Romanya’da Üç Başlı Kriz -Polis Şiddeti, Siyasal Bağışıklık, Çevresel Mücadele-

0
78

Bükreş’te devlet binasının önünde protestolara sahne olan Rosia Montana altın madeni işletmelerine yürürlük izni verebilecek Romanya maden yasa tasarısı parlemento tarafından reddedildi.

Küçük bir dağ kasabası olan Rosia Montana aylardır yerel ve uluslararası gösterilere neden olan siyanür bazlı altın arama önergesi ile hareketli günler geçiriyordu. Reddedilen yasa tasarısı altın madeni için birçok firmanın katılımıyla kurulan Romanya Altın Madeni Kooperatifi’nin (Kanada Gabriel Resources şirketinin Romanya’daki yan kuruluşu) halkı ikna etme çalışmalarında başarısız olmasının ardından resmi hükümet kurumlarınca hazırlanmıştı. Buna karşılık halkın doğal tepkisi gecikmedi ve binlerce Romanyalı bir araya gelerek hükümetin yozlaştığı ve kendilerini artık temsil etmekten uzak olduğunu protestolarda dile getirdiler. Aylardır süren protestoların sonucunda yasa tasarısının reddedilmesi birçok analizde göstericilerin zaferi olarak kamuoyuna duyuruldu.

Geçtiğimiz Perşembe, aynı zamanda bir başka çokça tartışılan yasa tasarısının oylanması nedeniyle Kara Perşembe olarak adlandırıldı. Hükümet bir yanda yeni maden yasasını parlementodan geçirmeye çalışırken aynı zamanda ülkenin ceza kanununda birçok değişiklik öngören siyasal bağışıklık paketini de oylamaya sundu. Paketin içeriğinde siyasal sınıfa (Başbakan, meclis üyeleri, belediye başkanları ve hukukçular) yolsuzluk davalarında bağışıklık hakkı veren kamu görevlisi statüsünün de yer alması ulusal ve uluslararası çevrelerde ciddi endişelere yol açtı. Kamuoyunda bağışıklığın yolsuzluk suçlamalarını, görevi kötüye kullanmayı ve hatta rüşveti (ki en çok büyük uluslararası enerji sanayisi şirketlerinden gelebilecek rüşveti) de kapsayacak şekilde düzenlenmesi büyük tepki yarattı.

Rosia Montana maden projesi ile ya da uluslararası enerji devi Chevron’un Romanya’nın batısındaki Pungeşti adlı kasabada kaya gazı çıkarma projesi ile bu siyasal bağışıklık düzenlemesi arasında gözle görülür bir bağlantı bulunmasa da Romanya Altın Madeni Kooperatifi hakkında kara para aklama ve yolsuzluk suçlaması nedeniyle başlatılan araştırmalar, bu iki olay arasında bir bağlantı olabileceği endişelerini yaratıyor.

Tüm ülkede, Avrupa Birliği ve yurtdışında sürmekte olan analizler gösteriyor ki Romanya hakkında endişe duyulacak bir başka önemli gelişme de devletin polis gücünü daha şiddetli bir şekilde kendi insanlarına karşı kullanmaya başlaması oldu. Polis şiddetinin en gözle görülür biçimde uygulandığı merkezlerin başında Pungeşti geliyor.

Romanya geçtiğimiz sonbaharda siyasal ve ekonomik memnuniyetsizlik gibi faktörlerin neden olarak öne sürüldüğü protestolarda on binlerce insanın sokaklara dökülmesi ve çevresel sebeplerle ülkenin geleceği ve kendi gelecekleri için gösteriler düzenlenmesine şahit oldu. Medyanın gösterilericilere karşı kamuoyunda protestoların illegal olduğu algısı yaratmak üzere hazırladığı yayınlar ve meselenin yalnızca altın madeni olmadığı gibi söylemler nedeniyle Romanya’da yaşanan olayların Gezi Parkı direnişi ile ortak yanları sıkça karşılaştırılır oldu.

Halk, siyanür bazlı altın madeni işletmelerine, doğanın ve yaşam alanlarının tahrip edilmesine, kaya gazı projelerine, sömürülmeye ve yeni tür sömürgeciliğe, devlet ve medyanın yozlaşmasına karşı sokakları doldurdu ve eylemlerin genel ismi olarak #unitisalvam hashtag’ini kullanmaya başladılar. (Uniti salvam Türkçe’ye “Birleştik ve Kazanıyoruz” olarak çevrilebilir.)

Ülkede yapılan araştırmalarda siyasal alanda en büyük korkunun 1989’da Komünist diktatör Ceausescu’nun indirilmesinin ardından yeni bir diktatörün ortaya çıkması olduğu ve vatandaşların en çok serbest pazar kapitalizmi gibi eski finans oligarşilerinin Romanya’nın geleceği hakkında söz sahibi olmalarından endişe duydukları ortaya çıkıyor.

Erdem Selvin

TUİÇ-BALKAM

Kaynakça: (TUİÇ Akademi, The Huffington Post, Eurobserver.com)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.