Suriye Bosnalaşır mı? (Bosna’da Olanlara Bakıp Suriye’de Olabilecekleri veya Olamayacakları Görebilmek)

0
95

Balkanlar coğrafyasının eski Yugoslavyası’nda Mayıs 1992-Aralık 1995 tarihleri arasında yaşananlar ile o tarihlerde diplomasinin yapabildikleri, Suriye’de bundan sonra nelerin olabileceği ya da olamayacağı konusunda ipuçları sunmaktadır. Diplomasinin yapabilecekleri 1990’larda eski Yugoslavya’da test edilmişken, diplomasi şu an Suriye’de sınavdan geçmektedir. Diplomasinin kurtaramadığı kötürümleşmiş sorunların çözümü nihai kertede her ne kadar askeri müdahaleye kalıyor ise de bu yola başvurulmadan önce diplomasi yollarının tüketilmiş olmasının gerektiği anlaşılmaktadır. Ayrıca, gerekçeli ve vetosuz kararlar öncesinde de savaş uçaklarının havalanamadıkları görülmektedir.

Balkanlar ve Avrupa’da özellikle 1789 Fransız İhtilali’nden sonra çıkan veya çıkacak her savaş, çatışma veya huzursuzlukta “Milliyetçilik” duygusunun, etnik ayrıklığın ana nedenlerden biri olması kaçınılmazdır. Buna karşın dinlerin doğduğu ve yayıldığı yer olan Ortadoğu’da ise çıkan/çıkacak savaşların ve çatışmaların ana nedenlerinden biri “Din ve Mezhep Ayrılığı” olacaktır. Hatta devrimlerin bile din kökenli olması yine son derece doğaldır. (İran İslam Devrimi)

Son 20 yıl içinde iki farklı bölgede (Balkanlar ve Ortadoğu) yaşananlar arasındaki benzerlik ve farklılıklara bakmak, Suriye’de gelecekte yaşanacakları tahmin etmek için yararlı olabilir:

1)Eski Yugoslavya’da her şey münavebeli (Dönüşümlü) olarak sürdürülen başkanlık sisteminde Sırbistan’ın sırasını devretmemesi ile başlamıştır. Bu durum ise; Sırp milliyetçiliği ve “Büyük Sırbistan” hayalinin tezahürüdür. Suriye’de ise her şey Arap Baharı’nın ateşlediği bir yazılama olayıyla başlamıştır. Yazılama olayı ise halkın çoğunluğunun rejime karşı biriktirdiği öfkenin patlaması idi ve Arap Baharı süreciyle açığa çıkmış oldu.

2)Eski Yugoslavya’da Sırbistan dolayısıyla Sırplar federatif yapıdaki sistemle sıkıntı yaşamışken, Suriye’de Sünni Müslümanlar Baas Rejimi ile sıkıntı yaşamışlardır.

3)Eski Yugoslavya’da savaşın tarafları Ortodoks Sırplar, Katolik Hırvatlar ve Müslüman Boşnaklardı. Suriye’de savaşın tarafları aynı ülke ve aynı dinin farklı mezheplerinden Nusayri ve Sünni vatandaşlardır.

4)1990’larda Yunanistan ve Sırbistan’ın Rusya’nın da desteğiyle ve Romanya ve Bulgaristan’ı da işin içine katarak “Slav/Ortodoks Ekseni” oluşturma gayretlerinden bahsedilmekte idi. Bugünlerin Ortadoğu’sunda İran’ın Suriye, Irak, Lübnan ve Körfez ülkelerindeki Şiileri yanına alarak RF ve Çin’in endirekt destekleri ile “Şii Ekseni (Hilali)” kurmak düşüncesinden sözedilmektedir.

5)Bosna’da Müslümanlar savaş yıllarında tek vücut ve tek lider üzerinden hareket etmişken, Suriye’de bugün için muhalefetin tek vücut olduğundan bahsetmek zordur.

6)ABD’nin Ortadoğu’daki petrol ile ilgili hedefinin; bölgedeki petrolün kesintisiz ve sabit fiyatlarla Batı’ya akışını sağlamak olduğu, ABD’nin stratejik rezervleri hariç petrolü bulunmadığı bilinmektedir. Motorlu araçlar ve petrokimya ürünlerinin en önemli hammaddesi hibrit enerjinin başarıyla kullanımına rağmen hala petroldür. Bu durumdaki ABD, Ortadoğu’da istediği şekilde yönetemediği İran petrollerini de düşünerek, İran’ın hemen önünde duran Suriye’yi yere sererek asıl hedefi olan İran’ın zayıflatmayı amaçlamaktadır. Oysaki Bosna’da savaşın ve katliamların 3,5 yıl sürmesine rağmen askeri müdahalede geç kalınmasının nedeninin bölgenin petrolden yoksunluğu olduğu o tarihlerde çok dillendirilen bir husus olmuştu. Keza son olarak Libya’ya ilişkin gösterilen aciliyet de bu durumun bir kanıtı olmuştur. ABD petrol odaklı nedenlerle Suriye konusunda ısrarcı ve takipçidir.

