NATO Ukranya’dan Vazgeçecek

0
86

Ukrayna’nın NATO’ya Üyelik Sürecinin Tarihi Seyri

Ukrayna NATO ilişkileri SSCB (Sosyal Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği)’nin sona ermesi ile birlikte oldukça önemli bir sürece girerek gelişmeye başlamıştır. Ukrayna 1991 yılında NATO Kuzey Atlantik İşbirliği Konseyi’ne, 1994’te Barış İçin Ortaklık Programı’na katılmıştır ve 1997’de Ukrayna-NATO arasındaki yeni bir ortaklık meydana getiren “Ayrıcalıklı Ortaklık Şartı” imzalanmıştır. 2002 yılında ise Ukrayna NATO’ya üye olma amacını açık bir dil ile ifade etmiştir ve Ukrayna ile NATO arasında bir Üyelik Eylem Planı hazırlanmıştır.

Ancak hali hazırda Ukrayna-NATO ilişkilerinin sınırlanmasına neden olan pek çok etken bulunmaktadır. Bu etkenlerin en başında, Rusya Federasyonu’nun Ukrayna ile olan tarihsel, demografik, politik ve ekonomik bağları ile bu ülke sınırları üzerinde sahip olduğu Sivastopol deniz donanması üssünü Ukrayna-NATO ilişkilerini sınırlandırma gücüne sahip bir faktör olarak değerlendirilebiliriz. İkincisi olarak ise, Ukrayna’nın iç politikasında etkisini gösteren, “Avrasyacı” ve “Atlantikçi” olarak adlandırdığımız akımların tesir düzeyi, Ukrayna-NATO ilişkilerinin geleceğini şüphesiz ki derinden etkileyecektir.

Üçüncüsü olarak gösterebileceğimiz ve en tartışmalara açık olan etken ise, Ukrayna-AB ilişkilerinin Ukrayna-NATO ilişkileri üzerindeki gösterebileceği ve gösterdiği etkilerdir. Ukrayna’nın bu iki uluslararası aktör ile ilişkilerinin gelişiminin her ne kadar birbirini tamamladığı görülse de, Ukrayna-AB ilişkilerindeki aksaklıklar, Ukrayna’nın siyasi yaşamında “büyük yıkımlara uğramış merkeziyetçilerin” sayılarını ve politik yaşamdaki etkilerini arttırabilecek, bu durum ise Ukrayna-NATO ilişkilerini kesinlikle olumsuz etkileyebilecektir.

Üyelik Sürecinin Yavaşlaması

2006 yılının Mart ayında Ukrayna düzenlediği demokratik seçimlerin sonucunda NATO üyeliği ile ilgili bu önemli süreçte ilk sınavını vererek başarılı bir adım atmıştır. Fakat bu seçimler sonucunda hiç de beklenmedik bir sonuçla karşı karşıya kalınmıştır ve Ukrayna’nın NATO üyeliği yolundaki ilerlemelerinin hızının kesilmiş olduğu görüntüsünü ortaya çıkarmıştır.

Seçimlerden sonra Ukrayna’da yeni göreve gelecek hükümet aylar süren siyasi karmaşadan sonra kurulabilmiştir. Bu arada da halkın NATO’ya karşı duyduğu olumsuz bakış açıları siyasi amaçlarla bir hayli sömürülmüştür ve 2006 yılının yazında ABD ve Ukrayna’nın ortaklığında gerçekleştirilen Sea Breeze tatbikatı aleyhinde ülkede halk tarafından gösteriler yapılmıştır. Sonunda Krizi aşmak amacıyla kurulan koalisyon hükümetinin başbakanı Viktor Yanukovych NATO üyeliği sürecinde yürütülen çalışmaları yavaşlatmış ve Rusya ile ilişkilere öncelik vermiştir.

