NPT’ye Rağmen Nükleer Silahlanma

0
334

2010 yılı özellikle İran’ın uranyum zenginleştirmesi çalışmalarına ve yarattığı kargaşaya sahne olmuştur. İran’ın nükleer çalışmaları pek çok insanın aklında soru işaretleri bırakmış ve nükleer silah yapma isteği gerekçesi ile BM Güvenlik Konseyi tarafından bir takım yaptırımlara maruz bırakılmıştır. İran’dan sonra Venezüella’nın da nükleer çalışmalarının masumane olmadığı aslında nükleer silahlanmaya gideceği şeklinde suçlamalar ortaya atılmıştır. Venezüella ve Brezilya’da uranyum zenginleştirmesi çalışmalarına başlamışlardır. İran ve İsrail ise çalışmalarından tam emin olunamayan şüpheli ülkelerdir. Nükleer silah konusunda İsrail’in durumu tam bir muammadır[1]. Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşmasının (NPT) yapısı ise bu sorunların kolay çözülemeyeceğini göstermektedir.

NPT’ de İmza Var Ama Uyum Yok

Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması başta 5 ülkeyi nükleer silah sahibi ülkeler olarak tanımlamıştır. Bu ülkeler; ABD, Rusya, Fransa(1960), İngiltere(1952) ve Çin(1964)’dir. Bunun dışında anlaşmaya taraf olan 189 ülkenin Nükleer silaha sahip olanların dışında diğer ülkelerin nükleer silaha sahip olması yasaktır. Nükleer silah sahibi bu beş ülkenin teknolojilerini ihraç etmeleri yasaktır ve diğer ülkelerde nükleer teknolojilerini silah yapma amacıyla kullanmayacaklarının sözünü vermişlerdir. Pakistan, Hindistan ve İsrail bu anlaşmaya taraf değildir. Kuzey Kore ise 10 ocak 2003’de anlaşmadan çekilmiştir. Anlaşmanın baştan ikircikli olması ve belli bir yaptırım gücüne sahip olmaması, üstelik de anlaşmaya taraf olmayan ve nükleer silaha sahip olan ülkelerin de bulunması bazı soru işaretleri yaratmaktadır[2]. NPT’nin bu yapısı önce Kuzey Kore ile gündeme gelmiştir daha sonra ise İran’ın çalışmalarıyla.

İran’a uygulanan sert yaptırımların neden Kuzey Kore’ye ya da İsrail’e uygulanmadığı soruları akla gelmiştir. Birleşmiş Milletler Şartının 7. Bölümünde kuvvet kullanma dahil yaptırımların uygulanacağını öngörmüştür. Fakat bazı ülkeler için bu caydırıcı bir unsur değildir. Dünya düzeni değişmiştir ve değişen dünya düzenine bakılacak olunursa artık nükleer silahların kullanılabilmesi pek de mümkün görülmemektedir. Artık Sovyetler veya Komünizm gibi güçlü ve büyük düşmanlar yoktur. Onun yerine ülkelerin artık sorunları etnik sorunlar, sınır sorunları ve terör gibi sorunlardır. Bu sorunlarda konvansiyonel silahlarla çözülebilir. Öyleyse neden hala nükleer silahlara ihtiyaç duyulmaktadır? Nükleer silahlar ile ilgili çok fazla anlaşma ve gözden geçirme anlaşmaları yapılmıştır.  Bu kadar çok anlaşmaya rağmen?

Nükleer Silahlar

Soğuk Savaş döneminde iki büyük güç yani Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyetler Birliği nükleer silahlara sahipti. Bu iki büyük güç birkaç defa savaşın eşiğine gelmiş ve eğer bu silahlar kullanılsa dünyayı yok edecek kadar büyük bir zarar verme potansiyeline sahiptiler. Önce ABD ardından Sovyetler Birliği, İngiltere, Fransa ve Çin’in sırayla ve çok kısa aralıklarla nükleer silah yapmaları ve denemelerini dünyaya ilan ederek adeta güç gösterisi yapmaları hızla nükleer teknolojiye geçilmeye başlandığının göstergesi olmuştur. Ülkeler hızla nükleer santraller inşa etmeye ve silah teknolojilerini geliştirmeye başlamışlardır. ABD ile Sovyetler Birliği’nin her savaşın eşiğine gelişinde durum biraz daha tehlikeli olmuştur.

