Realizm ve İnsani Müdahale

0
518
Realizm ve İnsani Müdahale

GİRİŞ

Bir disiplin olarak Uluslararası İlişkilerin ortaya çıkış serüvenin başlangıç noktası olarak 1919 tarihine işaret edilmektedir. Neden 1919 diye sorduğumuz vakit insanlık tarihi adına 1914 yılında başlayan ve 1918 yılında sonlanan adına Birinci Dünya Savaşı olarak bilinen bir felakete tanıklı etti. Bu felaket sonrasında disiplininde geçmişten gelen kökleri ile entegreli olarak 1919 tarihinde gün yüzüne çıkmıştır. Bu tarihle birlikte disiplin içerinde Kurucu Tartışmalar olarak ifade edilen Realizm ve İdealizm isimli Uluslararası İlişkiler Teorileri içerinden Realizm hakkında bilgiler sunulmaya çalışılacaktır.

Bu manada “REALİZM VE İNSANİ MÜDAHALE” adlı çalışma  dört ana başlıktan oluşmaktadır: Birinci balıkta realizmin felsefi alt yapısı hakkında tarihsel bir bilgi sunulacaktır. Bu bölümün gelişmesinde duraklar olarak ifade edebileceğimiz bazı önemli kişilere ve kaleme almış oldukları çalışmalara yer verilecektir. İkinci başlıkta ise realizmin belirtmiş olduğu temel varsayımlar üzerine bilgilere yer verilecektir. Üçüncü başlıkta ise Realizmin temsilcileri olarak belirtilen kişiler üzerinden açıklamalar yapılmaya çalışılacaktır. Ve dördüncü yani son bölümde ise Realizmin İnsani Müdahaleye olan bakışı hakkında bilgiler sunulmaya çalışılacaktır.

Felsefi Alt Yapısı

Bir Uluslararası İlişkiler teorisi olarak ortaya çıkmış olan realizmin tarihsel ve felsefi alt yapısına baktığımız vakit bazı isimlerin ön plana çıktığını göre bilmekteyiz. Bunlar: Eski Yunan Tarihçi Thucydides, İtalyan Tarihçi ve Diplomat Niccolo Machiavelli ve İngiliz filozof  Thomas Hobbes.[1]

Realizmin kurucu babası olarak ifade edilen Thucydides M.Ö 470-400 dönemleri arasında yaşamıştır. Kaleme almış olduğu Peleponezya Savaşları çalışması realizmin ilk metni olarak kabul edilmektedir. Bu eserinde M.Ö. 431-404 yılları arasında Atina ile Sparta arasında  vuku bulmuş olan bir savaşı konu almıştır.[2] Thucydides bu savaşta M.Ö. 424 yılında Atinalı bir general olarak görev yapmaktaydı. Ancak savunmakla görevli olduğu şehri koruyamayınca yirmi yıllık bir sürgüne mahkum edilir. Thucydides‘e göre yaşanılan bu savaşın altında Atina’nın güçlenmesi ve Sparta’nın bundan dolayı duyduğu korku ve güvenlik kaygısı yatmaktadır. Ayrıca Thucydides’in bu çalışmasında günümüzde de alışık olduğumuz silahlanma yarışı, ittifak, caydırma, güç dengesi gibi kavramların da yer aldığı görebilmekteyiz.[3]

Niccolo Machiavelli 16.yüzyıl İtalyasında yaşamış olup 1512 yılında yıkılıncaya kadar Floransa Cumhuriyetinde bürokrat ve diplomat olarak görevler yapmıştır. Prens isimli eseri bulunmaktadır. Bu eserini dönemin Floransa yöneticisi olan Lorenzo di Meccini’ye atfen için kaleme almıştır.[4] Bu eserinde, kaç çeşit hükümdarlık vardır ve bunlar nasıl elde edilir, bir devletin nasıl yönetilmesi gerektiğinden, hükümdarlığın gücünün nasıl ölçülebileceğinden, kaç çeşit milis ve paralı asker birlikleri olduğundan, hükümdarın orduya ilişkin görevlerinden, hükümdarların övülmesi ve yerilmesine neden şeylerden,cömertlikten, cimrilikten, hükümdarın sözlerini tutup tutmamasından, hükümdarın iyi ün kazanması noktasında nasıl davranması gerektiğinden, hükümdarın sorumluluklarından, hükümdarın sahip olması gereken vasıflarından ve devletin varlığının devam ettirmesi ve sürdürmesi gayesinin tek olduğundan bahsetmektedir[5].