Eylül 2006’da NATO Karargâhına bir ziyarette bulunan Ukrayna Başbakanı Viktor Yanukovych Ukrayna’nın mevcut olan işbirliği programlarının aracılığıyla NATO ile ilişkileri geliştirme yolunda kararlı olduğu konusunda NATO’ya teminatta bulunmuştur. Fakat bununla beraber Ukrayna’daki halkın henüz Üyelik Eylem Planı’na katılım konusunda yapılacak herhangi bir tartışmaya hazır olmadığını ve üyelik konusunun geleceği ile alakadar olarak ileride bir referandum yapılacağını bildirmiştir. Fakat buna paralel olarak ta üyelik sürecinden uzaklaşılmadığını göstermek amacıyla Ukrayna’da hükümet tarafından halkı bilgilendirmek amacıyla NATO ve NATO-Ukrayna işbirliği konusunda bir kampanya oluşturulacağına dair söz vermiştir.

Bir yandan bu gelişmeler yaşanırken diğer taraftan ise Ukrayna Devlet Başkanı Viktor Yuschenko ülkesinin NATO üyeliği konusunu sürekli olarak gündeme getirmekteydi. Ancak, kriz ile oluşmuş koalisyonunun hükümete gelmesi ile sadece NATO ile ilişkilerdeki hızın kesilmesini değil, aynı zamanda söylemlerin de değiştiğini görüyoruz. Siyasi liderler artık NATO’ya üyelikten ziyade NATO ile işbirliğinden söz etmeyi tercih ediyorlardı.

Henüz Ukrayna hükümeti halkın tepkisine bir çare bulamamışken bu süreç deki potansiyel tehlike olarak görülen Rusya’nın tepkisi de hiç gecikmeden resmi bir dille Ukrayna’ya ulaşmıştır. Rusya Savunma Bakanı Sergey Ivanov’un 2006 Aralık ayında Kiev ziyareti sırasında Ukrayna’nın NATO’ya katılmasının Rusya ile ilişkilerinde doğuracağı olumsuz etkiler konusunda uyarıda bulunması sonucunda Ukrayna’da işleri iyice karıştırmıştır.

Ayrıca devlet başkanı Viktor Yuschenko ile geçmiş başbakan Viktor Yanukovych’in arasındaki siyasi gruplaşmaların NATO ile gerçekleştirilecek olan işbirliklerinin geleceğini etkilediği şüphesiz bir gerçektir. Bunun en büyük kanıtı ise Devlet başkanı Yuschenko ve dönemin başbakanı Yanukvych’in arasındaki bilgi alışveriş ağının ağır işlemesidir.

Her İki Taraf İçinde Dönüm Noktası

Yaşanan bu gelişmeler Ukrayna’yı NATO ile ilişkilerinde bir yol ayrımına getirmiştir. Her ne olursa olsun iki yol da Ukrayna’nın NATO ile yakın ilişkiler kurmasına sebep olacaktır. Fakat asıl tartışılması gereken konu ve problem, Ukrayna’nın NATO üyeliğine ne kadar yakınlaşacağı sorusudur. Bu durumda yetkililerin ve halkın, batı destekli Turuncu Devrim ile beraber elde ettikleri nimetleri muhafaza etmek ve devrimden sonra ülkedeki demokratikleşmiş yapılar ve uygulamaları ilerletmedeki isteklerine ve kabiliyetlerine bağlı olacaktır.

Turuncu Devrimle gelen demokratik nimetlerin Ukrayna hükümeti için olan önemi bu süreçte büyük ihtimalle kendisini gösterecektir. Gerçektende Ukrayna bu devrimin ve getirdiklerinin kıymetini bilir ve gerekli standartlara da ulaşır ve halk olarak da ortak bir irade sergilerse, Ukrayna ancak o zaman NATO üyeliğine kabul olacaktır.

Kısacası, Ukrayna’nın NATO üyeliğinin sorunsuz ve kesin bir şekilde gerçekleşmesi için devletin her kademesinin ve halkın bu konuda ciddi bir koordinasyon içinde çalışması kaçınılması güç bir şarttır. Fakat şu anda gördüğümüz görüntü ise sözünü ettiğimiz bu koordinasyondan çok uzaktadır. Eğer Ukrayna’daki devlet ve halk arasındaki ulusal kopukluk devam ettiği sürece Ukrayna’nın NATO’dan uzaklaşacağı ve NATO’nun da Ukrayna ile ilgili olan planlarında bazı değişikliklere gideceği de kaçınılması güç olan diğer bir gerçeklik unsurudur.