Soğuk Savaş bittikten sonrada insanların zihninde nükleer silaha sahip olunması çok büyük bir caydırıcılık ve korku unsuru olarak kalmıştır. Aynı zamanda güç ve prestij işaretidir. Dünya üzerinde büyük güç olarak anılan ülkelerin genelde nükleer silahları ve santralleri vardır. Büyük güç olmaya aday ülkeler ise hemen nükleer çalışmalara başlarlar. Brezilya dış borçlarını ödeyip ekonomisini düzeltmeye başladıktan sonra hemen uranyum zenginleştirme çalışmalarına başlamıştır. Gelişmiş bir ülke olmak sadece ekonomi ve toprak büyüklüğüyle ölçülemez aynı zamanda gelişmiş bir teknolojiye sahip olmak da büyük güç olma yolunda önemli bir adımdır[3]. Her ülkenin nükleer silaha sahip olmak istemesinin farklı amaçları bulunmaktadır. Kendini hedef ülke olmaktan kurtarmak, maddi destek sağlamak, caydırıcı bir unsur oluşturmak gibi sebepler sayılabilir.

Komşu ülkelerle sorunları olan ülkeler için caydırıcı bir unsurdur. Tam emin olunmamakla birlikte İsrail’in nükleer silaha sahip olduğu düşünülmektedir. İsrail’in nükleer silaha sahip olduğu düşüncesi mantıklıdır. Arap dünyasının tam ortasında istenmeyen bir ülkenin güçlü ve caydırıcı olması gerekir. Nükleer silah yeterince caydırıcı bir unsurdur. Caydırıcı bir unsur olmasına karşın etki alanının çok geniş olduğu ve bir komşu ülkeye atılması halinde pek çok insanın hatta kendi insanlarının da zarar göreceği bilinen bir şeydir. Yani İsrail’in bunu kullanması pek olası görülmemektedir fakat güçlü olduğu izlenimini yansıtarak bölgede konumunu sağlam tutmaya çalışmaktadır.

Aynı zamanda da maddi gelir kaynağı olarak da görülebilir. Örneğin Kuzey Kore nükleer çalışmalarını yaparken Amerika ve Güney Kore ve Japonya’dan çalışmalarını durdurması için yüklü miktarlarda parasal yardımlar almıştır. Yine Venezüella gerçekleştirmeyi planladığı reformlar için yeni maddi kaynaklara ihtiyaç duymaktadır[4]. ABD’ye petrol ihraç eden kıtadaki ikinci ülke olmasına karşın nükleer enerji için Rusya ile santral kurulması için anlaşma yapması buna işaret olabilir.

İran’a gelince kanaatimizce İran ülkesinde bir dış tehdit algısı yaratarak ülke içinde iç sorunlarını kapatmak için kullanmaktadır. İran dış sorunlara karşı çok çabuk birleşebilen bir ülkedir ve bütünleştiği zaman iç sorunlar geride kalır. İran’a BM tarafından uygulanan yaptırımlar tekrar Amerikan karşıtı tavırların yükselişe geçmesine ve ülke bütünleşmeye gidilmesine sebep olmuş ve İran iç siyasetinde bir müddet daha sorunsuz bir dönem yaşamıştır. İran’ın fazladan nükleer enerjiye ihtiyacı yoktur. Fakat İran’ın sınır komşusu Pakistan ve çevre ülkeler Hindistan ve Rusya’nın da nükleer silahlara sahip olması da bir etkendir. İran’da Türk nüfusu da çok fazladır. Türkmenistan, Türkiye ve Azerbaycan komşularıdır. 3 Türk Cumhuriyeti ile sınır komşusu olan İran için bu durum biraz tehditkârdır.

Sonuç

Nükleer silahlanma günümüzde kullanılmaya elverişli olmadığı halde yapılmalarında başka amaçlar taşımaktadırlar. Ülkeler artık uluslararası arenada masaya otururken bunu siyasi bir koz olarak kullanmaktadırlar. Nükleer silah beraberinde o ülkeye siyasi gücü de getirmektedir. Ülkeler genel olarak farklı amaçlar için üretilmek istenmektedir. Ülkeler için nükleer silah sahibi olmak NPT ye uymamaları durumunda karşılaşacakları yaptırımlardan çok daha önemli bir konumda olabilmektedir.

 

Aslıhan Başer

Akdeniz Üniversitesi

Uluslararası ilişkiler Bölümü


[3] http://www.donusumkonagi.net/makale.asp?

id=3289&baslik=psikolojik_savasin_tehlikeli_cephanesi:_nukleer_silahlar&i=psikolojik_savas

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.