Suriye’ye Zeytin Dalı: Rusya, ABD Analizi

0
233

Tunus’ta başlayan Arap Baharı, Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da domino etkisi yaratarak çevre ülkelere sıçramıştı. Özellikle Ortadoğu’da taşları yerinden edecek hareketlerin ortaya Tunus’ta başlayan Arap Baharı, Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da domino etkisi yaratarak çevre ülkelere sıçramıştı. Özellikle Ortadoğu’da taşları yerinden edecek hareketlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Etkinin halen sürdüğü Suriye’de Türkiye’nin Fırat Kalkanı ile bu bölgeye müdahalesi sonrasında gelişen olaylardan sonra ABD’nin PYD konusundaki tutumu yeni operasyonun sinyallerini verdi ve Türkiye Zeytin Dalı Operasyonu ile Suriye’de taşları tekrar yerinden oynattı.

Giriş

Aralık 2010’da Tunus’ta kısa çaplı bir protesto ile başlayan Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerine yayılıp Arap Baharı ile anılan kriz domino etkisi yaratarak halen süren ateşin bir kıvılcımı olmuştu. Kriz kısa sürede Libya, Mısır, Yemen, Bahreyn ve Suriye gibi ülkeleri etkisi altına almıştı. Fakat bundan en çok etkilenen ülkeyi sorarsak nitekim herkesin cevabı Suriye olacaktır. 2011’de başlayan protestolarda Beşar Esad reformlar gerçekleştirip yıllardır süren olağanüstü hali kaldırmıştı. Fakat ilerleyen zamanlarda reform hareketlerine baskı ve şiddet ile müdahale etmesi, reform isteklerine sessiz kalması iç savaşın başlamasına sebep olmuştur. Bu iç savaş başta Türkiye olmak üzere bölge ve dünya ülkelerini etkilemiştir. Bölgesel ve küresel güçlerin de müdahale girişimlerinden sonra sorun küresel bir boyut kazandı. Ortadoğu’daki olayların Suriye’ye sıçramasıyla Türkiye, konum itibariyle en çok etkilenen ülke konumundadır. Suriye ile en uzun kara sınırına sahip ülke olan Türkiye, Suriye’de ortaya çıkan her oluşumdan etkilenmiştir. Halen Suriye odaklı pek çok problem ile karşı karşıya kalmaktadır. Ülkede Suriye Hükümeti ortaya çıkan oluşumlara karşı güç yarışına girdi. Muhalifler dışında ortaya çıkan oluşumlardan küresel boyut kazanan Irak Şam İslam Devleti dünya için büyük bir tehdit haline geldi. Bunun önüne geçmek ve IŞİD ( Irak Şam İslam Devleti ) ile mücadele için ABD’nin liderliğinde koalisyon güçleri ortaya çıktı. Koalisyon güçleri küresel boyut kazanan terör örgütü IŞİD’ e karşı ortak hareket etmeye başladı. IŞİD ile mücadele eden muhalif ve farklı oluşumlara ekonomik ve silah yardımında bulunuldu. Fakat bütün bunlar yapılırken bölgede farklı oluşumların siyasi kazanım sağlamasının önü açılmış oldu. Bunlardan biri de PKK’nın Suriye uzantısı olan PYD / YPG’ dir. PYD ABD liderliğinde ki koalisyon güçleri tarafından ekonomik, silah teçhizatları ile donatılmıştır. IŞİD ile mücadelede meşruiyet kazanan PYD / YPG geri aldığı yerleri ele geçirerek kendisi için siyasi bir zemin hazırlamaya çalışmıştır. Kantonlar ilan ederek buralarda kendi ideolojisini ön plana çıkarmaya başlamıştır. Türkiye sınırı boyunca uzanan bu örgüte karşı ileride kendi adına bir tehdit oluşmaması için çaba sarf etmiştir. Fırat Kalkanı ile bunu kararlı bir şekilde duyurmuştur. Sınır güvenliğini korumak isteyen Türkiye’nin bu konuda adımlar atması ve sınır hattında herhangi bir örgütsel oluşuma izin vermeyeceğini açıklamasına rağmen DAİŞ ile mücadele adı altında koalisyon güçleri PYD / YPG’ ye silah ve ekonomik yardımda bulunmaya devam etmiştir. Pentagon; DAİŞ ile mücadele sonunda silahların geri alınacağını belirtmiştir.   

Fakat Türkiye’ye herhangi bir açıklama yapılmadan PYD / YPG’ ye silah yardımı yapılmaya devam edildi. Türkiye sınır güvenliğini korumak adına 24 Ağustos 2016 tarihinde, BM Güvenlik Konseyi kararları ve BM Sözleşmesi’nin 51. Maddesinde yer alan meşru müdafaa hakkını kullandığını açıklayarak, Fırat Kalkanı Harekâtı’ nı başlatmıştır. Bu hareketin amacı sınır güvenliğini korumak ve DAİŞ terör örgütüne müdahale etmektir. PYD / YPG’ nin oluşturmak istediği ve kantonları birleştirme adına koridor oluşturma hareketinin de sonu olacak harekât resmen başlamış oldu. Türkiye bu hareketle koalisyon dışında ilk kez Suriye iç savaşına müdahil olmuştur. Fırat Kalkanı operasyonunda, Cerablus’ tan Azez –  Mare Hattı’ndan ve El – Bab Bölgesi’ ne kadar olan alandan DAİŞ terör örgütü çıkarılmış ve güvenli bir bölge oluşturulmuş oldu.

