Rahimi’nin Irak Ziyareti ve İran’ın Irak’taki Etkisi

0
101

İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Muhammed Rıza Rahimi, 7-8 Temmuz 2011 tarihlerinde Irak’a kritik bir ziyaret gerçekleştirdi. Uluslararası kamuoyunda çok fazla yankı uyandırmasa da Irak’ta tartışmalara yol açtı. Özellikle ABD’nin Irak’tan çekilmesinin tartışıldığı günlere denk gelen bu ziyaret, İran’ın Irak’taki etkisini yeniden gündeme getirdi. ABD’li yetkililer tarafından yalanlansa da ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın Irak’ı ziyaret edeceği haberleriyle aynı dönemde ve Biden’ın ziyaretinden önce Rahimi’nin Irak’a gitmesi, ziyaretin önemini arttırdı. Zira Rahimi’den hemen bir hafta sonra ABD’nin yeni Savunma Bakanı Leon Panetta’nın sürpriz bir şekilde ilk yurt dışı ziyaretini Irak’a yapması dikkat çekti.

Iraklı yetkililerle bir araya gelen Rahimi’nin iki günlük ziyareti çerçevesinde Irak ile İran arasında  elektrik, ulaştırma, imar, petrol ve doğalgazın yanı sıra bilim ve teknoloji alanlarındaki işbirliğinin geliştirilmesi amacıyla 6 mutabakat anlaşması imzalandı. Rahimi ile birlikte 100’e yakın İranlı şirketin yetkilileri de görüşmelere iştirak ederek, Irak’a yapılabilecek yatırımlar konusunda bilgi aldı. Rahimi’nin ziyareti sırasında İran askerlerinin PJAK örgütü üyelerini öne sürerek, Irak’ın kuzeyini bombalaması tartışmalara yol açtı. Özellikle Rahimi ile Irak Başbakanı Nuri El-Maliki’nin görüşmesi sırasında Maliki’nin bu bombalamalarla ilgili herhangi bir açıklama yapmaması, Irak’taki çoğu siyasi grup tarafından eleştirildi. Ayrıca Rahimi’nin ziyaretinden hemen önce Irak’taki ABD’li yetkililerin, Irak’lı teröristlerin İran yapımı silahlar kullandıklarını iddia eden açıklamaları, siyasi grupların İran’a yönelik tepkileri yükseltti. Bu dönemde İran muhalif grubu olarak bilinen Halkın Mücahitleri Örgütü’nün Irak’taki kampının kapatılmasına ilişkin planların ortaya atılması da Rahimi’nin ziyaretinin önemini ortaya koyar niteliktedir.

