Suriye Çıkmazı

0
36

18 Aralık 2010 tarihinde, Tunus’ta başlayan Arap Bahar’ının etkisi günümüzde halen sürmekteyken Beşar Esad, o sabah olacakların buralara kadar gelebileceğini tahmin edebilmiş miydi acaba? Muhtemelen hem Suriye istihbaratı hem de çeşitli kuruluşlar tarafından bugünün uyarısı, kendisine yapılmıştı. Peki, tüm bu gelişmelere rağmen Suriye bugün neden bu kargaşanın içinde çırpınıp durmakta? Beşar Esad ne oldu da dünya kamuoyunda; özellikle Batı kamuoyunda bu kadar günah keçisi oldu. Beşar Esad birkaç yıl önce de aynı baskıyı halkına uygularken bütün batılı düşünce kuruluşları ve insani kuruluşlar neredeydi?  Elbette bugün Beşar Esad’ın kendi halkına ettiği muamele tartışılmaz bir katliamdır. Ancak buradaki asıl soru neden bütün bu eleştirilerin, Beşar Esad’ın bu hamleleri gerçekleştirmesinden önce yapılmamasıdır ki böyle bir harekâtı tahmin edemeyecek dünyada hiçbir istihbarat örgütü yoktur. İşin bu kadar dramatize edildikten sonra bu tutumun sergilenmesi kafalarda soru işaretleri bırakıyor. Zamanında Sırpların Bosna’da günlerce katliam yapması ve Batı’nın buna çok geç müdahale etmesi de bu Suriye’deki olaylarda şüpheleri arttırıyor.

Hemen hemen tüm akademisyenler ve düşünce kuruluşları olayların bu kadar ilerlemesinde şu sebebin üzerinde duruyor: Birinci tarafta; ABD, Türkiye ve İsrail İkinci tarafta ise Rusya, Çin ve İran. Tüm bu ülkeler Suriye üzerinde kendi çıkarlarını korumaya çalışıyorlar. İlk tarafın kullandığı en önemli silah insani katliam olması ki bize medyadan ve çeşitli bilgi kuruluşlarından gösterilen bilgilere göre bu konuda hiç de haksız değiller. Diğer yandan Rusya, Çin ve İran ise bunun Suriye’nin iç meselesi olduğu ve hiçbir ülke tarafından müdahale edilemeyeceği hususunda birleşiyorlar. İkinci tarafın da bu düşüncesi aslında yanlış değil. İşte tüm bu kısır döngü arasında çözümün asıl merceği Birleşmiş Milletler. Ancak en son yapılan zirvede ikinci taraftaki ülkelerin Vetosu ile bu karmaşa çözülmüş değil. Türkiye işte bu hususta çeşitli görüşmelerle kısır döngünün çözümünde destek arıyor. Başbakan Erdoğan’ın geçen haftaki Çin ziyareti de buna en büyük örnektir. Çünkü ikinci grupta, Suriye üzerinde çıkarlarının en az olduğu ülke Çin. Çin’in İran konusundaki çeşitli çekinceleri de mevcut. Ve Rusya ile Çin’in ortaklığının çok da sağlam olmadığı aşikâr. Ancak Çin’i bu tutumundan vazgeçtirmek kolay olmayacaktır. Çünkü ortak bir rakipleri var: ABD.

Aslında Esad rejimin yıkılması bir sebeple ikinci tarafında işine yarayabilir. Esad’dan sonra yerine yine kendi çıkarlarını koruyacak bir lider getirebilirler. Ancak Batı’nın yıkılan rejimlere kendi görüşlerini benimseyen liderleri başa geçirmekte daha iyi hamle yaptığını gözden kaçırmamak gerekir. Ayrıca Suriye’deki halk özgürlük için isyan ediyor ve bu durumda Rusya, Çin ve İran’ın özgürlük hakkında pek de reklamını yapabilecek bir geçmişi yok. Bu yüzden Esad Rejiminin yıkılması onlar için büyük bir risk. Peki, Esad rejiminin yıkılması bu kadar büyük bir risk ve Batı’nın Suriye’ye müdahale etmede en büyük kozu insani katliam ise İkinci taraf neden Esad rejiminin bu katliamına çözüm bulamıyor. Yani Rusya, Çin ve İran’ın bu hususta Esad’a uyarı yapmadığını söylemek mümkün mü? O zaman akıllara şu soruların gelmemesi mümkün değil: Acaba katliamı Batı mı yaptırıyor? Esad gerçekten ordusunun tümüne hâkim mi? Ve Muhalefet bu çatışmalarda ne kadar masum? Muhalefetin, birkaç rejim ordusunun askeri kıyafetlerini giymesi ve kendi yandaşlarını öldürmesi böylece batı medyasına büyük kozlar vermesini düşünmek acaba çok mu delice olur? Ancak ABD’nin bu oyunları geçmişte bolca oynadığı bilindiği üzere (bakınız ABD’nin Irak’a saldırma sebebi ve sonucu.) şimdiki Suriye olaylarında Batı’nın da olmadığını söylemek bence daha delilik olur. Elbette bu yazdıklarım akıllarda birer komplo teorisi izi bırakabilir. Ancak tüm bu kısır döngü içinde bu hususun da vurgulanması gerektiğini düşünenlerdenim.

Maalesef tüm bu poker masasında oynan oyunların gerçek ve üzücü tarafı ise Suriye halkının çektiği çile ve zulüm. Haklı ya da haksız, Batı ya da Doğu, Esad rejimi ya da Muhalefet olsun, Suriye’de bir sivil katliamı yapılıyor ve bunun göz ardı edilmesi imkânsız. Ve bu çıkmazın çözüleceği tek mercek Birleşmiş Milletler. Bir kere olsun tüm bu ülkelerin kendi çıkarlarını bırakıp doğru olanı yapması imkânsız mı? Bence asıl komplo teorisi bu olurdu.

 

Emir Sultan ERBAŞ

Trakya Üniversitesi

Uluslararası İlişkiler 2.sınıf Öğrencisi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.