Sivil Kadın: Türkiye’de Kadın ve Sivil Toplum

0
212

Çaha Ömer, Sivil Kadın: Türkiye’de Kadın ve Sivil Toplum (Ankara: Savaş Yayınevi, 2017)

Çaha Ömer,  Women and Civil Society in Turkey: Women’s Movements in a Muslim Society (Farnham: Ashgate Publishing, 2013)

Ömer Çaha’nın “Sivil Kadın: Türkiye’de Kadın ve Sivil Toplum” kitabı, ilk olarak 1996 senesinde yayınlanmıştır. Bu ilk basımın ardından, doktora tezinin konu içeriğine ek olarak günümüze dek meydana gelen olaylar ve gelişmeler çerçevesinde güncellemesi yapılarak kitap 2010 senesinde tekrar yayınlanmıştır. 2010 senesinde basımı yapılan kitabın aynı zamanda “Women and Civil Society in Turkey: Women’s Movements in a Muslim Society” başlığı ile İngilizce olarak düzenlenmesi yapılmış ve pek çok uluslararası dergide analizi yapılmıştır. İki kitap da Osmanlı dönemi kadın hareketlerinden başlayarak günümüze kadar sivil alanda meydana gelen değişimleri ele almakta ve okuyucular için Türkiye’de sivil toplum ve demokrasinin yapılandırılması sürecini anlamada kadın hareketlerinin önemini vurgulamaktadır. Türkçe olan kitap toplam on bölümden oluşmaktadır. İngilizce olan kitap ise yedi bölümden oluşmaktadır. Bu yazıda Çaha’nın Türkiye’de sivil kadın ve kadın hareketleri üzerine yazdığı iki kitabı üzerinden ortak bir kitap analizi yapılması amaçlanmıştır.

İlk olarak; yazar kitaplarında sivil toplum tartışmalarını ve onların feminist eleştirilerini sunmuştur. Antik filozoflarla başlayarak devamında Hobbes, Rousseau, Hegel ve Marx ile anlatımını sürdürmüştür. Yazar ayrıca kamusal ve özel alanlarla ilgili fikirlerini aktarmış ve mevcut teorilerin bakış açılarına göre kadınları nasıl dışladığını, hatta aşağıladığını göstermiş; feminizmin üç dalgasının sivil toplumla ilgili temel teorileri ve tabii ki feminist eleştirileri geliştirdiğine değinmiştir.

Ardından Türkiye’de kadın hareketinin tarihsel sürecine odaklanarak, öncelikle Osmanlı döneminde kadın hareketlerine ve bunların batıdaki ilk dalga feminist hareketlerden nasıl etkilendiğinden söz etmiştir. Çaha, 19. yüzyıldan itibaren Osmanlı Devleti’nin modernleşme süreci ile birlikte kadın konusunun daha sıklıkla gündeme geldiğini belirtmiş, kadınların o dönemde çıkardığı dergileri incelemiş, İslam’ın toplumu nasıl ikiye böldüğünden ve kadın-erkek ayrımını artırdığından bahsetmiştir. Kitapta İkinci Meşrutiyet Dönemi’nde Osmanlı kadın hareketinin niteliğindeki değişimin ve örgütlenmeye başlamalarını; kadınların vatandaş olarak eğitim alma, çalışabilme, özel alanda haklar gibi temel haklarını talep ettiklerini de ekleyerek bunun yerli feminizmin doğuşu olarak nitelendirilebileceğinin altı çizilmektedir. Devamında Çaha, Cumhuriyet Dönemine ve o dönemde kadının özgürleşmesinin nasıl gerçekleştiğine odaklanmaktadır. Osmanlı döneminde gelişmeye başlayan kadın hareketi Cumhuriyet döneminde Atatürk’ün kadınları ülkenin kalkınmasında önemli bir konuma koymasının sonucu olarak daha radikal bir boyut kazanmıştır. Kadın haklarına ilişkin Cumhuriyet reformları sayesinde kadınlar özel ve kamusal alanlarda yer kazanmışlardır.

1980 ve sonrasındaki dönem ile ilgili; o dönemde Türkiye’de sivil toplum kavramının içeriği geçmiş senelere kıyasla büyük oranda değişimlere sahne olmuştur. Yazar’ın daha önceki dönemlerde “yerli feminizm” olarak nitelendirdiği kadın hareketi bu dönemde “sivil feminizm” olarak nitelendirilmiştir ve yazar feminizm hareketinin bu dönemde Türkiye’de gelişim sürecinin dört aşamada (gizil hazırlık, uyanış, meşruluk arayışı, bir harekete dönüşme) gerçekleştiğini belirtmiştir. Yazar ‘kardeş’ kavramının inşasından sonra 1980’lerde Türkiye’deki kadın hareketinde sivil toplumun rolüne de vurgu yapmıştır. Çaha, kitaplarında hem sokak feminizmine yer vermiş hem de kadın medya üretiminin yaygın olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Bu gelişmelerin bazılarına o dönemdeki sol kesim ve İslami kesim tarafından tepki gösterilmiştir. 1980’li yıllardan itibaren sokak hareketleri başta olmak üzere meşruiyetini arttırmaya çalışan feminizm akımı, 1990’lı yıllarda üçüncü dalga hareketi ile yeni sürecine girmiştir çünkü Türkiye’de üçüncü dalga feminizmin ortaya çıkmasıyla birlikte kadınlar artık cinsellikleri, etnik kökenleri, ülkenin siyasi durumu gibi yeni konularla ilgilenmeye başlamıştır.