1588-1679 yılları arasında İngiltere’de yaşamış olan Thomas Hobbes soylu bir aileden gelmektedir. 1641 yılında ülkeyi terk ederek Fransa’ya gitmiş ve bir süre orada yaşamıştır. 1651 yılında İngiltere’ye geri dönmüştür. Thomas Hobbes’in bilinen en ünlü Leviathan’dır. Bu eseri siyaset alanındaki ilk genel teorisi olarak kabul edilmektedir. Devlete bir kutsiyet yüklemektedir. Devletin doğa durum döneminde  insanlar arasında yapılan bir sözleşme ile kurulduğundan bahsetmektedir. Bunun altında insanların kötü olması durumunun dizginlenmesi yatmaktadır.[6]

Temel Varsayımları [7]
  • İnsan doğası itibarıyla bencildir . İnsanların meydana getirmiş olduğu soyut kavramlar olduğu için de devletlerin de bencil olduğu ifade edilmiştir .
  • Devletler uluslararası sistemin temel ve en önemli aktörüdür.
  • Devlet egemen ve üniter bir birimdir .
  • Devlet rasyoneldir. Bir aktör olarak devlet daima kendi çıkarlarını korumak ve artırmak yönünde davrandığı için rasyoneldir.
  • Uluslararası sistem anarşiktir. Anarşiklik burada bir uluslararası hükümetin olmaması anlamına gelmektedir.
  • Devlet davranışlarını anlamak için güç anahtar bir kavramdır.
  • Uluslararası ilişkiler açısından belirleyici olan yüksek politikadır. Yüksek politika içerisinde güç ve güvenlik gibi konular vardır.
  • Ulusal çıkarlar doğrultusunda biçimlenen devletlerin politikaları hayatta kalma, güvenlik, güç gibi kavramlar perspektifinde ifade edilmektedir.
  • Moral unsurlarının siyaset dışı tutulması ve etikten arındırılmış bir siyaset anlayışı vardır.
Temsilcileri

Realizm temsilcilerinin kimler olduğuna baktığımız vakit karşımıza E.H.Carr, Reinhold Neibuhr, Hans J. Morgenthau, G.F Kennan, N. Spykman, H. Kissinger, Z. Brezezinski gibi isimler karşımıza çıkmaktadır. Bu saydığımız isimler içerisinde E.H.Carr, Reinhold Neibuhr, Hans J. Morgenthau  en önemli olanlarıdır[8].

Edward Hallet Carr , idealizme yöneltmiş olduğu ağır eleştirilerle klasik realizmin doğmasına zemin hazırlamıştır. Yirmi Yıl Krizleri:1919-1939 (The Twenty Years’ Crisis) isimli eseri bulunmaktadır. Bu eserini 1939 yılında Avrupa’da savaşın gölgesinde tamamlamıştır. Çalışmasında savaşın kişisel nedenleri üzerinde durmak yerine genel bir kritik üzerinden belirgin nedenleri üzerinde durmayı tercih etmiştir. Güç unsurunun önemi üzerinde durmuştur [9].

