Gazeteci-Yazar Nazlı Ilıcak İle “Siyaset-Medya ve Gençlik” Üzerine Röportaj

0
336

Halime Gümüş: Türkiye’nin içerisinde bulunduğu son yıllara bakıldığında medyada yer alan tartışmalarda artık daha cesaretli söylemlere yer verildiği görülmektedir. Bu noktada Türkiye’de tartışma tabularının yıkılmasında rol oynayan olaylar sizce nelerdir?

Nazlı Ilıcak: Türkiye demokratikleşiyor. Artık dünyada da kimlikler ön plana çıktı. Avrupa Birliği üyeliğine talip olan bir ülkenin, uluslararası standartları yakalaması gerekiyor. AK Parti iktidarı da, bu istikamette çaba sarf ediyor. Kimi çevreler bu çabaları küçümsese dahi, dün ile mukayese edildiğinde gerçekten tabuların yıkıldığı görülüyor. Sadece Kürt meselesinde değil, askeri vesayet konusunda da böyle.

 

Halime Gümüş: 12 Şubat 2011 tarihinde Bahçeşehir Üniversitesi’nin düzenlediği Siyaset Okulu’nda yaptığınız konuşmada başörtülü bayanların kamu mesleklerinde çalışabileceğini; ancak hâkim olmamaları gerektiğini vurguladınız. Bu ayrım noktasında ele aldığınız kriter nedir? 

Nazlı Ilıcak: Bana göre hâkim de olabilirler. Ama hâkim olmaları Türkiye’de çok büyük tartışma yaratabilir. Daha öncelikli konular var. Onlardan başlamamız lazım. Özellikle TBMM’de, başörtülü kadınların yer alması. Bu çok önemli bir adım olacaktır. Başörtülü yargıcı tartışmadan önce, başörtülü milletvekili gündeme getirilmeli. Çünkü başörtülüler de temsil edilmeli.

 

Halime Gümüş: Geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden oyuncu Defne Joy FOSTER örneğinde de görüldüğü gibi medyanın konuyu uzun uzadıya ele alması kamu ihtiyacına verilen bir arz mıdır yoksa medyanın davranış şekli midir?

Nazlı Ilıcak: Tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan… Medya kamuoyu taleplerine göre hareket ederken, bunun yanı sıra beklentileri de şekillendiriyor. Halkımızın magazin merakında elbette basının rolü var. Ama siz, magazin arz ettikçe, bu konudaki talep de genişliyor. 

 

Halime Gümüş: Türkiye’nin tanıtımı hususunda Türk Dış Basını’nı yeterli buluyor musunuz? Bir dış politika aracı olarak medyanın kullanımının devlet politikası olarak ele alınması ve bu doğrultuda TRT’nin yeniden yapılandırabilmesi konusunda neler düşünüyorsunuz?

Nazlı Ilıcak: Türkiye’de yabancı dilde yayınlanan bildiğim kadarıyla Todayszaman ve Hürriyet Daily News var. Zaten bunların satışı da çok az. Bunun haricinde TRT ve bazı önemli TV kanalları yurt dışına yayın yapıyor. Ama amaçları Türkiye’yi tanıtmak değil; oradaki Türklere hitap etmek. Propaganda amaçlı kanalların pek izleneceğini sanmıyorum. Ama bu iletişim çağında, merak eden Türkiye’yi kolayca takip edebilir. Büyük bir tanıtım noksanımız olduğunu sanmıyorum.

 

Halime Gümüş: Bir medya mensubu olarak Türkiye’de gençlik inisiyatiflerinin siyasete etkisi hususunda neler düşünüyorsunuz?

Nazlı Ilıcak: Gençlik, her siyasi partinin kapsamak istediği bir gruptur. Bu bakımdan, siyaseti de etkileyebilirler. Nitekim yumurtalı eylemlerden sonra, onlar olmasa bile, hem Başbakan, hem de Cumhurbaşkanı gençlik önderleriyle konuştu. YÖK Başkanı da, gene üniversitelerin Öğrenci Konseyi Başkanlarını kabul etti. Gençlerin farklı ideolojiler altında değişik gruplar içinde örgütlenmesini normal karşılıyorum. Özen gösterecekleri nokta, şiddete başvurmamak ve farklı görüşteki arkadaşlarına da saygı göstermek olmalı.

 

Halime Gümüş: Türkiye Uluslararası İlişkiler Çalışmaları (TUİÇ) Platformu çatısında 30 üniversiteyi barındıran, Türkiye’nin dış politika yapım sürecine aktif katılımı amaçlayan, kendisini genç sivil diplomatlar olarak tanımlayan bir oluşum. TUİÇ Platformu’nun temsiliyet gücü göz önüne alındığında medyanın destek güç olarak kazanılması hangi noktalarda gerçekleşebilir? Bu konudaki önerileriniz nelerdir?

Nazlı Ilıcak: Bu söylediğiniz oluşumdan şimdi haberdar oldum. Dolayısıyla, daha fazla tanıtım yapmak, randevu alıp mesleğimizde ön plana çıkmış kişilerle görüşmek ve amaçlarınızı daha iyi anlatmak gerektiğine inanıyorum.

 

Halime Gümüş: Öncelikli çalışma alanlarından birini kamu diplomasisi olarak belirleyen TUİÇ Platformu’nun Sözde Ermeni Soykırımı’nın 100. yılına binaen hazırlayacağı Ermenistan ve Türkiye üniversitelerinden gençlerin katılımının sağlandığı birbirini anlamak temalı bir projenin uygulanabilirliği ve dış basında yaratacağı etki hususunda neler düşünüyorsunuz?

Nazlı Ilıcak: Gerçekten birbirinizi anlarsanız, tabii ki bunun çok olumlu katkıları olur. Ama siz lâfa Ermeni soykırımı diye giriyor ve peşin bir hükümle söze giriyorsunuz. İlk başka Ermeni ve Türk gençliğinin ön yargılardan arınması gerekiyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.