Tehdit Değil, Diplomasi

0
95

Geçen haftaki analizimde Yunanistan’ın ülkede ekonomik krizi dizginlemek için bir takım pragmatik politikalar benimsediğini söylemiştim. 4-5 Mart tarihlerinde Türkiye-Yunanistan yüksek düzeyli iş konseyi toplantısına katılacak heyetten biri olan Yunanistan Turizm Bakanı vize konusunda Yunanistan’ı ziyaret etmek isteyen Türklere kolaylıklar getirileceğini belirtti. Yunanistan’ın olası bu adımı Avrupa Birliği (AB) politikalarına aykırı. Dolayısıyla Yunanistan ilerleyen günlerde AB normlarından mı yoksa pragmatik kendi politikasından mı vazgeçecek belli olacak. Çünkü Türklere Yunanistan’a giriş konusunda getirilecek vize muafiyeti, Yunan bütçesine ciddi oranda gelir sağlayabilir.

Başbakan Antonis Samaras bulunduğu bir yemekte yaptığı açıklamada “Eylül’de tünelin ucunda ışık görünüyor” dedi. Samaras, Haziran’dan itibaren Yunanistan’a büyük oranda turist beklediklerini, Almanya’da yapılacak seçimlerden sonra da Euro bölgesi politikasında değişikliğe gidilmesini beklediklerini belirtti. Eylül ayında özellikle özelleştirmeler, turizm gelirleri ve yatırımlarla tünelin ucunda ışık görünebilirse de; Yunan halkı için tünelin ucundaki ışık pek görüneceğe benzemiyor. Çünkü ağır vergi yükü, işsizlik, hayat pahalılığı, emeklilik maaşlarının düşürülmesi ve emeklilik yaşının çıkartılması tünelin gittikçe uzamasına neden oluyor.

Geçtiğimiz günlerde Fransa Başkanı Francois Hollande, Yunanistan’a iş ziyareti gerçekleştirdi. İkilinin açıklamalarında –ki özellikle Samaras’ın demeçlerinde- diplomasinin izleri açıkça görüldü. Samaras AB kartını oynamaya hazırlanıyor. Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) koordinatlarının genişletilerek Birleşmiş Milletlere (BM) sunulması, Yunanistan’ın Kıbrıs ve Yunanistan’daki enerji rezervlerini Avrupa için kullanması ya da bunu kullanmasını gösteriyor. Yani Yunanistan AB’ye, Yunanistan olmadan enerjide Rusya’ya ya da diğer kıta dışı ülkelere bağlı olunacağını belirtiyor. Böylece Yunanistan krizden kurtulmak için AB’den daha fazla yardım bekliyor. Yunanistan Avrupa ve dolayısıyla dünyanın gözünde “hasta adam” olmak istemiyor, öyle görünmek istemiyor. Buna karşılık, ne kadar önemli ülke olduğunu göstermek istiyor, özellikle Avrupa’ya.

İşte tam bu noktada Francois-Samaras görüşmesinde Yunanistan’ın gelecekteki politikası da ortaya çıkmış oldu. Ama bunun olabilme ihtimalini tabii ki zaman gösterecek. Kanımca AB’nin enerji konusunda Yunanistan’ı yegâne görmediği aşikâr. Yunanistan tabii ki geçiş aşamasında enerji için önemli bir konumda. Ama daha önceki enerji projeleriyle –Nabucco gibi- AB enerji politikasını güvence altına almış durumda. Tüm bunlara rağmen, Yunanistan diplomasi dilini kullanarak önemli adımlar atabilir. Örnek vermek gerekirse, Yunanistan’ın Türklere vize kolaylığı sağlayabilecek olması, Euro bölgesinden çıkıp Drahmiye yönelecek olması AB’yi zaten bir hayli kandırmış gibi. Tehdit değil ama diplomasi…

Diplomasi çevrelerinde Hollande-Samaras görüşmesi, birçok alanda önemli bir görüşme olarak değerlendirildi. Samaras görüşmede sorulan MEB ile alakalı bir soruda 1982 Deniz Hukuku Sözleşmesine atıfta bulundu ve sözleşmeye göre MEB koordinatlarının genişletilmesinin yasal olduğunu belirtti. Samaras’da MEB konusunda 1982 sözleşmesinin geçerli olması gerektiğini savundu.

Bilindiği üzere Türkiye 1982 sözleşmesine taraf değildir.

Özelleştirmelere baktığımızda Eleftherios Venizelos havaalanının özelleştirilmesi gündemde. Dünyanın en büyük inşaat şirketlerinden Alman Hochtief’in havaalanının hisselerini satın almasına kesin gözüyle bakılıyor.

(ekathimerini, the guardian, azınlıkça, wallstreetjournal, the diplomatic observer)

TUIÇ-BALKAM

Çağdaş Erdoğan

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.