Hans J. Morgenthau  klasik realizmin kurucusu olarak sayılmaktadır. Uluslararası Politika isimli eseri bulunmaktadır. Bu eserinde realizmin altı ilkesinden bahsetmektedir [10] :

  • Siyasetin, kökleri insan doğasında bulunan objektif yasalarca yönetildiğine inanmaktadır.
  • Devlet adamlarının hareket noktalarının güç perspektifinde ulusal çıkar olduğunu belirtmektedir.
  • Güç eksenini tanımlayan ulusal çıkarın evrensel bir gerçeklik olduğundan bahsetmektedir. Zamana ,mekana, konuya veya duruma göre değişmez olduğunu belirtir.
  • Evrensel ahlaki ilkelerin bireyler için geçerli olsa bile devletlerin için geçerli değildir.
  • Bir devletin ahlaki değerlerinin evreni yöneten genel ahlaki ilkeler olmaz.
  • Siyasetin tıpkı hukuk ve ekonomi gibi otonom olarak ele alınması gerekir.
İnsani Müdahaleye Bakışı

Realistler açısından uluslararası politikanın temel değerleri barışın sağlanması düzenin sağlanması ve güç dengesidir. Dolayısıyla realistler için bir müdahalenin gerekçesi ancak güç dengesini sürdürmek ve düzeni sağlamak olmalıdır. İnsan faktörünü ön planda tutan olası bir askeri müdahaleyi “adalet” gibi etik bir kavramla normatif teorinin konusunu oluşturmaktadır. Realisteler devletin dış politikasının açıklanmasında etik veya normatif ilkelerle yapılmasına karşıdır. Dolayısıyla  bir devletin etik nedenlere dayalı müdahale eylemi de realist teorinin  reddettiği bir olgudur. Realist görüş açısından devlet sadece çıkarı için hareket eder ve bu açıdan insani amaçlı  yapılan  müdahale “alçak politikanın” gündemini oluşturmaktadır. İnsan faktörü devletin esas çıkarına  uygunsa, ya da devletin prestijini artırmak içinse böyle bir müdahale yapılabilir. Kısacası  müdahale, devletin çıkarı ile ilgili ise yapılabilir.[11]

İnsani müdahale karşıtı düşünce akımlarının başında realizm gelmektedir. Buna göre , insancıl olduğu iddia edilen nedenlerin arkasında ulusal çıkar bulunduğundan, insancıl müdahalenin yasalaşması bu hakkın istismar edilmesine yol açacaktır. Müdahale eden taraf insancıl gerekçeler kullanarak, insani müdahale doktrinin kuvvetlilerin zayıflara karşı kullanabilecekleri bir silah haline gelmesine neden olacaktır. Realistlere göre bu konudaki idealist söylem, devletlerin gerçek niyetlerini saklayan bir maskeden öteye gitmemektedir. İleri sürdükleri bir diğer görüş ise hayati nedenler olmadıkça devletlerin , askerlerinin hayatını tehlikeye atmayı veya ekonomik riskler almayı göze alamayacaklardır.

Olabilecek en iyi durum, müdahaleci devletin güvenliği ile insan haklarının korunmasının örtüşebileceği durumdur. Ulusal çıkar savının doğruluğuna delil olarak, realistler insancıl müdahalenin seçici bir biçimde uygulanmasını işaret etmektedir. Seçiciliğin temelinde etik ve ulusal çıkar ayrışması vardır.[12] Ve son olarak Yabancıları kurtarmak için devletlerin askeri veya sivil personellerinin yaşamlarını riske atmaması gerektiği görüşü öne çıkmaktadır.[13]

Sonuç

Bir disiplin olarak Uluslararası İlişkiler disiplini içerindeki Teorilerden birisi olan Realizmin geçmişine baktığımıza vakit Thucydides, Niccolo Machiavelli ve  Thomas Hobbes’in bilinen en ünlü Leviathan’dır. Bu eseri siyaset alanındaki ilk genel teorisi olarak kabul edilmektedir. Devlete bir kutsiyet yüklemektedir. Devletin doğa durum döneminde  insanlar arasında yapılan bir sözleşme ile kurulduğundan bahsetmektedir. Bunun altında insanların kötü olması durumunun dizginlenmesi yatmaktadır.