Suriye iç savaşına siyasi anlamda da çözüm yollarına başvuruldu. Bu bağlamda Rusya, İran ve Türkiye kalıcı çözümler için 23 Ocak 2017 tarihinde Kazakistan’ın başkenti Astana’da bir araya geldi.  Burada DAİŞ’ in bulunduğu bölgeler hariç Suriye’de ateşkes ilan edildi. Sonrasında yapılan Astana Görüşmeleri’ nde Çatışmasızlık bölgeleri oluşturuldu. İdlib’ te bu alanlardan biri haline geldi.  Türkiye’de bu alanda Afrin’e yakın yerlerde gözlem yerleri oluşturdu ve askeri varlığını gözle görülür derecede artırdı. Tüm bunlar olurken ABD; PKK’ nın Suriye uzantısı olan PYD / YPG öncülüğündeki Suriye Demokratik Güçleri’ nden ( SDG ) oluşacak 30 bin kişilik bir sınır gücü oluşturacağını açıkladı. Açıklamalardan sonra Türkiye sert bir şekilde karşılık verdi. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, kararı, “PYD – YPG’yi meşrulaştırmaya yönelik endişe verici adım olduğunu’’ belirtmiştir. Türkiye, ulusal çıkarları doğrultusunda güvenliğini sağlamak için gerekli tedbirleri almaya devam edecektir. Bu çerçevede, meşru hedef olan terör örgütlerine karşı yeri, zamanı ve şekli Türkiye tarafından belirlenmek üzere her tür müdahale hakkı mahfuzdur. açıklamasında bulunmuştur. Bu açıklamalardan sonra Türkiye’nin sınır güvenliğini korumak adına Afrin’ e harekât yapacağı açıklamaları yapılmıştır.

Harekât başlarken ABD, Savunma Bakanlığı Pentagon üzerinden Türkiye’nin meşru güvenlik endişelerinin farkında olduğunu belirtti. Pentagon sözcüsü Eric Pahon, “Terörle mücadelede Türkiye’nin yanındayız” ifadeleriyle birlikte kurulmak istenen gücün yeni bir “ordu” veya “konvansiyonel sınır muhafız gücü” olmadığını, ABD’nin Birleşmiş Milletler (BM) Cenevre Sürecine destek sağlayacak bir güvenlik gücü olacağını ifade etti.  Diğer yandan ABD sözcüsünün “Bu güvenlik güçleri içeride DEAŞ savaşçılarının Suriye’den kaçışını engellemeye ve kurtarılmış bölgelerdeki yerel güvenliği sağlamaya odaklıdır. Bu güçler yerel halkı koruyacak ve Cenevre’de Suriye iç savaşının uzun dönemde çözümünü beklerken DEAŞ’ ın ABD’ye, müttefik ve ortaklarına karşı yeni saldırı gerçekleştirmelerini engelleyecek.” Şeklinde yaptığı açıklamadan sonra, Türkiye’nin ABD’nin Suriye hedefleri ile ilgili kaygılarını artırdı ve harekâtı gerçekleştirme kararlılığını arttırdı. Zeytin Dalı Harekâtı bu olaylardan sonra 20 Ocak 2018’de PYD’ nin Afrin kantonuna yönelik operasyon ile başladı.

Zeytin Dalı Harekâtı’ nın Sebepleri

Zeytin Dalı Harekâtı, Başbakanlık Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğünce;

  1. 10 bin kilometrekarelik bir alanın, ÖSO nüfuzuna geçmesini sağlamak.
  2. Doğu Akdeniz’e ulaşmayı hedefleyen PKK kuşağını tamamen engellemek.
  3. Türkiye’nin Arap dünyasıyla coğrafi irtibatının kesilme ihtimalini ortadan kaldırmak.
  4. Suriye ile olan sınırlarımızın güvenliğini sağlamak.
  5. PYD/PKK’nın Amanos Dağları üzerinden Türkiye’ye yaptığı sızmaları önlemek.
  6. Terör örgütünün Akdeniz’e ve buradan dünyaya açılmasını engellemek.
  7. Fırat Kalkanı’ nın güvenliğini ve devamını sağlamak.
  8. Tel Rıfat bölgesinin kontrolünü ele geçirerek sivillerin evlerine geri dönmesini sağlamak.
  9. ABD’nin terör örgütlerine desteğini önlemek.
  10. Türkiye’nin sınır illerinin güvenliğinin sağlanmasında ve Fırat Kalkanı’nın korunmasında Afrin’in kritik önemdedir.
  11. Terör örgütlerinin Afrin’de bulunması demek, Kilis ilinin tamamının ve Hatay ilinin büyük bir kısmının terör örgütlerinin ateş menziline girmesi demektir.
  12. Türkiye, Afrin ile Kobani’nin birleşmesini ‘Kürt koridoru’ projesinin en önemli ayağı olarak görüyor.