Bu süreçte Ukrayna’nın önüne çıkan engeller sadece kendi iç problemleri ile olanların dışında ülkeye bu kritik üyelik sürecinde bir darbede NATO’nun kendi içindeki bazı müttefik ülkelerden gelmiştir. Ukrayna bu süreçte A.B.D ve ittifaka sonradan üye olmuş olan diğer Doğu Avrupa ülkelerinin desteğini arkasına almıştır.

Fakat ittifak içinde nüfusu ve yaptırım gücü bu Avrupa ülkelerine oranla daha fazla olan Almanya ve Fransa başta olmak üzere diğer NATO üyesi bazı Avrupa ülkeleri tarafından üyeliğine karşı çıkılması ve yapılan baskılar sonucunda A.B.D de Ukrayna’ya olan yaklaşımında soru işaretlerinin sayısını arttırmıştır. Bunların ardından 2007 yılında NATO’nun yaptığı “Ukrayna ve Gürcistan üyeliğe hazır değildir.” Açıklaması her iki ülke içinde adeta tam bir hayal kırıklığı yaratmıştır.

Sonuç

Ukrayna uzun yıllar Rusya’nın hâkimiyetinin ve etkisinin altında kalmıştır. Hatta günümüzde Ukrayna’daki Rus vatandaşlarının sayısının toplam nüfusa oranı % 20’ye ulaşmaktadır. Bununla birlikte Ukrayna’da yaşayan Rusya Federasyonu vatandaşları iki ülke arasındaki ilişkilerde zaman zaman sorunlar çıkmasına sebep olabilmektedir. Ukrayna, ülkedeki Rus azınlığı temsil eden politikacıları desteklediği ve seçimlere hile karıştırmak istediği için Rusya’yı içişlerine karıştırmakla suçlamaktadır.

NATO-Ukrayna ilişkilerini değerlendirirken aynı zamanda Ukrayna-Rusya ilişkilerini de göz önünde bulundurmak gerektirmektedir. Varşova Paktı’nın çözülmesi ve Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte NATO’nun Post-Sovyet coğrafyasına karşı bir yakınlaşma sürecine girme eğilimine yöneldiği görülmektedir.

İlk olarak eski Varşova Paktı üyeleriyle 1994 yılında ‘Barış İçin Ortaklık” (BİO) (Partnership for Peace) adı altında söz konusu ülkelerle işbirliği amaçlı bir program oluşturulmuştur. Bu süreçleri takiben de sırasıyla birçok eski Varşova Paktı ülkesi hem NATO’ya üye olmuştur hem de diğer taraftan Rusya’nın baskıcı siyasetinden kendilerini güvenli bir çatı altına almışlardır.

Fakat diğer taraftan Ukrayna’nın NATO ya üyelik sürecine baktığımız zaman bunun diğer Doğu Avrupa devletlerinin üyelikleri kadar kolay olmayacağı gerçeğini görmekteyiz. Çünkü eğer Ukrayna NATO’ya üye olursa bu Rusya-Ukrayna ilişkilerinde çok derin krizlerin habercisi demektir. Üyeliğin önündeki engel teşkil eden problemlerin şöyle sıralayabiliriz Ukrayna halkının çoğunluğu yapılan referandumda üyeliğe karşı çıkmıştır. Rusya’nın Ukrayna’nın üyeliğinin diğer devletlerin üyeliğinden daha ağır bir darbe olacağını iyi bilmesi ve bu doğrultuda Ukrayna ile alakalı olan siyasetine yön vermesi ve Rus devlet yetkililerinin basın yolu ile yaptığı uyarılar bunun en güzel özetidir.

