Rus Jeopolitiği Avrasyacı Yaklaşım

0
96

Rus Jeopolitiğin Avrasyacı Yaklaşım Kitap Değerlendirmesi

ÖZET
İnceleme için seçtiğimiz `Rus Jeopolitiği-Avrasyacı yaklaşım` kıtabı Rus tarihini daha çok jeopolitik düzleme taşıyarak analiz etmeyi amaclayan bir kitaptır. Jeopolitik kavramları dikkate alarak konum olarak Avrasya `Heartland`ı olarak bilinen Rusya Soğuk Savaş sonrası hangi değişimlere uğramış, hangi düzeyde değişmiştir sorusunu temel olarak bu kitapda anlamamız mümkündür.

   Rusya jeopolitiğini anlamak için belki temel eserlerden biri olarak karşımıza çıkar ve işin aslı  yönü ise kitabın bir ünlü Rus stratejisti ve Jeopolitik uzmanı Aleksandr Dugin tarafından yazılmış olmasıdır.

Yapmış olduğumuz bu çalışma Kitabın ana hattlarını göz önünde bulundurarak yazılmış bir değerlendirme niteliğini taşımaktadır.

JEOPOLİTİK

 Jeopolitik: Coğrafya ve Siyasal coğrafyadan doğmuş olan ve günümüz dünyasında Uluslararası ilişkiler ile bağımlı olan bilim dalından biridir. Jeopolitik kavramı için farklı yazarlar farklı tanımlamalar yapmıştır. Fakat her ne kadar tanımlama farklı olsada, kavram için ortak bir haraket noktası vardır. İlk önce kavramın geniş izahı için farklı kaynaklardan tanımlamalara bakarak ortak noktanı bulmakta yarar vardır. Ilk olarak baktığımız `Faruk Sönmezoğlu Uluslarası Politika ve Dış politika analizi` kitapında Jeopolitik`le ilgili bir kaç noktadan incelemeğe değinirsek, Siyasal coğrafya ve Jeopolitik kavramı sıklıkla bir birinin yerine geçsede, bu kavramlar arasında ayrım yapmak mümkündür

     Siyasi coğrafya siyasal topluluklar ve bunlar arasında var olan ilişkileri inceler, fakat jeopolitik bu özelliklerin devletlerin dış politikalarını belirlenmesindeki etkilerini ele almakta ve incelemektedir. Başka bir ifade ile anlatmak gerekirse, siyasi coğrafya çok daha geniş bir düzeyde siyaset-coğrafya ilişkisini ele alırken, jeopolitik ise, bu ilişkini aynı şekilde fakat daha çok devletler düzeyinde ele almaktadır.

    Siyaset açısından günümüzde jeopolitik bilim dalı ve jeopolitik alanlar çok önemlidir. Bir orman, meşe, coğrafi açıdan `tarafsızdır` denile bilir. Fakat jeostratejik açıdan aynı şeyi söylemek mümkün değildir. Buna örnek olarak ormanda yaşama alışmış olan toplumların askerleri ile bu özelliklere sahip olmayan bir toplumun askerleri ile ormanlık arasında girişilecek askeri mücadeleler de,  coğrafya jeostratejik açıdan önemli bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır.

Başka bir tanımlama – Jeopolitik bilim dalının devletlere sağladığı coğrafi avantajları ve dezavantajları şeklinde tanımlanmıştır. K. Haushofer jeopolitiği içinde yaşadığı coğrafi bölgenin ve tarihi gelişmelerin etkisi altında değişen siyasal hayat şekli olan devletin, üzerinde yaşadığı yer ile ilişkisi olarak tanımlar.