Bilindiği gibi 1980’de Irak ile İran arasında 8 yıl süren sonuçsuz kanlı savaşın ardında, iki ülke arasındaki ilişkiler bozulmuştu. Ancak 2003’te ABD’nin Irak işgalinin ardından Irak’ta Şii kimliğinin yükselişe geçmesiyle beraber, Irak ile İran arasındaki ilişkiler yumuşamış ve gelişmeye başlamıştır. Hatta bu ilişki biçiminin bazen tek taraflı müdahaleye dönüştüğü ve İran’ın Irak’ın yönettiği iddiaları bile ortaya atılmıştır. Ancak bu konuda soyut algılamaların daha ötesine geçilmesi gerektiği düşünülmektedir. Bu açıdan İran ile Irak arasındaki ilişki biçiminin tanımlanmasında fayda vardır. Bugün İran’ın Irak’ta dört farklı yönde ilişki biçimi geliştirdiğini söylemek mümkündür. Öncelikle Irak’ın yüzde 60’ından fazlasının Şii olması ve Şiiliğin dini merciler tarafından yönlendirilmesi nedeniyle Iraklı Şiiler ve İran arasında din adamları yoluyla bir bağ oluştuğu söylenebilir. Şiiler için kutsallık derecesi yüksek olan dini mekanların çoğunun Irak’ta bulunması ve çok sayıda İranlı’nın bu mekanları ziyaret etmesi nedeniyle özellikle Irak’ın güneyindeki halkla İranlılar arasında yakın bir bağ kurulduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Diğer taraftan Irak’ta 2003’ten sonra kurulan hükümet içerisinde yer alan Şii yetkililer göz önüne alındığında, bu kişilerin birçoğunun Saddam Hüseyin döneminde İran’da sürgün hayatı yaşadığı akıllarda tutulmalıdır. Bugün Irak’ta siyaset yapan Irak İslam Yüksek Konseyi gibi önemli Şii siyasi gruplar İran’da kurulmuş ve yıllarca İran tarafından desteklenmiştir. Bu anlamda İran devleti ile Irak’lı siyasetçiler arasındaki ilişkilerin kuvvetli olduğu/olabileceği ifade edilebilir. Öte yandan 2003 sonrasında yıkılan Irak ekonomisi, İran’lı yatırımcılar için bir fırsat olmuş ve İran ile Irak arasında gelişen ticari ilişkiler, İran’ın Irak’taki etkisini arttıran bir faktör olarak ortaya çıkmıştır. İran’ın Irak Büyükelçisi Hasan Kazımi Kummi’nin yaptığı açıklamaya göre, İran ile Irak arasındaki ticaret hacmi 2010 yılı itibariyle 6 milyar dolarken, 2011 yılında 10 milyar dolara ulaşması beklenmektedir. Önümüzdeki beş yıl boyunca İran ile Irak arasındaki ticaret hacminin 20 milyar dolara çıkması hedeflenmektedir. Rahimi’nin ziyaretinden bir hafta önce İran ile Irak arasından 365 milyon dolar değerinde doğalgaz boru hattı anlaşması imzalanmıştır. Hatta İran ile Irak arasında Avrupa’ya enerji sevkiyatı konusunda görüşmeler yapılmaktadır. İran bugün itibariyle, Türkiye’den sonra Irak’ın en büyük ticaret ortağıdır. Bu faktörler İran’ın doğrudan Irak üzerindeki etkisi arttırırken, bazı faktörlerinde dolaylı etkileri olduğunu ifade etmek mümkündür. Özellikle Irak’taki ABD varlığının Irak’ta İran’ın etkisinin arttıran bir faktör olduğu düşünülmektedir. Zira Irak’ta ABD karşıtı olan birçok grup bölgenin güçlü ülkesi olan İran’la yakınlaşmıştır. İran da pragmatik davranarak, ABD ile yaşadığı sorunlarda avantaj sağlayabileceğini düşündüğü gruplara destek verdiği değerlendirilmektedir. Bu durumda İran’ın Sünni direnişçilere de yardım ettiği iddiaları anlam kazanmaktadır.

Sonuç olarak İran, Irak’ta her alanda kendini hissettirmektedir. Bu dönemden sonra İran’ın Irak üzerindeki etkisini arttırmaya gayret edeceği söylenebilir. ABD askerlerinin bu yılın sonu itibariyle çekilmeyeceği neredeyse kesinleşmiş gibi görünse de İran, Irak’ta ortaya çıkması muhtemel güç boşluğunu doldurmak isteyebilir. Bu açıdan özellikle 2007’den sonra Irak’la ilişkilerini geliştiren Türkiye’nin İran için potansiyel bir rakip olduğunu söylemek mantıklı bir yaklaşım olarak değerlendirilebilir. Diğer taraftan nükleer çalışmaları nedeniyle neredeyse uluslararası platformdan soyutlanan ve ambargo uygulanan İran’ın, Irak üzerinden bu ambargoyu kırmak istemesi muhtemeldir. Yani Irak’ın İran’ın zorunlu ticaret ortağı olmaya başladığı söylenebilir. Ayrıca Ortadoğu’daki halk isyanları da dikkate alındığında, özelikle Suriye’de yaşananlar da İran’ın Irak hamlesini çabuklaştırmış gibi görünmektedir. Ancak İran’ın Irak’ta etkinliğini arttırması, hem Irak’ın iç dengesini bozabilecekken hem de bölgesel dengeleri etkileyebilecek niteliktedir. Irak’ta yaratılan sistemin tek taraflı müdahalelere açık olmadığı, iç ve dış dinamiklerin birlikte değerlendirilmesi gerektiği düşünülmektedir.

 

Bilgay Duman

ORSAM Ortadoğu Uzmanı

 

Kaynak: ORSAM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.