Ayrıca Ukrayna’nın NATO’ya üye olması Rusya karşısında sadece Ukrayna için sıkıntılar doğurmayacaktır. Üyelik sonucunda Rusya’nın kuşkusuz oluşturacağı yenilenmiş dış politika ve güvenlik politikalarından diğer NATO üyesi Avrupa ülkeleri de nasibini alacaktır. Ukrayna ve Rusya arasında yaşanacak sorunlar doğrudan Avrupa’nın güvenliğini etkiler. Dolayısı ile batı Rusya ile hangi seviyede bir ilişki kurmanın kendi yararına olacağını iyi belirlemesi gerekir. Zaten Almanya ve Fransa’nın ABD’nin desteğine rağmen Ukrayna’nın üyeliğine kesinlikle karşı çıkmalarının altında bu iki devlerin Rusya ile olan yüksek hassasiyetli bireysel ilişkileri yatmaktadır.

Ukrayna’nın NATO üyeliğine yönelik olarak ise tarafların bunu ‘zamana bıraktıkları’ ile beraberinde NATO’nun Ukrayna’nın NATO geleceği ile alakalı düşüncelerinin Rusya’nın ciddi tesiri sonucunda değişime doğru gittiği söylenebilir. Bununla birlikte Bükreş’te toplanan NATO Zirvesi’nde de açıkça görülmüştür ki Ukrayna’nın NATO üyeliğinin önündeki en büyük ve en ciddi engel, NATO’nun kendi sınırlarına yakın bölgelerdeki genişlemesini kendi güvenliğine tehdit olarak algılayan Rusya’dır.

Çünkü artık NATO,  karşısında eski Rusya’nın bulunmadığının farkına varmıştır. Özellikle ABD ve İngiltere Rusya ile işbirliği konusunda halen ciddi güven eksikliği yaşamaktadır. Rusya, A.B.D ve İngiltere için düşman değildir ama henüz bir dost da olabilmiş değildir. Taraflar halen birbirlerine şüphe ile yönelmektedirler. Her ne kadar Rusya’nın şu anki konjöktür de özellikle de küresel düzlemde ABD’ye meydan okuması söz konusu olamaz fakat yakın çevresinde de ABD’yi zor durumda bırakabilecek gücünün olduğu da ortadadır.

Batığımız zaman şu ana kadar olan NATO genişlemelerinin tamamı Rusya karşıtı denilebilecek genişlemelerdir. En azından bu genişlemeler Kremlin’de bu şekilde algılanmıştır. Ayrıca NATO’ya yeni katılan devletlerin neredeyse tamamı ( Polonya, Macaristan, Bulgaristan, Romanya ve diğerleri) NATO’ya Rusya’nın baskılarından korunabilmek için üye olmuşlardır. Buna göre de yeni katılanlar ülkeler ile birlikte NATO çatısı altında Rusya’ya şüphe ile bakan ülkelerin sayısında artış meydana gelmiştir. Özetle taraflar arasında kayda değer bir güven sorunu vardır ve bu güvensizliğin kısa vadede aşılabileceğini söylemek çok doğru olmaz.

Özetle şu anki durum itibari ile iki büyük güç olan A.B.D ve Rusya birbirlerinin önünü almak için dolaylı yollardan girişimlere başlamışlardır. Özelliklede Rusya’nın Gürcistan’da yaptığı gövde gösterisinin ardından Ukrayna’da da Rusya’ya karşı olan korku biraz daha artmıştır. Bununla beraber Rusya’nın Gürcistan’dan istediği sonucu almasının yanında diğer büyük güçler A.B.D ve NATO ise halen Irak ve Afganistan’da belirsizliklerin içinde bulunmaktadır. Özellikle Doğu Avrupa’ya kurulması planlanan füze rampaları konusu ile tırmanan A.B.D Rusya gerginliği Barack Obama’nın yönetime gelmesi ile şu anda biraz daha normalleşmiştir. Bu yüzden A.B.D ve NATO Irak ve Afganistan’da kesin sonuç elde etmeden kendilerine şu durumu itibari ile fazla bir getiri sağlamayacak olan Ukrayna konusunda Rusya ile yarışı göze almayacaktır. Ayrıca Avrupa’dan gelecek yoğun baskılar sonucunda da Ukrayna’nın NATO üyeliği konusundan şu anki durum itibari ile uzun süreliğine vazgeçecektir.

 

Uğur ERTAŞ

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.