Tayvan Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinin Anlamı

0
195

Resmi adı Çin Cumhuriyeti olan ve dünyada ancak 23 ülke tarafından bağımsız bir devlet olarak tanınan Tayvan’daki cumhurbaşkanlığı seçimleri 14 Ocak 2012 tarihinde gerçekleştirildi. Türkiye kamuoyunun pek de ilgisini çekmeyen bu seçim aslında Tayvan’ın bağımsız bir devlet olarak mı yoluna devam edeceği veya Çin’le Hong Kong benzeri entegrasyona mı gideceği noktasında önemli bir dönüm noktasıydı.

Seçimleri halen cumhurbaşkanı olan Milliyetçi Parti’nin (Koumintang) adayı Ma Ying-jeou yüzde 51,6 oyla kazandı. Cumhurbaşkanı Ma, 2008 yılında Çin’le yakınlaşma politikası başlattığı için Çin’in seçilmesini istediği bir adaydı. Diğer taraftan ana muhalefet partisi Demokratik İlerleme Partisi’nin (DİP) adayı Tsai Ing-wen ise yüzde 45,7 oy alarak seçimleri ikinci sırada tamamladı. Muhalefet partisi DİP, Çin’le birleşmek yerine Tayvan Cumhuriyeti adıyla ülkenin bağımsızlığını ilan etmesini savunuyordu.

Statükoya Devam

Tayvan dünyadaki pek çok ülke tarafından Çin’in bir parçası olarak tanınmakla birlikte fiilen bağımsız bir devlet konumunda bulunuyor. Çin Halk Cumhuriyeti benimsemiş olduğu Tek Çin politikası çerçevesinde Tayvan’ı bağımsız bir devlet olarak tanıyan ülkelerle tüm ilişkilerini kesiyor. Bu yüzden 1971’de ÇHC Birleşmiş Milletler üyeliğine kabul edilirken Tayvan’daki Çin Cumhuriyeti üyelikten çıkarılmıştı. 1971 sonrasında ABD’nin başını çektiği pek çok Batılı ülke ÇHC’yi Çin’in tek meşru temsilcisi olarak tanırken, Tayvan’ı Çin’in bir parçası olarak değerlendirmeye başlamıştır. ABD bununla birlikte Çin’in adayı zorla birleştirmesine izin vermemiş ve Tayvan’ın fiilen bağımsız olarak kalması için Amerikan Kongresi 1979 yılında Tayvan’la İlişkiler Kanununu kabul etmiştir.

Bu tarihten itibaren aralarında Türkiye’nin de bulunduğu dünyadaki pek çok ülke ÇHC’yi Çin’in tek meşru temsilcisi olarak tanırken, Tayvan’la da fiilen ilişki kurmayı ihmal etmemiştir. Tayvan yıllar boyunca bu durumu kabullenmiş ve önceliğini ekonomik kalkınmaya ve ticaretin geliştirilmesine vermiştir.

Tayvan’ın bağımsızlığını savunan DİP’in 2000-2008 yılları arasındaki iktidarı boyunca Çin-Tayvan ilişkileri gergin seyretmiştir. Çin’in dünya ekonomisinde önlenemez yükselişi karşısında küçük bir ada ülkesi olan Tayvan, Çin’e ekonomik rekabet avantajını kaybetmiştir. Bu yüzden Çin’le birleşme politikalarını savunan Koumintang’ın 2008 yılında iktidara gelmesinden sonra Cumhurbaşkanı Ma Ying-jeou, Çin’le entegrasyon politikasını uygulamaya koymuştur. Chiang Kai-shek’in ordusuyla Tayvan’a sığındığı 1949 yılından sonra ilk defa olarak Çin’le Tayvan arasında doğrudan uçak ve gemi seferleri başlatılmıştır. Daha önceden Tayvan ve Çin arasındaki ticaret özerk bir bölge olan Hong Kong üzerinden gerçekleştiriliyordu. Cumhurbaşkanı Ma’nın Çin’le yakınlaşma politikası durağanlaşmaya başlayan Tayvan ekonomisinde ciddi bir canlanma meydan getirmiştir. Tayvanlı işadamları rahatlıkla Çin’le ticaret yapmaya hatta ortak şirketler kurmaya başlamıştır.

2012 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ma Ying-jeou’nun yeniden seçilmesi, Koumintang hükümetinin Çin’le yakınlaşma politikası ile uygulanan ekonomik politikalara onay anlamına gelmektedir. Tayvan halkı ekonomik çıkarlarını düşünerek bağımsızlığı savunan DİP’in adayını seçmeyerek Çin’i öfkelendirmek istememiştir. Bununla birlikte DİP’in adayının yüzde 45’in üzerinde oy alması, Tayvan halkında Çin’le birleşme konusunda ciddi bir itiraz olduğunu göstermektedir. Zaten Çin de Tayvan’ı ekonomik entegrasyon yoluyla zaman içinde birleştirmeyi düşünmektedir. Pekin’in burada Tayvan’a teklif ettiği birleşme modeli Hong Kong ve Makao ile gerçekleştirdiği “Bir Ülke İki Sistem” uygulamasıdır.

Türkiye Açısından Tayvan Seçiminin Anlamı

Türkiye Çin’le arasını bozmak istemediği için Tayvan konusunda ABD, Almanya, Japonya, Hindistan ve hatta Vietnam gibi ülkelerin çok daha gerisinde bir politika izlemektedir. Türkiye ile Tayvan arasında doğrudan uçuş olmadığı gibi iki ülke arasındaki vize engeli karşılıklı ticari ve turistik ziyaretleri zorlaştırmaktadır. Milliyetçi Parti’nin adayı Cumhurbaşkanı Ma’nın yeniden seçilmesi, Çin-Tayvan ilişkilerinin tıpkı 2008 sonrasında olduğu gibi iyi bir seyir takip edeceğini göstermektedir.

Çin-Tayvan ilişkilerinin iyi gittiği bir dönemde, THY’nin Tayvan’a doğrudan sefer başlatması ve Türkiye-Tayvan arasında vizelerin kaldırılması noktasında daha rahat adımlar atılabilir. Ankara’nın atacağı bu adımlar Tek Çin politikasından taviz vermek anlamına gelmeyecektir. Çin’in bir parçası olan Hong Kong’un da özerk bir siyasi yönetimi, ayrı bayrağı ve ayrı para birimi bulunmaktadır. Bu açıdan Türkiye, Tayvan’ı tıpkı Hong Kong gibi değerlendirip ekonomik ve ticari ilişkilerini daha rahat geliştirebilir.

Son dönemde Türkiye-Çin ilişkilerinde stratejik ortaklıktan bahsedilmektedir. Ayrıca Türkiye, Çin’le ticaretinden her yıl 15 milyar dolardan fazla açık vermektedir. Bu açıdan Tayvan’daki ekonomik fırsatlardan yaralanmak isteyen Ankara’yı en iyi Pekin’in anlaması beklenir. Çin’in Tayvan konusunda ABD, Almanya, Japonya, Güney Kore gibi ülkelerden istemediği şartları Türkiye’ye karşı ileri sürmesi, stratejik bir ortaktan beklenmeyecek bir tavır olacaktır.

Yazının İngilizcesi için tıklayınız…

 

Selçuk Çolakoğlu

USAK Uzmanı

Adnan Menderes Üniversitesi Öğretim Üyesi

 

Kaynak: USAK Gündem

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.