İnsanlar üzerinden yapmış olduğu değerlendirmenin devletler içinde geçerli olduğuna değinilmiştir. Rasyonel bir yapı olan devletin uluslararası sistemin temel ve en önemli aktörü olmasının yanında egemen ve üniter olduğuna işret etmekteyiz. Öyle ki anarşik olan Uluslararası sitem de gücün devletlerin davranışlarını belirleyen bir kavram olmasının yanında önemine vurgu yaptıkları yüksek politika için önemli konudur. Devletlerin politikaları ise çıkarları ekseninde hayatta kalma, güvenliklerini sağlama ve güç elde etmek sonucuna ulaşılmaktadır.

Realizm teorinin ortaya çıkmasında sonra yani 1919 yılından sonra  E.H.Carr , Reinhold Neibuhr , Hans J. Morgenthau , G.F Kennan , N. Spykman , H. Kissinger , Z. Brezezinski gibi isimler resmedilmiştir. Bu saydığımız isimler içerisinde E.H.Carr , Reinhold Neibuhr  ve Hans J. Morgenthau  bu sayılan kişiler arasından daha önemli olduğu vurgusuna ulaşılmıştır. Edward Hallet Carr ‘ın güç unsurunun önemine vurgu yaptığı görülmektedir. Hans J. Morgenthau   ise Siyaset, Devlet adamlar, gücün zamana, mekana, konuya veya duruma göre değişmeyeceği, Evrensel Ahlaki İlkelerin geçerliliği devletler için olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Realizm, insani müdahale karşıtı bir görüş takınmaktadır. Bunun altında ise ulusal çıkar yatmaktadır. Öyle ki insani müdahale zayıf devletlere karşı bir silaha dönüşebileceği sonucuna ulaşılmıştır. Devamında ise devletler hayati gerekçeler olmadığı müddetçe devletlerin askerilerinin hayatını tehlikeye atmaması gerektiğine işaret edilmektedir. Bunun altındaki gerekçe ise ekonomi olmuştur. İnsani müdahalenin uygulanması noktasında ise seçiciliğin olması gerektiğine sonucuna varılmıştır.

SERDAR ÇUKUR

ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ

ULUSLARARASI İLİŞKİLER A.B.D ( MASTER )

Editör: Aslınaz İLHAN

KAYNAKÇA:

  1.  Ali Balcı , Tuncay Kardaş , Realizm , Editörler:Şaban Kardaş ,Ali Balcı , ULUSLARARASI İLİŞKİLERE GİRİŞ :TARİH ,TEORİ , KAVRAM VE KONULAR (İstanbul : Küre Yayınları,2014), s.86.
  2. Joseph S.Nye , David A.Welch , Küresl Çatışmayı ve İşbirliğini Anlamak :Kurama ve Tarihe Giriş ( Çeviren : Renan Akman , İstanbul : Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları ,2013) , s.23.
  3. Tayyar Arı ,Uluslararası İlişkiler Teorileri : Çatışma, Hegemonya , İşbirliği( Bursa : MKM YAYINCILIK ,2013), ss . 144-145.
  4. Tayyar Arı , 2013, ss. 146-147.
  5. Niccolo  Machiavelli ,Hükümdar(çeviren : H.Kemal Karabulut ,İstanbul : Sosyal Yayınları ,1998)
  6.  Tayyar Arı , 2013, ss.147-149.
  7. Tayyar Arı ,2013, ss.159-208.
  8. Ali Balcı , Tuncay Kardaş , 2014, s.89.
  9. Tayyar Arı, 2013,s. 151.
  10. Ali Balcı , Tuncay Kardaş , 2014, s.89.
  11. Gökhan ÇAPAR, “NATO’nun Kosova’ya Müdahalesinin Birleşmiş Milletler Kurucu Andlaşması Açısından Analizi” , Yüksek Lisans Tezi, Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü  ,2006, ss. 90-92.
  12.  Füsun TÜRKMEN, “İnsan Haklarının Yeni Boyutu: İnsancıl Müdahale “ , 1. Baskı , İstanbul : Okumuş Adam Yayıncılık ,2006 ,s .38-39.
  13. Füsun TÜRKMEN , 2006, s.38-39.

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here