Neden Enerji Güvenliği?

0
334

Günümüz dünyasında insanoğlu ve devletlerin varlıklarını sürdürebilmelerini sağlayan ilkin unsurlardan biriside kuşkusuz enerji kaynaklarıdır. Enerji kaynaklarının bu denli hayati öneme sahip olması ise zaman içerisinde enerji güvenliği algısını da beraberinde ortaya çıkarmıştır. Enerji kaynaklarının kullanımlarının giderek belirli başlı kaynaklar üzerine yoğunlaşmış olması ise söz konusu kaynaklardan mahrum ülkelerde enerji güvenliği kaygısını daha da ön plana çıkarmaktadır.

Enerji güvenliği kavram olarak “enerji kaynağının üretici olan ülkeden çıkartılarak uygun piyasa fiyatları çerçevesinde, güvenli istikametler üzerinden problemsiz olarak sürdürülebilir bir şekilde tüketici ülkeye transferi” olarak tanımlanabilir. Enerji güvenliği, tüketici için enerji kaynağını problemsiz bir şekilde elde etme amacı güderken diğer taraftan enerji arzı yapan için ise bu arzın sürekliliği açısından önem taşımaktadır. Tarih içerisinde kömürün tahtını petrole kaptırmasının ardından enerji kaynakları üzerinden yürüyen tartışmalar hem sosyo-ekonomik hem de siyasi hayatta artış göstermiştir. Özellikle, 1970’li yıllarda yaşanan petrol krizleri enerji güvenliğinin ne kadar önemli olduğunu ortaya koymuştur. Soğuk Savaş sonrası güvenlik algılarının içersine girmeyi başaran enerji güvenliği özellikle 2000’li yıllarda Rusya ve Ukrayna arasında yaşanan doğalgaz krizlerinden sonra daha farklı bir hal almıştır. Krizlerin Rus doğalgazının en büyük müşterilerinden olan Avrupa ülkelerini vurması ve Rusya’nın enerjiyi bir siyasi kart olarak kullanması, neredeyse enerjide ülke dışı kaynaklara bağımlılığı bulunan bütün ülkelerde enerji güvenliği algısının insan hayatını etkileyen farklı alanlar üzerinden de irdelenmesi gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Bugün baktığımız vakit enerji güvenliği ülkelerin siyasi, askeri, ekonomik, toplumsal ve çevresel gelişmelerini ve hayatlarını direkt etkilemektedir.

Bu bağlamda, askeri alandan baktığımızda enerjide dışarıya bağımlı bir ülkede askeri seferberlik veyahut olası savaş zamanlarında yaşanılacak bir enerji krizi, söz konusu ülkenin askeri yapısının ve savaş zamanı düşmanlarına karşı hareket alanının kısıtlanması anlamına gelmektedir (Örn. II. Dünya Savaşı’nda Almanya). Askeri güvenlik anlayışı her ne kadar geleneksel güvenlik anlayışı olsa da günümüz dünyasının şartları gereği enerji güvenliği ile olan bağlantısı onu her ihtimale karşı gündemde tutmaktadır.

Enerji güvenliğine siyasi açıdan baktığımızda, enerjide dışa bağımlı olan ülkelerin özellikle dış politika ve enerji politikalarının arasında bağlar bulunduğuna şahit olmaktayız. Bu sebepten ötürüde enerjide dışarıya bağımlı ülkelerin dış politikalarında kimi zaman yeteri kadar aktif olamadıklarını görmekteyiz. Özellikle bazı enerji üreticilerinin enerjiyi bir dış politika aracı olarak kullanmaya başlamaları kimi zaman bağımlı ülkelerin ulusal egemenliklerini tehdide kadar gitmektedir. Örn. Rusya-AB ilişkileri, Rusya-Türkiye/İran-Türkiye ilişkileri).

Ekonomik açıdan baktığımızda ise, özellikle sanayisi gelişmiş veya gelişmekte aynı zamanda da enerjideki dışa bağımlılık problemini çözememiş ülkeler büyük sıkıntılarla karşılaşma ihtimallerine sahiplerdir. Bu tarz ülkeler yaşanabilecek bölgesel veyahut küresel enerji krizlerinden ciddi şekilde yaralar alabilirler. Örneğin bir yandan dış enerjiye bağımlı sanayilerinde yaşanabilecek aksamalar direkt olarak ülke ekonomisine ve ülke içi enflasyona tesir edebilir. Bunun yanı sıra, bağımlı devletler uluslararası enerji piyasalarını domine edemediklerinden dolayı yaşanabilecek olası fiyat hareketliliklerinden de ciddi anlamda zararlar görebilirler. Bu tarz fiyat hareketlilikleri enerji ithalatının yüksek yüzdelere sahip olduğu ülkelerde ithalat ihracat dengelerini bozarak uzun vade de etkisi kuvvetli dış ticaret açıklıklarına sebep olabilir. (Örn. Rusya-Ukrayna doğalgaz krizi zamanı Avrupa sanayisinin yaşadığı zor dönem ve Türkiye’nin enerji ithalatına bağlı oluşan dış ticaret açığı ve cari açık problemi).

Enerji bağımlılığı sebebi ile ekonomik sıkıntılar çeken ülkelerde, yönetimlerinin değişen ekonomi politikalarından ve ekonomik sıkıntıların getirdiği ağır zam vb. ekonomik yükümlülüklerden dolayı ülke halkları arasında toplumsal hareketliliklerin gözlenmesi olası ihtimallerdendir. Bu gibi durumlar da ülke içerisinde huzursuzluklar ve insanların toplumsal olarak bölünmelerine kadar varacak sonuçlar doğurabilir (Örn. Enerjide Rusya’ya bağımlı olan Ukrayna ve Ermenistan’da halkın, hükümetlerinin AB ile ekonomik işbirliği antlaşmalarını imzalamaması üzerine protesto gösterileri düzenlemeleri).

Enerji güvenliğinin bağlantı içerisinde olduğu bir diğer mesele ise çevre güvenliğidir. Özellikle enerji de dışa bağımlı olan devletlerde bu bağımlılığı azaltma adına alternatif enerji kaynağı araştırma çalışmaları yapılmaktadır. Bu noktada yenilenebilir (güneş, rüzgâr ve su) kaynakların yanı sıra nükleer enerji de ön plana çıkan alternatif kaynaklardandır. Fakat nükleer enerji santrallerinin ciddi denetimler altında inşa edilmeleri ve çalışmaları gerekmektedir. Aksi takdirde yaşanılabilecek bir teknik arıza veyahut doğal afet karşısında bu santrallerde oluşabilecek zararlar, hem insanların hem de doğanın ciddi şekilde zarar görmesine sebep olacaktır. (Örn. 1986 Çernobil Faciası ve 2011 Japonya Depremi – Fukuşima Faciası).

Sonuç olarak baktığımızda enerji ve enerji güvenliği meseleleri gelecek yüzyıllarda devletlerin ajandalarının en üst sıralarında bulunacak konular arasındadır. Gerek bu durum gerekse de yukarıda saydığımız alanlar üzerindeki etkisi ve bu alanlarla olan bağlantısı, enerji ve enerji güvenliğini günümüz dünyasında asıl amaçlardan birisi konumuna yükseltmektedir.

Uğur ERTAŞ

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.