İslami kadın hareketi ve Kürt kadın hareketine dair; yazar öncelikle kamusal alanlarda başörtüsü yasağına tepki olarak Türkiye’de İslami kadın hareketinin nasıl ortaya çıktığını anlatmıştır ve İslami kadın hareketinin hem medyada hem de siyasette nasıl var olduğuna dair geniş bir analiz vermiştir. Yazarın öne sürdüğü önemli iddialardan biri İslamcı kadınların kimliklerini dindar, cinsiyet aktivisti veya kadın yanlısı olarak inşa ettikleri; böylece faaliyetlerinin ve hareketlerine katkılarının bu kimlikler etrafında dönmesidir. Türkiye’de İslami kesimin İslami feminizme mesafeli olduğunu ifade eden yazar, bunun sebebinin feminizmin sınırsız cinsel özgürlük, erkek düşmanlığı ve aileye saldırı vb. algılar ile eş görülmesi olduğunu vurgulamaktadır. Kürt kadın hareketine dair ise kadınların hareketlerini ve ürünlerini örgütler ve dergiler olarak özetlemiştir. Yazar, Kürt kadın hareketinin niteliği itibariyle üçüncü dalga kadın hareketi içinde değerlendirilebileceğini ifade etmektedir ve hem sivil haklara hem de kadın haklarına karşı bir mücadele olması açısından Kürt kadın hareketinin siyah kadın hareketiyle benzerlikler gösterdiğini öne sürmektedir.

Son olarak; yazar Türkiye’de kadın hareketi ve sivil toplum üzerine değerlendirmeler yapmaktadır. Batı’da kadın hareketinin başlangıcı ile Türkiye’de başlangıcını karşılaştıran yazar, Batı ülkelerinde çeşitli sosyal gruplar tarafından yürütülen sürecin Türkiye’de devlet aracılığı ile geliştiğini ifade eder. 1980 sonrasında feminist hareket ile birlikte İslami kesim ve etnik hareketler çerçevesinde kadınlar da hareketin güçlenmesinin önünü açmışlardır. Kadın hareketi ile sivil toplumun bir ilişki içinde olduğu ve her ikisinin de birbirine katkıda bulunduğu sonucuna varır.

Ömer Çaha, Türkiye’deki kadın hareketinin geniş bir analizini ve sivil toplumun gelişmesine nasıl yardımcı olduğunu anlattığı kitaplarında İslami kadın hareketi ve Kürt kadın hareketi de dâhil olmak üzere Türkiye’deki hemen hemen tüm feminist hareketlerin net ve geniş bir açıklamasını vermiştir. Ancak Çaha, Ermeni kadınları ve LGBT+ kadınları çalışmasına dâhil etmeyerek kadın hareketinde bazı önemli noktaları dışarıda bırakmıştır. Çaha’ya kitabın içeriğiyle ilgili üç temel eleştiri yöneltilebilir. Her şeyden önce kitap, Türkiye’deki Ermeni kadınların diğer etnik kökenler kadar mücadele ettiğine işaret etmiyor ki Ermeni kadın hareketinin dergi çalışmaları da olmuştur. Örneğin Hayganuş Mark, Ermeni kadın hareketinin medya üretiminde önemli bir figürdür ve Osmanlı döneminde Ermeni kadın dergisi Hay Gin’i yayınlamıştır. Ayrıca Türkiye’de Ermeni Kadın Platformu gibi Ermeni kadınların kurdukları bazı kuruluşlar da vardır. İkincisi, LGBT+ topluluğunun üyesi olan kadınlar kitaba dâhil edilmemiştir. Son eleştiri, kadınların çevrimiçi platformlardaki aktivizminin ve kadın kuruluşlarının artık çevrimiçi platformları halka ulaşmak için bir araç olarak kullandıklarından kitapta bahsedilmemektedir. Bu durum kitabın son halinin 2010 senesinde güncellenmesinden de kaynaklanabilir olsa da çevrimiçi platformların kadın hareketi ve sivil toplumdaki etkinliği, güncel gelişmelerle ilgili iyi bir içerik olabilir.

 

ECENUR GÜVENDİK

Sivil Toplum Okumaları Stajyeri

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.