Jeopolitik bilim dalının tarihine baktığımız zaman karşımıza bu bilim dalında önemli yer tutan iki ana okul çıkmaktadır. 1) Alman okulu  2) Anglo-Amerikan okulu

Aleksandr Dugin- Kitabında yazdığı gibi jeopolitik aslında temel deniz ve kara hakimiyetinin temel dualizmine dayanır.  Baktığımız zaman ünlü jeopolitik düşünürlerin çalışmalarında bu dualizmi görmemiz mümkündür. Fakat bazı jeopolitik düşünürleri Deniz hakimiyetinin Kara hakimiyetinden daha üstün olduğu düşüncesinde olduğunu söyleye biliriz  Özellikle Amiral Alfred Thayer Mahan kendi çalışmasında,  İngiltere ve Amerika Birleşik devletlerinin sahip olduğu Okyanus çıkışları ile Rusya ve Almanya gibi kara devletine kıyasla daha çok avantaj sağladığını söylemiştir. Deniz ve kara ile ilgiyi fikir yürütmezsek jeopolitik kavramdan bahsetmemiz anlamsızlaşmaktadır.

 Jeopolitik zaman zaman sadece devletin teritoriyle ilişkisini inceleyen bir kavramdır, ve buna benzer tanımlamalar karşımıza çıksa da, temel olarak bu düşünce yeterli olmamaktadır. Çünkü jeopolitik yöntem sadece devletler tarihinde değil, medeniyetsel, kültürel, dini ve iktisadi kuralların uygunluklarını sistematize edilmesinde kullanılmıştır. Biz bugün günümüzde “Ortadoksluğun jeopolitiği” “İslamın jeopolitiği” “sosyalizmin jeopolitiği, “demokrasinin jeopolitiği” gibi geniş çaplı kavramları jeopolitik düzlemle bağımlı bir şekilde kullana biliriz.  Kitapta jeopolitik tanımlaması çeşitli farklılık yaratmaktadır. Fakat genellemelerden uzak bir tanım yapmak gerekirse Dugin, Jeopolitik, insanlığı mekan faktörüyle karşılıklı ilişki içerinde inceleyen bir bilim dalıdır kavramını daha uygun bulmuştur.

 HEARTLAND

Rus Jeopolitiği Avrasyacı Yaklaşım

Heartland Jeopolitik bilim dalının en önemli kavramlarından birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Anlam olarak kıtanın `Merkezi karası anlamına gelmektedir.  Stratejik açıdan Rusya günümüzde Avrasya kıtasının Merkezi Karası olan bir devlettir. Rusya bu jeopolitik gücünü önemli bir şekilde, Sibirya’nın fethi ve entegrasyonundan sonra başara bilmiştir.  Merkezi kara devleti konumunda bulunan devlet kendi coğrafi ve kültür anlamında diğer coğrafyalardan esinlenmesi oldukça doğal bir durumdur. Fakat bu tanımı Rusya için söylersek bu yanlış anlaşımlara yol açabilir. Rusya- aslında Doğu ve Batı eğilimlerinden faydalanmışsa bile, bunu kendi sosyal hayatında inşa etmeyen devlettir.

Rusya  Batı ve ya Doğu devleti değildir. Aslında Rusya kendine özgü bir yol çizerek kendi yönünü belirleyen bir devlet inşa etmiştir.  Bunun çok geniş çaplı örnekleri bulunmaktadır.  İster çarlık Rusyası, isterse de daha sonra Bolşevik devrimi sonunda kurulan SSCB kendi kimliksel, kültürel farklılığı ile Batı`lı ve Doğulu bir devlet olarak nitelendirilmemektedir. Fakat Dugin`in belirttiği gibi salt jeopolitik düzlemde konunu ele aldığımız zaman bugün dünyada Rusya karşısında tekçe Rimlandlar değil tam karşıda ve muhalif durumunda bulunan Atlantikçi Amerika bulunmaktadır. Bunun için Avrasya devletleri ile muhtemel bir birlik oluşturmak mümkünse bile, ilk yapılmalı şey kıyısal alanların müttefik olmaktan geçer. (Rimland)