Türkiye Afrin Harekâtı’nı böyle 12 nedene dayandırmıştır. Bu nedenlere bakıldığında en dikkat çeken maddenin Türkiye’nin Arap bölgesi ile irtibatı, ABD’ nin faaliyetleri ve bölge üzerindeki etkisi son olarak ‘Kürt Koridoru’ terimine değinmesiyle son dönemlerde Kürt oluşumlarına yönelik olanlardır. Tüm bu nedenleri göz önüne aldığımızda Türkiye’nin Arap Coğrafyası ile olan iletişimi ve ‘Kürt Koridoru’ gibi söylemlere bakarak Ortadoğu’da düşünülen projelere karşı olduğunu dile getirmektedir. Fırat Kalkanı ile bölge güvenliğini korumak adına önemli bir ilerleme olmuştu. Zeytin Dalı Harekâtı ile yine başarıya ulaşması durumunda bölgenin tamamındaki kararlarda etkin güç konumunda görülüp Türkiye’nin bu bölgede yapılan her hareketten önce dikkate alınmasına kadar sürmesi mümkündür. Özetlemek gerekirse Türkiye artık kendisini küresel güçlerden bağımsız olarak gördüğü ve bölgesel bir güç olduğunu gelişecek her olayda aktif müdahale edebileceğini ortaya koymaktadır. Türkiye’nin kendi sınırları içinde halen mücadele ettiği PKK’nın Suriye kolu PYD ile ilgili kaygıları geçmiş günlere dayansa da asıl ABD ve Rusya tarafında desteklenen tek güç haline gelmesiyle artmıştır. İleride kullanılacak bir güç haline getirilmeye çalışılan PYD’nin Türkiye’nin sınırları için sorun teşkil edileceği düşüncesi herkes için kabul gören bir durumdur. Türkiye bölge politikaları ile son dönemlerde pasif duruşunu yıkıp olayların bizzat kurucusu haline gelmiştir. ABD’nin Türkiye’yi bölgeden uzak tutma çabalarına karşı Türkiye Fırat Kalkanı ile Suriye konusunda söz sahibi olmuş fiilen şuan hüküm sürmektedir. Rusya ile yaşanan krizi atlatarak Soçi sürecinde yer almıştır. İdlib’te söz sahibi olması ve Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nde yapılan referandumda Irak Hükümeti’nin yanında yer alması farklı oluşumların ortaya çıkmasını engellemiştir. Türkiye, Kürt Koridoru’ nu engelleme adına doğru adımlar atarak süreci iyi değerlendirmiştir.

Türkiye, ABD’nin Suriye’de en etkili müttefik haline getirdiği PYD / YPG öncülüğündeki Suriye Demokratik Güçleri ( SDG ) konusundaki kaygılarını gidermediği için politikalarını değiştirmiştir. ABD’nin iç politikada bütçe görüşmelerine odaklandığı dönemde yapılan operasyonda ABD Dışişleri Bakanı R. Tillerson, Türkiye’de güvenli bölge önerisinde bulunmuş. Fakat Türkiye bu önerilerin daha çok oyalama amaçlı olduğunu dile getirmiştir. Hükümet Sözcüsü ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, operasyonun PKK, KCK, PYD/YPG ve DEAŞ’a yönelik olduğunu ifade etti. “Hedef, terör örgütlerinin, teröristleri, barınak, sığınak, araç, gereç, silahları, lojistik noktaları, üsleridir. Bunun dışında bir hedef bulunmuyor.” diyerek ABD’nin “güvenli bölge” önerisinin kabulü için “silahları vermeyi durdurmak, ondan önce verilmiş olan silahları toplamak” koşulunu öne sürdü. Fakat ABD bu konuda herhangi bir adım atmamış olması Zeytin Dalı Harekâtı’ nın başlamasına ilerlemesine neden oldu.

Halen süren operasyonlarda 674 hedef imha edildi. TSK tarafından son açıklamalara göre Zeytin Dalı Harekâtı kapsamında Afrin operasyonun 29. gününde şehit olan asker sayısı 32 olmuştu. Harekât kapsamında toplam 1595 terörist de etkisiz hale getirildi.

Türkiye’nin Zeytin Dalı Operasyonu bölge politikaları açısında gereklilik arz eden bir durum olarak çıkıyor karşımıza. Ülke sınırlarını en güvenli şekilde koruması gereken Türkiye’nin küresel güçleri ikna edememesi bu harekâtı ortaya çıkardı. ABD’nin oyalama tavrı ve PYD / YPG’ yi silahlandırmaya devam etmesi güvensizlik ortamı yarattı. İki müttefik devletin ortak hareket etmesi belki de farklı sonuçlar ortaya koyacaktı. Operasyonunun neticeleri operasyon sonunda ortaya çıkacaktır. Harekâtın zaman içerisinde bölge için ne denli değişkenlik gösterdiğini anlamak için beklemek gerekecektir.

Celal CAVLAK
Araştırma Asistanı

Kaynakça:

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.