlar ‘Balkanlı’ olmayı kesinlikle reddederken, kimileri bu kavrama olumlu duygularla, kimileri de tamamen nötr bir anlam yükleyerek yaklaşmaktadır. Bu bölümde, Balkan kavramının aslında doğu ve batı arasında bir köprü olduğuna dikkat çekilir. Burada yaşayan insanların her ne kadar batılılaşma arzusunda olsalar da doğudan çok fazla etkilenmiş olduğuna dikkat çekilir ve bu anlamda Balkanlar doğu ile batı kültürlerinin hem karşılaştığı hem de çatıştığı bir noktadır.

Kitabın üçüncü bölümünde, Balkan coğrafyasının ayrı bir kültür olarak keşfedilişinin üzerinde durulur. Todorova, Balkanlar’ın özellikle Avrupa’dan, doğunun ihtişamlı imparatorluğunun, Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti İstanbul’a doğru yol alırken geçilen bir güzergâh olduğuna ve bölgeden geçen gezginlerin, büyükelçilerin bu toprakların keşfi açısından büyük önem taşıdığına işaret eder.

Kitabın dördüncü bölümü, Balkanlar’ın 1900’lü yıllara kadar nasıl algılandığına ışık tutuyor. Özellikle İngiltere, Almanya gibi ülkelerde o dönemde öne çıkan edebi tür olan gezi yazıları, insanların zihinlerindeki Balkanlı veya Balkan kavramlarının şekillenmesinde büyük rol oynamıştır. Gezi yazılarındaki, öznel, objektif olmayan bakış açıları nedeniyle belli kavramların bir insanın diğerine bakışını nasıl değiştirdiğinin pek çok önemli örnekleri görülmektedir.

Kitabın beşinci bölümü, Hermann Keyserling’in ‘Balkanlar mevcut olmasaydı, icat edilmesi gerekirdi’ sözü ile başlar. Keyserling’in bu sözünden de anlaşılacağı üzere, bu bölümde coğrafyanın çeşitli Avrupalı devletlerce nasıl bir politik araç haline getirildiği ve kendi içlerindeki tüm olumsuz yargıları sanki Balkanlar’dan ithal edilmiş gibi görmeleri üzerinde durulur.

Kitabın altıncı bölümünde ise, üzerinde durulan nokta Avrupalıların coğrafi bölgelere isim verirken içlerine düştükleri paradokslardır. Buna göre kimi zaman Balkan coğrafyası, hiç tereddüt edilmeksizin Avrupa’nın bir parçası sayılırken kimi zamanda bununla ilgili çetin tartışmalar yapılıyordur. Kitabın yedinci bölümünde, Balkan coğrafyasına karşı Avrupalılar tarafından yapılan bu dışlayıcı tutuma rağmen neden büyük bir merak ve ilgi olduğuna cevap aranır. Bu bölümde Osmanlı’nın coğrafyadaki varlığının ilk ve son zamanlarına dair geniş bir inceleme bulabiliriz.

Kitabın son bölümü ise, başından sonuna doğru genel bir bakış niteliğindedir. Coğrafyadaki problemlerin, burada yaşayan insanların ‘Balkanlı’ olması ile açıklanacak kadar basit olmadığı, olaylara büyük güçlerin politikaları ve amaçlarının ne olduğu olarak bakılırsa gerçeğe daha uygun olacağı üzerinde durulur.

Sonuç olarak, Maria Todorova’nın bu kitabı Balkan coğrafyası ile ilgilenen insanlar için başvuru kaynaklarından biridir. Çok eski dönemlerden günümüze doğru coğrafyanın insanlarına, karmaşıklığına, çok dilliliğine, çok dinliliğine hem dışarıdan hem içeriden insanların gözüyle bakmamızı sağlayan çok önemli bir kaynak olma özelliğini taşımaktadır.

TUİÇ – BALKAM

Emel DENİZ

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.