 Kitapta göze çarpacak derecede önemli konulardan biri `İmparatorluğun toparlanması` konusudur. Rusya Avrasya temelinde Heartland`ı koruyacak bir şekilde yeniden bir imparatorluk kurmayı düşünse bile, günümüzde bunun zorlukları ile muhtemelen karşı karşıya kalacaktır. Her ne kadar bazı yazarlar tarafından eleştirilere maruz kalsa da , `Sosyalizm`Doğu bloku, SSCB, Varşova Paktı gibi düzenlemeler muhtemel kurulacak imparatorluk için olumlu ve avantajlı faktörler idi. Aslında iki kutuplu sistem tüm muhtemel Avrasya birliği için temel olumlu faktör idi. SSCB’nin dağılması bu yönde ortaya çıkan belki temel dezavantajlardan biri olmuştur.

Rusya Avrasya’da egemen güç olması için kurması Avrasya Stratejik Blok’u

Rus Jeopolitiği Avrasyacı Yaklaşım

 Aleksandr Dugin`in düşüncesine göre Rusya yeniden Avrasya’da egemen güc olmak için tekçe eski Doğu Avrupa ülkeleri ile ilişkileri değil, daha önemlisi Atlantikçi blokun Himayesinden çıkmaya çalışan Fransız-Alman ve Kıtasal Doğu ( Hindistan,İran,Japonya) devletlerinin Avrasya stratejik blokuna dahil edilmesidir. Fakat günümüzde reel durumu göz önünde bulundurarak söylemek mümkündür ki, bu sadece bir hayal ürünü gibi görünmektedir. Heartland bir kavram olarak egemenlik konusunda ne kadar önemli olsa da, Kıtasal bölge( Rimland) bir o kadar önem taşımaktadır.

Dugin-e göre imparatorluk toparlanmazsa ne olabilir ?

Rus Jeopolitiği Avrasyacı Yaklaşım

Burada yazar çeşitli varsayımlar ileri sürmektedir. Harita şeklinde yazmak daha iyi anlatımlı olacağından, varsayımları haritada uygulamakta yarar vardır.

  • Ya Çin küzey doğu ve kazakistan doğrusunda harakete geçerek Sibiryaya doğru irelliyecek.
  • Ya Merkezi Avrupa Rusya’nın Batı topraklarına doğru hareket edecek.
  • İslam bloku Orta Asya Volga Ural boylarını, Güney Rusya’dan bazı toprakları entegre etmeye çalışacak.

Bu yaklaşımlar sadece muhtemel ola bilecek varsayımlardır. Günümüzde bu yayılmacı hareketleri yapmak tabi ki reel durumla uyuşmayan bir durumdur.

 Sağlam ve doğru analiz ancak duygusal olan düşünceleri bir kenara atarak oluşmasını ilk sayfalarda belirtmiştik. Dugin- her ne kadar Rusya içinden çıkmış olan bir Jeopolitik uzmanı ve stratejist olsa da, kitapta aslında Rusya isimli bir devletin olmadığı düşüncesini savunmuştur. SSCB yıkılışı, tekçe siyasal sistemi değil siyasal sistem yanında aynı zamanda kültürel sistemi, idari sistemler`de olan yıkımları da beraberinde getirmiştir. Günümüzde Rusya devleti`nin siyasal öznesi belli olmamıştır. Bazılarına göre devlet sadece Rusya Federasyonu, bazılarına göre SSCB’nin mirasçısı, bazılarına göre Ulus devlet, ve etnikler arası bir federasyon olarak bilinmektedir. Fakat günümüz RF aslında yazara göre bir Rus devleti değildir.