7)Rusya, eski Yugoslavya’da yaşananlara, kendisinin de o tarihlerde içerisinden geçtiği süreçlerden dolayı pek müdahil olamamıştı. Oysa Putin ile birlikte uluslararası arenaya dönen ve eski itibarını yeniden kazanan Rusya Suriye’nin destekçiliğini sürdürmektedir. RF Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov neredeyse her gelişme akabinde açıklamaları ile Rusya’nın Suriye konusunda bu ülkenin arkasında durduğunu göstermektedir.

8)Bosna’daki sorunun çözülmesinde Boşnak-Hırvat Federasyonu’nun kurulması sorunun çözülmesine giden yolda önemli bir anahtar olmuştu. Ancak şu ana kadar Suriye’de Sünniler ile Nusayriler dışında bulunan etnik toplulukların denklemi çözmek için devreye alınması henüz hiç kimse tarafından düşünülmemiştir.

9)Bosna’da 3,5 yıllık süre içerisinde; Vance-Owen Planı, Cenevre Planı, Sırpları ve Boşnakları kapsayacak şekilde ambargo uygulanması, güvenli bölgeler (Safe areas) uygulanması gibi çözümler denenmişti. Özellikle Körfez ülkeleri şu an Suriye’ye yönelik gerçekleşen tarzda propaganda ve medya kampanyası yürütmemişlerdi. Suriye’de geçen 1 yıllık süre içerisinde gerçekleşen; BM Güvenlik Konseyi’nden 2 kez veto edilen karar çıkarma girişimi, 1 kez Genel Kurul’da bir metnin okunması, Arap Birliği’nin tavsiye ve telkin mahiyetinde kararları ve gözlemleri, AB ve ABD’nin kınayıcı açıklamaları, Suriye’deki klanın malvarlığının dondurulması, Esma Esad’ın Avrupa’dan alışveriş yapmasının yasaklanması, muhalefetin örgütlenme çalışmalarına destek verilmesi, “Suriye’nin Dostları” adıyla toplantıların gerçekleştirilmesi, özellikle Katar ve Suudi Arabistan’ın medya ve maddi imkanları ile hem Arap Baharı’nın hızını kesme hem de Suriye’deki rejimin çökmesi için çaba göstermesi gibi çeşitlilik arzeden çözüm gayretleri uluslararası toplumun sorunun çözümü ile ilgili istekliliğini göstermektedir. Bunların yanısıra, Suriye’de geçen 1 senenin sonunda elle tutulur “Annan Planı” iyi veya kötü devreye sokulabilmiş ve 6 kişilik BM Gözlemci Heyeti Şam’dan olmak üzere gözlemler yapmaya başlamışlardır.

Suriye’de çözüme yönelik olarak yapılan girişimler ve çalışmaların Bosna’da 3,5 yılda çözüm bulunmasına yönelik yapılanlara nazaran daha aktif şekilde cereyan etmesi Suriye’de çözümün bir an önce gerçekleşmesi arzusundan kaynaklanmakta ise de bu isteğin nedenleri; dolaylı petrol varlığı, İran’ın elinin zayıflatılması, her ne kadar mevcut rejimden sonra gelecek yeni iktidarın İsrail’e karşı tavrının ne olacağı bilinmese de İsrail’in rahatlatılması, Ortadoğu’nun etnik ve mezhepsel en küçük parçasına değin bölünerek ülkelerin çeşitlendirilmesi ancak devletlerin küçüldüğü oranda bölgenin güçsüzleştirilmesidir.

10)Bosna’da sorunun çözümüne kadar 150000’den fazla insan hayatını kaybetmiş, 2 milyondan fazla insan evsiz kalmıştı. Türkiye’ye 20000 kişi göç etmişti. Suriye’de şu ana kadar her iki taraftan olmak üzere 10000’i aşkın insan ölmüştür. Türkiye’ye 25000 kişi göç etmiştir.

11)Eski Yugoslavya’da şekillenecekler Balkan coğrafyasının geleceği ile ilgiliydi. Balkanlardaki istikrarın sağlanmasında Yugoslavya önemli bir yere sahipti. Suriye’de olacaklar Ortadoğu coğrafyasının huzuru ile ilgili olacaktır. Ortadoğu’da istikrarın sağlanmasında Suriye’de olacaklar önemlidir. ABD Dışişleri Eski Bakanlarından Henry Kissenger yıllar öncesinden bir teşhis koymuştur: “Ortadoğu’da Mısır’sız savaş, Suriye’siz barış olmaz.”

SONUÇ

Suriye konusu Bosna’nın olmadığı kadar uluslararası kamuoyunun enerjisini emmektedir ve mercek altındadır. Suriye’de yaşanacak bir şey varsa ancak eski Yugoslavya’nın başına gelenler benzeri bir durum olabilir yani Suriye bölünebilir. Bölünme olacaksa da Nusayrilerin yaşayacağı Suriye Akdeniz’e kıyısı olan, Türkiye, İsrail, Ürdün, Irak’a sınırları olan bir Suriye olacaktır.

 

Murat TEKEK

Gazi Üniversitesi

Uluslararası İlişkiler Bölümü Mezunu


KAYNAKÇA

Türk Dış Politikası Cilt II:1980-2001, Editör: Baskın ORAN, İletişim Yayınları

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.