Kitapta genel çerçeve olarak şu sonuç vardır “ Rusya Federasyonu asıl devletçiliğin ciddi alametlerine sahip olmayıp fili egemenliğin sembollerinden mahrumdur. İstikrarlı ve belirlenmiş  jeopolitik birimler olmaktan ziyade Teritoryal süreç”in uzantısıdır”

Avrasya İmparatorluğunun temel eksenleri

Kurulacak olan yeni imparatorluk için önemli olan temel eksenler, yani kıtasal alanlar ile müttefik ilişkileri, yapılması gereken gereksinimlerden biridir. Burada temel olan 3 Rimland bölge ekseninden söz etmekte yarar vardır.

  • Moskva Berlin ekseni; Orta Avrupa Atlantikçi Amerika`ya kıyasla daha çok karasal topraklara sahip olan bölgeleri kapsamaktadır. Bu bölgenin jeopolitik başkenti Berlin olarak bilinir. Orta Avrupa`nın jeopolitik önemi Soğuk Savaş sırasında jeopolitik Başkentin bölünmesinde anlaşıla bilir hale gelmiştir. Jeopolitik açıdan bu temel eksen oluşturulduktan sonra muhtemel Avrasya birliğinden söz ede biliriz. Amma Avrasya birliğinden önce burada temel yapılması şey, Avrupa devletlerinin ilk önce jeopolitik merkez konumda bulunan Almanya etrafında birleşmesidir. Fakat burada yine önemli bir nokta şudur. Bu birleşme geçmişte yapılmış olan Almanya’nın etnik üstünlük kazanmasına yol açmamalıdır. Hitler’in yaptığı temel hatada bu idi. Avrupa’yı Avrupa yapmak için çapalamak yerine Almanlaştırmak istiyordu.
  • Moskova Tokyo ekseni; Yeni imparatorluk Batı eksenin`de her ne kadar önemlidirse, bir o kadarda doğu ekseninde stratejik müttefikler bulmakla yükümlüdür. Moskova-Tokyo ekseni doğu toprakları ile bir başa ilişkilidir. Şüphesiz ki Tokyo, Doğu`da bir kilit konumda bulunan bir devlettir. Burada önemli Müttefiklerden ilki Hindistan olarak bilinir. Hindistan Bağlantısızlar hareketine liderlik etmiş devlettir. Soğuk savaş döneminde, SSCB ve Hindistan arasında sıcak ilişki kurma çabaları pek çok zaman başarılı olmamıştır. Hindistan her ne kadar önemli müttefik olsa da, daha önemli devlet Çin olacaktır.
  • Moskova Tehran ekseni – Avrasya imparatorluğunun Batı, Doğu gibi aynı zamanda Güney kısmı da Anti-Atlantikçi bir perspektifte olmalı ancak böyle durumda bir imparatorluktan söz etme şansımız ola bilir. Bu bölgeler temelde İslam coğrafyası olarak bilinir Magrib bölgeler, Ortadoğu bölgeleri ve İran bu strateji müttefik ilişkilerinin en önemli ülkeleridir.

Sonuç

 Bir jeopolitik uzmanı olan Aleksandr Dugin`e göre 21.yy Rusya’nın `Avrasya Projesi` büyük Avrasya alanının, Avrasya devletler`inin birleşmeleri sonucunda olmaktadır ve temel birlik ancak bunda mümkün olacaktır. Bu stratejik birlik Merkez kara ve tüm Kıyısal devletleri kapsayarak büyük alanı oluşturacak ve Atlantikçilik karşısında Yeni imparatorluk olacaktır. Fakat günümüzde bu ihtimalden konuşmak bir kadar inandırıcı değildir. Çünkü Atlantikçi dünyada, SSCB-de olduğu gibi günümüz dünyasında da, Kıyısal devletler Atlantikçi Amerika ile sıkı müttefik ilişkisindedir. Rusya Jeopolitik egemenliği, Dugin`in söylediği gibi, Bağımsız kıtada Bağımsız devlet ve egemen jeopolitik güç olmak için yeni imparatorluğun olması temel şarttır.

Novruz Mehdiyev

Uluslararası ilişkiler bölümü – 4. Sınıf

 

CEVAP VER